Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum
Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum
Home | Profile | Register | Active Topics | Members | Search | FAQ
Username:
Password:
Save Password
Forgot your Password?

 All Forums
 Gizem ve Varoluş
 Ontoloji
 Farklı İnanışlar ve Farklı Yeni Bilgiler
 New Topic  Reply to Topic
 Printer Friendly
Author  Topic Next Topic  

Qaan
Yönetici

1248 Posts

Posted - 24/11/2017 :  07:25:10  Show Profile  Click to see Qaan's MSN Messenger address  Reply with Quote


İnançlara dair en dikkat çekici nokta şudur. Kendi inancının en doğru gerçeklik olmayabileceğine olasılık vermek istememek.

Zaten inanmak demek, olası yanılma paylarını yok saymak anlamı taşımıyor mu? Zaten kör inançlar bu sebeple insanların gözünü bağlıyor. Yeri geliyor bilimle uğraşan insanlar da bağnaz davranıyor. Çünkü bilimsel metodolojiyi tek gerçeklik olarak kabul ediyorlar. Halbuki mantıklı bir çerçevede değerlendirince, bilimsel olarak kanıtlanamayan bir şeyin olmadığı ya da geçersiz olduğu sonucuna varamayız.

Bu konuya neden girdim? Aslında reenkarnasyon konusuna geçiş yapacaktım. Spiritüalizm ile ilgilenen insanlar çoğunlukla reenkarnasyonun gerçekliğini kabul etmiş durumdalar. Forumumuz genelinde neden reenkarnasyon olmayacağı bilgisini hiç akıldan geçirmedik? Çünkü çoğumuza mantıklı görünen Ra da öyle söylüyordu. Bir an için Ra Bilgilerinde de düşünemediğimiz yanılma payı olduğunu kabul edecek olsak durum ne olur?

Düşünürüz ki, reenkarnasyona dair sayısız kaynak var. Regresyon çalışmaları var. Geçmiş yaşamlarını hatırlayanlar var. Reenkarnasyon kurgusundaki bütünsellik var.

İnsan beyninin kapasitesinin kullandığımızın çok daha üstünde olduğunu kabul ediyoruz. Öyle yüksek kapasiteli bir beden ve beyine sahibiz ki, aktive edebilsek yaşlanmamız çok yavaşlayacak. Hücrelerimiz yenilenecek. Hatta o seviyede kullanabilecek gelişim seviyesine gelsek, dağları yerinden oynatacak potansiyeli barındırıyoruz. Çünkü yaratan kendi özelliklerinden vermiş bize. Hatta evrende her şey aynı imzayı taşıyor ve o potansiyeli barındırıyor. Biz bütüne katkı için buradayız. Yani bütünün gelişimi için illüzyonu yaşıyoruz. Ol'dukça daha da olmaya çalışan bir bütün. 'Ol' komutu bir anlamda ilk emir ve bir anlamda da bütünün kendini faaliyete geçirme komutu.

Bu sebeple aslında bütün öğretiler bize ait, bütün öğretilerde sapmalar da var doğrular da var. Ol denilerek bir anlamda sapma oluşturulmuş ve salınıp düzelmeye çalışıldıkça daha çok Ol'unuyor. Her ne yaparsak yapalım, ol'maya hizmet ediliyor. Elbette bunlar sadece bir anlatım. Daha farklı anlatımlar da mutlaka mevcut.

Bütün bilgilerdeki ortak noktaları bulup, en doğru olana ulaşmaya çalışırken, her zaman İslamiyetteki tek bir hayat yaşama bilgisini spiritüel bilgilerdeki reenkarnasyon kavramıyla nasıl yanyana düşünülebileceğinin kurgusunu kafamda yapmaya çalıştım. Bir açıklaması olmalıydı mutlaka. İslamiyeti dikkate almayan anlayışı benimseyenler de olabilir elbet çünkü dini de hep olumsuz yönleriyle gördük. Ama Kuran içindeki kimi bilgilerin o zaman için yer alması ve barındırdığı 19 şifresi, benim özellikle dikkat çekmek istediğim noktalar diye belirteyim.

Geçmişte işin mantığını şu şekilde kafamda oturtuyordum. Ruhsal yönden yeterince gelişkin ve beyin faaliyetleri yeterince elveren biri 40 gün tek başına bir yerde inzivaya çekilir ve meditatif bir halde olursa ona yüksek bilince sahip varlıklardan bilgi aktarılması hiç de sürpriz olmaz. Ve bu bizim aklımızın alamayacağı türlü farklı şekillerde olabilir. Bilgiyi aktaran varlıklar da kendi tekamülleri için çalışıyorlar ve henüz O'na ulaşmaya epey mesafeleri var. Yani kusursuz bir idrakte değiller. Bununla birlikte bu yolla bilgi aktarımında sistem öyle işliyor ki, alıcının genel dünya görüşü ve algıları da önemli.

Dolayısıyla, bilgiyi aktaran yüksek kaynak henüz kusursuz değil ve bilgiyi alanın dünya görüşü ve alıcılıları belli bir kapasitede ancak dersek, elbette gelen bilgiye yapılacak eleştiriler de olabilir şeklinde düşünüyordum.

Şimdi gelelim ruhsallıkla ilgilenen ancak reenkarnasyona inanmayanlara. Onlar nasıl açıklıyor geçmiş yaşam deneyimlerine dair örnekleri. Şöyle. Dünya üzerinde yaşanmış tüm hayat deneyimleri bedensel ölümden sonra, bilinçüstü kozmosa yükleniyor. Yani akaşik kayıtlar diye adlandırılan sistemde tüm insanlık tarihinde yaşamış olan herkesin deneyimleri depolanmış şekilde duruyor. Ve beynimizin bir bölümü ya da çakra sistemi veya auramız bir şekilde bu kayıtlardan çekebilme becerisine de sahip. Bizler yaşadığımız hayatta bütüne daha iyi hizmet eder durumda olabilmek için, geçmişte yaşanmış kimi insanların deneyimlerinin akaşik kayıtlarına ulaşabilecek şekilde ayarlanmış olarak geliyoruz. Bu inanca göre düşünürsek de aslında hepimiz sadece bir hayat yaşıyoruz. Ölünce de yine öte tarafta bilincimiz oluyor ancak mevcutta kendimizi ne kadar geliştirmişsek oyuz. Bir daha gelmiyoruz. Tekamül bireye ait değil, bütüne ait bir kavram. Bu sebeple bu yaşantımızda olabildiğince bilincimizi yükseltmeliyiz. Dünya üzerinde insana dair olduğu öne sürülen yedi gelişim seviyesinin en üstüne çıkabilmeyi hedeflemeliyiz. İşte reenkanasyona inanmayan ruhsallık da bu şekilde.

