Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum
Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum
Home | Profile | Register | Active Topics | Members | Search | FAQ
Username:
Password:
Save Password
Forgot your Password?

 All Forums
 Konu Dışı / Diğer Konular / Yönetimden
 Kişisel Düşünceler, Fikirler vb. Yazılar
 SÖZLER-UNUTMA PERDESİ
 New Topic  Reply to Topic
 Printer Friendly
Author Previous Topic Topic Next Topic  

tgur
Zümrüt

Turkey
233 Posts

Posted - 05/04/2009 :  10:56:08  Show Profile  Visit tgur's Homepage  Reply with Quote
Anlaşıldı,küskünlüğe devam ediliyor,

Allah aşkına kime küsülüyor ,Quana mı ,

Gerçekte bu site onun da boyunu aştı ,neticede kendinize küsmüş gibi oluyorsunuz,

Kimse yazmazsa dörtlüklerimle doldururum bu siteyi ,karışmam sonra,

Şaka bir yana akılca küçük ama yaşça büyüğüm onu bilesiniz,canlanın biraz sevgili canlarım..

28.02.2004
Aslında belimiz taşlı suya girenleriz
Yani unutma ile örüldü kafeslerimiz
Tabanda yaşayıp tekrar bilinçlenmeye
Uğraşırken sanki kesildi nefeslerimiz


Gerçekler bunlardır aldatmıyorum
Bildiğim çok şeyi anlatamıyorum
Madde ile manayı ayırt eden
O bağnazlar gibi bilgiden kopartmıyorum


Dinde bağnaz , bilimde bağnaz
Yetmedi mi bilgiye karşı bu naz
Analiz sentez yapabilenler
Bulurlar bilgi doruğunda büyük bir haz


Analize laboratuar gerekmez
En büyük alet beynindir , fark etmez
Yeter ki şartlanmışlığını yen
Ardı ardına akar bilgiler seni hiç üzmez


Edited by - tgur on 05/04/2009 10:58:01

zer-zivi
Elmas

Turkey
953 Posts

Posted - 05/04/2009 :  21:38:41  Show Profile  Reply with Quote
Sevgili Tgur, özgür irade yasası gereği parçalanıyoruz ama bu çok kötü bir durum değil.Her şeyde bir hayır vardır derler ya ben bazen hayırlısı olsun derken içimdeki ses birden der ki "Ya hayırlısı yaşaman gereken kötü bir durum sa" diyerek seslenir:) O an önce korku hissederdim ve sonra içimde ki ses yine bana "korkmana gerek yok ki, bu senin için en güzel gelişimi sağlayacak" derdi ve korkum anda biter ve devam ederdi aynı ses " Madem anlaştık,yaşam sana neyi sunuyorsa acı,tatlı hepsini aynı coşkuyla kabul et ve onurlandır kendini!"

Yaşanan her ne varsa kötü oldu diye düşünmek bir kötü yargısı yapmak olur.Bu durumu kutsamak gerek, herkes özgür irdeleri gereği(Duygusal davranmakta dahil buna) tercihler yapmışlardır.İki yıl öncesi nerdeyse etrafımda küse küse kimse kalmamıştı:)) Baktım bir başıma kalacağım nerdeyse ve sonra negatif yanlarına değilde pozitif yanlarına odaklanmaya gayret ederek geri küstüklerimle görüşmeye başladım:)

İnsanın içinde hem negatif (egolu) yanı hemde pozitif(sevgi) yanı vardır.Daha öncesinden de bir yerde belirtmiştim. Kimimizin negatif yanı %60,pozitif yanı %40 tır.Ve diyelim siz %30 negatif ve %70 pozitifsiniz. Ve biz önce birbirimizin pozitif yanları ile iletişime geçiyoruz.Sonra duygusal etkenlerden kaynaklı birden negatif yüzde değerlerimizle çatışmaya başlıyoruz.Ve dikkat ederseniz herkesin verdiği tepkiler doz olarak farklıdır! Ve bu durum sadece sizi ve beni örnek olarak kapsamıyor son olanlarda bütün herkesin negatif ve pozitif yanları birbirine orantısızca etkileşti ne yazık ki ama önemli olan sonucun nedenlerine suçlu aramak değil,sonucu nasıl pozitife dönüştürebiliriz ona bakıyorum:) Sevgi yasasını çiğnemiyoruz onu deneyimleyerek öğreniyoruz.Bunu özgür irde yasası gereği ve enerji etkileşimlerimizle yapmaktayız.

