Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum
Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum
Home | Profile | Register | Active Topics | Members | Search | FAQ
Username:
Password:
Save Password
Forgot your Password?

 All Forums
 Gizem ve Varoluş
 Kişisel Gelişim
 Affetmek üzerine...
 New Topic  Reply to Topic
 Printer Friendly
Author Previous Topic Topic Next Topic  

agnia
Elmas

1198 Posts

Posted - 12/09/2006 :  16:48:55  Show Profile  Visit agnia's Homepage  Reply with Quote
Geçmişteki bazı olayları ya da kişileri affetmekte zorlanılır çoğu kez. Bunu birçok bilgili, anlayış seviyesi yüksek insanda bile gördüm.
Peki neden affetmek zor gelir?
Bana göre insan şöyle diyor: "onun yerinde olsaydım ben bunu asla yapmazdım!"
bu işin sırrı şu küçümencik cümlede saklı
Çünkü insan kendinin de yapmış olduğu hataları başkasında gördüğünde böyle bir kırgınlığa girmiyor, hatta çoğu kez içi şefkatle doluyor, sadece "ah ah... Bilmez miyim?" durumu oluyor.
O zaman kilit cümleyi incelemeye alalım;"onun yerinde olsaydım ben bunu asla yapmazdım!"

Bunu söyleyen her kimse ben de ona şu soruları yöneltiyorum ve muhtelif cevaplar alıyorum :

-Onun yerinde olmadığını belirtmen ne büyük incelik, teşekkür ederim. Sence O bu yere nasıl gelmiştir?

-Ne bileyim? Bildiğim sadece şu; ben asla gelmezdim.
-Onun bu yere nasıl geldiğini bilmiyorsan, kendinin gelmeyeceğinden nasıl emin olabiliyorsun? Bunu hiç düşündün mü?
-Hayır düşünmeme gerek yok. Onun yaptığı büyük bir suç, vahşet, benim bildiğim ve emin olduğum şey bu.
-Anlıyorum.
-Ne demek yani şimdi bu?
-İnsanın genetik birikimi ve çevre şartlarının insanı; ahmet, Ayşe ya da Sibel yaptığını göz ardı ettiğini anlıyorum. Ayrıca henüz karşılaşmadığın, yaşamadığını itiraf ettiğin bir olayı sanki bilirmiş gibi yargı koyduğunu da görüyorum.
-Bir şeyin kötü olduğunu bilmek için yaşamama gerek yok.
-Öyle mi? İlginç.
-Neresi ilginç bunun?! Birçok değerli kişi, kanun, dinler bize nelerin kötü olduğunu söylemiş, hep Amerikayı yeniden keşfettirmek istiyorsunuz?
-Her keşfettiğimiz Amerika, öncekini kapsamakla birlikte farklı olabilir ama? Peki senin hiç eleştiri aldığın olmadı mı? Sana kırılıp da küsenler ve seni affedemiyenler?
-Olmuştur tabi, ama bu benim hatam değildi.
-İlginç!
-Bu kelimeyi ne çok kullanıyosun farkında mısın?
-Hahahahahahaha... Haklısın walla
-konuyu dağıtma!
-Pardon. Madem sana kırıldıkları durumlar senin hatan değildi, belki senin kırıldıkların da onların hatası değildir diye düşündüm! Hakikaten de kırılan ve affedemiyenin bu işte önemli bir zafiyeti var gibi görünüyor.
-Nasıl yani?
-Şöyle ki; boks maçı izlemişindir?
-evet bi iki defa
-Orda bazen boksörün, rakibinin belli noktasına çalıştığını görürsün. Neden sence?
-Hımmm... O nokta zayıf olabilir, daha önce hasar görmüştür, ya da ne bileyim antrönörü bu zayıf noktayı bildiğinden bizimkini önceden haberdar etmiştir filan
-Bravo, dikkatli bir gözlemcisin. Şimdi senin affedemediğin olayda belli ki rakibin zayıf noktanı iyi bulmuş diyebilir miyiz? Kuvvetli bi yerin olsaydı bu kadar canın yanar mıydı?
-Doğru, bu benzetmeyi sevdim Ama bu durumda da neden zayıf noktama çalıştı diye ayıplarım onu
-Hahahahahahaha walla çok doğru.
-O halde dediğime geldin, affetmemekte haklıyım.
-Hiç de değil Bence ona minnetar bile olmalısın
-Yok devenin pabucu!
-Yahu eğer o vurmasaydı, zayıf yerinden hiç haberdar olamıyacaktın, o senin en büyük yardımcındır be kardeşim. Böylece sana bütünlenmen, kendini tam hissetmen için, bütün devirlerin muhhammed Ali'si olmak için bi şans verilmiş, senin haberin yok.