Üstteki paragrafa dair inanç sistemi doğruysa, dinde anlatımı olan cennet cehennem kavramları da buna uygun olarak açıklanabilirliği olan bir durum kazanıyor. Bu türde bir anlatımla yeniden karşılaştığım için, mantığını da kurmaya çalışarak burada bahsetmek istedim. Bana yakın gelmedi ama bunu reenkarnasyon inancımı bağnazlığa vardırmış olmamla da açıklayabiliyorum. Bu defa bu görüşe de bir olabilirlik tanınması gerektiği anlayışı bende hakim oluyor. (Yukarıda yeni bilgi derken, forumda daha önce bu şekilde anlatım hatırlamadığım için öyle yazdım.)

Şunu da düşünüyorum ki, birden fazla farklı gerçeklikler olabilir. Ramtha'nın veya Hızır'ın (başka örnekler de var) bedenli yükselme hikayeleri ve bir taraftan da yine hizmet ediyor olmaları yine bir başka farklı gerçeklik çünkü. Bu dünyada yedinci gelişim titreşim frekansının üzerine çıkmakla mümkündür belki o durum da.

Ancak aklımdan geçen şu ki, bilincimizin, bilgimizin ve auramızın bütün evreni ve varoluşu kapsayacak kadar gelişmesini hedefleyerek ve amaç edinerek yaşam sürmenin kesinlikle faydası var. Tabii bir o kadar da zorlukları. Ancak Bir olmak bunu gerektiriyor.

Qaan
Yönetici

1248 Posts

Posted - 24/11/2017 :  08:06:59  Show Profile  Click to see Qaan's MSN Messenger address  Reply with Quote

Rüyalar konusuna gelmek istiyorum. Yedi farklı rüya türünden bahsedildiğini duymuştum ancak bahsetmek istediğim bu değil. Carlos Castaneda gerçekliği de bir başka aklımı kurcalamış olan konuydu geçmişte ve çeşitli yerel mantar türleri kullanarak halüsinasyonlar görme yoluyla çalışıyordu. Peyote idi biri sanırım mantar isminin. Diğeri de mescalito muydu, emin değilim. Anladığım kadarıyla amaç şuydu. İnsan ölmeden önce o yolda kendini geliştirip, rüyalar içinde çeşitli kapıları geçmeyi başarırsa, ölümsüz olmayı başarıyor. Aksi takdirde, öldüğünde tamamen yok oluyor. Hiç oluyor. Ancak zorlu bir çalışmadan başarı elde etmesi gerekiyor aksi taktirde iradesini rüyadaki o varlıklara kaptırıyor.

Uyuşturucu kullananlarda da benzer anlatımlar olabiliyor. Çeşitli garip varlıklar görüyorlar. İşte bu görülenlerin tamamı şu bilgiyle örtüşüyor. Yeraltı dünyasında yaşadıkları iddia edilen reptilianların sahip oldukları yetenekleriyle, insanlara çeşitli farklı şekillerde görünmeleri. Rüyalarda sevdiğimiz ya da tanıdığımız biri gibi çıkabilirken, uyuşturucu etkisinde daha farklı biçimlerde görünebiliyorlar. Tamamı negatif motivasyonlu mudur reptilianların bilmiyorum ancak Kuran'da cin diye bahsedilenler de bunlar. Uyuşturucu ya da yüksek dozda alkol kullanan insanlarda bir açık kapı oluşuyor. Bu açığı değerlendiren reptilian varlıkları da içeri sızma yolu elde etmiş oluyor. Bu sebeple rüyalarda varlıklarla uğraşma çalışmaları ya da halüsünasyon gördüren uyuşturucu kullanımı, negatif varlıklarla aşık atmaya karşılık geliyor. Kuran'da içkinin sonradan yasaklanmasının bir sebebi bu da olabilir. Önceden içkiden mucize olarak bahsedilirken, sonradan "artık içmiyorsunuz değil mi" deniyor. Castaneda'nın halüsünasyon gördüren mantar çalışması da bu sebeple bir nevi şeytanla dans niteliği taşıyor.

Kutsal kitaplarda büyük günahlar olarak nitelenen olumsuzlukların da benzer şekilde insan üzerinde varlık etkisine maruz kalabilecek açıkları yarattığı düşüncesini oluşturuyor bu da. Açıkları kapatmanın ve bedene yapışmış varlık varsa, kurtulmanın yolu da içten gelen niyet ile tövbe etmek diyebiliyorum akıl yürüterek. Farklı kaynakların bilgilerini kullandığım için hangi noktada hangi kaynağın bilgisini kullandığımı çoğu zaman hatırlamıyorum çünkü üzerine kendi birleştirici yorumumu da katarken çoğu kez ilgili kaynağı da unutmuş oluyorum.

Sonuç olarak denilebilir ki, günah ve sevap olarak nitelenebilecek tüm olumlu ve olumsuz etkiler enerji bazında devrede ve ne yaparsak, bize de ona göre dönüşü oluyor.


Go to Top of Page

Qaan
Yönetici

1248 Posts

Posted - 24/11/2017 :  08:54:07  Show Profile  Click to see Qaan's MSN Messenger address  Reply with Quote


Pandora geçmişte de bir konu üzerinde durmuştu ve orada yazsam özel alanı tartışma yerine dönüşebilir ve başka yerde de yazsam, başlık bütünselliği olmaz diye yanıtlamamıştım.

Eğer çocuğumuz uyuşturucuya alışsa kabul mu edeceğiz? Bu konuya yanıt reenkarnasyon ve karma anlayışına göre verilebilir en çok ama öncelikle soruyu da daha açık düşünmeliyiz.

İnsan çocuğu olup, onunla birlikte yaşadığı zaman en başından beri onunla ilgilenme şansına sahip. Yani baştan beri ilgisiz bırakılmış bir çocuğun ileride kötü çevre nedeniyle olumsuzluklara kapılması çok daha olası. Ama sürekli ilgili davranılan bir çocuğun ebeveynleri sanki bir anlamda onun ruhunu okur her aşamada. Düşünce kalıplarına etki eder. Olumlu bir hayat tarzını aşılar. Ancak bunu baskı kurarak yapmaz elbette. Zaten çocuk duyduklarından etkilenmeye eğilimlidir. Söz gelişi aklıma geldi şu an. Canan Karatay'ın çocukları okulda beslenme saatinde verilen kolayı dahi kendiliklerinden reddediyorlarmış. Annelerine durum yansıtılınca da "onlar kola içmezle süt verin" diyormuş anneleri. Çünkü çocuklar baştan öyle gördüler, öğrendiler ve kendiliklerinden uzak duruyorlar. Bu durum tamamen piyangodan çıkmadı.

Ama piyangodan çıkmış durumda bir uyuşturucuya alışmış çocuk vakası olursa elbette olumsuzluktan koruyacak çaba gösterilmeli. Elbette daha ilgili davranılmalı, çevresi değiştirilmeli ve önlem alınmalı. Olmuş olanı kabul etmek başka ama elden gelebilecek olumlu çaba da elbette gösterilmeli. Olumluya sevk edeceğimiz bir durum için elden gelen çaba her konuda önemli. Hatta kimi zaman okuyoruz ki, yüksek boyut pozitif varlıkları başka çare kalmadığında negatifle yeri gelip savaşıyorlar. Kabul kavramı Allah'a teslimiyet olarak düşünülebilir evet ama tükenmişlik rolünü üstlenmeyi içermez. Pozitif kutbiyete dair gösterilen çaba da zaten hizmettir.