Birde sürekli okuyarak bilgiye ulaşmak şart değil diye düşünüyorum.Çünkü artık kanal bilgilerinin bize bir şeyler öğretirken kafa karışıklıklarına yol açarak fikren bölünmeyede götürüyor.Bu kanal bilgisini verenlerin hatası değil,bizim algımızın bu boyuttaki düşüklüğüdür.Ve kanal bağlantılarında da negatif tahribatlar olduğu söyleniyor ya bunuda kanal bağlantısına aracı olan kişinin negatif(egolu) yanı sebep olmaktadır diye düşünüyorum. Ne kadar pozitif gelişirse aracı o kadar pozitif bilgiye kanal olacaktır.

Ve bizlerde ne kadar pozitif gelişirsek farkındalığımızda artacaktır ve doğal olarak negatif tahribata karşı kendi zırhımızı sevgiden oluşturarark negatifleri kendimizden uzaklaştıracağızdır.

Özgür irde yasası gereği seçimleri biz yaparız.Kertişler bizi kandırıyor demek ne demek bakmalıyız içine.Diyelim önemli bir görevdeyim ve birileri bana rüşvet vererek işlerini yaptırmak istiyorlar.Bende rüşveti kabul ettiysem bu kandırılmayı özgür irademle seçmiş oluyorumdur.Demektir ki hala dünyasal maddi değerlere önem veriyorumdur.Ancak rüşveti almayarak kandırılma-mayı ve ruhsal gelişimeyi tercih etmiş olurum. Kendine hizmeti egomuz,Başkalarına hizmeti sevgimizin değeri belirler.

Yaptığımız her düşüncede ve eylemde daha nasıl pozitif anlamda en iyisini yapabilirim diye düşünmeliyiz eksikliğimiz budur.Sevgimizi düşünce ve eyleme geçirmekte hatalar yapmaktayız.Ama hiç bir şey için üzülmemeliyiz yaşanan ne varsa mutlaka bütünün hayrınadır.Sevgiler..........

Edited by - zer-zivi on 06/04/2009 07:06:29
Go to Top of Page

tgur
Zümrüt

Turkey
233 Posts

Posted - 05/04/2009 :  23:00:42  Show Profile  Visit tgur's Homepage  Reply with Quote
Sevgili zerzivi,

Söylediklerinde haklısın ,kanal bilgilerindeki tahribat,ki dinsel konuları da bu kategoriye sokmalıyız derim,kişi ve uygulayıcıların algılama hallerindeki zaman ve ortam özelliğinde etkili olan anlayış ve mevcut dünya bilinç aurası ,bu ortamlardaki bireylerin hazım durumları dikkate alınarak değerlendirilmelidir.

İnsanlığın bu dayatmaları bertaraf edecek yolu,sezgilerinde, evrim ve sevgi faktörlerinde bulmaları icap eder.

O zaman alınan bilgileri analiz ,biraz zor gibi gelse de sağlam bir yol bulur ve önünü aydınlatır.

İşte her insanın kendi kendinin peygamberi olduğu bir çağda yaşıyoruz ifadesi ,o zaman gerçeği anlatmış olur.
Bu girişten sonra ,şu anda özellikle üzerinde biraz yorum getirmemiz lazım diye düşündüğüm Ra bilgilerinden bir alıntıyı sunuyorum,

Bende sevgilerimi sunarım..

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Celse : 46 (15 Nisan 1981)

Soru- Öfke negatif bir varlık üzerinde pozitif varlıkta yaptığı aynı fiziksel etkiyi mi yapar? Bir katalizör olarak bu varlıkta da kansere sebep olabilir mi?

