Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum
Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum
Home | Profile | Register | Active Topics | Members | Search | FAQ
Username:
Password:
Save Password
Forgot your Password?

 All Forums
 Gizem ve Varoluş
 Kişisel Gelişim
 YAŞAMAK YÜREK İSTER -OSCAR WILDE
 New Topic  Reply to Topic
 Printer Friendly
Author Previous Topic Topic Next Topic  

zer-zivi
Elmas

Turkey
953 Posts

Posted - 18/12/2010 :  15:20:09  Show Profile  Reply with Quote
Yaşamak yürek ister; belki de bu yüzden dünyaya gelenlerin çok azı yaşar. Çoğunluğu yalnızca yaşadığı günü kurtarır, var olmakla yetinir ve kendi varlığı altında ezildikçe ezilir. Değiştiremeyeceği gerçekleri olduğu gibi kabul etmek ve bu değişmezlikten kendine yeni bir yaşam sevinci yaratmak da yürek ister; değiştirebileceğini değiştirmeye çalışmak da. Sanıldığı gibi insanı korkutan; dünya, zorluklar, yaşam koşulları ya da başkaları değildir. İnsan en çok kendisinden korkar; kendi duygularından, kendi güçsüzlüklerinden, kendi zaaflarından, kendi acılarından, kendi coşkularından ürker. Yaşama her dokunuşunda, duygularının alevlenip kendisini yakacağından çekinir. Onun için kaçar yaşamdan, aşktan kaçar, öfkeden, hareketten, sevinçten, kendisinden kaçar. Korku yüzünden yaşanamamış bir yaşamı ellerinde taşımaktan yorularak, kendisine uydurduğu bin bir türlü mazeretle yaşama arkasını dönmeye, gizlenmeye uğraşıp, gizliden gizliye yok olmaya çabalar. Korku kendine acımayı getirir; kendini zavallılaştırmaya baslar yaşamdan korktukça. Yaşamla yüz yüze gelmektense ağır ağır erimeyi tercih eder. Korktukça azalır gücü; korkuyla yaralanan bedeni artık en küçük bir dokunuşta acıyla inler. Her acıda korkusu biraz daha artar ve girdap gibi çeker içine güçsüzlük onu. Kendi korkusuna kalkıp kader der sonra, korkuyu değiştirilmez bir gerçek, alnına yazılmış bir yazgı olarak görür. Yeni bir aşkın düşüncesi bile titretir onu. Kalabalıktan korktuğu kadar yalnızlıktan da korkar. Hayatın hiçbir haline dayanamaz durumlara gelir. Sırtında yaşayamadığı hayatı, önünde yaşanacak günleriyle, kendi geçmişiyle geleceği arasında sıkışır kalır artık.

Kendi duygularıyla kuşatılır; döndüğü her yanda bir düşman gibi kendi duyguları çıkar karşısına. Şu yana dönse orada bir mutluluk vardır ama o mutluluğu değil mutluluğun arkasında gölgesi sezilen acıyı görür. Bu yana döndüğünde bir isyanın şevki vardır ama o isyanın çekiciliğini değil o isyan için ödenecek bedelin ağırlığının fark eder. Beri yanında bir aşk bekler onu ama o aşkın arkasından gelebilecek terk edilme ihtimaline diker gözlerini. Her kıpırtıyla örselenebileceğinden çekindiği için kıpırdayamaz bile yerinden; yaşama yaklaşabilmek için bir tek adım bile atmaya yetmez cesareti. Ona sevinci gösterseniz; "ya sonra" diye sorar! Aşkı gösterseniz, gene ayni sorudur onun aklini kurcalayan; "ya sonra"! Öfke, coşku, dostluk, sevişme, başkaldırı, direnme hep aynı soruyu sürükler peşinden; "ya sonra". Bilinmeyen bir "ya sonra" için bilinenlerin hepsini ıskalamayı kabullenir. Ama ne garip, duygularından, yaşanacakların sonrasından korkanlar, acıdan sakınanlar çeker en büyük acıyı. Yaşanmamış bütün duyguları zehirli sarmaşıklar gibi boy atıp ruhlarına dolanır. "Sonrası umurumda bile değil" deyip yaşamla kucak kucağa gelenlerden çok daha fazla yarayı yaşayamadıkları için alırlar. Yakınıp dururlar; çektikleri acılardan söz ederler. Acıyı da çekerler gerçekten ama acıdan korktukları için bunca acıyı çektiklerini görmezler bir türlü. Yaşamanın cesaret istediğini fark edemezler. Onun için çok az insan yaşar; çoğunluk yalnızca gününü kurtarır. Yaşanmamış günlerin altında inleyen çaresiz bir köle gibi yitik bir hayatı taşır güçsüz omuzlarında.

