Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum
Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum
Home | Profile | Register | Active Topics | Members | Search | FAQ
Username:
Password:
Save Password
Forgot your Password?

 All Forums
 Konu Dışı / Diğer Konular / Yönetimden
 Diğer Gizem, Spiritüalizm ve Metafizik Konuları
 20 Şubat 2004 Cuma (Bugün) Forumumuzun Açılış Günü
 New Topic  Reply to Topic
 Printer Friendly
Author  Topic Next Topic  

Qaan
Yönetici

1248 Posts

Posted - 20/02/2004 :  01:07:57  Show Profile  Click to see Qaan's MSN Messenger address  Reply with Quote
20 Subat 2004 Cuma, yani bugun forum sitemizin sembolik acilis gunu. Birkac gun onceden kaydolmus olan ve bundan sonra kaydolacak tum yeni uyelerimize hayirli olsun.

Sevgiler.

Edited by - on

POZİTİVA
Akik

Turkey
21 Posts

Posted - 20/02/2004 :  22:03:51  Show Profile  Visit POZİTİVA's Homepage  Reply with Quote
Merhaba Qaan ve diğer Işık Dostları. Yeni bir forum, yeni bir kapı, yeni paylaşımlar. Emeği geçenlerin ellerine sağlık. Tüm insanlık adına hayırlı ve uğurlu olmasını dilerim.

Sevgilerimle.



Edited by - on
Go to Top of Page

Haluk Sarman
Yakut

3 Posts

Posted - 20/02/2004 :  23:33:09  Show Profile  Visit Haluk Sarman's Homepage  Reply with Quote
Merhaba Dostlar,
Forumun açılış gününde (her ne kadar sembolikte olsa) siteyi ziyaret ederek üye olmam benim için ne kadar güzel bir tesadüf. Bütün emeği geçenlere teşekkürler böyle olumlu bir ortamı bizlere sağladıkları için. Hep birlikte ve yeni katılacak ışık Dostlarımızla paylaşımlarımızı yöneltebilmek bizleri birbirimize daha çok yaklaştıracaktır.
Sevgiyle kalın.

Edited by - on
Go to Top of Page

Qaan
Yönetici

1248 Posts

Posted - 21/02/2004 :  02:09:12  Show Profile  Click to see Qaan's MSN Messenger address  Reply with Quote
Sevgili POZİTİVA ve Sevgili Haluk Sarman,
Güzel dilekleriniz için teşekkür ediyorum. Foruma hoş geldiniz.

Sevgiler.

Edited by - on
Go to Top of Page

Qaan
Yönetici

1248 Posts

Posted - 20/02/2013 :  00:08:47  Show Profile  Click to see Qaan's MSN Messenger address  Reply with Quote

9 yaşımızı doldurup 10 'a basmışız. Facebook ve Twitter bile yoktu sanırım o zamanlar. Sosyal medya daha bu dünyaya ait içerikli bir olgu olduğu için spiritüel ve metafizik konulara göre daha cazip.

Koskoca Ra bile aklımızı karıştırıp, kaybolup gitti. (Oe duymasın) Ra Bellek Bileşimi şu an bu satırları okuyorsa (?!), buradan forum adına selamlarımızı yollayalım. :))

Her şeyi çok mu öğrendik nedir, ya da kimsede yazma isteği mi kalmadı (Pandora hariç) pek paylaşım da yok çokça zamandır. Aslında forum ortamı tartışmaları da beraberinde getirip, olumsuz elektriklenme de yapıyor çokça. Ama bize deneyim şansı da sunuyor deyip, olumlu yönüyle de bakabiliriz.

Gerçi 2004 yılının şubat ayının ilk günlerinde forum kurulumu tamamlanmıştı ama sembolik açılış günü 20 şubattı. Yeni yaşımız kutlu olsun.