Bu konuşma böyle uzar gider mi ne







Edited by - on

reikim45
Elmas

Turkey
501 Posts

Posted - 12/09/2006 :  17:44:25  Show Profile  Visit reikim45's Homepage  Reply with Quote
Sevgili agnia affetmek üzerine ne söylesem ben kendi acımdan bunca yıl egitim aldım....güme gitti sanki...Başta kendimi affedemiyorumki....Her şey şimdide yaşanıyorsa eger...Öncelikle geçmişimizi affetmemiz lazım degilmi.kendini affedemeyen insan başkalarını nasıl affeder....Şimdiye kadar hayal bakmışım düşündümde ben kendimi hiç affetmemişim.hep yargılamışım kelebek etkisini düşünerek...Zonguldktan Erzincamna taşınmasaydık. eşimi tanımazdım....Onu tanımasaydım evlenmezdim evlenmeseydim Manisaya gelmezdim ve çocugum olmazdı....Buna kader diye bakacaksanız.. ben kendi iradem olarak degide...ailemin bir yanlışı görüyorum....ve dogru kararlar verseydim...çok şeyler degişecekken yaşamımda kendimi affetmem mümkün mü.....oysa içsel özgürlügüm çok farklı içimdeki yaşam içimdeki benler beni affetmiyor işte...Başkalarını affetmek kolay da içimdeki benleri affetmek çooook zor agniacıgım sevgiler reikim45

Edited by - on
Go to Top of Page

agnia
Elmas

1198 Posts

Posted - 12/09/2006 :  17:58:46  Show Profile  Visit agnia's Homepage  Reply with Quote
Sevgili Reikim, gerçekten çok haklısın, insanın kendini affetmesi çok daha zor oluyor. Ben bi gün kendi içimde şöyle bi söyleşi yaparken çözdüm bu sorunu (kendimi bağışlayamadığım durumlar epeyce olmuştu da):

-Sibel sen herkesi kolayca affediyorsun, hatta affedecek bişey bile bulamıyorsun, herkesin yaptığı yanlışlara olabilir deyip geçiyorsun da, kendine karşı neden bu kadar zalimsin?
-Bilmem, yanlış yapmak istemiyorum, bunu kendime yediremiyorum galiba.
-Yani herkes yanlış yapabilir, Sibel yapamaz öyle mi?
-Böyle açıkça söyleyince tuhaf görünüyo ama itiraf ediyorum ki evet
-Neden yanlış yapamazmışsın yani? O zaman sen kendini insanlardan yüksek görüyorsun?! Sen insan değil misin?
-zınkkk...
-Sustun?
-Kendimi böyle gördüğümü bilmiyordum. Ama ben hiç bi zaman böyle hissetmedim, kendimi yüksek diye sınıflamadım, yani öyle sanıyorum
-Şekerim biraz düşün bakalım, bu daha da beter o zaman, gizli kibir olmasın bu?
-
-
-Vay canına! O halde ben de rahat rahat hata yapabilirim?
-Hem de nasıl
-Hay Allah razı olsun

Gibi bişeydi

Edited by - on
Go to Top of Page

idea
Zümrüt

Turkey
204 Posts

Posted - 12/09/2006 :  20:27:32  Show Profile  Visit idea's Homepage  Reply with Quote
Merhaba arkadaşlar,

Sevgili agnia,
yazını okurken aklıma son rüya çalışmamız geldi.Uzunca bi güldüm kendime. Sorduğun sorular karşısında niye kendimi kastığımı kendimden gizlemişim.
Hani ben çok akıllıyım ya! doğru cevap vermeliyim! sen de ..hah işte bu...demelisin.
Oysa o kadar da iyi biliyorum ki, en zayıf noktamın yanlış yapma korkusu olduğunu. Ama bunu sürekli görmezden geliyorum.

