Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum
Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum
Home | Profile | Register | Active Topics | Members | Search | FAQ
Username:
Password:
Save Password
Forgot your Password?

 All Forums
 Gizem ve Varoluş
 Uygulamalı Çalışmalar
 burake de bakalım kendini gözleyebilecek mi
 New Topic  Reply to Topic
 Printer Friendly
Previous Page
Author  Topic Next Topic
Page: of 4

burake
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 26/07/2012 :  12:47:55  Show Profile  Reply with Quote
2012 Aralığında ne olacak? Aslında neyin olacağı değil bizim neyi algıladığımız önemli...Somut/sabit/herkes için geçerli bir realite yok ki...Herkes kendi ruhsal titreşimine uygun bir realite algılıyor...Farzedelim dünya tamamen aydınlanacak...Bütün bilinçler egolarından kurtulup sevgiye yönelemiş bir toplum oluşacak...Eğer biz henüz o seviyede değilsek bunu algılayamayacağız...Yani biz ne kadar gelişirsek o kadar algılayacağız...İster 2012'de ister 2013'te...Kendimiz üzerinde çalışmaktan, egoyu aşmaktan, sevgiyi, geliştirmekten başka yol yok..."Dış dünyada" nelerin olup bittiiği değil önemli olan...O dış dünyanın yolu zaten içten geçiyor...
Go to Top of Page

burake
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 12/08/2012 :  23:12:34  Show Profile  Reply with Quote
Bu garip birşey...Yani bir insana bakıyorum...Ve aramızda ortak birşey olduğunu hissediyorum...O artık "o yabancı" değil benim için...Gideceğimiz yer...Evet, bu işte...Gideceğimiz yer aynı...Önüne sonunda buluşacağız aynı yerde...Ve o yeri hissediyorum...Ve biliyorum ki işte "o yabancıyla" ben ayrı değiliz...Aramızda ayrılık yok....
Go to Top of Page

burake
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 13/08/2012 :  17:18:36  Show Profile  Reply with Quote
"Gerçek"in belki de tek geçerli tanımı olabilir...Her ne size iç sıkıntısı veriyorsa, olumsuz duygular ve düşüncelerle bağlantılıysa, işte o gerçek olamaz...Bu ister "ufak" birşey isterse dünyanın sonu olsun...Birşeyin gerçek olup olmadığını verdiği duygudan anlayabiliriz...Çok etkili bir kriter...Her ne olumsuz ise; o yoktur...Geriye kalan şey ise gerçek varlığımızdır...
Go to Top of Page

burake
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 20/08/2012 :  14:57:45  Show Profile  Reply with Quote
Son zamanlarda canım çok soda çekiyor...Bir süredir bol soda içme ihtiyacı hissediyorum....Bu sıcaklarda insanın mineral alamsnından doğal birşey olmaz...Yalnız sodanın içindeki florürün epifiz bezinin kireçlenmesine sebep olduğunu okumuştum...Geçende bu olumsuz etkiye karşı sitrik asit alınmasının faydalı olduğunu okudum...Yani limon suyu içmek...Bir de sarımsak yemek kireç tabakalarını çözmeye faydalıymış...
Go to Top of Page

burake
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 02/09/2012 :  21:34:23  Show Profile  Reply with Quote
Bir doğarken "çokuzdur", bir de ölürken...İkisinin arasındaki yalnızlık, evrenin geri kalnından soyutlanmışlık hissine kısaca "hayat" diyoruz...
Go to Top of Page

burake
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 28/09/2012 :  23:09:35  Show Profile  Reply with Quote
Hayat bu...Demişlerdi sanırım rehberlerim...Kendini oyuna kaptırmak çok kolay...Olur da kendini üzüntülü, sıkıntılı hissedersen bunun bir oyun olduğunu hatırla...Çok sevildiğini hatırla...Asla yalnız değilsin, bunu hatırla...Ben ne demiştim hatırlamıyorum:)
Go to Top of Page