Go to Top of Page

Cryptos
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 26/02/2013 :  02:15:56  Show Profile  Reply with Quote
Sürekli okuyucularınızı unutmayın ama Quan :)))
Pandora zaten kendi için yazıyor.. kendine yazıyor..
Belki de herşey olup bitmiştir. Benim için hiçbirşey eskisi gibi değil mesela; güvende hissediyorum!
Ve rüyalarımda yeniden uçma yetisine sahibim; mutluluk verici bir yetenek gibi!
AN DA CEVAP ALIYORUM BEKLENTİLERİME.. GEREKSİZ OLANLARI BÜNYE TUTMUYOR.. GİDİYORLAR!
Bana yeterli geldi tekamül için .) :) Ve ürpertici birazzzzzz..
Eskiden yaşamadığım bir duygu da yaşıyorum: KORKU!!
Go to Top of Page

Cryptos
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 26/02/2013 :  02:18:16  Show Profile  Reply with Quote
Korkmaktan utanırım ben.. Utancımın üstüne gidiyorum o yüzden.. Kendimi utandırmak için korkmadan söylüyorum korktuğumu :))))
Go to Top of Page

Cryptos
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 26/02/2013 :  02:19:29  Show Profile  Reply with Quote
Çünkü utanınca inanılmayacak kadar SAF laşıyorum !???!!
Go to Top of Page

Qaan
Yönetici

1248 Posts

Posted - 02/03/2013 :  04:15:49  Show Profile  Click to see Qaan's MSN Messenger address  Reply with Quote

Merhaba Cryptos. Kimse unutulmuş değil tabii ama arada yazanlar daha çok göz önünde oluyor. Bulut'u da çoktandır göremedik mesela.

Go to Top of Page

bulut
Elmas

565 Posts

Posted - 03/03/2013 :  09:04:52  Show Profile  Visit bulut's Homepage  Reply with Quote
İtilimden önceki geri çekilmede gibiyiz.Sessiz ama içten içe dinamik.Bir de belli oranda yol yürüdük sanırım.Bu da bizi daha dikkatli ve seçici yaptı.Hemen ve kolay yazamıyoruz,eskisi gibi.
Go to Top of Page

oe_
Elmas

671 Posts

Posted - 01/04/2013 :  21:31:57  Show Profile  Visit oe_'s Homepage  Reply with Quote
Merhabalar,

Forumun yeni yaşı kutlu olsun. Aslında herşeyi çok çözmedik/öğrenmedik de, bir süredir düşünüyorum neden az yazılıyor diye sonradan dank etti.

Üye olduğum diğer forumda da yazdım. Mail ile foruma üyelik işi biraz zora sokuyor, otomatik üyeliğe göre. Genel olarak mail ile üyeliğe katılmakla beraber, forum fazla sessiz oluyorsa bence bir süre otomatik üyeliğe geçilerek dengelenebilir diye düşünüyorum. Çünkü bir ortam yeni akış olmadan kendi yağı ile çok uzun süre kavrulamaz sanıyorum. Burada da en son üyemiz 2011'in 12. ayında imiş.

Go to Top of Page

Qaan
Yönetici

1248 Posts

Posted - 09/04/2013 :  04:06:58  Show Profile  Click to see Qaan's MSN Messenger address  Reply with Quote

Merhaba Oe,

Bu konuda haklısın ama madalyonun diğer yüzüne de bakarsak, sonra onlarca üyelik açanından, sorun çıkarıp ardından bir de avukat yandaş edinenine kadar varıyor işler. Hatta hoşgörüyü suistimal eden ve iyi niyeti istismar ederek, kötüye kullanan negatif eğilimli dominant karakterler türeyip, ortamda hakimiyet kurmaya ve negatifin de çekiciliği ile birlikte destekçi de bulup, iyice ortalığı karıştırmaya başlıyorlar. Dokuya bir işledi mi temizlemesi de çok zor oluyor. Yani bu şekilde serbest üyelik çok ciddi bir takip ve uzun süreli sorumluluk üstlenmesini de kabul etmeyi gerektiriyor. Gülünçtür ki; ortalık karıştığında, işin en sonunda ihale her zaman yöneticiye kalıyor ve herkes bir şekilde sıyrılıp kendi(leri)ni de melek ilan ederken -ki daha sonra bu melekler de birbirine giriyor o ayrı ama- günah keçisi her zamanki gibi yine yönetim oluyor.

