Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum
Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum
Home | Profile | Register | Active Topics | Members | Search | FAQ
Username:
Password:
Save Password
Forgot your Password?

 All Forums
 Konu Dışı / Diğer Konular / Yönetimden
 Kişisel Düşünceler, Fikirler vb. Yazılar
 Hoşgörü Hakkında
 New Topic  Reply to Topic
 Printer Friendly
Author Previous Topic Topic Next Topic  

Qaan
Yönetici

1248 Posts

Posted - 23/04/2013 :  22:14:04  Show Profile  Click to see Qaan's MSN Messenger address  Reply with Quote


Hoşgörü konusu üzerinde düşünülmesi gereken bir kavram. Genelde bütün pozitif eğilimli öğretiler hoşgörülü olmayı öğütlüyor. Fakat konunun daha ayrıntılı değerlendirilmesi kanaatindeyim.

Nerede hangi konuya hoşgörülü davranacağımız önemli kesinlikle. Ardında kötü niyet olmayan bir durum ya da dikkatsizlikle veya düşüncesizlikle oluşan bir durum, arka planda kötü niyet olmadığı için tabii ki hoşgörü ile karşılanmalı.

Ama bir de hoşgörünün kötüye kullanılabileceği durumlar söz konusu oluyor. İşte burada hoşgörülü olmanın doğru olup olmayacağı biraz karışık. Ruhun gelişmesine katkı sağlamak açısından bakarsak, biz bu durumda hoşgörü gösterdikçe, sürekli aynı olumsuzluklar karşımıza çıkacak. Ve belki de bu konudaki dersimizi alamayacağız. Ra Bilgileri'ndeki pozitif eğilim kavramına göre bakarsak, biz bu olumsuzluğa hoşgörü gösterirsek, sanki pozitif davranmışız gibi oluyor. Ama karşıdaki kişiye kolaylık sağlamış oluyoruz. Ve onun kendini geliştirmesine fırsat sunmuyoruz ve/veya farkındalığına hiç katkımız olmuyor. Üstelik, pozitif davrandığımız ve başkalarına hizmet ettiğimiz düşüncesindeyken, aslında -dolaylı olarak da değil- direkt olarak kendimize hizmet etmeye çalıştığımız bir durum oluşmuş oluyor. Çünkü pozitif eğilimdeymişiz gibi düşünüp, sanki artı puan toplamaya çalışıyoruz.

Bu durumda ben tamamen susup sınırsız hoşgörü göstermenin çok da faydalı olduğunu düşünmüyorum. Bir olumsuzluk olunca bunu ilgili tarafla ortaya koymak lazım diye düşünüyorum. Karşıdaki iyi niyetliyse, zaten başka zamanlar kendini ona göre ayarlar. Veya iletişim oluşarak bir ortak noktaya varılır. Tabii konuya göre, güvenilirlik de önemli. Çünkü "tamam" deyip, yine bildiğine okuyan bir tavır ya da yeri gelip sözünde durmayan bir yaklaşım olması da söz konusu.

Olayın bir de şu yönü var. Hoşgörülü olmayı önerenler ve hatta dayatanların bu tavrı kendi içinde çelişkili oluyor. Çünkü hoşgörülü olmamaya hoşgörüleri yok. Yani yanlış bir şey dayatılıp sonra da haksızlığa sürekli hoşgörü gösterilmesini istemek zaten makul değil. Pozitif kavram üzerinden kandırmaca yapmaya girilmiş olunuyor bu durumda.

Anlayış ve hoşgörü beklentisi genelde çok istismar edilen ve iyi niyetin pozitif kavram üzerinden kötüye kullanılması sonucuna yol açan bir durum olduğundan, bu konudaki düşüncelerimi belirtmek istedim. Konu hakkında yazmak isteyen olur mu bilmiyorum ama daha çok kişiden hoşgörünün sınırsız mı yoksa duruma göre değerlendirilerek mi gösterilmesi konusunda farklı yorumları görmek isterdim. (Gerek mantık ve gerek içsel bilgi açısından.)