'Benim de bir yığın hatam oldu yaşamda, kendimi affetmeye çalışıyorum.'
Sürekli yinelediğim bu cümlenin, kapılarımı daha da sıkı kapatmamı sağladığını, kabuklarımı iyice kalınlaştırdığını farkettim bir an.
Peki acaba yapılana hata demesem, o bilinçle öyle gerekti ve yaptım, bu benim o anki gerçeğimdi desem, buraya gelirken ben oralara uğrayıp da geldim desem ya da... belki affetme çabası kalmaz.

Şimdi bir an bunlar geldi aklıma. Yazmak istedim.

Sevgiler

Edited by - on
Go to Top of Page

zeyra
Zümrüt

126 Posts

Posted - 12/09/2006 :  22:08:59  Show Profile  Visit zeyra's Homepage  Reply with Quote
"onun yerinde olsaydım ben bunu asla yapmazdım!"

ki bunu yapılan hatadan dolayı söylendiğini varsayıyorsak bunu söylemek ben yapmazdım diyebilme olgunluğuna erişebilmiş olmayı gerektiriyor
bulunduğumuz yerin/konumun önemini kavramışız anlamı taşıyor...

"onun yerinde olsaydım ben bunu asla yapmazdım'ı düşünürken asıl büyük tehlike ya o senin yerinde olsaydı ile kendini göstermekte
(bulunduğu yerin/konumun önemini kavrayamamış)
kim bilir telafisi olmayan ne hatalar yapardı diye düşünerek farklı bir açıdan bakmayı gerekli gördüm

sonuçta önemli olan hatanın farkedilebilirliği ölçü olmalı
bir de sürekliliği olmamalı aynı hatanın diye düşünüyorum

konuşmalar net akıcı ve her zaman olduğu gibi oldukça öğretici

yumruk atmadan muhammed ali'ler yaratmaktasınız

saygılarımla

Edited by - zeyra on 12/09/2006 22:14:13
Go to Top of Page

agnia
Elmas

1198 Posts

Posted - 12/09/2006 :  22:15:00  Show Profile  Visit agnia's Homepage  Reply with Quote
ki bunu yapılan hatadan dolayı söylendiğini varsayıyorsak bunu söylemek ben yapmazdım diyebilme olgunluğuna erişebilmiş olmayı gerektiriyor
bulunduğumuz yerin/konumun önemini kavramışız anlamı taşıyor...


Eğer o cümleyi olgunluk sayıyorsanız, başka hangi nedenle birine kızılıp, incinilebilir?

Edited by - on
Go to Top of Page

zeyra
Zümrüt

126 Posts

Posted - 12/09/2006 :  22:39:36  Show Profile  Visit zeyra's Homepage  Reply with Quote
nedense sık sık aynı şeyi yaşıyorum anlatmak istediğim farklı yazdığım farklı olmaya başladı son zamanlarda
komik gibi ama kendi yazdığıma, anlayayım diye izah yazmak zorunda kaldım

affetmek: Hoşgörü ile karşılamak, mazur görmek

hoşgörü : Her şeyi anlayışla karşılayarak olabildiği kadar hoş görme durumu, müsamaha, tolerans

büyüklük :Büyük olma durumu, ululuk:
mecaz Büyüklere yaraşır bağışlayıcı davranış. (tdk)

anladığım:
büyükler hoşgörü ile karşılayıp affeder



anlatmak istediğim tehlike olarak gördüğüm ise büyüklüğü haketmediği halde o konumunu işgal eden içindi

Eğer o cümleyi olgunluk sayıyorsanız, başka hangi nedenle birine kızılıp, incinilebilir?

sanırım konunun dışına taşmak gerekecek

saygılarımla








Edited by - zeyra on 12/09/2006 22:40:32
Go to Top of Page

agnia
Elmas

1198 Posts

Posted - 13/09/2006 :  20:55:53  Show Profile  Visit agnia's Homepage  Reply with Quote
İstemezseniz taşmayız biz de

Edited by - on
Go to Top of Page

sonsuzmum
Akik

18 Posts

Posted - 15/09/2006 :  18:41:22  Show Profile  Visit sonsuzmum's Homepage  Reply with Quote
quote:
Originally posted by agnia

Sevgili Reikim, gerçekten çok haklısın, insanın kendini affetmesi çok daha zor oluyor. Ben bi gün kendi içimde şöyle bi söyleşi yaparken çözdüm bu sorunu (kendimi bağışlayamadığım durumlar epeyce olmuştu da):