Ra- Katalitik mekanizmalar bir varlığın seçmiş olduğu kutuplaşmaya değil, katalizörün nasıl ve hangi amaç için kullanılacağına bağlıdır, yani öfke deneyimini bilinçli olarak pozitif ya da negatif yönde kutuplaşmak için kullanan bir varlık bunun bedensel etkilerini yaşamaz, bu katalizörü daha çok zihinsel anlamda kullanır.

Pozitif yönde kutuplaşmakta olan bir varlık öfkeyi algılar. Eğer bu katalizörü akıl yoluyla kullanıyorsa öfkeyi sever ve kutsar. Sonra bu öfkeyi bilinçli olarak zihninde yoğunlaştırır. Bunu kırmızı ışın enerjisini sadece bir çılgınlık olarak değil, kullanılan enerjinin rastgeleliği nedeniyle ruhsal entropiye maruz bir enerji gibi algılayıncaya dek yapar. Böylece pozitif eğilim öfkenin anlaşılması, kabul edilmesi ve akıl, beden, ruh bileşimiyle bütünleştirilmesini içeren bu yoğun zihinsel deneyimi sürdürmek için gerekli irade ve imanı sağlar. Bu yolla öfkenin hedefi olan diğer varlık kabullenilir, anlaşılır ve uzlaşma sağlanır. Bunların hepsi öfkenin doğurduğu büyük enerji kullanılarak bir araya getirilir.

Negatif eğilimli bir varlık da öfkeyi aynı şekilde bilinçli olarak kullanır. Öfkenin kontrol altında olmayan rastgele enerjisini kabullenmeyi reddeder ve bunun yerine irade ve imanla bu enerjiyi öfke duygusunun negatif yönünü açığa çıkaracak elverişli bir vasıtaya kanalize eder. Bunu da diğer varlık üzerinde kontrol elde etmek ya da öfkeye neden olan durumu kontrol altında tutmak için yapar.

Katalizörleri negatif yönde kutuplaşmak amacıyla kullanabilmenin anahtarı kontroldür. Katalizörleri pozitif yönde kutuplaşmak amacıyla kullanabilmenin anahtarı ise kabuldür. Bu iki kutup arasında ise rastgele ve yönlendirilmemiş enerjinin dokularda kanserli ur yaratma potansiyeli vardır.

Kutuplaşmaya bağlı ilk kabul ya da kontrol kendini kabul ya da kontrol edebilmektir. Öfke de benliğin bir parçası olarak kabul edilmesi, sevilmesi ya da kontrol altına alınması gereken birçok şeyden biridir.

Eğer varlık çalışıp bir iş çıkaracaksa bunlardan birini yapmalıdır. Negatif yönde kutuplaşan bir varlığın öfkesini ya da öfke anında kendisini kontrol altında tutamaması kansere neden olabilir. Negatif kutuplaşma çok fazla kontrol ve bastırma gerektirir. Özellikle duygusal olguların negatif eğilimli varlığa yararlı olabilmesi için bastırılması, sonra da düzenli bir kullanım içinde yeniden yüzeye çıkarılması gerekir. Oysa pozitif eğilimli bir varlık duyguyu bastırmak yerine dengeleyecektir, bu da onu birlik yoluna götürür.




Edited by - tgur on 05/04/2009 23:04:49
Go to Top of Page

zer-zivi
Elmas

Turkey
953 Posts

Posted - 05/04/2009 :  23:42:55  Show Profile  Reply with Quote
Unuttuğum bir konu daha var onada değinmek istiyorum! Dostuluğuna önem verdiğim bir üyemizin üyeliğinin engellenmesinde kalkıp sevgili Qaan'a tavır almadım çünkü Qaan'da yöneticide olsa kendisi adaletli bir yönetici ve tüm üyelere dostluğunda eşit davranmıştır.Giden dostumuz için duygusal davranıp Qaan'ı suçlayıp küsüp gidebilirdik! Ve aynı durumu diğer dostlarda üyeliği engellenen başka bir dost için duygusal davranışlara girerek avukatlığa soyunmuşlardır!Neticede küsüp yönetimi suçlamışlardır çünkü yönetimin taraf olmasınde kendi düşünceleri nazarında beklentiye girmişlerdir.Sonuç onlar için farklı bizim için farklı olmuştur her iki durumda!