bulut
Elmas

565 Posts

Posted - 25/04/2013 :  15:44:16  Show Profile  Visit bulut's Homepage  Reply with Quote
Hoşgörü ve tölerans konusundaki açıklamaların bana uygun geldi.Forum yönetiminde, üyelerle ilgili bazı kararlarını farklı açılardan değerlendirenler oldu.Bazı açıklamaları ilgi ile okuduğumu söylemeliyim.
Liderlik ve yönetmenin bazı hendikapları vardır.Olmazsa yönetim zaafa uğrar.Akan bir suyu koşulsuz kendi başına bırakırsan aşırı dağılır ve yokolur gider.Bu nedenle koşullar olmalıydı.Ancak koşulları belirtir ve uygularken insanın mental ve dugusal özelliklerini dikkate almanın önemini belirtmeliyim.
Go to Top of Page

Qaan
Yönetici

1248 Posts

Posted - 25/04/2013 :  21:24:42  Show Profile  Click to see Qaan's MSN Messenger address  Reply with Quote

Bazen bazı kararların sertçe ve ani olarak alınmış olmasını kastediyorsan bunda haklısın. Yani ben öyle anladığım için ona göre açıklayayım. Forumda sık sık ikaz edici durumda olduğum dönemlerde, bu uyarılar her ne kadar yumuşak ve alttan alır şekilde olsa dahi fazlaca müdahaleci olarak algılanıyordu. Bunun böyle olduğunu arka planda bana ulaşan yorumlardan anlıyordum. Ve zaten gerginlikler bir anda oluşmuyor. Aynı zamanda çoklu olarak kişiselleşmeye başladığında her an her başlıkta kademe kademe artıyor. Net bir çizgi olmayınca nerede müdahale edeceğine karar vermek oldukça zor. Bunun dışında bir de kişilerin arka plandaki özel iletişimleri ve buna dair kendi samimiyet ölçüleri var ki, bu durumda forum üzerinde birbirlerine basit bir dokundurma, onlar arasında önemli bir gerginlik yaratmış olduğu halde burada hiç bir şey yok gibi algılanabiliyor. Ya da burada abartılı bir sataşma gibi görünürken belki aralarındaki duruma göre o normal bir şakalaşma.

Bir de işin açıkça farkedilmeyen bir yönü var ki negatifin çekiciliği burada da geçerli. Baskın karakterli bir kullanıcı, zaman içinde diğerleriyle de ilişkilerini arka planda çeşitli iletişim yollarıyla geliştirip, her birinin gönlünü de ayrı ayrı yapıp, forumda kendi hakimiyetini kurabiliyor. O zaman durum basamak basamak öyle şekle dönüşüyor ki, istediği kişiyi rahatlıkla tersleyebiliyor, istediğini azarlıyor ve hakarete de vardırmayı kendinde hak görüyor. Her birini ayrı ayrı etkilemiş olduğu yandaşları yeri geldiğinde safça onun yanında oluyor. Ki bir kullanıcımız bu durumu yaratan baskın karakterli kullanıcılardan birini esprili bir anlatımla "kümesin horozu" diye tanımlamıştı. İşte bu iletişim ustalığı olan ve negatifliği de kademe kademe artıran kişi ayrı ayrı etkilemiş olduğu diğer kişileri de yeri gelince yanında buluyor. Onlardan aldığı güçle de biri kendine yüz vermezse rahatlıkla en olmadık şekilde hakaret boyutuna vardıran şekillerde yazabiliyor.

İşte kademe kademe ve zamana yayılı olarak geliştiği için hiç müdahale edilemeyen kullanıcıya burada artık yumuşak müdahale şansı da kalmıyor. Etkilediği kişilere sorsan, etkisi altında kaldıklarını asla kabul etmezler. Çünkü buna kendileri inanmıyor. Ama ortama baksan, haksız fiil yarattığı halde bir dolu kişi peşinde. Sorsan "yönetim sizlere ne haksızlık yaptı" diye, bir yanıtları yok. Gözleri boyanmış ve etki altındalar. Ustaca her biriyle iyi iletişim kurulup, egoları okşanmış ve bundan memnun kalmışlar. Yani herkesi ustaca idare ediyor ve çokça kişi böyle yapan birinden memnun diye, istediği haksızlığı yapmasına göz mü yumulmalı? Tabii ki değil.

