Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum
Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum
Home | Profile | Register | Active Topics | Members | Search | FAQ
Username:
Password:
Save Password
Forgot your Password?

 All Forums
 Konu Dışı / Diğer Konular / Yönetimden
 Tavsiye, Paylaşım ve Yorumlar
 Üstün yaratıcılığa sahip kişilerde görülen 18 fark
 New Topic  Reply to Topic
 Printer Friendly
Author  Topic Next Topic  

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 31/08/2014 :  12:33:48  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Yaratıcılık, tuhaf ve genellikle de mantık dışı görünen bir şeydir. Yaratıcı düşünce biçimi, bazı kişilik türleri için sabit ve belirgin bir karakter özelliğidir. Ama duruma ve şartlara göre de değişebilir. İlham ve fikirler en beklenmedik anda birden bire zihnimizde belirebilir, ama onlara en çok ihtiyaç duyduğumuz zaman bir türlü ortaya çıkmazlar. Yaratıcı düşünce özel bir algılama yeteneği gerektirirse de, düşünme sisteminden tamamen farklıdır.
Nörolojik bilim bugün yaratıcılıkla ilgili çok karmaşık bir fotoğraf ortaya koymaktadır. Bilim insanları artık yaratıcılığın sandığımız gibi sağ ve sol beyin farklılığıyla (sol beyin = mantıklı ve analitik, sağ beyin= yaratıcı ve duygusal ) açıklanamayacağını anlamış bulunuyor. Gerçekten de, yaratıcılığın bir dizi bilişsel süreçler, sinirsel akımlar ve duygular sonucu ortaya çıktığı düşülmekte, ancak yaratıcı zekanın nasıl çalıştığı hakkında hala net bir bilgimiz yok.
Psikolojik açıdan bakıldığında da, yaratıcı kişilikleri belirlemek çok zordur. Zira bu kişiler genelde karmaşık ve çelişkili davranışlar sergiler ve alışkanlıklardan ya da rutin işlevlerden uzak durmaya çalışır. Bu sadece “acı çeken sanatçı” şablonu da değildir – sanatçılar belki de daha zor anlaşılan kişilerdir. Yapılan araştırmalar, yaratıcılığın karakter özellikleri, davranış biçimleri ve sosyal etkilerin bir kişi üzerinde birleşmesiyle meydana geldiğini ortaya koyuyor.
Yaratıcılık konusunda uzun yıllardan beri çeşitli araştırmalar yapan New York Üniversitesi Profesörlerinden Scott Barry Kaufmann, Huntington Post’la yaptığı söyleşide “Aslında yaratıcı kişilerin kendi kendilerini anlayabilmeleri de çok zordur. Zira yaratıcı benlik yaratıcı olmayan benlikten çok daha karmaşıktır. En belirgin şekilde ortaya çıkan özellikler, yaratıcı benliğin çelişkileri ve tutarsızlıklarıdır…. Hayal gücü yüksek olan kişilerin zihinleri daha karmaşıktır” diyor.
Yaratıcı kişiliğin “tipik” bir tarifi olmasa da, üstün yaratıcılığa sahip kişilerde belli davranışlar ve karakter özellikleri görüldüğü kabul ediliyor. Bu kişilerde görülen 18 farklı davranış biçimi aşağıda yer alıyor:
Hayal Kurarlar.
Yaratıcı tipler, ilkokul öğretmenlerinden duyduklarının aksine, hayal kurmanın boşa zaman harcamak olmadığını bilirler.
Kaufman ve “Olumlu ve Yapıcı Hayal Kurma’ya Övgü” adlı makalenin eş yazarı psikolog Rebecca L. McMillan’a göre, düşünceler arasında gezinmek, yaratıcılığın “kuluçka sürecini” destekliyor. Zaten bizler de en iyi fikirlerimizin, aklımız bambaşka yerlerde gezinirken birden bire ortaya çıktığını biliriz.
Hayal kurmak her ne kadar düşünmek anlamına gelmez gibi görünse de, 2012 yılında yapılan bir araştırma, bunun çok yoğun bir zihin faaliyeti olduğunu ileri sürüyor – zira hayal kurma sırasında olayların bağlantıları birden bire fark edilebiliyor ve iç görü artabiliyor. Nörologlar ayrıca hayal kurmanın, imgeleme ve yaratıcılıkla aynı beyin işlevlerini içerdiği sonucuna ulaşmış bulunuyor.
Her şeyi gözlemlerler.