Kızkardeşim ve kızım nedense bir müddet iyi geçinirler ve ikiside iki gün sonrası birbiriyle çatışmaya başlarlar.Ve ben ikisiyle dengeyi koruduğum halde ikiside benden birbirlerine dair tavır koymam için beklentilere girerler.Arada canımı ikiside okur ne yazık ki:) İkisindende vazgeçmek mümkün değil! Aranızda halledin dediğimde bakıyorum daha uzlaşmaz oluyorlar çünkü ikisininde güç dengeleri eşit değil! Biri diğerinin yirmi yaş fazlası:) Ona sus öbürüne sus dediğim halde susmadıkları gibi ikiside birbirlerini sıuçlarlarken hızlarını alamayıp bana saldırıya geçerler:) En son ikisindede susmalarını bağırırım!Bu ikisi arasında nasıl bir karmik sorun var henüz bilmiyorum,geçmiş yaşamlardan gelen bir durum olsa gerek.Ama mümkün olduğunca ikisinede aynı mesafede dururum bir diğeri diğerine adaletsizce güç kullanana kadar! Sahip olunan gücü kötüye kullanmamak gerek ama ne yazık ki oluyor!

Sevgi ifadelerine gelince; insanın kullandığı sözler,kelimeler,ifade biçimleri kişinin negatif ve pozitif yanlarını içerir.Ruhumuzun aynasıdır ve içimizde olmayan bir şeyi ifade edemeyiz.Diyelim sevgi eşiğimiz %60 ve egomuz %40. Karşımızdada sevgi eşiği %90 ve negatif yanı %10 biri var ve biz bu insanı ancak kendi %60 pozitif yanımızla anlayabilir ve bizden fazla olan %30 pozitif yanını ve %10 negatif yanını kendi %40 egomuzla yargılarız! Yargımızın içinde onu anlayamamak,kıskanmak,özenmek,kibirlenmek,nefret etmek gibi negatif duyguların toplamı vardır! O yüzden bizden daha fazla pozitif olanların kullandığı sevgi ifadelerini anlamadığımız için abartı olarak değerlendirip kendi sorumluluğumuzdan bir anlamada kaçarız. Yada kertişleri suçlarız:) Ah onlar masumlar hemde burdaki üçüncü boyuttakilerden dahada masum ve temizler:)) Dünyadakiler kertişleri neden solladı sanıyorsunuz:)) Onlar sadece bizim egolu taleplerimiz doğrultusunda bizimle iletişime geçebilirler BH'tekiler gibi,özgür irade yasası gereği!

Bir zaman reiki hocamın sevgi eşiğinin yüksekliğini anlayamadığım için kendi egolu yanımla onu abartılı bulmuştumda(bu aynı zamanda yargılamaktır) ordan idrak ettiklerimdir bunlar:))

Birde sevgiyi özümsemeyi bilmeyene verilen hazır bilgi;sahip olunan gücün kötüye kullanılmasına neden olur!Yoksa bilgi çağında insanlık çoktan savaşmayı bırakmış olurdu:)) Bilgi kitabı insanın kendisinden başka bir şey değil! Eskiden beri gelen bir söz vardır "Okunacak en büyük kitap;insandır" O yüzden tüm evrenin sırlarının anahtarını yaratıcı güç insanın yüreğine saklamıştır,kolayca ulaşamasın ve kötüye kullanmasın diye! Herşeyi yüreğinde arayıp bulanlara üçüncü göz olmaları dileğiyle,sevgiler en derinden,her ne kadar derinse ve her ne kadar gerçekse........