İşte sürekli yaramaz çocukları uyaran öğretmen gibi müdahaleci olmak antipatik olup, yönetimden soğuttuğu gibi, artık bu kadarı olmamalı denilen yerde de sorun çıkıyor. Yani orada tutup yumuşakça uyarsan artık yaptığı şey telafi edilir durumda değil ki. Baştan da karışamazsın, buradaki tanışıklıklarınızı arka planda başka yerlere taşımayın diye. Ve arka plandaki yorumlar kullanıcıların daha çok gruplaşmasına ve birlikte tavır almalarına da neden oluyor.

Sonuçta insanların egoları tetiklenip, negatif yönlerini yoğun çalıştırmaya başladıklarında bunların hepsiyle birlikte baş edebilmek için sanırım belki de hepsini bastırabilecek özellikte negatif bir usta olmak ve bunu en baştan ustalıkla sergilemek lazım. Çünkü hoşgörülü ve alttan alır konumda olunca bu durumda ortam kendi baskın karakterlerini daha kolay yaratıyor. Gerçi aynı kişilerin başka ortamlarda yönetici konuma geçince zaman içinde nasıl herkesi memnun etmenin güç olduğunu görmeleri de kaçınılmaz sonuç. Elbet sebepler oluşuyor ve fethettiği gönüllerin her biriyle zaman içinde tek tek ters düşüp bozuşması engellenemiyor. Çünkü o durumu yönetimdeyken korumak maalesef pek kolay değil.

Bir de işin şu yönü var ki, herkesin duygularını olumlu tutacak şekilde müdahale çok zor. Forum ortamı egoları ve dolayısıyla duyguları çokça tetikleyen bir platform. Burada tartışma yaşayıp canı sıkılan biri isterse 3-5 gün hatta 1 ay hiç gelmese sonra keyfi istediğinde gelse de olur. Bir diğeri ya da öbürü yine aynı şekilde. Ancak yönetim için bu durum aynı değil. Hepsine sen anlayış göstericeksin, hep sen alttan alıcaksın, en ufak bir hatan olsa yerden yere vurulucaksın, aklına esen hakaret edip gidicek ve hepsi karşısında yine anlayışı sen göstericeksin, hiç moralini bozmadan 7/24 düzgün davranıcaksın ve en ufak aksamada yine sen kötüleniceksin. Ve ama yine sen her zaman anlayışlı ve hoşgörülü olucaksın. Açıkçası bu bir insanın tek başına yapabileceği bir şey değil. Peygamber sabrı olsa dayanmaz.

Kendi açımdan baktığım zaman, öyle asıp kesen bir yönetim sergilemiyorum ama yine de kafamda değerlendirebilmem için şu olayda şu tavır ya da şu cümle, bunun yerine böyle olsa daha uygun olurdu gibi örneklerle gelinirse ancak nokta odaklı olarak değerlendirebilirim. Yoksa ucu açık bir yorumla neyin ifade edildiğini bilemeyince, değerlendirme yapması mümkün olmayıp, daha geniş kapsamlı olarak kendi açımdan ifade etmeye çalıştım. Üyelere ilişkin değerlendirmelerin bu forumda ya da başka yerde olup olmadığını da bilemiyorum. Hani derler, olay tek ama rivayet muhtelif. Ben kendi açımdan böyle değerlendirdiğim gibi, keşke uzun ve ayrıntılı başka değerlendirmeler de olsa da okusam. :) Duyguları hep olumluda tutacak yaklaşım ustalığına sahip olmadığımın farkındayım. Huy olarak, daha samimi yaklaşımı benimsemiş yapıda olmama da bağlı sanırım bu biraz.
Biraz daha açıklamalı ve hatta kırma endişesi de olmadan tamamen çekincesiz olarak ayrıntılarla yazarsan, dış gözlemi değerlendirme şansı bulurum ve bu sayede kişisel olarak fayda da sağlayabilirim Bulut. Samimi değerlendirmeye pek kırılmıyorum ve dış gözlem gerçekten farkındalık geliştirmek açısından önemli. :)
Go to Top of Page

bulut
Elmas

565 Posts

Posted - 26/04/2013 :  09:49:52  Show Profile  Visit bulut's Homepage  Reply with Quote
Sevgili Qaan,

