Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum
Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum
Home | Profile | Register | Active Topics | Members | Search | FAQ
Username:
Password:
Save Password
Forgot your Password?

 All Forums
 Gizem ve Varoluş
 Kişisel Gelişim
 Teslimiyetin Anlamı
 New Topic  Reply to Topic
 Printer Friendly
Previous Page | Next Page
Author Previous Topic Topic Next Topic
Page: of 7

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 07/07/2011 :  17:11:41  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Belki yoktur böyle bir şey...Temel hata,bir şeyleri ille de değerlendirip bir yere yerleştirmeye çalışmaktır...yani bir şeyin hayırlı mı hayırsız mı olduğunu dert etmeden düşünmeden yaşamaktır belki asıl olan...ışığa kapıyı açan?
-----------

Bunun örneğini verdim , galata köprüsünde yaşadığım şey. "Korunma hissi bile duymuyordum , kendimi o güzel manzaraya "bıraktığım "an dedim. Bu sadece geçici birşeydi, bunu da biliyorum ama sadhana yani başarılı uygulamalar , bu oyunun içinde bize yardımcı olabilirler.

Sen böyle yapıyorsun demiyorum ama birşeyi farkettim ki, "tüm endişelerden uzak olmalıyım ki teslimiyet olsun"diyerek , bunu yapabilmenin olanağı yok ya da çok kısıtlı birşey, en azından benim deneyimim bu. Babamla ilgili örneği vermemin nedeni de bu idi. Korkularının kaygılarının olmamasının tek nedeni "hiç düşünmemesiydi". Eğer düşünse idi"korkmamalıyım"dese idi, öyle de korkardı ki.. Zaten Maharaj da teslim olmalıyım filan diyerek gerçeği idrak etmemiş, herşeyin dışından bakıp "bu ben değilim "diyerek , bu uygulamayı neredeyse tüm boş vakitlerinde uygulamış. Nisarga yoga da , uzun yıllar boyunca yoksulluk yemini edip, belki tüm gün süren meditasyonlar yoktur, uygulama basittir , evlen , çocuklarına bak , normal bir yaşam sür ama zihnin ötesine geç , en azından onu imgele.

Kendi içimde görüyorum ki, ben ne zaman herşeyin "içindeymiş gibi baksam (ki çoğu zaman öyle tabi ki,şu veya bu şekilde birşeyler yapıyorum, endişelere kapılıyorum vs)... Ama dışından baktığımı imgelersem , herhangi bir kaygım kalmadığı zamanları hissedebiliyorum.

Varsayalım 80'ine geldik ve artık hayata dair arzularımız kalmadı ,o zamna teslim edebileceğimiz kendimizi arzusuzluğa ? Bence hayır. Bu seferde torunlarının iyi bir yaşam sürmesi için arzuları olacak kişinin veya bunun gibi şeyler çünkü hayatın kendisi zaten onu deneyimleme arzusu. Yani teslimiyeti eğer çok arzuluyorsan , bunu dene derim ben.

Babamın yaptığı gibi yap ve karşında ölüm bile olsa , "ondan kaçmama düşüncesini "aklına getirecek bir an bile olmasın. Hiç düşünme , sadece bırak. Öyle bırak ki kendi varlığını bile unuttursun. Burada tam olarak dnyaya ölmekten sözediyoruz, sende delirme korkusu oldukça nasıl teslim edebilirsin kendini o gerçeğe? Peki neden delirme korkusu var? İnsan dünyaya ölmeyi herşeyden çok arzuluyorsa eğer, insanların deli demelerine aldırış eder mi? Bence bunu bir düşün, kendi arzularını incele.

Edited by - pandora76 on 07/07/2011 17:46:55
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 07/07/2011 :  17:23:22  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Bence tam olarak doğru düşünmüyorsun... bence olay daha çok şöyle bir şey:
Dengenin olduğu yerde,dansa edebilen kadar zarif ve estetik bir harekete sahip olabiliriz..dengenin olmadığı yerde de sadece dengeyi sağlamaya çalışan bir hareket söz konusu olur...yani,denge gelirse,hareket bitmez, ama güzelleşir...

-------

Sanırım sen bir başka başlıkta hareket eden zaman demiştim, yanlış anımsıyor da olabilirim. Hatırladığım kadarıyla , zamana dair birşeydi söylemek istediğim.