Bu nedenlerle, daha sonradan tamamen bunalıp da forumu kapatmayı dahi akıldan geçirmektense, hiç değilse mevcut durumu ve bilgileri korumak daha iyi diye düşünüyorum kaç yıldır.
Go to Top of Page

bulut
Elmas

565 Posts

Posted - 20/04/2013 :  09:39:20  Show Profile  Visit bulut's Homepage  Reply with Quote
Sitemiz çok önemli bir misyonu üstleniyor.Sessizliğinde de sesi var.Dediğim gibi genelde elde edilenlerin sindirilmesi süreci yaşanıyor.Umarım çok ritimli seslerin olduğu zamanları yaşayacağız.
Go to Top of Page

Qaan
Yönetici

1248 Posts

Posted - 23/04/2013 :  22:32:35  Show Profile  Click to see Qaan's MSN Messenger address  Reply with Quote

Merhaba Bulut,

Ra Bilgileri'ne göre değerlendirirsek, ortalama insan eğilimi %72 kendine hizmet ve %28 başkalarına hizmet civarında oluyor diye başka başlıklarda konuşmuştuk daha önceden. Keşke %51 ve üzeri pozitif bir ortam olsa da hep yapıcı, iyi niyetli ve hoşgörülü bir şekle dönüşse tüm tartışmalar. Ama dünya üzerinde bu türden Türkçe yazışabilen ve katılımcı olabilecek insan sayısı maalesef çok az bir yüzdededir. Zaten pozitif eğilimde olanlar bu eğilimlerinin de gereği olarak, karmaşa ortamında sessizliği seçip pek müdahale etmiyorlar.

Tabii ki hep istiyoruz herkes yazsın konuşsun ve her türlü düşüncenin güzelce ortaya konduğu bir ortam olsun ve hep beraber faydalanalım. Ama bu durumu oluşturacak şekilde kolay üyelik sistemi olunca başta her şey güllük gülistanlıkken, gitgide gerginlikler, küslükler, gruplaşmalar, yoğun tartışmalar defalarca tekrar eden bir durum oldu hep. Yine aynı katılımı sağlayacak kolay üyelik sistemini oluştursam, farklı bir durumun gelişeceğini tahmin etmiyorum. (Mesela şu an aktivasyon bekleyen 3766 üyelik var ve açık kayıt olsa, bunların bir kısmı şimdi aramızda katılımcı olacaktı. (Bunlar içinde sonradan ilgili bir form olduğunu keşfedip de isteyen çok az ve doldurmak istemiyorlar zaten.)) Yıllar içinde forumda ciddi sorun yaşadıklarımızın bir çoğundan da zaman içinde geri dönme istekleri olmuştu ama sonrasında yine yeri gelip aynı sorunların oluşmayacağının garantisi olmadığını düşündüm hep. Bu konularda -ve aslında genel anlamda- hoşgörü göstermeye dair düşüncelerimi de yeni açtığım bir başlıkta paylaştım:

http://budur.com/forum/topic.asp?TOPIC_ID=2096

Yani gönül istiyor ki, pozitif eğilimli kullanıcıların oluşturduğu, güzel paylaşımlı çok renkli bir ortam olsun ama bunun pek bir yolunu bulamadım. Aynı zamanda üyelerdeki yazma isteği de önemli tabii ve kendini ifade etme ve aklındakileri paylaşma isteği ile birlikte oluşuyor yazma isteği daha çok.

Go to Top of Page

oe_
Elmas

671 Posts

Posted - 03/05/2013 :  01:22:58  Show Profile  Visit oe_'s Homepage  Reply with Quote
Qaan,

Madalyonun diğer yüzü olayına katılıyorum. Ve sorumluluk senin üzerinde olduğu için de çok fazla birşey söyleyemiyorum. Ama düşündüğüm şey şu, insanlar bir foruma ilk dahil olmaya karar verdiklerinde bu kadar zahmete girmeye ve bir anlamda kendilerini sınava/sorguya çekiliyor hissetmeye değer görmeyebilirler durumu. Bu şekilde kaç üyemiz olabildi bilmiyorum. O zamanlar bana bu üyelik sistemi en anlamlısı gelmişti ama zaman içinde işlerin düşündüğüm gibi gitmediğini düşünmeye başladım. Serbest üyelik olmasa idi, şu anda üye olan birçok üyemiz üye olmayacaktı olasılıkla (ben dahil). Bu açıdan başvuru ile üye olmanın mümkün olduğu kadar kolaylaşması gerektiğini düşünüyorum (tek adımda, tercih edilen üye ismi, şifre ve önemli gördüğü bir konuda bir veya iki paragraflık bir yazı yazarak örneğin). Evet biriken forum bilgisini korumak önemli ama canlı kalmak da önemli. Herşeyden önce burada paylaştığımız sabit bilgilerden çok yaşayan/canlı bir süreçti sanırım. Çünkü sabit bilgiyi bir kitaptan okuyup edinmek mümkün zaten.