Yönetici hendikaplarını bir bir yazmışsın.Bunları izlediğimden çok iyi biliyorum.
Yüzyüze olmayıp da kalem gücüne bağlı olan çelişmeleri,doğrusu,fazla etik bulmuyordum.Ayrıca bazı sayın üyelerin bu nedenle sessizleştiklerini düşünüyorum.
Forumumuzun misyonuna yürekten inanıyorum.Bu nedenle hepimizin başlangıç deneme yanılmalarını geçip, oturmuş ilkelerle seslenişlerimize devam etmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Go to Top of Page

Qaan
Yönetici

1248 Posts

Posted - 26/04/2013 :  17:24:42  Show Profile  Click to see Qaan's MSN Messenger address  Reply with Quote
:) Güzel.

Bu haliyle -herhangi bir ilk adım belirlemeden- spontane olarak nasıl gelişmeler olabilir bir fikrim yok ama devam ettikçe göreceğiz.

Düzenleme: Bir de aklımdakini eklemeliyim. Hoşgörülü ve anlayışlı yönetim sisteminin pek de işe yaramadığını birden fazla kez deneyimledikten sonra, hoşgörülü ve anlayışlı kullanıcı sisteminin, forum ortamının huzuru açısından daha uygun olduğu düşüncesindeyim çokça zamandır. Bu prensibi benimsemeyen ve bunu başarma eğiliminde olmayan tavır sergileyenlerle bir sonuca varmak pek mümkün olmuyor.
Go to Top of Page

Qaan
Yönetici

1248 Posts

Posted - 28/04/2013 :  01:39:46  Show Profile  Click to see Qaan's MSN Messenger address  Reply with Quote
Öncelikle şuradan başlamalıyım. Duygu ve düşüncelerini şeffaf olarak benim kadar ortaya koyan yönetime hiç bir yerde rastlamadım.

Belki zaman içinde net tanımlayıcı ayrıntı veren, açık sözlü ve politik kaygı gütmeyen yorumlamalar olur ve bu sayede bir değerlendirme yapma şansı bulurum.

"Ne olduğunu bile bilme ama ben gördüm/duydum/okudum/dinledim ve -bana göre- senin bir hatan var, suçu kabul et, 99 tane doğru hareketinin yanında ne olduğunu net belirtemediğim bu 1 hatadan dolayı, faturanın tamamı sana kesilmeli" türü bir yaklaşımı ben kendi adıma çok da makul bulamıyorum açıkçası. Ben kendim gibi açık tavırlı yaklaşımları seviyorum. Ortaya karışık bir üzeri kapalı cümle duyduktan sonra ne dendiğini anlamaya çalışıp, iyi niyetli bir dolu açıklama yapıp, sonra yine üzeri kapalı bir iki olayı bağlayıcı ve ne olduğu açıklanmayan 1 hata yorumuna istinaden, bir dolu kişinin yaratmış olduğu tüm olumsuzlukların faturasını sana bırakmış duran cümle duymak bana pozitif gelmiyor. Bu arada demiyorum ki aklındaki her şeyi tak tak açıkça söylemek çok pozitiftir. Ama net olarak söylenmesi, ipin ucunu gösterir gibi yapıp yumağı saklamak yaklaşımına göre bana daha doğru geliyor.

"Dobra" olarak tanımlanabilecek tutumda olanların genelde çokça kişi tarafından sevilmediğini biliyorum. Çok kişi tarafından sevilenler genelde kenarda durup, herkese saygılı tavır sergileyenler olur. Her durumda politik durup asla kimsenin egosuna dokunmazlar ve böylece herkesçe iyi bilinirler. Samimiyet ölçütüne önem vermemden dolayı bunu ben pek yapamıyorum. Huyla da ilgili sanırım. Ama kendimi saygısızlık yapana saygı duymak zorunda hissetmiyorum. Sahte buluyorum kendimi o zaman. Bu nedenle zamanında burada saygısızlık yapmış olanlara, huzursuzluk yaratanlara saygılıymış gibi rol yapmayı istemiyorum.