Bu konuya karma felsefesi ya da tekamül yönünden bakarsak da, hiç bir şekilde uyuşturucudan kurtulamayan kişinin de orada dersi vardır. Ebeveyninin de ayrı dersi vardır. Önemli olan o dersi alarak, bir taraftan da dersi geçmenin yolunu bulmak gerekir. Sorunu kabullenmek evet ama aynı zamanda uğraşı göstermek de elden gelebilen bir durum ve birinci derece akraba olarak ebeveynin en büyük sorumluluğu. O an da bir taraftan yapılması gereken de, orada ne ders olduğunu anlamaya odaklanıp, sürekli gerekli idrake varmaya çalışmak olabilir. O idrak gerçekleşirse o sınav geçilmiş olunur ancak.

Önümüze bir ders çıktığında, onu çözmeyi başaramazsak, aynı ders daha ağır olarak yine karşımıza çıkacaktır diye biliyorum. Onun için, küçük küçük sorunların bile bize ne öğretmeye çalıştığını sürekli sorgulamalıyız.

* * *

Bir konuya daha değinmek istiyorum. Spiritüelliğin ve spiritüel şifacılığın parayla satılması.

Bu konuyu kafamızda takıntı haline getirirsek, eğer ki reenkarnasyon diye bir gerçeklik varsa, bu durumu en iyi anlayabilmek için, bir sonraki yaşamımızda parayla şifa satan bir şifacı veya psikolog veya yaşam koçu ya da muadili bir şey olur, ağır eleştirilere maruz kalırız. Bu sebeple verdiği hizmet için para alan kişinin durumunu kafamızda anlamaya çalışmalıyız. Sağlık hizmetinden de bir doktor para alıyor. O da kendi hayat dersini yaşıyor. Herkes bir şeyler için para alıyor. Yiyecekler de parayla. Su da para ile satılıyor. Yargılayacağımız kişilerin belki başkaları kadar tuzu kuru değil, belki yüklü serveti bile var ama paraya doymuyor. Ama o onun hayat deneyimi. Hatta alan razı veren razıysa, onların arasındaki bir durum bu. Biz demeliyiz ki "kimde bir gram hakkım kaldıysa helal olsun." (Spiritüel forumda İslami terminolojiyle konuştuğumun farkındayım ama karşılık gelen cümleyi bulursak, o da olur. (O'na ulaştıran doğru bilginin hepsi bizim.)) Böyle demek bizi karmadan korur. Bilincimizi yükseltir.

Dünya üzerinde cinayet işleyenler var, binbir türlü dolandırıcılık yapanlar, iyi niyet suistimal edenler var. Devlete ödenen vergiler açısından baksak, ve sağlanan faydalar açısından baksak, hepimizin her an birbirimize hakkı geçiyor. Uç örnekleri vermek gerekse, hristiyanın ödediği verginin da içinde bulunduğu paradan maaş alan cami imamı, daha sonra ondan kafir diye bahsedebiliyor. Ya da aynı imam içkiden alınan verginin de içinde bulunduğu havuzdan maaşını alıp, vaaz verirken onun hakkında günahkar diye konuşuyor. Halbuki onu dinleyen cemaat de yine o paradan maaş alan imam aracılığıyla namaz kılıyor. (Yanlış anlaşılma olmasın, kimseyi eleştirme maksadı yok ama bunlar mantığa ters gerçekler. Benim doğru bulmadıklarım diyelim ya da.) Hiç birinin doğru olduğunu savunmuyoruz ama dengeden uzaklaşmadan ve üst pencereden bakarak yorumlamak gerekir. Hepsi bu illüzyonun içinde kendi iradeleri dahilinde rollerini oynuyorlar. Hepsi her yapacağı için yukarıdan izinli. O'nun verdiği izne itiraz edersek biz kime itiraz etmiş oluruz? Kabul işte bu noktada devreye giriyor? Düzeltmek için katkı sağlarsak da bu hizmet olur.

Sadece yargılamak değil, kınamak ve hatta eleştirmekten dahi gitgide uzaklaşmaya çalışmalıyız. Bizim sorumluluğumuzda değil çünkü her olay. Ama biz hizmet vermek adına, yeri gelip diyebiliriz ki bir yerde yazarken veya konuşurken "şu konuda şöyle yapılması bana göre daha doğru." Bunun dışında olanı aynen olduğu gibi kabul etmeliyiz.

Düşüncelerim böyle ve mutlaka ben de hepsini tam olarak başarabilmiş değilim. Ama öncelikle düşünce kalıbı olarak böyle benimsemek, daha sonra gerçekliğe dönüşür.

* * *

'Gizli benlik' isimli kitabı not aldım. Sanırım yeni okumaya başladığım ve ara verdiğim şu kitapla aynı paralelde bir kitap. 'Işığı arayanların karanlık yanı'. Sahiden de Jung çok önemli çıkarımlara varmış.
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 24/11/2017 :  20:59:27  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Qaan ;

Bugüne kadar okudugum en iyi yazindi bu bence ve bu sebeple uzun zamandir yapmadigim birsey yapiyor ve diyaloga giriyorum .Yalniz birseyi belirtmeliyimki, bana bir soru sormak istersen buna belki uzun zaman belki de hic birzaman cevap vermeyecegimi bilmelisin , senin yazinla alakali degil benle alakali.

Bilimsel yobazliktan sözetmissin ve bende ona dair bir örnegi hatirlaticam. Bir zamanlar bir doktor vardi, zakkumun kanser üzerindeki etkisinden sözeden ..O adami dogru düzgün dinlemeden diger doktorlar bir nevi linc etmislerdi:) Oysaki kanser gibi insan hayatini ilgilendiren bir konuda bunu iyice düsünmeliydiler fakat ego sadece spritüel dünyaya ait birsey degil, bilim insanlarimizda ego barindirabilir cünkü o bile insanlar icin.

Beynin bir sezgisel bir de mantiksal lobu. Spritüellerin büyük kismi sezgileri, biliminsanlari da aklli kullaniyor fakat sezgileri kullanan bir insanin beyninde hala akla dair bir parcasi var digerini kullanmasalarda veya sadece akli kullanan icinde sezgiler.. Yalnizca sezgileriyle hareket edenlerin durumu ortada veya sadece akli kullananlarin durumu da. Öyleyse ne yapmaliyiz? Belki de iksini de dengeli bir sekilde kullanmaliyiz.

Bununla birlikte 3b dünya yasaminda denge ikisininde esit kullanilmasi midir? Veya 3 degilde 5b de olsa idik, orada denge ne olurdu?Verdigim örnekteki gibi bence . İki insan dan biri daha acsa ,denge ikisinede esit yemek vermek olabilir mi?