burake
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 28/11/2012 :  15:41:29  Show Profile  Reply with Quote
Hayatımızda bedenle ilgili yaşadığımız bazı sıkıntılar aslında evrenle/enerjiyle ilgili temel prensipleri anlayamayışımızla ilgli...İlginç bir deneyim yaşadım/yaşamaktayım...Bir rahatsızlık geçirdim/geçiriyorum...Çok önemli birşey değil...Soğuk algınlığı, boğaz ağrısı, faranjit tarzı birşey...Bir ara öyle hissettim ki aslında görünüşteki fiziksel rahatsızlık daha derin düzeyde bir enerjisel dengesizlikle alakalı...Yani olay sadece insanın bir yerden mikrop alması ve bununla ilgili klasik tıbbın söylediği fiziksel süreçler/belirtiler vs. değil...Benim boğaz bölgemde enerjisel bir dengesizlik var...Bu daha derin düzlemde, enerji düzleminde olan birşey...Peki bunu nasıl düzelteceğim? Klasik tıbbı kullanacağım/kulanıyorum ama bunun ötesinde enerji düzleminde nasıl dengeleyeceğim?...Bunu "dengeleyerek" elbette...Yani basit bir seçim/karar...Ama aslında iş o kadar basit değil...Bundan önce o dengesizlik/ya da her neyse (aslında tam ne olduğunu ben de bilmiyorum) ile ilgili içsel tutumumun değişmesi lazım..Bu kısaca şu demek; Evet şu anda böyle bir durum var, bir dengesizlik var ve ben bu durumu olumsuz bulmuyorum...Burası aslında zor çünkü ağrı olunca ego/benlik/tepkisel düzlemde "bundan kurtulma" arzusu beliriyor...Durum bizim ilk alışageldiğimiz bu tepkisel düzlemde olumsuz olarak yargılanıyor...Bu tepkisel düzlemin ötesine geçip deyim yerindeyse bu durumu" sevmemiz lazım"...Bahsettiğim içsel tutum değişikliği bu...İçime dönüyorum ve şöyle düşünüyorum/hissediyorum...Bu durumu olumsuz bulmuyorum; bundan sonra da devam edebilir...Sonuçta benim yarattığım birşey ve bu durumla ilgili bir problemim yok...Devamında bu durumu reddetmesem de ondan kurtulmaya çalışmasam da daha dengeli bir durumu seçiyorum...Evet bu dengesizlik olumsuz birşey değil ama ne gerek var? deyip yeni seçimimi özgürce gerçekleştiriyorum...Kendi zihnimdeki yagılardan, korkulardan özgürleşmiş olarak...Ancak ve ancak o zaman enerji serbest kalıyor ve serbest kaldığında da dengesizlik zaten neredeyse kendiliğinden düzeliyor...Çünkü her varlığın ve evrenin doğasında dengeye kavuşma arayışı var...Aslında bu söylediğim çok da yeni birşey değil..Örneğin kanseri yenen kişiler yazdıkları kitapta onu sevmeyi, onunla birlikte yaşamayı öğrendiklerini söylüyorlar..."Sevilemez çünkü bizi tehdit ettiğini düşündüğümüz şeyi" sevebildiğimizde galiba dengeler biraz da kendiliğinden oluşuyor...
Go to Top of Page

burake
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 09/12/2012 :  22:08:36  Show Profile  Reply with Quote
Hayatımızda birşeyle yolunda gitmiyorsa, aradığımız ve ulaşamadığımız birşeyler varsa belki de biraz içe dönüp şöyle bir bakmakta fayda var...Örneğin iş hayatımız yolunda gitmiyorsa, ya da ilişkiler alanında sorunlar yaşıyorsak, ya da bir başka alanda...Ta içeride derin bir düzeyde biz bunu haktemediğimize inanıyor olabiliriz diye düşünüyorum...Çekirdek inanç dedikleri şey bu olmalı...Biz dış hayatımızda ne kadar çaba sarfedersek sarfedelim, ne yaparsak yapalım en içteki inançlarımızı değiştirmedikçe "başarılı" olamayacağız gibi geliyor bazen...Yani aslında çok kolay...Dış dünyada öyle pek çok çaba sarfetmeye hiç gerek yok...Yeter ki biz bolluğa ya da uyumlu bir ilişkiye, ya da işte her neyse o aradığımız şeye sahip olamayacağımız yönündeki inancımızı değiştirelim...Bunun ilk adımı da bu inancın farkına varmak olmalı..Kim örn. "ben iyi bir ilişkiyi haketmediğime inanıyorum" demek ister ki? Kim "ben bolluğu haketmiyorum" demek ister ki...Kendi korkularımızdan, kendi "yetersizliğe, eksikliğe, yeterince değerli olmamaya" olan inaçlarımızdan köşe bucak kaçmaktayız çoğunlukla...Sevgi böyle birşey olmalı...O, o derinlerde yatan ve görmek istemediğimiz acıyla yüzleşmeyi gerektiren birşey olmalı...O korkunun, yetersizlik duygusunun, acının farkına varmamızla o da dağılıp gider diye düşünüyorum...Ağır ağır ama kesin bir şekilde...Bu, kendi kendine telkin etmek de değil...Hani o bilinçaltı programlama teknikleri vs. var...Günde yüz defa ben bolluğum, ben sevgiyim deyince enerji o yöne gidermiş...Zor adımı atmadıkça, içimizde bir yerde yaşayan ve dünyanın genelde iyi ama temelde berbat birşey olduğunu düşünen o küçük çocukla yüzleşmedikçe ne telkin işe yarar ne de "dış dünyada" aldığımız önlemler, "işleri düzeltmek için yaptığımız şeyler" diye düşünüyorum...
Go to Top of Page