Dediğim gibi bunları ısrar etme olarak alma. Üyeliğin serbest olmaması zaten benim de savunduğum birşey. Serbest üyeliğe de yılda birkaç gün farklı zamanlarda rastgele izin verebilirdim (her seferinde 5-10 kişiye) en fazla herhalde (tabii birikmiş 3766 üyeliği iptal edip önce :)

Bir yandan da bakınca evet sessiz sakin bir ortam. Her girdiğimde ne ile karşılaşacağım acaba, diye düşünmeden girebileceğin bir yer. Risksiz. Evet güzel.

Belki de daha önceden düşündüğüm bir sistemi uygulamak gerek. Bir tane de budur2.com diye bir forum açalım, aynı içerik ve kurallara sahip. Oraya serbest üye olsunlar. Sonra belli miktar yazdıktan ve kişiyi tanıdıktan sonra buraya geçme hakkı olsun. Ve oradaki külliyatı/yazdıkları ile beraber burada devam etsin kişi mesela. Çok zor mu olur bilemiyorum.

---

Tabii bir de şimdi düşünüyorum da, niye ısrar ediyorsam forum canlansın diye acaba. Yazacak çok şey mi var ki. Ra için bıraktı gitti demişsin önceki iletinde. Aslında o gideli çok oldu. Ama anlattıkları burada idi. Ben şu anda şunu farkettim "hasat ha şimdi oldu olacak, az kaldı" diye düşünerek zaman geçmiyor. Yani bekleyerek beklentiye girerek. O yüzden normal hayatımı sürdürmeye devam ediyorum. Olacaksa birgün olacak. Böylesi daha kolay geliyor bana.

Go to Top of Page

bulut
Elmas

565 Posts

Posted - 04/05/2013 :  09:15:18  Show Profile  Visit bulut's Homepage  Reply with Quote
Sevgili Oe,
Seni özlemişim,düşüncelerini önemsiyorum.Selam ve sevgiler.
Go to Top of Page

Qaan
Yönetici

1248 Posts

Posted - 08/05/2013 :  04:44:16  Show Profile  Click to see Qaan's MSN Messenger address  Reply with Quote

Merhaba Oe,

Bilmiyorum bir başka forumu buraya geçiş basamağı yapmak nasıl olur. ADSL iyice yaygınlaştıktan sonra internet ortamındaki genç ve küçük yaştaki kullanıcılar çok fazla arttı. İşin bu yönü ile birlikte bir dolu başka ayrıntıyı da düşünmek lazım. Yani aslında senin yazdığın iletinden sonra kafamda bir değerlendirmeye çalıştım ama olabilecek gelişmeleri zihnimde pek de canlandıramadım.

Go to Top of Page

oe_
Elmas

671 Posts

Posted - 12/05/2013 :  03:33:30  Show Profile  Visit oe_'s Homepage  Reply with Quote
Sevgili Bulut,

Hislerimiz karşılıklı. Aslında benzer frekansta olan kişiler arasında bir duygu/düşünce ağı olduğunu düşünüyorum zaman zaman. Bu ağ şimdilik sürekli değil. Dördüncü derecede olasılıkla bizi toplumsal bellek bileşimi yapan şey bu tip bir ağ olacak sanırım.

Benden de tüm dostlara ışık ve sevgiler...

---

Sevgili Qaan,

Evet bu genel olarak bir kullanıcı sorunu. Ve zaten ikinci forum olayını çok da uygulanabilir olarak düşünmedim galiba. Belki sadece bir fikir. Belki eski/ilk zamanlar olsa neyse de, şimdi gider ayak, o kadar zahmete değecek (veya doğrudan o kadar olumlu sonuç alınabilecek) birşey gibi gözükmüyor bana da. Aslında üye olmak isteyen için hala kapı/yol var olduğuna göre çok da büyük bir sorun yok denebilir. Bazan böyle "daha ne yapılabilir" diye düşünesim tutuyor işte.