Bir zamanlar tamamen aklen bakiyordum olaylara ve yillar sonra spritüel dünyayi da gözlemledigimde üzgünüm ama gördügüm o ki,spritüel yobazlik bilim yobazliginden kat kat fazla. Evet bilim sahtekarlari da mevcut lakin bilim "akli esas aldigi icin" spritüellikten bir farkla kaniti ortaya koymak zorunadir ve gercekten bilimsel bir bakis acisi olanlarin ,bilim sahtekarligini farketmeleri cok daha kisa bir zaman alir. Bilim zaten sorgulamadir ve bilimi tercih edenler sorgulamayi severler eger bilim yobazi degilseler...

Ama ruhsallikta böyle birsey , bir kisim insan haric yok cünkü denetim yok.Denetim olmamasinin sebebi ise insanlarin özgür irade ve karma (yargi)gibi kavramlardan ötürü asla sorgulamamasi gerektine dair yaygin bir inanc.Valla ben forum disinda gördüklerimi söylüyorum ve böyle söyleyen tek ben degilim, spritüel camiada cok zaman bulunmus ama insanalrin önemli kisminin bir nevi afyonlantigindan.

Kendi adima bundan seneler öncesinde 2000 e kadar dünyanin sonunu bekleyip sonra olmayinca 2012 ye oda olmadi 2038 mi ?neye ertelemek ,benim icin afyon etkisidir ve bu ürkütücü durum cok tehlikeli.. İnsanlarin 2038 lere kadar ölümü erteleyip illa ölmek icin gösterdikleri caba bana cok agir bir psikolojidir ..Neyse...

Hep söyledigim gibi.. Spritüel dünyanin negatiflikleri sadece dünyamizda yasanan olumsuzluklara cok benzedigi icin ilgimi cekti yoksa dünya siyaset sahnesinde olanlar olmadan önce ben neredeyse hic elestirmiyordum spritüel cirkinlikleri. Dünyamizda olan hersey hepimizi sarsiyor ve herkes bir sekilde tepki duyuyor bu tepkiyi ifade etsin etmesin. Yoksa bir zamanlar dedigim gibi , bunlar olmasaydi , insanlar cimenlere tapsa umurumda olmazdi. Dogru yada yanlis ama olanlarin esas sebebi bu..

Tabiki olmakta olanlar nhayetinde düsündürüyor , nicin olduklarini. Kendine göre bir sonuca variyorsun ve bir 5b de olsa idim, "negatiflik orada mevcut olmadigi icin aklimi her daim kullanmam gerekmeyebilirdi "ama 3b , kimsenin digerinin kalbini oldugu gibi göremedigi bir yer degilse. Bu durumda denge nasil salt sezgilerden ibaret olabilir ;diye sordum kendime.. Denge burada akli daha fazla kullanmak olmali diyorum bu yüzden.

"Her bilgiyi tek tek akilla sorgulamak " kaynak ne kadar güvenilir olursa olsun cünkü seninde söylemeye calistigin gibi,"her bilgi bir insanin eliyle gelmekte" ve en iyi insanin dahi egosu var zaman zaman da olsa ortaya cikan.

Dine dair 19 mucizesinden sözetmisin ,ve ben buna eski ahitte 7 mucizesi olarak adlandirilabilecek bir iddiada ekleyeyim.Eski ahitte birsekilde 7 kattan sözedilir vs..İslam tevrati kabul ediyor ;diyerek isin icinden cikabiliriz ama bu kadar basit degil.Belki eskide kalmis yazilarimda Kryonun bir sözünü yazmistim , bütün peygamberlerin diger yogunluklardan geldigine dair. Ben daima dinsizim derim ama dikkat edersen ateistim demem ,bunun sebebi de ateist olmamam:) Ateist degilim cünkü ruha inaniyorum ve onlarin da medyum olduklarina zira eger peygamber "yukaridaki bir tanridan mesaj aliyorsa" birlik cöpe atilmasi gereken birseydir ama "özünü hissedebiliyorsa "bu da onlari sadece medyum yapabilir.Yani onlar sadece medyumdular baska birsey degil. Bunlar üzerine bircok bilgiyi irdeledim , bilimsel dinsel spritüel su bu ...Ve kendime göre hicbir acigi olmayan birsonuca vardim yani aklimda bir bilgi arayisi süphe yok ..

Kuran degismemis bozulmamis tek kitap olarak kabul edilir. Diyorsunki kisilerden dolayi bilgiler de olumsuz olabilir iyi ama bu durumda Kuran in tam kusursuz olmasi nasil aciklanacak? Sözü edilen olumsuzluklar yüzünden binbesyüzildir milyonlarca kadin aci cekiyor ve dünya cihat adina savasanlar tarafindan yokediliyor.. Burada soru su :

Dinin gercek oldugunu ispatlamakmi daha önemli yoksa yasattigi felaketlerle mi.

Ben din konusunda cok yazdim bu yüzden tek tek deginmeyecegim ama ancak dini cok iyi bilenlerin dinden ciktigini yeniden hatirlatmaliyim. Egr dinlerin dünyaya getirdigi felaketlerden daha önemli olan dinin ispatiysa , insanlari önemsemiyoruzdur , bunu sana degil herkese yöelik yaziyorum, ve insani önemsemiyorsak hizmetten niye sözedelimki?

Ama daha fazlasi eksiksiz bir kitapta bu kadar olumsuzlugun barinmasi olanaksiz oldugu icin bu sorunlar ortaya cikiyor ve dinin olumsuzluklariyla Ra bilgilerinin celiski sayilabilecek seylerini kiyaslarsak , dindeki olumsuzluklar celiskiler kat be kat cok.Cok eskiden namaza cok benzer olan yoganin bir cesidinden söztmistim , hintlilerle baglantisi olabilecek bazi benzerliklerden.Gercekten sorgulayacakmiyiz bunu ?Sorgulayabilirsek gercekten ariyoruz demektir degilse bizim tek istedigimiz dinin ispatidir.

Eski ahittede mucize varken İslami kabullenmenin esas sebebi son ve kusursuz degistirilmemis olusuysa o zaman diger önceki kaynaklar bizi hic ilgilendirmeyecektir. Oysaki Hintliler bilmem kac zaman önce bugünki kuantuma benzer düsünceler vermis veya hristiyan mistikleri yada Maharajin öyle anlatimlari vardi ki sasirtir ... peki ya filozoflarin birlige dair sözleri.... Eger islama eksiksiz degil bazi gercekleri belirtiyor ;dersek , o vakit hintlilere kadar hepsinde gerceklikler varken niye illa islama bagli kalmak durumundayiz?Senin icin söylemiyorum genel anlamda gördüklerim hep bu idi .

İnanlarin pek cogu kusursuz olmasindan ötürü islama biat ediyor ve islama inanmanin tek kurtulus yolu oldugunu söylüyor yani insanlarin coguna göre Kuranda ne yazdigi önemli degil, ki bu yüzden okumuyorlar Sadece kurtulus yolu önemli onlar icin...Yani biat hepsi bu sonrasi ise tüm dünyayi yakip yikan bir cehennem. Oysaki İsa da ben kurtulusum diyor hepsi ayni seyden sözediyor? İslam inananlari icin en büyük önemi bu cünkü onlar senin gibi bakmiyor. Bilgilerinin dogrulugu filan bu yüzden aldirmiyorlar. Nasil aldirsinlarki? İslam kosulsuz imani yani biati emredeken sorgulamalari demek cehenneme gitmeleri demek. Önce "aklet" der sonra "inan"?