Edited by - on
Go to Top of Page

zer-zivi
Elmas

Turkey
953 Posts

Posted - 06/04/2009 :  00:23:24  Show Profile  Reply with Quote
"İnsanlığın bu dayatmaları bertaraf edecek yolu,sezgilerinde, evrim ve sevgi faktörlerinde bulmaları icap eder.

O zaman alınan bilgileri analiz ,biraz zor gibi gelse de sağlam bir yol bulur ve önünü aydınlatır.

İşte her insanın kendi kendinin peygamberi olduğu bir çağda yaşıyoruz ifadesi ,o zaman gerçeği anlatmış olur."

Sevgili Tgur buna katılmamak mümkün değil sadece sezginin ne olduğunu bilmemek sorunumuz var diye düşünüyorum.Burda içimdeki sesin sezgimi yoksa egomu olduğunu anlamak için irdelediklerimi paylaşmak istiyorum!

Bir zamanlar zihnimin içinde bir sürü ses vardı ve birsürü duygular.Kafamın içindeki ses hem negatif hem pozitif çatışmaktaydı.Biri birşeye karar verse diğer ses hayır diyordu ve o seslerin çatışması yüreğimdeki pozitif ve negatif duygularımıda sürekli değiştirip duruyordu ve karar veremiyordum ne düşüneceğime ve ne hissedeceğime.Bu aşamaya gelene kadar canım öyle çok yanmıştı ki ve birde toplum değer yargılarıda eklendikçe nerdeyse aranızda olamayacaktım:))

O koşullarda %50 den fazla negatif yanım vardı ki pozitif olmayı algılayamıyor ve karar veremiyordum.O sınırda eşiği geçtim:) Önce Yüreğime sordum bu içimdeki seslerden hangisini dinlemeliyim diye.Bana sadece sevgiden yana olanı seç cevabı geldi.Buna kesin inandım çünkü sevgi en yüce değerdir o yüzden isterse binlerce ses olsun zihnimde,gerçek sadece sevgi gerçeğiydi! Bu cevaptan yola çıkarak zihnimi yargılardan,basma kalıp doldurulan bilgilerden arındırmaya vesile anahtarım oldu. Sonra kafamın içindeki sesler konuştukça hep kılavuz olarak sevgiyi kullandım.Gerçek sevgiyle bilinebilirdi ve sevgide olması gerektiği gibi en sevgi dolu seçenekti:) En sevgi dolu seçeneği seçtim ve sonrasında o seçeneğin dahada sevgi dolu olması için uğraştım.Cevaplarda hep egom varmı diye irdeledim.Biraz kibir kendimi üstün gördüğümden,biraz kıskançlık olmak isteyipte olamadığımdan,biraz anlayamamaktan ötürü öfke,biraz kin bağışlayamamaktan vs gibi duyguları tahlil edip kabullendikçe ve bunu dönüştürmeyi sevgi adına karar verdikçe zihnimdeki tüm sesler susu verdi.

O sıkıntılı günlerde o çok seslilikten karar veripte iki kelimeyi bir araya getirip konuşamaz olmuştum,birileri bana deli bile demiştir bu yüzden:) Şimdi zihnim tamamen suskun ve sadece yüreğim konuşmakta.Egonun sesi sevgi eşiğimi yükselttikçe azaldı ve kayboldu.Ara sıra zihnim malum darbeler gibi darbe girişimlerinde bulunsada başarısız kalıyor. Bunu paylaşmak istedim çünkü ancak demlenmekteyim.Sevgiler derinden her ne kadar derinse ve gerçekse........