burake
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 21/12/2012 :  19:13:18  Show Profile  Reply with Quote
Hiç hata yapmadık...Bu hayata geldik...Bazı hedeflerimiz vardı...Sevgiye doğru uzun bir yolculuktayız hepimiz...Sevgiyi yani kendimizi idrak etmek amacındayız...Bu amaçla bu hayatta da birşeyler planladık...Planladıklarımızın bir kısmını gerçekleştirdik...Gerçekleştiremediklerimiz de oldu...Ve bu da böylece yolundadır...Hepimizin elimizden gelenin en iyisini yaptığımıza inanıyorum...Bağışlamak olmasaydı sevgi yolculuğunun hiçbir anlamı olmazdı...Hehalde ölen bir insan için ancak bunları düşünebilirim...
Go to Top of Page

burake
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 23/12/2012 :  14:00:54  Show Profile  Reply with Quote
Vakit geldi geçti...Hasat olmuş olmalı...Acaba 4'e hasat oldum mu 3'te mi kaldım? Ne farkeder ki? 4 bir ödül değil; 3 bir ceza değil...Her varlık kusursuz işleyen bir mekanizma içinde gelişimi için en uygun olan yerde olur...Ben işime konsantre olayım...Kendimdeki sapmaları farkedip düzeltmeye...Bu 3'te de böyle, 4'te de böyle, muhtemelen 5'te, 6'da ve 7'de de böyle olacak...Kararlı bir şekilde kendi üzerimizde çalışıp kendi gerçek varlığımıza bir parça daha yaklaşmak, hayatın anlamlılığını bir parça daha keşfetmeye çalışmak lazım...Geri kalan kısmı bu açıdan bakıldığında biraz da önemsiz bir teferruat...
Go to Top of Page

Qaan
Yönetici

1248 Posts

Posted - 23/12/2012 :  19:42:20  Show Profile  Click to see Qaan's MSN Messenger address  Reply with Quote

İkinci cümlen bana, tüm her şeyi yeniden bir değerlendirmeye başlamak gerektiğini düşündürdü burake.
Go to Top of Page

burake
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 26/12/2012 :  23:53:20  Show Profile  Reply with Quote
Gerçeği bilmek için niçin çok cesur olmak gerekiyor? Yani, gerçek çok basit birşey olmalı...Son derece bize ait bir şey...Bu basit şeye ulaşmak her zaman çok cesaret gerektiriyor...Garip değil mi?
Go to Top of Page

burake
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 27/12/2012 :  23:27:26  Show Profile  Reply with Quote
Soru kendi içinde çelişiyor...Soruyu soran "çok cesaret gerektiriyor" derken sanki bu olağandışı birşey, ulaşılması zor birşeymiş gibi konuşuyor...Ama cesaretten doğal ne var...Çok basit, çok kolay birşey...Aynı "gerçek" gibi...:)
Go to Top of Page

burake
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 30/12/2012 :  21:37:54  Show Profile  Reply with Quote
Dün akşam yatmadan önce kafamda değişik düşünceler belirdi...Aslında hayatımızın ne kadar önemli olduğunu anladım...Yani o "günlük işlerimizle" meşgul olan zihnimizin ötesine bir an geçince insan şunu idrak ediyor: biz gelişmek için buradayız ve hayatımızın her anı bu amaç uğrunda kullanılabilecek bir "malzeme", hayatımızın her anı çok değerli bir fırsat içeriyor...Bu hayat, bu dünya yaşamı gelip geçecek ama edindiğimiz her anlayış, özümüze doğru olan yolculuğumuzda attığımız her adım -ki esas en önemli olan şey de bunlar- asla yitirilmemecesine bizde kalacak...Bnunu böyle düşününce insan şunu da düşünüyor; boşa geçirecek bir tek anım dahi yok...Bana verilen bu hayat denen fırsatı gelişmek için en verimli şekilde kullanmak istiyorum...
Go to Top of Page