Yani biri"islamda bilgiler alicidan ötürü negatiflikler olabilir " dedigi anda dahi islamdan cikmis oluyor bunu ben degil islam söylüyor. Neye inandigini sormuyorum sadece buradan anlatmaya calisiyorum.

Ben bir sey yazmistim, milyon iyiligi olsa insanin sadece biat gibi birseye sebep olmussa hepsi anlamini kaybeder..demistim.
Eger hersey bir ise birin disinda birsey yok ,yoksa eger "birligin özgür olmamasinin imkani yok nasil olabilir ki ". Bir adada iki kisi olsa digeri agaclari yakmasina engel olabilir yani "sinirsiz özgür degillerdir "ama tek kisi olsa istedigini yapabilir..demistim bir keresinde. Bu sebeple bir olan özgür olmali..ve öyleyse "özgürlük birligin tek amaci olmali". Birlik özgür iken sadece ,özgürlükten baska ne amaci olur ki?

Bu sebeple özgür irade kavrami bu kadar cok geciyor ya ama bana göre kayitsizligi özgürlükle karistiracak kadar yanlis yorumlanmis zira adadaki kisi özgür olsada , adadaki tüm agaclari istese dahi yakamaz"engeller digeri" cünkü yasayamazlar yani adanin icinde iken asla tam manasiyla özgür olamaz. Fakat hayalindeki bir adayi yakabilir güzellestirebilir vs.. yani sinirsizca özgür olabilirdi . Kuantum kanal mesajlari filozoflar vs..demeselerdi dahi bu tür önermelerle bir olanin bir rüya oldugunu düsünebilirdik. Bunu neden anlatiyorum? Cünkü biattan sözetmek istiyorum.

Özgürlügün karsiti ne :kölelik/biat vs.. Öyleyse özgür olan birin kendisini bulmasi icin yaratabilecegi en güzel oyun kölelik oyunu olurdu zira özgürlügü en cok köleler arar. Nietzschenin , agacin dallari yukariya ciktikca köklerinin topraga iyice cökmesinden sözetmei gibiydi bu..

"Ve ben özgürlügü cok istiyorsam tam bu sebeple köleligi de daha fazla görürüm yanlis ama dogru yollarla fakat cabalarim" , fakat bir baskasi köleligin farkinda bile olmayacak kadar gercege(öze) kayitsizdir , bu sebeplede ne dogru ne yanlis , köleligi görmez yada aldirmaz. Bir 4bh in merhametiyle 3bye yeni enkarne olmus bir insanin merhameti ayni olsaydi mesela , 4b dekiler bu cehennem gibi dünyaya gelmeyi göze almazlardi.

Misal..Bir adam cevresindekilere her zaman adil davransin , merhametle yaklassin vs..ufacik bir kötülügü bile dokunmasin onlara ama bunlarin karsiliginda "ona biat edecekler "ve o adam diyorki onlara , bu evden hicbiryere gitmeyeceksiniz..

Simdi bu insanlar icin onlarca iyiligin yaninda tek bir kötülügün ne olabilir ;diyebilirmiyiz?




Edited by - pandora76 on 24/11/2017 21:16:42
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 24/11/2017 :  21:38:34  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Dinler"sana cenneti verecegim , biat dersen "der iken , getirdikleri iyi güzel seyler nereye kadar önemli?

Kurani okuyan bir insan olarak islamda digelerrinden farkli ve fazla birsey bulmamakla birlikte tam aksine yikici pek cok sey vardir ve ben bunlara pek cok kereler degindim. Sahsen benim icin dinlerin hepsi ayni sey yani medyumlarin bilgileri olsada , acikcasi okumayanlara incili okumalarini tavsiye ederim zira öyküler niteligindeki bu kitap kesinlikle diger tüm dinlerden cok daha bariscil dir , cihat yoktur vs..İnsanlar buna cevap olarak, evrenin yaratilisi Kuranda yaziyordu vs.. derlerdi ve off:)Ben se madem İslamda hepsi yaziyor öyleyse niye tüm bu buluslar hristiyanlarca yapilyor derdim...Bunlari eskiden yasadim burada mantksal olarak tek bir yanit bulamadim daha dogrusu din yobazliginin cok ileri boyutta oldugunu gördüm.

İslam biattir ve biat eden birisi din olsun baska birsey olsun...aslinda gercekten varmidir düsünceleriyle? Biat zaten sorgulamamaktir öyleyse sorgulamayan biri düsünemeyen bir robot degilse nedir? Düsünemeyen birine din adina cihat yapmasini söyleyebilir insanlari öldürtebilir kadinlari köleye cevirebilir yani her seyi yaptirabilirsin. Biat kavramindan sözetmek icin yaziyorum bu örnegi.

İslamda 19 mucizesi peki ya digerlerindeki mucizeler ve hepsinin zararlari?Eger bircok din parca parca dorular tasiyorsa niye illa müslüman olmak yada bu yolu izlemek zorunda kaliyoruz? Sahsen 19 mucizesi olsun diger dinlerdeki kanitlar olsun bunlari bir daha yazmaya istegim olsaydi deginmek isterdim ama yapmiycam.

Öte yandan evrime dair verdigim mavi göz , etcil bitkiler filan cok basit , hizlica aklima ilk gelen seylerdi . Buna "neandertal insani" ekliycem ve atalarimiz maymun olsun olmasin belki gercektende iki ayagi üzerinde yürümüyordu. Kanitmi?Hepsi mevcut.. Peki hic evrime dair yazimdan sonra evrime dair tamamen tarafsiz bir gözle arastirma yaptikmi?

Sözünü ettigin reenkarnasyona dair akasik kayitlardan bilgi cekme vs.. bu yaklasimin da bir baska benzerini ben cok önceden yazmistim. Zamanim olsa arar kopyalardim .Ama akasik kayit cakra gibi ifadelerle degil."Dna ve rna aktarimiyla".İnsan bir bilgidir demistim ve tek öz olanin tekamülünün aslinda bu bilgilerin nesilden nesile aciga cikmasiyla iliskilendirilmistir...Düsüncesiydi bu.

Maharaj insan ölünce ne olur sorusuna "yeniden bedenlenecegimizi" söylerek karsilik vermisti.Ama tam aksine bir baska soran a, "reenkarnasyon yok" diyerek cevap vermisti:)Bu celiski gibi duran seyi aciklamak icin bu kisimlarin hepsini tek tek yazmaliyim ama ugrasmak istemiyorum , kitaptan okunabilir.Genel olarak Maharajin söyledigi sey de bence ayni sey yani "özün tekamülü" . Gölgeler nasil tekamül edebilirki zaten özün yansimasiyken?

Gercegi idrak etmisi biri kendisini dogmus biri olarak tanimlayamaz cünkü gercek bir ise o dogmus olamaz , gercegi idrak eden de bu sebeple dogmadini söyleyecektir(Maharaj) ve dolayisiyla ölüp tekrar tekrar bedenleniyor olamaz ama öte yandan o, arayis icin dogdugunu ve tekrar tekrar bedenlenecini imgeleyebilir ,"(Kuantum/simülasyon) yani"zihninde reenkarnasyon gercektende var olabilir".