---

Öbür tarafta hoşgörü başlığı var. Aklıma gelen birşeyi söylemek istiyorum. Çok da hoşgörüyle ilgili değil, ama sonu gene hoşgörüye bağlanıyor gibi.

Benim zor ve yavaş anladığım birşey var. O da şu; her nasıl hissetseniz ve bunu paylaşsanız da, tam sizi sizin frekansınızda karşılayanlar olacağı gibi, tam ters frekansta karşılayanlar da olacak. Bu üçüncü yoğunlukta neredeyse hep böyle. Gariptir, eskiden, epey değer verdiğim insanların yaptıkları/söyledikleri üzerine o kadar ters anlamda ele alarak yazan kişileri gördükçe çok şaşırırdım. Aynı dünyada mı yaşıyoruz, diye düşünmekten kendimi alamazdım. Aynısı onlarca kez de kendi başımıza da gelir. En samimi halinizle birşey söylersiniz, ve o sırada o frekansta olmayan, bu söylediğinizi tam ters frekansta alan ve belki kendine göre haklı sebepleri de olan kişiler hep vardır. Benim gördüğüm bunun pek de bir çözümü yok. Ama esas sorun şu. İnsan kendini en samimi hisleriyle açığa vurup buna rağmen olumsuz dönüşler de alırsa o zaman bir anlamda bir düzeyde kendini kapıyor. Böyle olunca da kendine ve başkalarına karşı samimiyeti azalıyor.

Bunu düşündükçe şöyle bir noktaya ulaştım. Eğer o an kendinizi açık ve samimi hissediyorsanız, böyle hisseden başkalarıyla mutlaka bir olumlu frekans ağı oluşuyor geçici de olsa. Ve bu ağ aslında bu ağa katılan herkesin hislerine/samimiyetine ve kendini ifade etme yeteneğine olumlu birşeyler katıyor. Yani bunu hissettiğiniz zaman ifade edebilmek önemli/olumlu. Evet ters frekansta olanlar da olacak. Ve bunu hasım olarak algılamayın. Yani düşmanlık olması şart değil. Şunu farkedebilirsiniz, bazan kendinizi duygusal hissedersiniz, bazan de değil. Yani kendinizle bile frekansınız herzaman tutmazdı. Dolayısı ile başkasıyla tutmamasında da bir sorun yok. Ama demem o ki, öyle samimi bir an yaşadıysanız bunu o frekansta olmayacaklar adına engellemeyin. Onlar için değil zaten o. Belki başka bir zaman o frekansta hissedecekler. Ama farketmez. O an o an için, o frekans için.

Belki biraz da bu yüzden insanlar yazıp yazıp, sonra giderek daha az yazmaya başlıyorlar. Çünkü samimi/gerçek birşey yazamayacaklarsa yazdıklarının kendilerine ve başkalarına çok da birşey katamayacağını da biliyorlar. İşte bu bağlamda kendimizin ve başkalarının 'o frekansta' olmadığı zamanları hoşgörebiliriz, diye düşünüyorum. Böylece bırakalım biz o frekansta olmasak da, o an için o frekansta olanlar içten/samimi/duygusal olabilsinler ve bu bize yapmacık gözükmesin.

Olasılıkla bu da gene negatiflerin samimi/içten/'duygusal paylaşımlı' ve (hepimize ve hatta dünyaya) faydalı olumlu frekanstaki ağların oluşmasını engellemek için verdiği bir uğraş, bizlerde sahte/yapmacık gibi hisler yaratmak, olumsuz geri dönüşleri destekleyip, kişileri kendini kapatmaya sevketmek vs.

Işık ve sevgiyle...