Uzayda hareket ne zaman başlar? Zaman ile. Biz uzayda olduğumuzu imgelediğimiz sürece bir hareket var demek ama onun dışına çıkarsak , uzaydaki "uyumlu "hareketi görebiliriz. Aslında söylediğin şeyin benim söylediğim şeyden pek bir farkı yok. Zaman dursa , uzay bükülür mü? O dengelenmesi gereken hareket doğar mı?Söylemek istediğim şey bu idi. Burakenin de söylediği birşey , "an "yani şimdi, zamanın olmadığı yer ya da her ne şekilde tanımlanıyorsa.

Uyumlu bir dans ı hareketsizlik olarak nitelendirsem ne değişecek ki? Dans zihindedir ve eğer sen aslında zihin değilsen , sen o zihin değilsin ama öte yandan da sana ne olamdığını anlattığı için, aynı zamanda zihinsin. Kağıt örneği gibi. Ortasında bir delik , bu delik hem kağıtta hem de değil.

Sen sosyologsun, Hegel i okumuşsundur belki, gerçekten ilginç bulmuştum onun sözlerini.
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 07/07/2011 :  18:31:58  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
quote:
Originally posted by secretdream

quote:
Pandora;
Kadın iyileşme arzusuyla İsa ya gider ve ona dokunur, İsa ona "kadın , imanın seni iyileştirdi, esenlikle git"der. İsa nın, kişinin imanının kendisini iyileştirebileceğini söylemesi , yanlış bir şeymiydi? Bu 3b ye dair bir bilgi değildir ama İsa bu bilgiyi kullanmıştır. Sadece sanırım bazı sınırlar koymaktaydı.


hazır aklımdayken sorayım: bir bilginin 3b ye ait olup olmadığını nerden biliyorsun/biliyoruz? ölçüt nedir?

3b ye ait olmayan bir bilgiyi,algılayabilmemizi sağlayan nedir?

not:bence isanın kadına burda söylediği bilgi,tastamam 3b ye ait bir bilgi...çünkü 3b de algılanabiliyor,anlaşılır olabiliyor...


-------

Ben de öyleyse sana şöyle sorayım. Sisifosun Tanrılara ait olan "ölümsüzlüğe "dair bilgiyi kurnazca çalması neden yasak oluyor öyleyse? Madem 3b varlığı sisifos tarafından alınıp dünyaya getirilmiş o bilgi ve diğer insanlar tarafından da algılanmış, o zaman sorun ne? Ölümsüzlük sisifos onu 3b'ye getirip insan "tarafından algılandığı için " 3b ye ait olması gerekmiyor mu? Tanrılar ne karışıyorlar sisifosa , 3b bu bilgiyi algılamış ya?
Tanrılar gibi yaratabilirsek , 3b nin tanrılar katından ne farkı kalır?

Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 07/07/2011 :  18:32:42  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Ra bilgilerinde , sanırım şöyle birşey vardı. 4b' ye hasat için kendi kaderini biraz olsun tayin edecek irade ve iman , ya da bunun gibi birşeydi, tam anımsamıyorum , eksiklik/yanlışlıklarda olabilir, şimdiden söyleyeyim. Ben ,3b 'de bilinçli varlıklar olduğumuz için , değil üst yoğunlukların bilgisinin kullanılması , hatta bu seviyede Maharaj gibi gerçeğin bile idrak edilebileceğini ve hatta burada daha kolay olabileceğine bile inanıyorum yani "burada değil, ancak daha üst yoğunluklarda vs.."gibi bazı reenkarnasyona dair bilgilerdeki gibi düşünmüyorum.(nerede okumuştum anımsamıyorum ama böyle bir yaklaşımda vardı hatırladığım) Çünkü insan bilinçli ise, önemli olan budur. Benim kastetiğim şey farklı idi.

Reenkarnasyona göre , 3b' de varlıklar ,lk olarak birbirleriyle iletişim kurma , sevme , alışveriş vs..yi öğreniyorlar. Daha ilerledikçe bu yoğunlukta , irade ve imanı öğrenebiliyorlar. Yani bu bilgi ilk bakışta olan birşey değil 3b için ama çözülebiliyor zaman geçtikçe. İsa 4b 'den gelmişti ve bu bilgi elinde idi ama 3b de de önceden beri bilinçaltını bilinçli olarak kullanabilen insanlar, tekamülü bu noktaya kadar ilerletebilen insanlar vardı. Maji denilen şey aslında ne zannediyorsun? Bilinçaltını bilinçli olarak kullanabilmek. İlle de İsa gibi üst yoğunluktan gelmek şart değil, insan bunu 3b dede başarabilir, hızla tekamül edebilir ve daha üst yoğunlukların bilgisini geliştirebilir veya daha üst yoğunluklarda olan yanlarını keşfedebilir ama bu , bu bilginin 3b seviyesinde olduğunu göstermez. Ha belki elimde kitaplar olmadığı için tam anımsamıyor da olabilirim bu kısmı fakat nihayetinde , dünya üzerinde herkes İsa nın yaptığı şeyi yapamıyor ve bu mucize olarak labul eidliyor yani alışıldık birşey değil.