Sahsen benim reenkarnasyondan bu sebeple hicbir süphem yok cünkü ben gercegi idrak etmis biri degil , özün "dogduguna inanmis bir yansimasiyim" pandorayim yani "bir kisiyim" ama aynanin öte tarafindan bir olanda benken gercegi idrak etmemeis biri olarak sadece özümle baglantilarimi koparmis /uzaklasmis olabilirim. bu sebeple de idrak edene degin ayna da tekamül eden(reenkarnasyon) özün bir baska benligiyim. Hic ayrilmadim ondan ,sadece ayrilmadigimi hatirlayacagim(aydinlanma)"Yani öz icin aslinda reenkarnasyon yok ama aynadaki görüntüsünde var". ..Yani aynadaki görüntümüz bizi yansittigi icin "biz" olsada sadece "bizim izimiz" (cünkü ic organlarimizi özümüzü gösteremez) fakat "iz de" sensin "kaynak ta.

Öz bir ise eger o birseyi secmemeli birlik kendi disinda ne varki secebilisin? Öte yandan "dünyadaki biri olduguna inandigi sürece birseyi secmek zorunda". İnsan secimdir zaten cünkü secmek ayirir. 2 lokantadan birini secerken , secmek zorundayken ...a lokantasina degilde b ye gitseydik daha iyi yada kötü bir yemek yiyerek daha farkli bir deneyim ve dolayisiyla daha farkli biri olmazmiydik? Bu cok basit bir örnek.Cogaltilabilir.

"Bir insan digerini öldürürken buna seyirci kalmanin da bir sonucu olacaktir müdahele etmemeninde" ..Cünkü her ikiside bir secim zira ayni anda hem müdahele edip hem etmemek mümkün degil.

Biri yardim etmemenin digeri ise yardim ederken o iki insanin arasindaki belki bir baska hayattaki anlasmaya müdahele etmenin sonucu. Ama öte yandan belki 3.kisi olarak dogmadan önce bu seye karisma üzerine bir sey vardi.Yani karmaya belki sende dahildin?

Peki ne yapicaz? Ben bir baska hayatta yasam kocu filan olmayacagimdan eminim niyemi? "Cünkü ancak yaptigim seyde cezalandirilmam gerektigine inanirsam bunu yaratirim". İnsanlar cok kötülük yapip cezaya inanmasalar o zaman?Diye birsey yok zira vicdan yani öz karar verir buna.

Hayatim boyunca annemden insanlar kötülük bile yapsa kötü birseyse dahi söylememeliyiz,anlayisini duydum ,(atalar kültürünün önemi ) sadece spritüellikte degil dindede karma denen bir sey vardir . Spritüellik ise insanlari asla yargilamamiz gerektigini söylerken , aman bak karma yaratisin öyleyse asla tepki verme;der ve tehdit eder.

Madem yargilamamaliyiz, kendimizi ne diye yargiliyoruz? Yada baska bir yerde yazdigim gibi.. Yargilayisi yargilamis olmuyormuyuz bu durumda?



Edited by - pandora76 on 24/11/2017 21:50:15
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 24/11/2017 :  22:39:15  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Tabiki "yargilama elestirme vs..." diyebiliriz ben burada "özün bakis acisinda" gelisen karmasadan sözediyorum ..Öz zihinde iken düsüncelerinin arasinda "yargida var yargilamamakta" ve "ben birini secersem ikincisini dislamis olurum "yani demek istedigim zihinde oldugumuz / ayri ayri oldugumuz sürece de yargilarimiz olacak.. Mesela bana yargilama diyene biri kalbinde, yargiladigima inanarak beni yargilamis olabilir mi?

Peki niye yargilamiyor öz? Bence hersey bir ise, iyi kötü tüm eylemler o birligin disinda duramayacagi icin .Bir yargi icin iki farkli sey lazim ...zira , kirmizi güzel sari cirkin ;dersek yargilamis oluruz sariyi ..Kime sorsan renklerden bircogunu sevse birini mutlaka güzel bulmayacak?

Bunlari yaziyorum ama elbette yargilama elestirme vs..denebilecegine inaniyorum fakat kayitsizlik durumunun yargilamamak olduguna inanirken aslinda nasil bir kavram kargasasi yasadigimizi söylüyorum. Biz özü yani aydinlanmis üstatlari taklit ettigimiz icin "kayitsizligi yargilamamak gibi algiliyoruz "sana degil bu sözüm genel anlamda söylüyorum. Ama gercekten düsünüp sorgulasaydik nasil bir celiski icinde oldugumuzu anlayabilirdik.

Bir adam ...kizi uyusturucu kullanirken müdahele etmeyi , kizini veya uyusturucu saticisini yargilamak saymayabilir ama öte yandan bir baskasina yapilan haksizliga tepkisiz kalmayi yargisizlik olarak adlandirdiginda celiskiye düser cünkü "hersey bir ise eger , kizin da o özündeki biridir , bir baskasi da". Kizini digerlerinden ayirirken önemli görürken "herseyle bir oldugunu nasil iddia edebilir insan?"Kizin belki karmansa , o yabanciyla neden karsilastin milyar insan varken? Öz bir ise kizinin hicbir ayricaligi olmaz" ...oluyor diyorsak birlik fikri sacmaliga dönüsür. Birlik birini bile, dislayamaz dislarsa "bir degil iki olacagi icin"..

Gizli benlikte hatirlamadigim bir yerde okuyacagin bir örnek..
Adam negatif duygularini ,kabullendim; demiyor onlari o nefreti yasiyor ve iste bu bence kabullenme ...öyleyse neden daima aba altindaki "karma yaratirsin "adli sopayla yasayalim?. "Gercek olabildikmi hic bu hayatta"..derken bunu kastetmiştim..Hicmi kötü duygularimiz yok bizim , icimizde yargiladigimiz nefret ettigimiz vs..hicmi olmuyor

Olmuyorsa eger bunca cikinlik, kurnazlik kötülük haksizlik ne?

Dinde; sevap isle cennete git vs..var hani, insanlarin bir kismi bu sebeple aclari doyurayim da cennete gideyim der.. Bir nevi cennete yolculuk bileti almayi umarlar aslinda (digerleri de ayni zaten)peki karma yaratirim sonra ;derken bundan bir farki varmi? Kötülükte olsa iyi olacagiz cünkü karma yaratirsak cehenneme döner dünyamiz ;derken nasil "gercekten oldugumuz gibi yani iyisiyle kötüsüyle herseyiyle gercek olucaz"?

Ben gidip adam öldürmekten sözetmiyorum ve dahi surada spritüel elestiri adi altinda dahi ayri bir baslik acmamamin sebebi her türlü reklam imkanini onlara tanimakti özgürlük..Karma yaratiriz düsüncesine benzer o eski düsüncelerimden ötürü anlayisim merhametimin sonuna gelsem dahi ,yine de bazen "karsiliginda kötülük gelir karma"diyerek radikal birsey yapmiyordum"cünkü korkuyordum gercekten hissettigim gibi olmaktan".Onlar zor durumdaydi öyleyse cok iyi davranmaliydim..