Dünya yaratıcı bir kişinin istiridyesidir – bulundukları her yerde fırsatlar görürler ve yaratıcı bir ifadeyi besleyebilecek tüm bilgileri özümserler. Henry James’in belirttiği gibi, “Bir yazar, hiçbir şeyin kaybolmasına izin vermez”. Yazar Joan Didion yanında her zaman bir not defteri taşırdı. Kişiler ve olaylarla ilgili gözlemlerini bu deftere yazdığını ve sonuçta kendi zihnindeki karmaşa ve zıtlıkları daha iyi anlayabildiğini söylerdi.
Didion “Not Defteri Tutmak” konulu makalesinde “Çevremizde gördüğümüz şeyleri ne kadar dikkatle kaydedersek, gördüğümüz her şeyin ortak paydası kendi benliğimizin şeffaf, utanç duyulacak ve acımasız bir yansıması olur” diyor. “Bu kayıtlar, özel bir duyguyu, zihnin kullanılamayacak kadar küçük bağlantılarını, sadece kayıt düşen kişiye bir anlam ifade eden gelişi güzel ve karmaşık bir düşünceler kümesini yansıtır.”
Kendileri için uygun olan saatlerde çalışırlar.
Büyük sanatçıların birçoğu en verimli çalışmalarını sabah çok erken ya da gecenin geç saatlerinde yaptıklarını söylerler. Vladimir Nabokov, sabah 6 veya 7’de uyanır uyanmaz yazmaya başlardı. Frank Lloyd Wright da sabaha karşı saat 3 veya 4’te uyanıp birkaç saat çalıştıktan sonra tekrar yatardı. Ne zaman olduğu hiç önemli değil, yaratıcı çalışmaları olan kişiler, zihinlerinin hangi saatlerde en verimli şekilde çalışmaya başladığını bilirler ve günlerini ona göre planlarlar.
“Yaratıcı fikirlere açık olabilmek için, yalnızlığı yapıcı bir şekilde kullanabilmeli, yalnız kalma korkusunu yenmelisiniz” diyor Amerikalı varoluş psikoloğu Rollo May..
Sanatçılar ve yaratıcı kişilerin hep yalnızlıktan hoşlandığı düşünülür. Bu her zaman doğru olmasa da, yalnızlık en iyi eserlerini yaratmaları için önemli bir unsur olabilir. Kaufman bunu yine hayal kurmaya bağlıyor – ve zihnimizin özgür bir şekilde dolaşabilmesi için kendimize yalnız kalabileceğimiz bir zaman yaratmamız gerektiğini belirtiyor. “İçinizdeki sesi dışa vurabilmek için, onunla iletişime geçebilmelisiniz. Eğer kendinizle iletişim kuramaz ve kendinizi yansıtamazsanız, o yaratıcı iç sesi bulmanız çok zordur” diyor.
Yaşamdaki engelleri tersine çevirirler.
Tüm zamanların en fazla iz bırakmış hikayeleri ve şarkıları yürek burkan acılardan ve kalp kırıklıklarından doğmuştur … bu üzüntülerin olumlu yönü ise, büyük bir sanat eserinin yaratılmasına yol açmış olmalarıdır. Psikolojinin “Travma sonrası gelişim” adı verilen yeni alanında, birçok kişinin yaşadığı zorlukları ve erken yaştaki travmaları yaratıcılıklarını önemli ölçüde geliştirmek için kullanabildikleri ileri sürülüyor. Araştırmacılar travmaların özellikle insan ilişkileri, maneviyat, yaşam sevinci, kişisel güç ve — hepsinden önemlisi yaratıcılık konusunda gelişmelerine ve hayatta yeni fırsatlar görebilmelerine neden olduğunu belirlemişler.
Kaufman “Birçok kişi bu tür travmaları gerçeği farklı bir perspektifle görebilmek için ihtiyaç duydukları bir güç olarak kullanabiliyor” diyor. “Hayatlarının bir noktasında bir travma yaşadıklarında, dünyanın güvenli veya koşulları belirlenmiş bir yer olduğu şeklindeki görüşleri yerle bir oluyor ve o andan sonra tüm sınırları aşarak her şeyi yepyeni ve farklı bir gözle değerlendiriyorlar – bu da yaratıcılığı müthiş destekleyen çok olumlu bir şey.”
Sürekli yeni deneyimler peşinde koşarlar.
Yaratıcı kişiler yeni deneyimler ve değişik duygular yaşamayı severler. Bu da yaratıcı üretkenliğe yol açan önemli bir öngörü kazanmalarını sağlar.
“Yeni deneyimlere açık olmak, yaratıcı başarının en önemli yapı taşıdır” diyor Kaufman. “Bu özelliğin değişik bilgiler edinmek, heyecan merakı, farklı duygular yaşamak, hayallere açık olmak gibi pek çok yüzü olsa da, hepsi birbiriyle bağlantılıdır. Hepsinin ortak noktası, hem iç – hem de dış dünyanızı zihinsel ve davranışsal açıdan keşfetmek arzusudur.”
Yenilgiden korkmazlar.