Yeri gelmişken..Sai babayı daha öncede duymuştum , en son bulut yazınca merak ettim okudum biraz, fazla bilmiyorum , kısaca. Sai baba ne dermiş bilmiyorum ama İsa 'nın ne dediğini çok iyi biliyorum. İsa , hiçbirşeyi kendisine ait saymazmış , tıpkı o kendisine dokununca iyileşen kadına da "beni sen iyileştirdim "demediği gibi. Reikide de kanal olmaktan sözedilir ve kişinin kendisini iyileştirdiği. Ve İsa , hatırladığım kadarıyla, kendisinin değil, kendisi aracılığıyla bunların olduğunu söylediği için , özgür iradeyi çiğnememiş ve doğru da geliyor bu bana. Sai, baba büyük bir hastane kurmuş, güzel şeyler de yapmış ama birinin avucunda para oluşması vs..gibi , son derece ilgi çekici şeyler de yapıyormuş, ne işe yaradığını anlamadığım bir şey ama dediğim gibi, detayını bilmiyorum.

Kendime dair birşey söyleyeyim. Benim kuzey düğümümün temel dersi iman ve teslimiyettir. Yani geçmiş yaşamlarımda ben iman etmeyi öğrenmeye başlamışım, belki de bunu büyük ölçüde başarmıştım. Bu yaşamdaki kuzey düğümümün gerçekleşeceği alan ise , ilham evi, belki de iman ve ilham. İkisi birarada çocukken birşeyi başarmama sebep oldu, belki de içimdeki guru dan ilham alıyordum , bunları bilmiyorum , aklıma gelen olasılıkları sıralıyorum ve dediğim gibi artık önemsemiyorum çok ama bu yaşamda belki o geçmiş yaşamın derslerinde çok hızlı tekamül ettiğim için özüme olan imanım güçlüydü diye düşünüyorum.

Bir de çok zaman önce birisi bana , kendi kaynağından benim için bilgi istediğini söylemiş ve cevap olarakta benim majisyen olduğumu öğrendiğini söylemişti. O zamanlar fazla bir paylaşımım yoktu henüz ve maji nedir bilmiyordum, bu insan bana niye takmıştı beni tanımadığı halde onu da bilmiyordum ama ruhsallığa dair konular arasında , zaman geçtikçe tabi ki normalin dışında dediğimiz şeylerinde sözkonusu olabileceğini gördüm. Belki de geçmiş yaşamlarımda majiyle uğraşmıştım ve bu bilgiyi çocukken kullanıyordum , bilmiyorum ama çocukken imana sahip olabilmemin anlamını araştırırken , bana bayağı bir takmış olan , benim için kendi kaynağından bilgi isteyen bu insanın sözleri de geldi aklıma.

Ra bilgilerinde büyücü kartı anlatılır ve beyaz büyü bile kara büyüden sözedilir ve bu iman değil de ne?

Edited by - pandora76 on 07/07/2011 20:07:57
Go to Top of Page

Yemanja
Gezgin

0 Posts

Posted - 08/07/2011 :  09:47:52  Show Profile  Reply with Quote
Doğum günün kutlu olsun sevgili öğretmenim , daima kalbimdesin, söylememe gerek yok aslında, bunu daima bileceksin.

doğum günün kutlu olsun yemanja...

Çok teşekkür ederim ikinize de. Şu sıralar çok meşgul olduğumdan foruma bakma olanağını sıklıkla bulamadığım için yanıtlamakta geciktim, üzgünüm. Bu arada doğum günüm ayın 18'inde ama ben doğum günü dileğime bir yıl öncesinden hazırlanırım. Nedense geriye dönüp baktığımda da dileğimle bağlantılı olan bir sürü insanı ve durumları yaşamıma getirmiş olduğumu görürüm. O tek güne aşırı enerji yüklediğimden ona uygun şartları sağlamış olmamın yanı sıra, evrendeki tüm enerjiler de bu yönde çalışıyor olduğundan sanıyorum.