burake
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 04/04/2013 :  22:08:58  Show Profile  Reply with Quote
Acı çekiyorsunuz...Kendinizi yalnız hisettiğiniz anlardan bahsetmiyorum...En mutlu anlarınızda bile ayrılığın kederini taşıyorsunuz yüreklerinizde...İşte öyle diyor içimden bilge bir ses...
Go to Top of Page

burake
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 03/06/2013 :  16:01:53  Show Profile  Reply with Quote
Bugün bir ara kim olduğumu hatırladım. Hiçbir şey gerçek değildi. Sadece ve sadece "gözlemci" vardı.
Go to Top of Page

burake
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 12/07/2013 :  10:25:04  Show Profile  Reply with Quote
Yaşadığım sağlık sorunlarıyla ilgili şifanın ne olduğunu düşünüyorum bir süredir. Elbette ki işin bir fiziksel boyutu var, tıbbi önlemler, ilaçlar vs. Benim merak ettiğim ruhsal boyutu. Şifacılardan bahsedilir ya hep. Acaba bir şifacıya mı gitsem diye düşündüm. Ama tanıdığım böyle birisi yok. Belki kendim de bu işi çözebilirim diye düşündüm. Sonuçta şifacı da bir aracıdan ibaret. Şifa ise herkese tanınmış bir hak. O belki de bir denge durumu. Ve o nedir diye sorum. Şifa nedir? Şöyle çağrışımlar oldu kafamda; o esasında son derece doğal bir haldir. Yani ulaşılması o kadar zor değildir. O bağışlamakla alakalıdır. Hastalığı bağışlamak. Düşünseniz bir bedeniniz var ve hasta. Onu o hastalığıyla birlikte olduğu gibi kabul etmek, sevmek gerekli. Evet, garip bir şekilde bunu algılıyorum. Hastalıktan kurtulmak arzusunu bir kenara bırakıp durumu olduğu gibi kabullenmek. Hastalığın da sağlık gibi bir seçim olduğunu anlamak. Ve bunu anladıktan sonra tamamen özgür bir şekilde/hastalık hakkındaki olumsuz yargılardan arınmış bir biçimde basitçe şifayı/dengeyi seçmek. Kendime, bedenime bu yaratmış olduğum dengesizlik için kızgın değilim. Bu "dengesizliği" kurtulunması gereken, yanlış, zararlı vs. birşey olarak görmüyorum. Bu benim seçimimdi ve istersem her zaman bunu tekrar seçebilirim, bu konuda en ufak bir yargı yok. Ama şu anda bunu seçmiyorum. Basitçe...
Go to Top of Page

secretdream
Akik

12 Posts

Posted - 18/08/2013 :  16:10:50  Show Profile  Visit secretdream's Homepage  Reply with Quote
Ben de sağlık ve hastalık hakkında şöyle düşünüyorum;

hastalık, benden daha büyük bir kuvvetin beni doğru yola çekmek istemesi ve benim buna direnişim..yani hastalık ben bir yanlışta ısrar ettiğim için var..

Çözümü de basit: hastalık beni belli bir şey yapmaktan alıkoymaktadır , bir şeyleri engellemektedir ve bende o engelle boğuşmaktayimdir..oyleyse boğuşmayı bırakırsam ve hastalık durumu da ortadan kalkar..

Not;fiziksel ağrıları izlemek, anında olmasa bile o ağrının azalmasını veya geçmesini sağlıyor..kronik boyun ağrımı yüksek oranda gecirmyi bu şekilde başardım. .:)
Go to Top of Page

burake
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 07/11/2013 :  21:51:37  Show Profile  Reply with Quote
Katkılarını yeni gördüm...Çok teşekkür ederim secretdream...Özellikle ağrıyı izemek. Evet buna ben de kendimi yakın hissediyorum...
Go to Top of Page

burake
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 07/11/2013 :  21:55:44  Show Profile  Reply with Quote
Hayatta karşımıza birçok problem çıkıyor...İşte şu bizi rahatsız ediyor, bu bizi huzursuz ediyor vs. Ama bazen farkediyorum ki bunların da altında birşey var. Dokunmaya korktuğumuz birşey.O şeye dokunamadığımız için diğer şeyleri yaratıp duruyoruz. O dokunamadığız şeye bir cins yoksunluk duygusu diyeceğim. Ama görünüşteki her türlü problemin altında esasında o yatıyor. Tanrı'nın bizi sevmediğini düşünüyoruz. Sevgiye layık olmadığımızı düşünüyoruz. Yoksunluk duygusu dediğim biraz da bu.İşte böyle...
Go to Top of Page