Edited by - on
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 06/04/2009 :  14:23:26  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Sevgili zer-zivi.
Hitaplar konusunun bu kadar sorun olabileceğini düşünmemiştim hiç. Çevremdeki insanlar diğeriyle samimi diye kendimi dışlanmış hissetmedim çünkü hiç. Yani " dışlanmışlık hissedildi ise eğer"diye anlatıyorum. Hepsi aklımdan geçen sorunların olası nedenleri.
Şimdi forumda birbirine daha yakın görünenler niye beni rahatsız etmediler? Mesela Maharaj birliğe uyandı diye,onun birliğe uyanmış olmasına karşı da bir kıskanma ya da buna benzer bir duygu gelişmedi içimde. Pek çok kötü yanım olabilir herkes gibi ama yapabileceğim birşey var ise,arkadaşlarımı destekler sonrasındada kendi desteğimi ortaya koymadan onların başarılarını kutlarım,sevinçlerine ortak olurum. İnsanlar bir kitap çıkarır iken,bizim aktardığımız bir yoruma dayalı bilgiyi de alsa"neden ben kitap çıkarıp kendi bilgimi kullanmadım"diye düşünmeyiz mesela. Ben sadece sevinirim,bana bilgi veren,öğreten paylaşan dostlar gibi bir paylaşımım oldu diye. Dostlarımın kötü günlerimde ben bunu talep etmesem bile benim yanımda olmalarının nedeni bu.

Geçekten şaşırdım bu hitapların sorun olmasına. Forumda zaten hitap kullanmıycam hiçbir zaman ama senin facebooktaki sayfana bile canım gibi çok samimi hitaplar kullanmıyorum ve bu durum çok garibime gidiyor. Hitaplarla ilgili kötü bir niyetim yoktu demek istiyorum çünkü ama facebooktaki kişisel sayfanda çok samimi hitaplar kullanmamam tabiki geçici bir süre için. Forum dışında özel yaşamımızda başkalarının düşüncelerine göre nasıl yaşamamız gerektğine karar verecek değiliz sonuçta ama hitaplarla ilgili yanlış anlaşılmanın açıklanması yolunda bir şey yapmak,yanlış anlamayın demek istedim böylece.

Aslında bu tür şeylerin sorun olması bile garip benim için. Bilgi üzerine kurulmuş bir forumda,üzerinde durmak zorunda kaldığımız hitap konusu benim için anlaşılmaz birşey. Benimde yanlış algılarım var tabi ama hitabı hiç düşünmemiştim.

İletişim sorunu aslında çoğumuzda var .Bir sıkıntımız olduğunu ifade edebilirdik çünkü. Şimdi pek çok insan,insanlarla iletişim kurmamayı tercih edebiliyor özelliklede internet ortamında. Bunuda karşımızdakileri önemsememek olarakmı algılıyormuyuz gibi bir soru işareti belirdi aklımda. Hitap gibi çok ince şeyleri bile kendimizce yorumlayarak yanlış algılayabiliyorsak diyorum,öyle ise sorunları incelemek gerekki bitsin(benim açımdan)Bitsin ve artık bilgi konuşsun.

Mesela ben facebookta uzun bir zaman üye olmadım(bir üyeliğim vardı önceden onu da kullanmaya kullanmaya şifresini unuttum) yani forum haricindede üye olmayı kastediyorum. Arkadaşlarım önce bu durumu anlayamamakla beraber,beni tanıdıkça bunun kendilerine yönelik birşey olmadığını görürler. Belki birgün foruma üye olmakta isteyebilirim veya yalnız kalmakta isteyebilirim. Sadece ben değil,pek çok üye iletişim kurmuyor diğerleriyle ve herkesin kendi seçimi değilmi? Kimimiz dışadönük kimimiz ise içedönük bir yapıda. Benim bir dostum,kendini kötü hissettiğinde yalnız kalmaya dayanamaz bense çoğu zaman kötü zamanlarımda yalnız kalmayı tercih ederim. Ama bazende aksine insanlarla olmak isterim. Yani bu o an'a göre değişir. Şimdi benim dostum "niye yalnız kalmak istiyorsun,beni dışlıyormusun"demedi hiç. Beni tanıyor ve neye ihtiyacım olduğunu biliyor çünkü.

Bazen tatile yalnız gitmeyi özellikle tercih ederim,yalnız ve deniz kenarında olmak beni mutlu eder ve başka bir zamanda arkadaşlarımla giderim. Dostlarımın yeri ayrı ama kendimle yalnız kalabilmek de ayrıdır benim için. Annemle dahi herşeyi paylaşmam ve zaman zaman yalnız kalmak benim kendimi yenilemem için de bir gereksinim. Şimdi benim dostlarım,annem "bizi dışlıyor"demediler hiç. Niye desinlerki?