Üzeri kapalı yorumlardan ise hiç bir şey anlamıyorum kesinlikle. Bana net olarak tak tak şu şu şu diye söylenmezse, ben bulmaca çözer gibi milyon tane olasılığı düşünsem dahi hiç o işin içinden çıkamam. Susmayı öğütleyen aforizmalar da pek her durumda işe yaramıyor ve çok da bana göre değil. Bunu da politik davranma kaygılı yapanlar var ve bu da benim samimiyet ölçütüme uymuyor. Sonuçta kimsenin olmadığı gibi ben de mükemmel değilim ve böyle bir iddiam hiç yok. Tutarlılık iddiam da yok. Her an her şeyi deyip yapabilirim ve her türlü kusurum hatam olabilir. Yani hep olumlu olacağına dair bir garanti ve beklenti verirsen, sonra o işin içinden çıkılmaz. Yarına çıkacağımıza yukarıdan garantimiz yokken ben neyin garantisini verebilirim. :) Şu an böyle yazdım, yarın başka türlü de yazabilirim. Bu duruşu isteyen sevsin, istemeyen sevmesin. Günahımla sevabımla herkes hoş görsün ve anlayış göstersin. Ya da göstermesin. :)
Go to Top of Page

zer-zivi
Elmas

Turkey
953 Posts

Posted - 29/04/2013 :  12:34:49  Show Profile  Reply with Quote
Hoşgörü sınırlarını çizebilmiş değilim,en çok öfkelendiğimde bu. O an hoşgörüyle davransam sonrasında değişen bir şey yoksa kendime öfkeleniyorum. Kişinin zararı kendisineyse umursamıyorum,beni ilgilendirmez,kendi tercihi ama zarar boyutunun alanı genişlemeye başlamışsa artık en baştan söylemem ve yapmam gerekeni en sonunda kırıcı bir şekilde söylemek ve yapmak durumunda kalıyorum. Bu hoşuma gitmiyor ve yıllarcada aynı hataları yapıyorum.

İstediğiniz kadar başkalarının sınırlarını bilin farketmiyor, yine sınırlarını bilmeyenler çiğneyecektir sınırlarınızı. Bu yüzden samimiyet kurmak istemiyorum artık. Yeterince sen ve biz demekten yoruldum ve zararından başkada bir şey görmedim.Samimiyet kurulduğunda ilk etki karşılıksız ,beklentisiz ve yargısız "ruhsal" bir paylaşım gerçekleşiyor. Aaa ne kadar hoş bir insan diyoruz, samimiyet ilerledikçe insanların yargıları devreye giriyor ve sonrasında diyoruzki "ya o kadarda merak edilecek bir insan değilmiş,öğrenebileceğim bir şey yokmuş" deniyor ve o ilk andaki samimiyet ve saflık yerini samimiyetsizliğe ve egonun kazanımına yerini bırakıyor. Samimiyetle başlayan bir süreç samimiyetsizlikle sürebiliyor.

Bazende hem samimiyet hemde samimiyetsizliği ara ara yineleyerek yaşıyoruz bazı illişkilerimizde. "An'dan" "An'a" değişiyor. Misafir gibi ikisinide ağarlıyoruz peşpeşe. Bir sabitleyemiyoruz. Doğaldır yaşam hep devinim içindeyken hiç bir şeyi bu mekanda ve zamanda sabitleyemeyiz.

Elbetteki hoşgörü ve samimiyet aynı hoşgörü ve samimiyet taşıyan insanlarla birlikte karşılık buluyor ama çoğunlukla ne yazık ki çoğunlukla sonuç olumsuz. İyi,güzel,anlamlı vede haklılık içeren söz şimdilik şu zamanda işe yaramıyor. Ne kadar değerli olsada henüz değeri yok; egoların hat safhaya ulaştığı deyim yerindeyse çıldırdığı bir zaman da.

Edited by - zer-zivi on 29/04/2013 12:56:22
Go to Top of Page

Qaan
Yönetici

1248 Posts

Posted - 30/04/2013 :  05:31:24  Show Profile  Click to see Qaan's MSN Messenger address  Reply with Quote