Yemanja
Gezgin

0 Posts

Posted - 31/03/2014 :  15:48:56  Show Profile  Reply with Quote
Bu arada konuya alakasız olacak ama beni çok meşgul ediyor: bu aralar boyun, boğaz bölgemde bir dengesizlik var. Fiziksel rahatsızlığa yol açıyor... Hangi çakraya denk geliyorsa artık..Nasıl dengelenecek bilioyor musun sevgili Bulut?

Umarım rahatsızlığınız geçmiştir burake.Kendim bu tip rahatsızlıkları yakın zamana kadar sıkça deneyimlediğim için bir şeyler yazmak istedim.

Boyun, boğaz bölümünde var olan rahatsızlıkların büyük oranda iletişim sorunlarıyla ilgili olduğunu söyleyebilirim.Yani öfkeyle ya da acıyla içinizde hapsettiğiniz cümleler bedeninizin bu bölümünde rahatsızlığa neden olmuş olabilir.

Eğer böyleyse kendinizi sıkmamanızı ve içinizdeki duyguları, öfke veya acıyı açığa vurmaktan çekinmemenizi öneririm.Yine bu bölümdeki rahatsızlıklara yakın ilişkilerdeki kırgınlıkların neden olabileceğini düşünüyorum.
Go to Top of Page

bulut
Elmas

565 Posts

Posted - 03/04/2014 :  08:46:21  Show Profile  Visit bulut's Homepage  Reply with Quote
Geçmiş olsun sevgili Yemanja.
Boyun ve boğaz bölgesindeki ağrılar bence iletişim azlığını,senin için hatalı iletişimi,iletişim türünü işaret ediyor olabilir.
Rahat ol,kendi önünden çekil,özgürlüğünü duyumsa diyeceğim.Sevgiler.
Go to Top of Page

Yemanja
Gezgin

0 Posts

Posted - 06/04/2014 :  11:09:38  Show Profile  Reply with Quote
Mesajını ilk okuduğumda biraz kızdığımı itiraf etmeliyim Bulut. Şöyle düşündüm: Sorun doğrudan benim olmadığı halde Bulut niye bana hitaben yazmış ki?

Ertesi gün yeniden okuduğumda mesajı, neye kızdığımı anlayamadım. Tabii benim iki sene öncesine kadar yine bir iki sene kadar şiddetlenerek artan bir sorunumdu boyun, boğaz (özellikle ses telleri) bölgesinde yaşadığım sorunlar. Forumda da dile getirmiştim.

Bu sorunları yaşadığım dönem, en makul nedenlerden birini eşim şöyle dile getirmişti: "İçersen buzlu rakıları olacağı budur." Elbette rakıyı buzsuz içmem çözmedi sorunu. İncindiğim halde incitmemeye çalışmaktan kısmen vazgeçmem ve bunun beni müthiş rahatlatması oldu.

Sanırım mesajda asıl kızdığım özgürlükle ilgili bölümdü. Kendime engel olmayı bırakıpkendimi özgürlüğün dayanılmaz hafifliğine bırakmam gerektiğini biliyorum. Sanırım aslında bu, birçoğumuzun da başaramadığı bir şey.