Edited by - oe_ on 12/05/2013 03:45:17
Go to Top of Page

Qaan
Yönetici

1248 Posts

Posted - 16/05/2013 :  05:32:58  Show Profile  Click to see Qaan's MSN Messenger address  Reply with Quote

Merhaba tekrar Oe,

Frekans tutmasına ilişkin yorumlarına katılıyorum. Buna ek olarak konunun aklıma gelen diğer bakış açılarından da bahsetmek istiyorum. Duygularımız sürekli değişiyor. Bu konu da frekans olarak tanımladığın duruma da etki ediyor. Ruhsal gelişimimizde de duygular önemli. Bu değişime deneyimlerimiz ve buna bağlı düşünce kalıplarımız ve inançlarımız da etki ediyor.

Şimdi bu cümlelerimin genel kabul görür olduğunu varsayarak başka bir yere geleceğim. Bunda amacım, aklıma takılan bu konuda, belki de aklıma yatacak farklı yorumlar alabilmek umudu. Genelde duygusal tahmin yönünü iyi geliştirmiş insanlar, karşısındakinin o anki duygularını tahmin ederek ve ona göre davranarak daha iyi bir iletişim kurmayı başarıyor ve böylece daha dost canlısı olarak algılanıyorlar. Bu şekilde çok kişinin gönlünü kazanmak ve saygınlık elde etmek mümkün. Çevresinde çokça sevilen kişiler hep duygusal tahmin gücü yüksek olup, buna göre davranarak karşısındakinin gönlünü her zaman hoş tutanlar oluyor. Ve kalp kırmamanın önemini vurgulayan bir dolu metin okumuşuzdur. Dostunun yakınının açığını kapamayı, görmezden gelmeyi öğütleyen de bir çok yazı okumuş ya da duymuşuzdur.

Ama bir de işin diğer yüzüne bakalım. Biz karşımızdakinin hatasını örtbas edersek, onun gelişimine katkı sağlamıyoruz ki. Olumsuzluğun devam etmesine bir nevi çanak tutmuş oluyoruz. Bu bir nevi hizmetten kaçmak gibi oluyor. Belki de karşımızdakinin bu hayatta almayı planladığı derslerden birini geçmesine katkımız olacakken görevden kaçıyoruz. Bu hayattaki zorluklar zaten bizim gelişimimiz için değil mi? Bu durumda hatayı örtbas etmek sanki bir nevi dersten kaçmaya yardım gibi oluyor. Ve hatta büyük olasılıkla orada karşılıklı bir ders vardır. Biz o olumsuzluğu aşmadan -iyi gibi- durmaya çalışırsak, aslında kötülük yapmış oluyoruz. Bu dünyada bulunma amaçlarımız zaten bolca katalizörle karşılaşmak. Birbirimize katalizörler sunmak. Eş ruhlar bile birbirlerini dünya yaşamında bulup, birbirleriyle sürekli sorun yaşayarak gelişimlerini artırmaya çalışıyorlar.

İşte bu düşüncelerden hareketle, daha doğru olana ulaşmak için ikili ilişkilerimde -yerine göre- hatalı olduğunu düşündüğüm durumu alıp ortaya koymaya çalışıyorum. Bunun bir nevi hizmet olduğunu düşünüyorum. Ama ne kadar olumsuz sonuç verdiğini de tahmin etmek hiç zor değil. Çünkü uzun süre tanıdığın kişi bile, alıp hatasını ortaya koyduğun zaman yaşadığı duygusal çöküntünün etkisiyle maalesef özsaygısı da sarsılıp, aklında sadece bu olumsuzlukla seni hatırlıyor.

Yakın zamanlarda anlamsızca ve çokça yalan söyleme alışkanlığı olan ve diğeri de fazlaca bahane üreten iki ayrı kişiyle iletişimim aklıma geldi mesela şu an bu konuyu anlatırken. Bir anlamda bakarsak, yaptıklarını eleştirmem şapkayı önlerine koyup bir değerlendirme yapmaları için fırsattı. Ama gelgelelim kötü hissettiklerinin de farkındaydım. Ve çokça tekrar ettirdikleri halde ben de ses çıkarmadan durduğum ve kandırıldığımı bildiğim için rahatsız oluyordum.

Gerçi herkesin kişisel deneyimi de kendine özgü ve hepimizin farklı huyları var. Ben bu tip sorunlarla karşılaştığımda genelde ortaya koyup olumsuzluğunu da yaşıyorum. Ama başka bir çözüm var mıdır ya da konuyu ortaya koyma yöntemine ilişkin bir fikri olan var mıdır bilemiyorum.