Yaratıcı başarının ön koşulu dirençli ve esnek olmaktır. Yaratıcı bir şeyi ortaya koyabilmek için, tekrarlayan başarısızlıklara aldırmayıp, yılmadan denemek gerekir. Yaratıcı kişiler – en azından başarıya ulaşmış olanlar – başarısızlığı kişisel olarak almamayı öğrenmişlerdir. Steve Kotler, Einstein’ın yaratıcı dehası ile ilgili bir makalesinde “Yaratıcı kişiler başarısız olur ve gerçekten yaratıcı olanlar çok sık başarısız olur” diyor.
Her şeyi sorgularlar.
Yaratıcı kişilerin doymaz bir merakı vardır – genelde kanıtlanmış koşullarda yaşamayı tercih ederler. Hatta yaşlandıktan sonra bile yaşamla ilgili merakları devam eder. Bazen yoğun tartışmalar şeklinde, bazen de tek başına düşüncelere dalarak çevrelerindeki dünyayı sürekli incelerler ve her şeyi neden ve nasıl diye sorgularlar.
İnsanları gözlemlerler.
Doğuştan gözlemci olan ve başkalarının hayatını merak eden yaratıcı kişiler genellikle insanları gözlemlemekten hoşlanır – ve bazen en iyi fikirlerini böyle geliştirirler.
“[Marcel] Proust hemen hemen tüm yaşamını insanları gözlemlemekle geçirmiş, gözlemlerini sürekli not etmiş ve bu notlar zaman içerisinde kitaplarına yansımıştır“ diyor Kaufman. “Birçok yazar için insanları gözlemlemek çok önemlidir… Bu kişiler insan doğasının tutkulu izleyicileridir.”
Risk alırlar.
Yaratıcı çalışmanın en önemli unsurlarından biri risk almaktır. Yaratıcı kişilerin çoğu da yaşamlarının çeşitli alanlarında aldıkları risklerden beslenir.
Steven Kotler Forbes’a yazdığı bir yazısında “Risk almakla yaratıcılık arasında derin ve anlamlı bir bağlantı vardır ve bu bağlantı genellikle gözden kaçar” diyor. Yaratıcılık hiç yoktan bir şey yaratma sanatıdır. Hayal gücü tarafından ileri sürülen iddiaları tüm dünyaya açabilmeyi gerektirir. Ürkek ve çekingen kişilere göre bir iş değildir. Zamanın boşa gitmesi, itibarın zedelenmesi, paranın ziyan olması… tüm bunlar ters giden yaratıcılığın yan ürünleridir.
Tüm yaşamı kendilerini ifade etmek için bir fırsat olarak görürler.
Nietzsche, insan yaşamının ve dünyanın bir sanat eseri olarak görülmesi gerektiğine inanırdı. Yaratıcı kişiler de dünyayı gerçekten bu şekilde görmeye ve günlük hayatın içinde sürekli olarak kendilerini ifade edebilecekleri fırsatları aramaya daha yatkın olabilirler.
“Yaratıcı ifade, kendini ifade etmektir,” diyor Kaufman. “Yaratıcılık, aslında ihtiyaçlarınızın, arzularınızın ve özgün benliğinizin kişisel bir ifadesi olmaktan başka bir şey değildir.”
Gerçek tutkularının peşinden giderler.
Yaratıcı kişiler doğal bir motivasyona sahiptir— yani onlar dışarıdan elde edilecek bir ödül veya onay kazanmak için değil, kendi içlerinden gelen doğal bir istekle hareket ederler. Psikologlar, zorlu koşulların yaratıcı kişileri motive ettiğini ileri sürüyor ki, bu da içsel motivasyonun bir işaretidir. Yapılan araştırmalar da, bir işe girişmek için sadece içsel nedenleri düşünmenin bile yaratıcılığı arttırdığını gösteriyor.
M.A. Collins ve T.M. Amabile’ın “Yaratıcılığın Rehberi” adlı eserlerinde belirttikleri gibi, “Üstün yaratıcı kişiler, zorlu ve riskli problemlerle uğraşmaktan büyük zevk alır. Zira bu onlarda yeteneklerini kullanabilmekten kaynaklanan bir güçlülük duygusu yaratır.”
Zihinlerini silerler.
Kaufman, hayal kurmanın bir başka yararının da kendimizi sınırlı bakış açımızdan kurtarması ve farklı düşünce tarzlarını araştırmamıza yardımcı olmasıdır. Bu da yaratıcılık için önemli bir unsur olabilir.
“Hayal kurmak, evrim geçirdi ve artık yaşadığımız anı unutmamıza yardımcı olan bir araç haline geldi” diyor Kaufman. “ Beynimizin hayal kurmayla bağlantılı olan düşünce ağı, zihin teorisiyle bağlantılı olan düşünce ağıyla aynı – ben buna ‘hayal kurmanın düşünce ağı’ diyorum. Bu tarz düşünce sadece gelecekteki kendinizi hayal etmenizi sağlamakla kalmaz, aynı zamanda başkasının da ne düşündüğünü hayal etmenize yardımcı olur.”