Teşekkürler. Sevgi ve saygılarımla...
Go to Top of Page

burake
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 26/04/2014 :  23:11:44  Show Profile  Reply with Quote
İncinebilir olmayı seviyorum. Bir olanın sevgisi, hani o herşeyin bir olduğu yer, sevginin bir oluşu bende bazen incinebilir olmak şeklinde tezahür ediyor. Zayıflık adlederiz, pek sevmeyiz, çok karıştırmak istemeyiz o tarz şeyleri. Ama kaçış yok, ben oyum işte...
Go to Top of Page

bulut
Elmas

565 Posts

Posted - 27/04/2014 :  08:58:10  Show Profile  Visit bulut's Homepage  Reply with Quote
Sevgili Yamenja,

Bir analizi kısaca yazmak bazen kastedileni ifade edemiyor.Ben de sizi üzebileceğim olasılığını düşünerek üzülmüştüm.
Malum boğaz bölgesi ses telleriyle ilgili,ses de önemli bir iletişim aracı.İçinden gelip de söyleyemediklerini düşünmüştüm.Söyle gitsin diye önermiştim.Umarım yanılmamışımdır.
Go to Top of Page

burake
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 08/06/2014 :  22:49:21  Show Profile  Reply with Quote
Artık inanmıyorum. Hani deseler tanıdığın, iyi bildiğin, sevdiğin birisi öldü gitti. Öldüğüne inanırım da o insanın yitip gittiğine, bir daha onu görmeyeceğime inanmıyorum. Hiç kimseyi kaybetmeyeceğim. Artık buna inanmıyorum...

Edited by - burake on 08/06/2014 22:50:54
Go to Top of Page

burake
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 01/07/2014 :  23:16:58  Show Profile  Reply with Quote
İnsan bazen evini özlüyor...
Go to Top of Page

burake
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 08/01/2016 :  21:19:14  Show Profile  Reply with Quote
Ne kadar çok vakit kaybı. Sevgiyle ilgili kaçan ne kadar çok fırsat. Sanırım bunu bağışlamaktan başlamak lazım. Ve yola devam etmek...
Go to Top of Page

burake
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 04/03/2017 :  22:08:47  Show Profile  Reply with Quote
Kafamda bir hedef vardı. Bir anlayışa ulaşmak. Spiritüel bir hedef. Belirli bir zaman dilimi içinde bunu yapmak. Ve sonra onun gerçekleşmediğini düşündüm. Hayal kırıklığı. Ama sonradan anladım ki aslında ona değil de başka bazı anlayışlara ulaşmaktaydım. Gün be gün. An be an. Ve bunların hiç birisi kafamdaki o beni heyecanlandıran, ulaşmak istediğim, hatta ulaşmak zorunda olduğumu düşündüğüm hedeften daha az önemli değillerdi. Gün be gün gelişiyorum / gelişiyoruz. Ve her bir anlayış aynı derecede önemli.
Go to Top of Page

bulut
Elmas

565 Posts

Posted - 12/03/2017 :  17:13:28  Show Profile  Visit bulut's Homepage  Reply with Quote
Sevgili Burake,

Belirttiğin hayal kırıklığını çoğu kimse yaşıyor sanıyorum.Şahsen benim düşüncem şöyle:Biz çok uzun bir süreçte çabuk sonuçlar almak istiyoruz gibi.Oysa evrenin hiç acelesi yok.Sanki hiç umurunda değilmişiz gibi.Ama başta sitemizde yazdıklarımızı tekrar okuyunca aldığımız arpa boyu yolu yabana atmamak gerek.Bazı üstatların yüz bin yıl fanus içinde kapalı kaldıklarını okuduk.Demekki bizim daha dosandokuz bin yılımız var.Ya sabır!!!
Go to Top of Page