Aynı şekilde" niye iletişim kurmuyorsun,yalnızlığın görkemli dağınamı çekildin de"diyebilirmiyiz iletişim kurmayanlara. Bizi dışladıkları anlamınamı gelir bu? Lütfen böyle şeyler düşünmeyelim ama birbirimizden farklı olduğumuzu düşünelim. Hepimizin makarnayı sevmediğini unutmayalım.

Bunun dışında sorun yaşadığım herkesin dilerlerse benimle iletişim kurabileceklerini söylemiştim ve acaba bu nasıl yorumlanmıştır bu kadar ince düşünebiliyorsak?

Bunu söylemiştim ama söylemeyedebilirdim. Ama şunu düşündüm. Eğerki gerçekten sevgi ile sorunları çözmek ise maksadımız,karşımızdaki insana olumsuz atıflarda bulunmak yerine,o insanla iletişim kurararak değerlendirir ve böylelikle kimseye haksızlık etmemiş oluruz. Eğer amacımız hizmet ise,"kişisel çatışmalara odaklanmak istemiyoruz" diyor isek söylediğimiz gibi,hizmet üzerine kurulmuş bu forumu,kişisel çatışmalarımızın odağından böylelikle çıkarabiliriz" diye düşünmüştüm ayrıca. Yani bir adım atarak bu kişisel sorunları ortadan kaldırmak istedim ve karşımızdaki ile sorunlarımızı konuşmak yerine,hala aynı şeyi yaparak ona son yaşanan sorunlarla ilgili atıflarda bulunarak kesin yorumlarda bulunur isek,iddia ettiğimiz ,hep dillendirdiğimiz "sevgi" ile sorunları çözmek konusunda hiç de samimi olmadığımızın göstergesi olur bu. Yani tartışmalardan sonra sevgiyle sarılmak için,sevgiyle yaklaşmak gerek. Ben sadece ben konu edilince ,bana verilen tepkilere tepki verdiğim ,cevap verdiğim için bu iletişim konusunda bu kadarını yapabildim. Birgün farklı düşünebilirim ya da düşünmeyebilirim.

Hepimizin birbiriyle anlaşabilmesi güzel olacağı gibi,böyle bir zorunluluğumuzda yok. Her başlangıca bir son atandığına göre,herşey bitmesi gerektiği zaman biter. Bu son olanlar da bitecek,bir zaman gelecek,anılarımızda kalacak. Önemli olan olanların bize ne öğrettiği. Bir zinciri başlatan halkalar olur iken,karşımızdakilerin tepkisizliğinin nedeninin,hoşgörü olma olasılığı olduğunu da görüyoruz. Bence hoşgörü en iyisidir ama gerektiğinden fazlası iyi değildir. Denge der iken,işte kasttetiğim bu idi. Lütfen karşımızdakilerin yerine koyup ondan sonra bir daha düşünelim ve herkesin kişilik hakları olduğunu görüp,insanları kendilerini savundukları için suçlamayalım. Bana söylenen o sözlerden dolayı kendimi savunmakla suçlayan bir insana"pekala,bende şimdi aynı sözleri sana söyleyeceğim ve sen eğer bu sözlerden rahatsız olmaz isen,o zaman ben kötü biriyim"diyebilirdimde zira hepimiz görüyoruzki,forumda bana yapılanın yarısı bile yapılmadan çok sert tepkiler veriliyor. Ben karar verdiğimde o kararın sonuna dek gideceğimi bildiğim için o sözlerle,bana söylenen tüm o olumsuz sözlerle ilgili bir şey yapma kararı almakta acele etmedim. Kendi yapımı biliyorum çünkü.