Bir başka yönüyle ifade etmeye çalışırsam, sanırım aklımdakileri daha iyi aktarabileceğim. Yüksek değerleri ve kabul görmüş genel geçer prensipleri alet ederek haksız olanı dayatma çokça rastlanılan bir durum. Buna karşı alınmış önlemlerden bir örnek olarak ülke yönetimindeki laiklik ilkesini verebiliriz. Ve başkaca her bir değer yine istismar edilmeye açık durumda. Tıpkı bıçağın iyi ya da kötü niyetle kullanılabilir olması gibi bir durum bu. Saygı, sevgi, hoşgörü gibi değerler hep buna müsait. Bir Felsefesi de öyle. Gelip evini soyan eşkıyaya saygı duyuyorsun dersen, onun ekmeğine yağ sürmüş ve hem ona hem başkalarına ilerisi için onay vermiş olursun. Gerçi saygı duymadığını söylersen de bu defa bunu aleyhine kullanmak isteyenler "insanlara saygısı yok" şeklinde veya benzer şekillerde de çarpıtarak karalama aracı olarak kullanabilirler. Çok eskilerde de yazmıştım olumsuza ve güce saygının makul olmadığını.

Sevgi ve hoşgörü de evrensel doğrular ama yorumlama yaparken mantık çerçevesinde düşünülmeli. İnsan beyni bir bilgisayar algoritması gibi çalışmıyor. Evrensel doğru olarak görüneni her duruma uygulanır değişmez prensip olarak kabul etmemeli ve aleyhimize çalışacağı durumlarda bile gözü kapalı olacak şekilde davranmamalıyız. Evrensel doğruların ve prensiplerin negatife çalıştığı durumlara ve dayatmalara karşı gözü açık olmalıyız.

Tam ayrıntısını hatırlamıyorum ama Ra dahi onca gelişmiş bilincine rağmen onurunun ayaklar altına alındığı durumdan bahsedip, orada "dur" demek zorunda kalıyor. Ve dikkat edilmeli ki, bu noktada Ra'da 'kabul' kavramı sekteye uğramış oluyor. Bu nedenlerle; kayıtsız şartsız, gözü kapalı olarak ve bir bilgisayar algoritması mantığıyla değil, değerlerin negatife hizmet edeceği durumları göz önünde bulundurarak hareket etmeliyiz.

Belki bu şekilde anlatınca 'hoşgörü hakkında' başlığını açmaya neden gerek duyduğumu daha anlaşılır kılmışımdır.


Ayrıca belirtmek istediğim başka bir nokta var. Her varlık ayrı gelişim seviyesinde olsa dahi birbirine üstün ve eksik yanlarımız da var ve bu çeşitlilik içinde olsak dahi dünya gezegeninde insan bedenli olacak gelişim düzeyi sklasının içerisindeyiz. Ve bu dünya bize katalizörler sunma maksatlı olarak var. Birbirimizle etkileşimlerde zorluklarla karşılaşmamız da bunun bir sonucu. Eşruhlar dahi birbirleriyle ters düşerek ve didişerek gelişimlerini artırıyorlar. Ama buna rağmen hem öte tarafta birlikte oluyorlar hem de bedenli olarak bu dünyada. Yani bizler için de kaçıp gidecek bir yer yok. Forumumuzda geçmişte gitmiş olanların çoğu ego sorunu yaşamış olanlardır. Uzaklaştırılması gereken öyle pek de fazla olmadı. Yani sağlam duran zaten sağlam duruyordur. Giden de zaten kolay gidicilerdendir ya da işi çıkmaza sokanlardır. Sonuçta bu yaşamın deneyimi kime ne gerektiriyorsa olacağı da o oluyor. Öte tarafta ve sonuçta yine Bir'iz.

Forumun kurallarına bakıldığında, açıkça çok katı duruyor. Bunun asıp kesme amaçlı olarak kullanılmadığını ve olumsuzluklara önlem olarak belirlendiğini bizi takip eden herkes biliyor. İşte 'kullanıcının her duruma hoş görülü, anlayışlı ve saygılı olması, yönetimden bu konuda hiç bir beklenti olmaması' da pozitif değerlerin kötüye kullanılmasının önüne geçmek için ayrıca benimsenmesi gereken bir prensip kural.

Go to Top of Page
  Previous Topic Topic Next Topic  
 New Topic  Reply to Topic
 Printer Friendly
Jump To:
Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum © 2004 Budur.com Go To Top Of Page
This page was generated in 0.11 seconds. Powered By: Snitz Forums 2000 Version 3.4.04
Google
 
Web www.budur.com
Detayonline Gizli
Gerçekler
oyun komedi sohbet
Visitor Counter by Digits