Kendi gerçeklerimiz, kendi duygularımızdır bizi böylesine ürküten; çatal diliyle tıslayan bir yılan görmüş tavşan gibi kendi kendimizi hareketsiz bırakan. Ve ne kadar çok korkarsanız, korkunuz o kadar artar. Ne kadar yaşarsanız, cesaretiniz o ölçüde bilenir. Yaşayamıyorsanız eğer, bu başkalarından dolayı değildir. Sizi güçsüzleştiren, sizi çaresizleştiren, sizi isyanlardan alıkoyan, değiştiremeyeceklerinizi kabul etmenize engel olan, değiştirebileceklerinizin üstüne gitmenize izin vermeyen, sizi yaşatmayan, sizin kendi korkularınızdır.

YAŞAMAK YÜREK iSTER ÇÜNKÜ.

OSCAR WILDE

burake
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 17/01/2011 :  09:54:59  Show Profile  Reply with Quote
Mutlu gibi yapmamak gerçekten mutlu olarak yaşamak gerekir belki de...Bizim mutluluk sandığımız yada mutsuzluk sandığımzı şeylerin ötesine, şartlardan bağımsız bir yere uzanmak ve oradan hiç ayrılmamak gereklidir...Yaşamak belki de budur işte...
Go to Top of Page

zer-zivi
Elmas

Turkey
953 Posts

Posted - 18/01/2011 :  13:30:15  Show Profile  Reply with Quote
Eğer mutluluk sevgiden geliyorsa neden saklansınki, yada mutluluk egodan geliyorsa bunu neden göstermekten zevk alır insan!

Go to Top of Page

bulut
Elmas

565 Posts

Posted - 18/01/2011 :  15:21:13  Show Profile  Visit bulut's Homepage  Reply with Quote
Bir de şöyle düşünelim.
Zer-zivi'nin seçtiği bu alıntı ile,paylaşımlarında çizdiği portresi arasında bir paralellik var.
Çatal yüreği ile yaşamayı sürdürdüğü yaşamı, o özellikleri olanın belirmesine neden olmuş.Yaşamını alkışlamak belki onu kızdırabilir ama,öyle işte.
Go to Top of Page

zer-zivi
Elmas

Turkey
953 Posts

Posted - 18/01/2011 :  16:06:09  Show Profile  Reply with Quote
Bir gün oturup düşünmeye başladım.Hayatta sahip olmak istediğim şeyleri ve bunların bazılarının hiç olamayacağını gördüm. Sonrasını düşündüm ve yaşlandığımda geçmişi nasıl hatırlamak istediğimi sordum kendime. Mutsuz ve huytsuz bir ihtiyarmı olmalıydım yoksa herşeye rağmen mutlu ve şakacı bir ihtiyarmı :) Çevremdeki örneklere baktım,sevimli yaşlılara ve huysuz ihtiyarlara:) Hele ki huysuz ve mutsuz olupta etrafındakilerin mutlu olmasını ve kahkahalarını saygısızlık olarak değerlendirenlere bakınca karar verdim ,yaşamda üzülmemek ve her anı mümkünse neşeyle doldurmak,neşeli ve mutlu insanlarla birlikte anın tadını çıkarmalı. Bazen zor oluyor ama nisbi oranda kalıyor çok şükür, hüzün ve mutsuzluk:)
Go to Top of Page

zer-zivi
Elmas

Turkey
953 Posts

Posted - 18/01/2011 :  17:20:22  Show Profile  Reply with Quote
Sevgili Bulut bazen alkışlanmak daha doğrusu takdir edilmek ve onaylanmak hoş oluyor:) Herzaman olursa sanırım farkında olmadan kibir bundan beslenebilir. Ama ruhsal bilinçliliği gelişkin dostlardan takdir ve alkış almak benim için önemsizdir diyemem.Teşekkürler ve sevgiler....
Go to Top of Page
  Previous Topic Topic Next Topic  
 New Topic  Reply to Topic
 Printer Friendly
Jump To:
Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum © 2004 Budur.com Go To Top Of Page
This page was generated in 0.03 seconds. Powered By: Snitz Forums 2000 Version 3.4.04
Google
 
Web www.budur.com
Detayonline Gizli
Gerçekler
oyun komedi sohbet
Visitor Counter by Digits