Yapılan araştırmalar ayrıca “psikolojik mesafe” koymanın – yani olaylara bir başka kişinin bakış açısıyla bakmanın veya bir sorun hakkında sanki gerçek değilmiş veya bilmediğiniz bir şeymiş gibi düşünmenin yaratıcı düşünceyi desteklediğini ortaya koyuyor.
Zaman kavramını unuturlar.
Yaratıcı kişiler, yazı yazarken, dans ederken, resim yaparken veya kendilerini başka bir şekilde ifade ederken, transa girmek diye bilinen ve yaratıcılıklarını en üst düzeye çıkartan “başka bir boyuta” geçtiklerini görebilirler.
Trans durumundaki biri, bilinçli düşünce halinin ötesine geçerek çabasız bir konsantrasyon düzeyine ve sakinliğe ulaşır. Kişi bu durumdayken, içeriden veya dışarıdan gelebilecek tüm baskılara ve dikkatini dağıtarak performansını etkileyebilecek her şeye karşı duyarsız olur.
Trans durumuna, zevk aldığınız, çok iyi yaptığınız, ama aynı zamanda – her iyi yaratıcı projede olduğu gibi – sizi zorlayan bir faaliyet sırasında girersiniz.
“Yaratıcı kişiler, ne yapmaktan zevk aldıklarını bilirler – ve aynı zamanda o işi yaparken trans durumuna girme becerisini de kazanmışlardır” diyor Kaufman. “Trans durumu, becerilerinizle yapmakta olduğunuz faaliyet arasında bir uyum olmasını gerektirir.”
Kendilerini güzelliklerle çevrelerler.
Yaratıcı kişiler genelde çok zevkli olurlar. Bu nedenle de çevrelerinin güzelliklerle dolu olmasından hoşlanırlar.
Estetik, Yaratıcılık ve Sanatın Psikolojisi (Psychology of Aesthetics, Creativity, and the Arts) adlı dergide yayınlanan bir araştırma, orkestra müzisyenleri, müzik öğretmenleri ve solistler de dahil olmak üzere müzikle uğraşan kişilerin sanatsal güzelliğe karşı yüksek bir duyarlılık ve ilgi gösterdiklerini ortaya koyuyor.
Noktaları birleştirirler.
Yüksek yaratıcılığa sahip kişileri diğerlerinden ayıran bir özellik varsa, o da başkalarının göremedikleri fırsatları görme yetenekleridir – veya bir başka deyişle vizyonlarıdır. Birçok büyük sanatçı ve yazar, yaratıcılığın başkalarının birleştirmeyi düşünemedikleri noktaları birleştirme yeteneği olduğunu söyler.
Steve Jobs şöyle diyordu:
“Yaratıcılık sadece noktaları birleştirebilmektir. Yaratıcı kişilere bir şeyi nasıl yaptıklarını sorarsanız, biraz utanacaklardır. Zira onlar aslında bir şey yapmamış, sadece ortada olan bir şeyi görmüşlerdir. Bir süre sonra bu onlar için doğal bir şey olmuştur. Yaşadıkları deneyimleri birleştirmeyi başarmışlar ve yeni şeyler oluşturmuşlardır.”
Sürekli bir şeyleri yıkıp değiştirirler.
Kaufman, farklı deneyimlerin yaratıcılık için her şeyden daha önemli olduğunu söylüyor. Yaratıcı kişiler bir şeyleri yıkıp değiştirmekten, yeni şeyler denemekten hoşlanır ve hayatı monoton veya sıradan yapan her şeyden kaçınırlar.
“Yaratıcı kişilerin çok çeşitli deneyimleri vardır. Alışkanlıklar ise farklı deneyimler edinmeyi imkansız kılar” diyor Kaufman.
Farkındalık için zaman ayırırlar.
Yaratıcı kişiler net ve odaklanmış bir zihnin değerini bilirler – zira yaratıcılıkları buna bağlıdır. Birçok sanatçı, girişimci, yazar ve David Lynch gibi diğer yaratıcı kişiler, en yaratıcı düşünce düzeyine ulaşabilmek için meditasyonu bir araç olarak seçmişlerdir.
Farkındalığın beyin gücünü birçok açıdan arttırdığı görüşü bilimsel olarak da destekleniyor. 2012 yılında Hollanda’da yapılan bir araştırma, belli meditasyon tekniklerinin yaratıcı düşünceyi destekleyebileceğini ortaya koyuyor. Farkındalık uygulamaları hafıza ve odaklanmayı güçlendirdiği gibi, aynı zamanda stres ve heyecanı azaltıyor, duygusal durumu iyileştiriyor ve zihinde netlik sağlıyor – bunların hepsi de yaratıcı düşünceyi destekleyebilen unsurlar.
Kaynak: Huffington Post