-Sibel sen herkesi kolayca affediyorsun, hatta affedecek bişey bile bulamıyorsun, herkesin yaptığı yanlışlara olabilir deyip geçiyorsun da, kendine karşı neden bu kadar zalimsin?
-Bilmem, yanlış yapmak istemiyorum, bunu kendime yediremiyorum galiba.
-Yani herkes yanlış yapabilir, Sibel yapamaz öyle mi?
-Böyle açıkça söyleyince tuhaf görünüyo ama itiraf ediyorum ki evet
-Neden yanlış yapamazmışsın yani? O zaman sen kendini insanlardan yüksek görüyorsun?! Sen insan değil misin?
-zınkkk...
-Sustun?
-Kendimi böyle gördüğümü bilmiyordum. Ama ben hiç bi zaman böyle hissetmedim, kendimi yüksek diye sınıflamadım, yani öyle sanıyorum
-Şekerim biraz düşün bakalım, bu daha da beter o zaman, gizli kibir olmasın bu?
-
-
-Vay canına! O halde ben de rahat rahat hata yapabilirim?
-Hem de nasıl
-Hay Allah razı olsun

Gibi bişeydi



sevgili agnia harika dile getirmişsiniz

yazdıklarınız ufuk açacak nitelikte, teşekkür ediyorum

sevgilerimle...

Edited by - on
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 18/08/2008 :  11:53:46  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Gerçektende güzel bir noktaya değinmişsiniz.
Benimde affedememek gibi bir sorunum var-dı.Hala varmı yoksa:)Malum burcumun en bariz özelliğidir asla unutmamak ve affetmemek.Hafıza komut almadan çalışır ve herşeyi birbir not eder.Bu kadarını nasıl yaptığını biz bile anlamayız:)
Fakat iyiliğide asla unutmaz.Seneler geçse bile o iyiliğe iyilikle karşılık verir.(karşılıklı iyilik olurmu?)
Birşekilde kendince bir 'adalet'duygusu bu.Lakin bizim adalet dediğimiz şey,bir diğeri için haksızlık olabilir.

Ama anladığım birşey varsa,başkalarını affetmek aslında kendini affetmek.Kin tutmak demek,kendini yavaşça zehirlemek demek.Karşı tarafa olan yaklaşımımız,tepkimiz ne olursa olsun,mutlaka kendi içimizde onu affetmek gerektiğini düşünüyorum.Yani birşekilde dosya kapanmalı içimizde,açık durmamalı asla yoksa kin duygusu şu veya bu şekilde yıkıyor.
Kin tutmakta iken,mutlu olamaz ve bizi mutlu eden şeyleri,dileklerimizi,hayallerimizi gerçekleştiremeyiz diye düşünüyorum.Çünkü hayat bize mutsuz isek,bizi mutsuz eden şeyleri yansıtmaya devam ediyor.

Edited by - pandora76 on 18/08/2008 11:59:48
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 18/08/2008 :  12:09:45  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Hoş;aslında neyi affedeceğizki bir diğeride aslında biz isek.
Bedenimizin bir yanı yara olsa ona kin tutabilirmiyiz?Bizim canımızı acıtıyor olsada onu iyileştirmeye çalışırız.Zaten iyileştirme esnasında o yarayı açarken bir süre daha fazla acımasıda mümkün ama tüm bunlar bittiğinde artık iyileşeceği için acımayacaktır.Ama bazen bazı yaralara müdahele etmek için çok geçtir ve o yaralanan parçayı kesip çıkarmazsak,tüm bedenimize yayılır ve bizi öldürür.Yani bazen bazışeyleri gerektiği için yaparız fakat yarayı kesip çıkardığımızda dahi,canımızı yaktığı için nefret etmemeli,bize acı verirken kendisininde acıdığını düşünmeliyiz diye düşünmeli diye düşünüyorum.
Tanrı insanları cezalandırmaz sadece dengeleme fırsatları verir gibi bir cümle okumuştum 'hayat amacımız' adlı kitapta.
Şöyle tanımlamıştı:Kötü insanların cehenneme gitmesini istemeye gerek yoktur çünkü onlar zaten cehennemdedir ve bu yüzden bu kadar kötü davranmaktadırlar..