Bir diğer aklımdaki de şu. 21 aralıktan önce yazıştığımız başlığa linkini koymak için forumda aramıştım ama bulamamıştım. Bundan birkaç sene önce "eğer 21 aralıkta bir şey olmazsa ne yaparsınız ya da olacağına yüzde kaç olasılık veriyorsunuz" türü bir soru sormuştum. Hatta başlığın kendisi bu soruya ilişkindi sanırım. Ben o zamanlar %70 olabilirlik verip, %30 da yanılma payı bırakmıştım. Şimdi tarih geçtikten sonra düşünüyorum ki, eğer tüm Ra Bilgileri doğruysa, yine de hala önümüzde en azından onlarca yıl olabilir. Sen "gider ayak" deyince bu olayın gerçekleşmesi bizim fiziki bedenlerimizin yaşam süresi içinde gerçekleşmeyebilir diye aklımdan geçtiği için ayrıca bahsetmek istedim Oe.
Go to Top of Page

bulut
Elmas

565 Posts

Posted - 17/05/2013 :  09:32:03  Show Profile  Visit bulut's Homepage  Reply with Quote
Yaşamda, kendi özelliklerimizin törpülenmesi gereken yönleri ile ilgili katalizörlerle karşılaştığımız kanısındayım.Bunlara ses çıkarmamak bazen,bilmeden,kendimizi bağışladığımız anlamına da gelebilir.İslam inancının hataları görme konusundaki önerisi bir nevi bağışlama olarak algılanabilir.
Elbette sürekli olarak kafamızı kuma gömemeyiz.Eğer değiştirme dönüştürme gerçeği olmasaydı tekamülün anlamı kalmazdı.Bu yönde bireysel,kurumsal ve evrensel tespitleri başarı ile yapıp yürümeliyiz.
Değişim ve dönüşümde sıkıca belirlenmiş tarihlerin yanıltıcı olabileceğini birkaç kez gördük.Bunun yanında Mayalar gibi kadim bir toplumun takvimleride gözardı edilmemeli.Mayalar binyıllar sonrası insanlarının gerçeklerni manipule etmeyecek kadar farkında insanlar.
Sonyıllarda evren ve dünya insanı için olanlar hızını artırdı gibi.Giderek de artırıyor.Sanırım bizler olanları kesin çizgilerle birbirinden ayırma eğilimindeyiz.Yaşamdaki sürekliliği pek farkedemiyoruz.Doğum ve ölüm gibi bizim için kesin dönemeçleri ayırmayıp anda olanın farkında olarak devam edersek aradaki tarihler bizim için önemini yitirir.Zaten farklı boyut bilgi kaynakları zaman konusunda bizleri uyarmalarına rağmen bizim mental yapımızı hesaba katmakta zorlanıyorlar gibi.
Go to Top of Page

oe_
Elmas

671 Posts

Posted - 18/05/2013 :  11:48:51  Show Profile  Visit oe_'s Homepage  Reply with Quote
Merhaba Qaan,

Aslında iki farklı konu sözkonusu. Bir tanei benim bahsettiğim "samimi/duygusal birşey hissediyorsanız, bunu nasıl düşüneceklerine çok fazla aldırmadan ifade etmeyi seçmek" gibi birşey. Dediğin gibi bazıları bunu kötüye kullanabilir (dost canlısı, samimi gözükmek vs amaçlarla). Ama öte yandan da gerçekten birşey hissederken böyle sanılabilir diye ifade etmemek de olası bütün samimi ifadelerin önünü tıkar, samimi pek birşey kalmaz. Bu bence fazla ağır ve gereksiz bir bedel olurdu. Bu yüzden herzaman farklı frekansta olanlar olacaktır, siz ifade ettiğiniz frekans için bunu yapın gibi düşünüyorum.

---

İkinci konu hakkında da, yani "birisinin hatalı yönlerini ona söyleme" konusunda da şu an şöyle düşünüyorum. Bir insanın belirli/bariz ve tekrarlayan bir hatalı özelliği varsa, %99 bunu ona ilk söyleyen olmayacaksınız. Yani belki onlarca/yüzlerce kez bunu belirten/sezdiren durumlar yaşamıştır o varlık. Yani burada asıl sorun 'olayı görmek' değil büyük olasılıkla, 'kabul edebilmek ve değiştirmeye çalışmak, istemek'.