alıntı.

Edited by - pandora76 on 31/08/2014 12:36:52

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 09/09/2014 :  13:42:30  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Ayağım iyileşti büyük oranda .Bunu anlatmamın sebebi , insanın gerçekten inandığı vakit , sağlığına kavuşabileceğini söylemek. Doktorum biraz manyakmıdır bilmem ama , insanın yüzüne , iyileşmezse kangrene dönüşebilir; demişti ve bu içime önce korku salsa da ,senin bilgi donanımın iyi, bunu kullanmayacakmısın ;dedim kendime. İnandım iyileşeceğime, bilgilerimden ötürü.

Reiki yaptım, ilaçlarımı kullanırken, c vitamininin dokuları hızla iyileştirdiğini önceden biliyordum, fazlasıyla vitamin aldım ve her reiki bitiminde , ayağıma masaj yaparken , her hücreme , kendisini çok sevdiğimi söyledim .

Bu bir deney üzerinden alınmış bir bilgidir, çok zaman önce okuduğum birşeydi. Koparılmış bir yaprağı hergün okşarken sevildiğini anlatırken, yaprağın normalde olduğundan çok daha zaman sonra kuruduğu gözleniyor ve bir başka deney. Su damlası üzerine sevgi dolu düşünceler ileten yüz kişiden sonra , damlanın yapısının değiştiği görülüyor. Hastanede sonuçların çok iyi çıkması bu sebeple beni şaşırtmadı , kaygı duymadım sağlığıma dair, benim yerime , ailem kaygı duydu. Onca zaman bilgi topladım, bu seferde kendim için kullandım.