Sonuc mu ne? Belki onlarca kez zarar gördüm ve bu siddetlenerek artti.Hic durmadi ,öyleyse burada bir yanlis olmaliydi.

En son kendimi gercekten cok iyi hissettigim zaman , "karmaymis sevgiymis falan filanmis" demeksizin "icimden gecen öfkeyi vs..oldugu gibi ifade ettigim zamanlardi. İyi insanlar olmaliyiz yargilamamliyiz vs.. "İste bu yargilardi kendimi yargilamamin sebebi".

Kötülüge haksizliga dahi iyilikle karsilik vermezsem cezalandirilirim demek kendi yargini kesmek degilmi?

Peki sonrasinda ne oldu?"Sadece duygularim degil hayatim tümüyle degisti". Gidip adam kesmedim , intikam almak icin bende kurnazlik edeyim vs...demedim , cöp yoksa cöpü bile atmam cöplük ararim:)yani melegim kimseye zarar vermem :)ama iyi kötü herseyimle oldugu gibi oldugumda yani gercekten kabullendigimde...

Sirtinda bir kaya olurda onu birakinca rahatlarsin ya.. Hissettigim huzuru mutlulugu tarif edemiyorum.

Peki önceki karma korkusuyla yaklasirken ve (forumda degil gercek hayatta)bazilarina spritüellerin yaklasimiyla gelirken dogru bisey yapiyorduysam , neden icimde mutsuzluk hissi beliriyordu? Biraktiklarim yerine gelen iliskiler sanki hep yapmam gereken bir seyi yapmis olmanin ödülüymüscesine cok doyurucuydu.Komik olansa beklemedigim birseydi , o biraktigim sömürücü iliskilerin bana geri dönme cabasiydi?



Edited by - pandora76 on 24/11/2017 22:45:04
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 24/11/2017 :  23:14:38  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Bugüne degin spritüellikte bana göre bir sürü celiski vardi ve onlardan biriside bu. Buna daha yogun deginmemin sebebi bugünlerde en cok bunu düsünmem:Karma...

Digerleride özgürlükten sözederken aslinda eninde sonunda kendi icimde özgürlügü aradim ve oldukca özgürce yasamim olsa da , yinede icimde elbette benimde esaret getiren birsey var oldu hep.Bir noktada karmaya kesinlikle inaniyorum tabi ama kendimizi suclu hissettigimiz zaman cezalandirilmak üzee karma yaratacagimiza yani ben kendimi suclasaydim bir baska hayatta senin dedigin gibi yasam kocu olur ve tepki alirdim ama icimde ufacik bir huzursuzluk yok .Peki neden suclu hissetmiyorum sence:)

Bir örnek...Abraham lincoln..Zencilere özgürlük adina savasti ve Ra , karma yaratmadigini söylüyordu. Ra yi gecelim,peki zencileri köle edenleri yargilamamak adina dünya tarihinde hic kimse bir sey yapmasaydi, zenciler kölemi olacakti sonsuza dek.? Eger cözüm kabulse...insanlar kabullenmeyi neden bircok hayatta idrak edemiyor ? Kabulün gerekliligini hicbir dünya dönemi olmaksizin nasil farkedeceklerdi peki? "Zenciler adina digerlerini öldürmek korkuncsa bir baska korkuncluk zencilerin köleligine seyirci kalmak degilmiydi? İnsna korkunc olmayi kabullenebilir mi"? Böcekelri nedne öldürüyoruz pek onlarda bizimle bir degil mi?

Ayrica yasam koclarina karsi olmadigimi son yazimdada belirtmistim :)Ve konu sadece yasam koclari degilken galiba böyle algilanmasina vesile olmusum. Bioenerji hipnoterapi rüya terapileri vs.. falan filan.. tüm bu seylerde uzman olmadiklari halde bir uzmanmiscasina insan hayatiyla oynamalaridir tepkimi ceken . Öteyandan spritüellerin icinde gercekten hakkiyla calisanlar gördügümü anlatmistim. Mesela o hipnoterapist. Bir psikologtu ayni zamanda ve isini hahikyla yapiyordu.Tipki reiki2 masterim gibi.

Ve spritüelligi satanlar icin önceden birsey söylemistim , "belki baslangicta gercekten inanmistiniz samimiyetle iyi niyetle tipki o siyasilerin baslangictaki samimiyeti gibi". Halic'i temizlediler ,öyle calistilarki istanbulun pek cogu onlari destekledi . Ama zamanla onlar paranin gücün esiri olurken , spritüellik te ,samimiyeti paranin getirdigi güce birakti.

Fakat elestiri dozunda katiliyorum öte yandan sende bilirsin gecmisten beri ne kadar agir tepkiler hatta hakaretler duydugumu. İsin komik yani ise , gercegi ararken her bilgiyi irdeledigimde önce agir tepkiler alirken sonra pek cok kez fikirlerimin kullanildigini görmek. Bu insanlardan biri dahi , "a yanilmisim ve sirf egom icin fikrine karsilik sana ters tepki verirken karma yaratmis olabilirmiyim vs"..diye birsey duymadim ,karmayi takmiyorlar demek:)Bence nedenmi ?.Cünkü spritüel dünya ne kadar sevgi dolu gözüküyorsa bir o kadar sevgisiz...

Samimiyet sevgi iyilik aslinda en cokta burada yok ve zannediyormusunki ben sadece elestiri yapiyorum ?aslinda spritüellerin pek cogu sevgi adina cici cici en büyük haksizliklari yaptilar..Ben görünene degil görünmeye bakarim ..

Kötülük her yerde var dogru peki bu durumda ne yapmaliyiz?Spritüeller kimseyi öldürmüyorsa kötülükleri böylece daha kabullenilebilir mi?Ve kimse tamamen ayni düzeyde dersle karsilasmaz. Birinin merhameti coksa belki cok daha fazla tepki duyacaktir ama buradan ögrenecekleri vardir(denge )digeri de bencilliginin getirileriyle vs...

Elestiri dozuna katilsam da buradaki elstiri dozunun artisinin ,sakin görüntülerle verilen elestiriden bile öte haksizlik oldugunu düsünebiliriz yani belki karma diyorsak , o sadece öldükten sonra karsilasacagimiz birsey degil belki.

Ama dahada fazlasi kisisel basligimdaki son yazilarimdada belirttigim sey..Degil elestiri dozunu ayarlamak istenilmedikce hizmet etmemek:)ben artik spritüel dünyada hicbir elestiri yapmamayi dahada fazlasi tamamen uzak durulmasi gerektigini düsünüyorum. Bu yüzden bu seyin icinde olmamali; diye yazdim. Tabi herkesin kendi secimi, nasilki elestirilerimi gidip onlarin sayfalarinda yapmadim kendi alanlarinda ,tipki kryonun dedigi gibi olmalarina izin verdim ...ayni sekilde hizmet etme istegi olan insan hizmet etmeli belki ;diyerek hereksin deneyiminin farkli olacagina da degindim.