Edited by - pandora76 on 19/08/2008 12:18:04
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 18/08/2008 :  13:03:32  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Affetmek Üzerine

Bizi hayal kırıklığına uğratan birisini veya canımızı fena halde yakan birisini ve ya da bizim özgür irademize saygılı olmayarak hayatımıza müdahele eden birisini veya kendimizi afeetmek demek; karşı olan bir kavramı yani ‘’nefreti’’ var eden bir enerjiyi evrene salıverdiğini düşünüyorum.Öyle ya dualite evreninde yaşıyoruz. O evrenin içerisnde bulunan akıl/beden/ruh bileşimi olan varlığın da bu dualite den bağımsız olabileceğini düşünemiyorum. Canımızı sıkan bir kavramın, bireyin iç dünyasına doğru başlayan bir yolculuğa da sebep olduğunu dikkate alıyorum, yani düşüşlerin yeni algılara neden olma kapasitesini dikkate alıyorum. Sonra kendime soruyorum, eğer affetme duygusu, başka bir olumsuz kavramı hayatımıza sokabilir ise , nasıl davran ma
lıyım??

Zihnin ürettiği kavramlar, zihnin yeni üreteceği kavranlara gebelik, annelik yapıyor olmalı, düşüncem bu…Zihnin kavramlarını aşabilmek için ,zihnin ürettiği kavramı SEVGİ ile yoğun ateşe tutmanın, yani sevgiyi yeri geldiğinde koşulsuz olarak uygulamanın bir çözüm olacağını hissediyorum… Bir insan sevgilisnden bir karşılık bulamayınca, sevgisinin yerini nefret alıyorsa; şunu soruyorum (bu sevgi koşullu muy du?)..Yani karşılıkve isteklerin karşılanması üzerine mi kuruluy du? Karşılık gibi kavramların zihnin bir ürünü olduğunu düşünüyorum..Sonra ‘’Koşulsuz sevebilseydik’’ nasıl olabilirdi diye düşünüyorum?? Hayatım da canımı yakan şeylere karşı , bazılarına rahatlıkla sevgi ile geriye dönüp bakabiliyorum..Ancak bazılarına ise sadece ‘’nötr’’ kalabiliyorum, ama bu bile koşulsuz sevgi ye ulaş mada bir başarı değil midir? Acı öğretir, evet o zaman acılarımı zı da sevmeli miyiz???

Selamlar, Sevgiler…

Edited by - on
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 18/08/2008 :  13:44:02  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Size birşey sormak istiyorum.Farklı yaklaşımları görmek istediğim için.Yanıtlamak istemezseniz anlarım.
Diyelimki bir adam bir anlık bir kadına tecavüz ediyor.Kadın perişan oluyor üstelik hamile.Adamdan kendisiyle evlenmesini istiyor abiler yada babasının gazabına uğramamak için.Çünkü çok korkuyor.Adam evlenmediği gibi kadını tehditle şiddetle sindiriyor.
Bu malum ülkemizde kadınların yaşadığı bir dramdır:(Okulda buna benzer bir olayla karşılaşan bir arkadaşım,yediği dayaktan sonra kaldırıldığı hastanede kendini atarak intihar etmişti.Hala hatırladıkça içim sızlar.
Şimdi bu durumda affetmek,tepki vermek-vermemek?Sözkonusu olan ne.

Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 18/08/2008 :  14:22:21  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Yaşadığımız ülkeye , dünyanın en ağır cezalarını uygulayan bir ülkeden sanırım bu şu anda abd, abd den türlü türlü bu işlemi yapan kişiye uygulanmak üzere ölüm cezalarını getirdiğimizi düşünelim.Ayrıca onca teknolojik üstünlüğe rağmen, abd deki durum nedir? Acaba eyaletlerde uygulanan çeşitli ölüm cezaları bu olayları nasıl engelleuyemezler?? Ceza vermek mi engellemiyor acaba?

(Ruhsallığı deneyimleyen insan mıyız yok sa İnsanlığı deneyimleyen RUHLAR mıyız??) Bu soruya cevabım biz ruhlarız ve beden ölse bile ruh yoluna öğrenerek devam eder. Dolayısı ile 3b algılamaları bizlere paradokslar sunar ve gerçekleşen olaya bakış açısı da taşıdığı dersler açısından çok kişi ve hatta toplum için potansiyeller taşır. Ben 3. yoğunlukta engelleyici, önleyici, dönüştürücü işlemi kabul ediyorum, çün ki burası kurt ile kuzunun beraber ce yaşadığı bir yer, burası için nötr lüğü seçebilirim, algılarım farkındalıklarım henüz üst yoğunluklardaki kadar olamaz, bu da normal bir şey..