Edited by - pandora76 on 09/09/2014 13:55:55
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 09/09/2014 :  13:54:18  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Yan taraftaki ağacın yapraklarını buradan daha net görüyorum. Çünkü daha yakınım .Ama o ağaç oraya bakmasam bile oradaydı . Görmüyor oluşum , onun olmadığının kanıtı değildi. Benzer şekilde ,bütün evrenin tüm negatiflikleri de daima onunlaydı ,sadece bakmıyordu her yanına.

Bu tamamen bakmak ve görmeye dair isteğin yoğun oluşundan gelen birşey bence. İnsan, ışık arttıkça , bulunduğu mekanın ayrıntılarını daha fazla görür , bu sebeple, tekamül hızlandıkça , negatifliğinide daha çok görüyor bana göre ve buna saldırı diyor , arttığı için. Ceza gibi sansa bile ceza değil, sadece ışığın artışıyla gelen birşey.

Yukarıda durup insanları cezalandırmak için sabırsızlıkla bekleyen tanrı imgelerinin olmadığı tam tersine , herşeyin koşulsuzca kabul edildiği bir yer. Tanrının , kahredici isminin yanında , affedici ismi vardır, Gaffar.

Şöyle düşünmüştüm, hem affetmek hem kahretmek , nasıl birarada bulunabilir ki?Yani o kadar affdici biri, neden bazen kahretsin ki. İkisi de o kadar zıtken. Ama O herşeyse, herşeyin içinde kahretmek kadar affetmekte olsa gerek. Kahretmek , herşeyin yani sonsuzun dışında olamaz ki.

Affetmek te kahretmek te insani özelliklerse, tanrı gerçektende insana benziyor ve hatta insanın ta kendisi olmalı. Daha doğrusu , aynada beliren düşüncelerimin yansıması olmalı , diye düşünüyorum ya. Yani orada durup , cezalandırmak için sabırsızlıkla bekleyen bir tanrı hiç olmadı.

Bu odaya bakıyorum şimdi, hepsi o kadar gerçek duruyor ki, ama o benim kuantum alanımdan başka birşey değilse, odayı yaratan sadece benim;diyorum yine kendime. Odadaki eşyaların değiştiğini imgeleyebilirim ama bu zaman alıcaktır , çünkü her değişimin zamana ihtiyası vardır . Fakat odada birşey yokmuşcasına imgelesem , bunu başarabilsem..

Büyü bence bu.Tarottaki büyücü kartıyla sembolize edilmiş , bir başka gerçek. İmgele ve olsun. Seneler önce bunu rüyamda görmüştüm. Karşıya bakıp orada olmak istediğim an oradaydım, bu yeni evrende birşeyin olması için , sadece onu düşünmek yeterliydi. Sağlıklı olmak için ne yapılabilir ,demeye çalışıyorum.

Ve ne istersen birşekilde onu alacaksan , eğer gerçeği çok istememişsen , gerçeğe dair bilgiyi kolaylıkla nasıl alabilirdin ki. Bu özel bir yetenek değil, herkes tanrısallığı yani gerçeği içinde barındırırken,olamaz da. Sadece bazıları etrafına yani gerçeğe daha fazla bakarken , doğal olarak daha fazlasını görecektir.

Ben normal olmayan bir durumdan sözediyorum , benim için herşeyin daha çocukken başladığını, çocukluğumdan beri gerçeği aradığımı. Elbette en sonunda bu isteğim gerçekleşecek ve bilgiye ulaşacaktım .Bu hayatta istediğim bütün bilgileri aldım , fazlasıyla hem de. Uzaylılar , ufolar vs..zerre ilgimi çekmiyor , ilgimi çekmeyen birşeye dair bilgiyi neden isteyeyim ve dahi istemediğim halde neden alayım. Ufolar başkasının ilgisini çekebilir bu doğal ama niye medyumluk özelliğim varsa mesela,gidip kendimi eğiteyim , eğitimlere katılayım ve bilinçli yapılan çalışmalara katılayım , ufoların yapımına dair bilgi alayım. Ufom olsa ne işime yarayacak , uzaya çıkıp seyahat mi edicem.