Hizmet kavrami ise ilk kez ra nin vs..sözettigi birsey degil,maharajda önce hizmet edebilirsiniz ;demisti ama bu hizmetin dünyamizdan daha fazla kendimize yarari olacagindan ...fakat kimsenin hizmet etme zorunlulugu oldugunu iddia etmemisti. Kac aydinlanmis üstadin illa hizmet ettigini duyduk?Buda maharaj vs..bu insanlar hizmet ederekmi gercege eristiler? Demek istedigim su.. "Tipki daha ac olanada ayni yemegi vermenin dogru olmamasi gibi,herkes mutlaka hizmet etmelidir diye bir zorunluluk yoktur".

Benim halüsinasyonlara dair sözlerimin üzerine insanlarin onlari asagilamalari kötü hissettirdi, bunu düzeltmek istedim ve tabiki haksizliga asla tahammül edemeyen yapimda isin icindeydi. Yoksa tam bir karanliga dönüsmüs spritüel dünya benim icin tamamen bitmistir.

Bu cirkinlikte dibe vurmus dünyanin icinde olmayacak kadar seviyorum kendimi. Daha da fazlasi sen ve bir kisim insan haricinde spritüel dünya anladimki "sadece ölüp cennete gitmekten baska bir umudu olmayanlarin dünyasi " yani spritül camia "ölümü bekleyen yasayan ölüler dünyasi". Ve bu ölüler diyarinda yasayanlarin yeri yok...

Dolayisiyla yapilabilecek hicbir elestiri, paylasilacak hicbir bilginin anlami yok. Cünkü insanlarin sadece görüntüsü var ve bu disaridan bakildiginda mutlu sevgi dolu gözüken dünya nin bu kadar sevgi dolu gözükmesi , "aslinda icindeki sevgisizligin en büyügünü saklama cabasidir". Erkekler eslerine en cok ta onlari aldattiklarinda sevgi dolu davranirmis ya hani:)Onun gibi...

Ve sorunu sorun yaratan seyin icinde cözemezsin , bu Einstein sözüdür.İste bu sebeple dir tamamen uzaklasma kararim. İstersen üyeligimi bile silebilirsin , insanlar elestiri ihtimali olmaksizin rahatca yazabileceklerine emin olsunlar diye .Zira benim icin farketmiyor artik.

Milyon bilgi paylasilmisken zaten neyin hizmetinden sözedebilirizki hem? Hizmet etmek sadece bilgi vermekmi peki? Ac bir insani doyurmak , dayak yiyen kadinlara yardim etmek vs..bu hizmetler spritüel dünyada hizmet etmekten daha mi önemsiz illa hizmet edilmeliyse?Hersey bir ise önemli olan hizmetin insanin kendi özüne götüren birsey vermesi. Vermiyorsa birak gitsin...

"Tanrı, insanda kötü bir gün geçirmiş olmalı.":)

KAFKA.

Edited by - pandora76 on 24/11/2017 23:23:57
Go to Top of Page

Qaan
Yönetici

1248 Posts

Posted - 25/11/2017 :  06:25:52  Show Profile  Click to see Qaan's MSN Messenger address  Reply with Quote


Kutsal kitapların en yüksek bilinç tarafından değil, insanlara yol göstermek isteyen -görece yüksek- bilinç bütünlükleri tarafından -hizmet amacıyla- vahyedildiğini düşünüyorum. Ya da en yüksek olasılığı buna veriyorum. diyebilirim. Bu varsayımın doğru olduğunu kabul edersek, yine oluşan olumsuzlukların karmasının da vahyeden bilinç bütünlüğüne yansıyacağı sonucuna varabiliriz.
* * *
Bizim yine özgür irademizle, etki gösterebileceğimiz her olaya müdahil olma şansımız zaten var. Birçok kimse de zaten haklıyı savunmak adına kendi gücünü de dikkate alarak elinden gelen yardımı yapmaya çalışıyor. Spiritüelliğin oldukça yoğun şekilde kötüye kullanıldığını kimse inkar edemez ki zaten. Buna bir çözüm bulunamıyor ve sorun orada. Ben eğitim görmüş ve devlet onayıyla hizmet veren doktorlara da çok güvenemiyorum. Hepsi bildiğimiz insan zaaflarına herkes gibi sahipler. Sadece bu işin tahsilini yapmışlar diye gözde gereğinden fazlaca büyütülüyorlar. Mutlaka eğitimli ve denetim altında olmak önemli ama tıp tarihi ve ilk tıp kürsüsü olsa olsa kaç yıldır vardır. Hadi diyelim yüz yıl. Evet eğitimleri de zorlu. Fakat kimi meslekler olması gerekenden fazla gözde büyütülüyor.
* * *
Bir konuya daha değinmek istiyorum. Bir bilginin ilk sahibi onu ilk söyleyen kişidir diye bir gerçeklik yoktur. O bilgi zaten varoluşun bir bilgisidir. Ya da elde edilebilecek olası sonuçlardan biridir. Bilinçüstü düzeyde zaten boşlukta gezinen bir bilgidir o. Beyninin alıcı özelliğini iyi kullanarak o bilgiyi ilk çeken kişiden bahsedilebilir ancak. Söz gelişi buraya 657346555361209 gibi rastgele rakamlardan oluşan 9999 basamaklı bir sayı yazsam, o sayının mucidi olur muyum? Ya da Newton yerçekimini keşfetmeseydi şimdi yerçekimi olmayacak mıydı? Veya arşimet "evreka" diye bağırarark tasın su üzerinde yüzdüğünü keşfetmese, bugün gemiler su üzerinde yüzmeyecekler miydi?

100 maymun fenomeninden hareketle yola çıkarsak, hikayedeki bir maymunun yemeden önce patatesi yıkayarak çamurlarından arındırmayı keşfedince ve adadaki başka maymunlar da bunu yapmaya başlayınca, diğer komşu adalardaki maymunlar da kısa sürede aynı uygulamayı kolayca keşfedebiliyorlar. Bunu bilinçüstü bilgiye bağlayabiliriz evet. Bilinçüstü bilgi kritik kütle aşılınca, diğer maymunların beyinlerince de çok kolayca çekilebilir duruma gelmiş oluyor. Bir başka açıdan bakarsak, diğer adaların da bir ilk keşifçisi vardı. Yine de patatesin yıkanılırsa çamurdan arınacağı gerçekliği -kimse uygulamadan önce- en baştan beri vardı. Bu sebeple aslında telif hakkı ya da patent denilen kavramların sanırım ileride yeniden gözden geçirilmesi gerekecektir.
Go to Top of Page
   Topic Next Topic  
 New Topic  Reply to Topic
 Printer Friendly
Jump To:
Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum © 2004 Budur.com Go To Top Of Page
This page was generated in 0.14 seconds. Powered By: Snitz Forums 2000 Version 3.4.04
Google
 
Web www.budur.com
Detayonline Gizli
Gerçekler
oyun komedi sohbet
Visitor Counter by Digits