Biliyoruzki eninde sonunda bu olacaktı çünkü kimse daha fazla sabredemez,kendisine uzun zamandır böyle bir şeyin yapılmasını ve tepki verir. Ben olmasam başkası olacaktı ama benim başıma patladı ve günah keçisi ben oldum. Olsun,canlar sağolsun. Hiçbir beklentim yok,(bilgiden başka)anlaşılmak gibi bir beklentim yok ama anlatmayı denedim. Bizden önce her sabah dünyanın nasıl olması gerektiğine karar veren bir Tanrı var.

Soğukkanlı olamayacağımız şeyler olduğu için 3boyutlu insanlarız. Bu nedenle pek çok insan yaşadığı olumsuzlukların yarattığı duyguları ortaya koymayarak mükemmel insan görüntüsü veriyor.Oysa onur yasasındada anlatıldığı gibi,"bilge görünmek" ile "bilge olmak" farklı şeylerdir. Ömrümüz oldukça öğrenmek bitmez. İnsanlara tavsiye vermekle onların ,ne yapmaları "gerekliliğine" karar vermek;yargılamak ve yargılar farklı şeylerdir. Kimse diğerinin neyi nasıl değerlendirmesi ne yapması "gerekliliğine"karar verecek bir yargıç değil ama samimi öneriler,tavsiyelere samimiyetten başka bir yanıt verilebilirmi. Benim hoşgörüme karşılık lütfen artık birbirimizi özde sevemesek bile saygımızı eksik etmeyelim. Bazen sukünet daha iyidir çünkü sular durulduğunda,daha iyi düşünebiliriz.

Ra nın söylemi doğru olabilir ya da yeterince doğru olmayadabilir. Peki ya bize şah damarından daha yakın olan,sezgilerimizle bize bilmemiz gerekeni gösterecek olan O. O neyi işaret eder bu konuda diye düşünüyorum birde.
Aklıma gelenler bunlar. Sevgiler,saygılar..

Edited by - pandora76 on 07/04/2009 16:26:42
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 06/04/2009 :  16:31:44  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Şimdi okudum yeniden..."Birbirimizi özde sevemesek" cümlesi de yanlış algılanabilir. "Yani bizler birbirimizi sevmiyormuyuz" gibi bir tepki uyandırabilir. Birbirimizi özde sevemesekte der iken,beni sevemesenizde demek istedim. Kendiminkilerde dahil olmak üzere,ruhum sıkıldı yanlış algılamalardan:)
Ben kimsenin diğerini sevmek zorunda olmadığını düşünüyorum,daha öncede söylediğim gibi. Sevmek içten gelir öyle ise nasıl öğrenilebilir.

Aklıma gelen diğer şeyide söyleyeyim ve bir daha konuşmaya gerek kalmayacak şekilde bitsin bu sıkıcı konuşmalar(kendi açımdan) Özür dilemek kolay ama önemli olan o özrün samimiyeti. Benim için samimiyet önemli. Tekrar tekrar özür dileyerek ya da pişmanım dedikten sonra aynı şeyi pek çok kereler yapar isek,aslında özür dilemiş olmak için özür dilemiş,sözde pişman olmuş gibi oluruz. Bu nedenle her özürde,pişmanlık söyleminde hemen"telafi etti ve bir daha yapmayacak"demem. Benim insan ilişkilerinde üzerinde durduğum şey sadece "samimiyettir" ve bunun dışındaki herşeyin dışında olmak isterim. Pek çok insanın dışladığı eski bir hükümlüye dostça yaklaşan biri,öncelikle samimiyete değer verdiği için pek çok kişinin yaptığı şeyi yapmayıp,o insanın dostu olmak istemiştir.
Bilgi adına unutma perdesinin örtülmesi dileğiyle.

Edited by - pandora76 on 06/04/2009 19:47:02
Go to Top of Page
  Previous Topic Topic Next Topic  
 New Topic  Reply to Topic
 Printer Friendly
Jump To:
Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum © 2004 Budur.com Go To Top Of Page
This page was generated in 0.11 seconds. Powered By: Snitz Forums 2000 Version 3.4.04
Google
 
Web www.budur.com
Detayonline Gizli
Gerçekler
oyun komedi sohbet
Visitor Counter by Digits