Veya geleceğe dair bilgi edinince ne olacak, tam aksine geleceği görmemek isterken ve uyurken , geleceği görmek istemiyorum yüksek benliğim,diyerek buna ket vururken. Geleceği görmek ne işe yarayacak? Dünyanın neye gebe olduğunu, onlarca insanın ölebileceğine dair gelecek olasılıklarını görmek , bir çeşit mutlulukmu vericek, ben Dünyamda uzun zaman sürebilecek dönüşüm etkilerini , yıkımları neden görmek isteyeyimki.

Ben şu anı hakkıyla yaşamak istiyorum sadece. Rüzgarın esintisini hissetmek , denizin dalgaların sesini dinlemek, sevdiklerim için; o benim;derken , en ufak bir ayrılık yani samimiyesizlik kalmadan sarılmak.. Samimiyetsizliği, ayrılık yaratıyor.Eğer yarın kıyamet kopsa idi, geçmişin gölgeleri geleceğin endişeleri kalırmıydı. O vakit sadece şu an kalırdı.Herşey gerçekten de gerçek olurdu.

Bilinçaltına inerken öncelikli olarak bana en yakın insanları yani hayatımda iz bırakanları ele alıyorken , nefretimi sakınmadan hissetmek , önce olumsuz hissetirsede , zamanla değil nefret , merhamete önüştüğüne şahit oluyorsun. Söz ile kabulleniyorum ,demek yeterli değilmiş, aslolan, kabullendiysen , o olmanın gerekliliğiymiş. Nefretini gerçekten sevebilidğinde o sevgiye dönüşürmüş. Ben bunu yaşayarak öğreniyorum .

Benim gibi ölüm ve ışık tonlamasına sahip o arkadaşımın bendeki her değişimde , birebir dönüştüğünü gördüğümde..Eski eşine çocukları sebebiyle köle olduğunu kendisine itiraf edip ,bu duyguyu birebir yaşadığında onda gördüğüm dönüşümden. Kendi içindeki bağımlılık yani hayat illüzyonuna bağımlığını çok belirginleştiren eski
eşi, köle olduğunda başkaldırmayı yani bu dünya illüzyonundan özgürleşmeyi öğrenebilirsin;dercesine köleleştirirken , bir insanın kendisini tüm negatifliğiyle keşfetmesini izledim. Ve inkar edemeyecek kadar köşeye sıkışınca , yani kabullenmek zorunda kalınca , bambaşka bir insnaın doğuşuna şahit oldum. Eskisinden farklı olarak hayatın karşısında dik duran ,çocukları için dahi olsa ,kimseye boyun eğmeyen bir insan.

Kendimden öteye köy olmadığınıda böylece gördüm. Sözle değil, yaşayarak ve diğerinde gözlemleyerek. Tutunduğun ne varsa hepsinin elinden gitmesi gerekliliği acımasızlık değildi, cezada değildi, aynanın karşısındaki gölgelerin hiçbirine tutunamayacağımız gerçeğini anlamak içindi. Aynadaki görüntülerin kaybolmasıydı yani tutunduğumuz karakterler gitmeseydi, nasıl aynanın karşısındaki kişi yani gölgelerin yaratıcısı olduğumuzu anlayabilirdikki.

Sen bunu acı verici bulabilir, tanrı insanı cezalandırıyor , diye düşünebilirsin ama acı verici olması , senin sahip olduğunu zannettiğin şeyleri kaybetmenin acı verici olması dair illüzyonik innıştan. Kariyer , çok para vs...Hangisi gölge değil ki.Bu yüzden kaybettikçe kazanırsın.

Bir gölgeye sığınıp ondan medet olan, gölgenin efendisi yani yaratıcısı nasıl olabilirdiki. Bu yüzden gölgelerin geceleyin yokolduğuna şahit olmalıydı, en sonunda farkedene kadar , gerekirse tekrar tekrar gündüzün geceye dönüştüğüne şahit olmalı, geceleri uyumamalıydı.

Edited by - pandora76 on 09/09/2014 14:04:09
Go to Top of Page
   Topic Next Topic  
 New Topic  Reply to Topic
 Printer Friendly
Jump To:
Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum © 2004 Budur.com Go To Top Of Page
This page was generated in 0.08 seconds. Powered By: Snitz Forums 2000 Version 3.4.04
Google
 
Web www.budur.com
Detayonline Gizli
Gerçekler
oyun komedi sohbet
Visitor Counter by Digits