Benzer durumu ergenlik çağına gelmemiş bir oğlan çocuğu ailemizde yaşadı ve o boynu kırılarak öldürüldü, bunu yapan çocuk hapiste şu anda.Ergenlik çağına gelmemiş diyorum, çünki mezarlıkta yıkanırken bir kıl göremedim ayıp yerlerinde ve kafasını iki elinizle tutmayınca yana dönüyor ve ağzından kan geliyordu, bu amca kızımın çocuğuna yapıldı. Ve bu çocukla büyüyen, teyzesinin oğlu (o da macamın kızının oğlu), birkaç ay sonra evde yalnız ken intihar etti, sanırım kuzenine üzülmüştü…Sonra amca kızım benimle ruhsal konuşmak üzere beni davet ettiğinde, ne kadar zor bir durum yaşadığımı anlatamam. Özgür iradelerine karışmadan , eşine ve kendisine ve bizi dikketle dinleyen avukat olmak üzere olan kızının karşısında sadece (Acı öğretir) diyebildim ve genel olarak re-enkarnasyondan ve ruhların 5. yoğunluktaki süreçlerinden bahsedebildim…Yani sonuçta bazen olayı anlayabilmek için, belkide yaratılışı sorgulamak gerekecektir, sadece bulunduğumuz yoğunluk kavramları bizi çıkmaza sokabilir…

Selamlar, Sevgiler…

Edited by - on
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 18/08/2008 :  14:43:47  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Anladım.
Peki siz bir kadın olsaydınız ve arkadaşımın yaşadığı şeyi yaşasaydınız?
Nötr kalabilirmiydiniz yada nöt kalabilmek için ne yapmayı seçerdiniz?
Yada nötr kalabilmek için bir yol mu bulmaya çalışırdınız?


Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 18/08/2008 :  16:10:39  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Selamlar,

Azönce kardeşi intihar eden abla yani kuzenim geldi ve program istedi laptopu için, hayret ettim, nasıl bir ortak bilinç merkezinden besleniyoruz...Hepimiz de belirli ölçülerde yeni kimliğimize girmiyor muyuz? Yani eski ben bir ölçüde ölüyor ve yeni bir kimliğe yol almıyormuyuz? Yalan, dolan olmadan,kandırmaca olmadan eski kişiliğin ''yok'' olması, geleni kabul etmek ancak hayatın dersler den ibaret olunduğunun farkındalığıyla bir sürece girmek...Zaten enerjiyi yok edemezsin ki, sadece şekil değiştirir, enerjiyi değiştirebilmek için hepimiz zaten bir süreçte değil miyiz?

Selamlar, Sevgilerimle...

Edited by - on
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 18/08/2008 :  16:33:41  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Selamlar Tiversonus;
Bende şaşırdım.
Şehir dışında oturduğum restorandaki satılmayan ama bir kenara konan bir kitap ilgimi çekmişti ve okumaya başlarken bir adam gelip o kitabın yazarının 10 yıldır görmediği,nerede olduğunu bilmediği ve aşık olduğu kadına ait olduğunu söylemişti.
Elimde kitap,hikayesini dinlerken ,telefonu çaldı ve arayan o hiç unutamadığı aşkıydı.
Uzun bir zaman bundan bahsetmiş,çok şaşırmıştı.
Bazen buna benzer şeyler yaşıyorum.Belki reikinin azizliğidir yada 12.evimizin işidir.

Kardeşi intihar eden abla için üzüldüm.Çok büyük bir acı yaşamış.

Edited by - pandora76 on 18/08/2008 16:35:15
Go to Top of Page
  Previous Topic Topic Next Topic  
 New Topic  Reply to Topic
 Printer Friendly
Jump To:
Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum © 2004 Budur.com Go To Top Of Page
This page was generated in 0.12 seconds. Powered By: Snitz Forums 2000 Version 3.4.04
Google
 
Web www.budur.com
Detayonline Gizli
Gerçekler
oyun komedi sohbet
Visitor Counter by Digits