Bu yüzden birkez daha bunu söylemenin çok da bir işe yarayacağını sanmıyorum. Hatta doğrudan yapılan söz ve eylemlerin amaçlanan etkinin tersiyle sonuçlandığını çokça gördüm. O kişi kendisine yönelmemiş, başka bir olayda kendisini görüp değiştirmek isteyerek daha olumlu tarzda olayı ele alma şansına sahip olabilir belki. Çoğu ermiş/gelişmiş ruh da bu tip yollar izlemiş gibi.

Bir de şu var bu konuyla ilgili. Ben zaten şu dünya da gereğinden fazla katalizör olduğunu düşünüyorum (genel olarak 3. yoğunlukta fazla olduğunu düşünüyorum ama özelde bu gezegende daha da fazla bence). Bu da çok fazla sayıda ders alıp herbirinden bıkmak ve yeteri kadar ilgilenememek gibi bir duruma yol açıyor gibi. Bence bizim rolümüz ekstra katalizör olmak veya olmaya çalışmak değil. Katalizörler zaten bilinçsiz olarak rastgele ortaya çıkıyor ve logos bunu ayarlıyor, diye biliyorum. Biz katalizötleri azaltıp yumuşatmaya çalışsak yeridir yani. Ve belki bir hata görüp bunu söylememek sabretmek veya hoşgörü göstermek bizim dersimiz de olabilir. Belki durum, bizim de katalizörümüzdür yani.

---

21 Aralıkta birşey olmazsa ne olur konusunu dediğin gibi daha eskilerde de konuşmuştuk. Ben de aradım ama bulamadım. Sanırım konu başlığı başka birşey olan bir yerde konuştuk, arada kaynadı. Ra bilgileri doğruysa daha önce de söylediğim gibi, onlarca yıl olacağını sanmıyorum. Bir de şunu belirteyim, ben Ra bilgileri savunucusu veya ikna edicisi değilim. Bu konularda yazdıkça sanki böyle bir yükümlülüğüm veya çabam varmış gibi algılanmasını/düşünülmesini istemem. Ben de herkes gibi eskiden de, şimdi de; düşünüyorum ve yazıyorum sadece.


Edited by - oe_ on 18/05/2013 11:53:38
Go to Top of Page

Qaan
Yönetici

1248 Posts

Posted - 21/05/2013 :  22:41:57  Show Profile  Click to see Qaan's MSN Messenger address  Reply with Quote

Selamlar tekrar Bulut ve Oe,

Her ikinizin yazdıklarına katılmakla birlikte, hemen altındaki paragrafla birlikte en çok şu cümle dikkatimi çekti Oe. "Bir insanın belirli/bariz ve tekrarlayan bir hatalı özelliği varsa, %99 bunu ona ilk söyleyen olmayacaksınız." Evet kişi kendisine yönelmemiş olabiliyor ya da o konuya özen göstermek konusunda ilgisiz olabiliyor.

Bahsettiğin Ra Bilgileri savunucusu konumun sanırım bu konuyu en iyi irdeleyen ve anlayan kişi olarak -en çok da benim sorularıma- iyi niyetle cevap vermiş olmandan kaynaklanıyor Oe. Bilgilere en hakim kişi olman nedeniyle de, yeri geldiğinde açıklamasını yaptığında algı öyle oluyor.

Bu arada 5 sene önce "Yanılıyor olabilir miyiz" isimli başlıkta konuşmuşuz 2012 de hiç bir şey olmazsa konusunu. Forumun altındaki arama bölümüne "%70" diye yazarak aratmak aklıma gelince, kolayca buldum.


http://www.budur.com/forum/topic.asp?TOPIC_ID=1537

Go to Top of Page
   Topic Next Topic  
 New Topic  Reply to Topic
 Printer Friendly
Jump To:
Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum © 2004 Budur.com Go To Top Of Page
This page was generated in 0.08 seconds. Powered By: Snitz Forums 2000 Version 3.4.04
Google
 
Web www.budur.com
Detayonline Gizli
Gerçekler
oyun komedi sohbet
Visitor Counter by Digits