burake
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 17/04/2017 :  21:58:38  Show Profile  Reply with Quote
Evet sevgili Bulut,
Sabırlı olmak çok gerekli. Aceleci olmamak. Ama bir yandan da tembelliğe kapılmamak. Bir parça bile olsa bir adım atmak, gelişmek yolunda ilerlemek. Dikkatimiz fazlaca "dışa odaklı" diye düşünmye beşladım son zamanlarda. Olaylara, kişilere, geçmişe, geleceğe odaklanmayı bir alışkanlık haline getirmişiz. Gerçeği algılayışımız böyle. Peki ama evren gerçekten dışımızda bir şey mi? Aslında dışta algıladığımız şey(ler) bizim iç dünyamızdaki duygu/düşünce/inançların birer yansımasından ibaret gibi düşündüm şimdi. Biz "yansımaları" gerçek sanıp onun kaynağı olan içsel kökleri "es geçiyoruz". Odağı içe çevirmeyi ve gerçek kimliğimizi keşfetmeyi denemek ruhsal çabaların içinde önemli bir yer tutmalı belki de. "İç" çok süptil, dikkat kolaylıkla "dış" a kayıyor ve aslında bir rüya olan "dış"ı gerçekmiş gibi algılamamıza sebep oluyor. Çok "süptil" ve bize "rüya" imiş gibi gözüken "iç" ise esas gerçeklik olan. Evrenin merkezinde olduğumuzu düşünelim. Ama dışsal bir evrenin yine "dışsal" bir merkezinden bahsetmiyorum. Evrenin kaynağı olduğumuzdan bahsediyorum. Tüm hayatın içinden fışkırdığı kaynak oluşumuzdan. Bütün gerçekliklerin, duyguların, düşüncelerin, hayallerin hepsinin "gerçeklik" bulduğu sarsılmaz, değişmez, etkilenmez zemin oluşumuzdan. Kişi ile sınırlı olmayan birşey bu. Kişiler, olaylar, duygu ve düşünceler, hatta koskoca galaksiler bu zemin sayesinde hayat buluyor, ondan kaynaklanıyor. Bu bir cins sınırsızlık, özgürlük durumu. Meditasyon ile bu zemini keşfetmek mümkün sanırım. İçe dönmek dedikleri bu olmalı. İçten de içeriye girmek ve oradan bir daha asla ayrılmamak. Maharaj'ın "ben o'yum" deyişi gibi bir şey. Oralarda bir yerde olmak.
Go to Top of Page

burake
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 27/04/2017 :  13:22:39  Show Profile  Reply with Quote
Bazen kaçan fırsatları düşünüyorum. Zamanımı boşa geçirdiğim, bazı anlayışlara ulaşma imkanım varken "günlük hayata" daldığım aklıma geliyor. Aslında "gelişmek" dediğimiz şey zaten olan şeylerin farkına varmaktan başka birşey değil büyük olasılıkla. Bir cins "hatırlamak" süreci. Zamanımızı ya bu gibi şeylerle uğraşmayarak, gündelik hayatın kaygılarına, aktivitelerine ve eğlencelerine dalarak geçireceğiz ya da biraz kafamızı boşaltıp "gerçekte kim olduğumuzu" hatırlayacağız. Bu anlamda bir sürü vakti boşa harcadığım aklıma geliveriyor. Bunda sanırım "yanlış" bir şey yok. Bu zaman zaman herkesin yaşadığı birşey olmalı. Bunu bağışlamak. Ve artık "daha iyisine" niyet etmek, daha iyisini yapmak. Tek çözümü de bu olmalı.
Go to Top of Page

burake
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 22/05/2017 :  17:32:08  Show Profile  Reply with Quote
Ruhsal yolculuk sevginin farkına varmakla ilgili birşey. İnsan bilinci ise sevgiyle uyumsuz birçok şey içeriyor. Bunların aslında tümü korkularımızla ilgili şeyler gibi duruyor. Farkında olmadığımız korkularımız hayatımızı yönlendiriyor. Korkularımızı anlamak onların farkına varmak sevgiyi anlamak, onu farketmekle aynı şey sanki. Farkına varılan korku sevgiye dönüşüyor ve hayatımızdan çıkıp gidiyor.
Go to Top of Page

burake
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 20/09/2017 :  20:53:19  Show Profile  Reply with Quote
Neden duraklıyorum? Bilincim genişlerken bazen uzunca bir süre duraklıyorum. Sonuçta bilinç genişlemesi gittikçe ivmelenen bir şey değil mi? İdraklara/anlayışlara vardıkça, sevginin enerjisine daldıkça bunun kolaylaşması, ivemelenmesi, hızlanması gerekmiyor mu? Aslında gerekseydi herhalde öyle olurdu denebilir. Demek ki gerekmiyormuş ki böyle oluyor denebilir. Ya da bunun cevabını gene kendi içimizde bulmalıyız denebilir. Denebilir de denebilir. Ama burada da enerjinin bir kalıbı mı söz konusu acaba? Temel amaç gelişmek ama gelişmemek de bu döngünün/sürecin bir parçası mı? Yani kastım "gerekli" bir parçası? Garip şeyler.
Go to Top of Page
Page: of 4  Topic Next Topic  
Previous Page
 New Topic  Reply to Topic
 Printer Friendly
Jump To:
Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum © 2004 Budur.com Go To Top Of Page
This page was generated in 0.06 seconds. Powered By: Snitz Forums 2000 Version 3.4.04
Google
 
Web www.budur.com
Detayonline Gizli
Gerçekler
oyun komedi sohbet
Visitor Counter by Digits