Dİğer özel günler bir yana, doğum günleri benim için klasik anlamın ötesinde bir öneme sahip bu nedenle. İçten duygularınızla beni bin kat mutlu ettiğinizi söylersem abartmış olmam, inanın. (Sen de daima benim kalbimdesin Pandora, belki bunu kelimelerle anlatmak için hep bu kadar kesin kelimeler seçmiyorum ama benim için bulamadığım/kaybettiğim uzun yol arkadaşıma kavuşmak anlamını taşıyorsun.)

8 yıl önce ben bu zamanlar,göklerde uçuyordum..:)
rahatlamak ne demek,beyaz ışığın içindeydim tam olarak...tam olarak açık bir kapıydım ona...çok kötü ve uykusuz gecelerle dolu bir depresyonun hemen ertesindeydim...tamamen iyileşmiş,affedilmiş ve bütündüm...her şeyi biliyordum...anlatamazdım ama biliyordum işte...

böylesi bir doruk noktasından aşağı düşmüş olmak bana sisifosu hatırlatıyor...ama ben bugünlerde daha çok şunu düşünüyordum: belki hayat kelimenin tam anlamıyla bir döngüdür..yani belli aylarda belli hislerin yoğunlaşıp geçtiği bir döngü...aslında ben bunu kendi hislerimden yola çıkarak düşünüyordum ama sizlerin de bu zamanlarda benzer bir rahatlama,anlama içerisinde olduğunuzu görünce belki dedim bu genel bir durumdur.


Secret dream demek istediğin yılın bu zamanlarında genel olarak bir anlama durumu yaşandığı ise benim demek istediğim bu değildi aslında. Bir süre önceki yazışmalarımız ardından yaşadığım bir şey üzerineydi söylediğim hafifleme duygusu. Ama yukarıdaki sözlerindeki uçma hissini ben, aşık olduğumda yaşamıştım birkaç kez :)

Hayat bir döngü olmalı, evet. Aslında bunun üzerine düşünüyordum ben de. Bir yerlerde okumuştum; yaradan ,tekrarlanan her öğrenmeyle kendini her yeniden deneyimlediğinde, birlik duygusunun hazzını daha derinden duyumsarmış gibi birşeyler.

Sevgilerimle...
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 09/07/2011 :  00:06:11  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Yemanja;

Başka bir şehre taşınacaksın ve yepyeni bir hayatın olacak ,bu aralar çok meşgulsün ama bu tatlı bir yorgunluk. Hiçbirşey düşünme ,geç yazmışım yazmamışım vs...

Sadece kuracağın yeni hayatı düşün , geçmişteki tüm o acılarının acısını çıkarmak için ,her an 'ı hakkıyla yaşa.

Rüzgarın esintisini, kuşların sesini ..hepsini hisset , hiçbirini atlama ve dileğim o ki, bu yıl umarım tüm dileklerin gerçeğin olur. Sen mutlu olursan , ben de mutlu olurum , bu nedenle benim için de mutlu ol.
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 09/07/2011 :  01:14:59  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Biraz maji'ye dair yazılara baktım yeniden, bir şey yazıyordu, güçlü olmak kötü ise , güçsüzlük iyi birşey midir? Gibi, hiç de ruhsal gibi gözükmeyen birşey yazıyordu ama bana çok da doğru geldi. Nedense bize acı verecek herşey mübarek sayılıyor ve ben bunu pek anlamıyorum. Belki de yoldan çıkarıcı diye düşünülüyordur, o da var . Ve belki kiminin sınavı da budur.

Ve aklıma takıldı, insanların hepsi geçmiş yaşamlarından birşeyler anımsamıyor ve niye? Mesela bazı çocuklar kaşık büküyorlarmış, bunlar küçük çocuklar , bu şey kendilerine öğretilmediği halde biliyorlar bunu ama niye herkes hatırlamıyor? Ben niye muhtemelen geçmiş yaşamımda yaptığım şeyi anımsıyordum. Sorularını düşündüm ister istemez.

Öyle bir plan yapmışım ki kendime , bana birliği kısa an larda hisssettirecek şeyi ararken , yine herşey eskisi gibi olacaktıysa da , yine de aramaya gerek kalmayacak kadar arayacağım yeni yaşamalrım olacaktıysa da , bu benim zihnimde yepyeni birşeyi de oluşturacaktı . Kim çok çalışırsa onun sonuçları yoğunlaşıyor sanırım. Çocukken olan şeyden bir fark var ki, ben teslimiyet gibi bir kavramı hatırlamıyorum, belki de daha ileriki zamanlarda onu da hatırlayacağım, vardıysa eğer.

Onca zaman o kadar oku , araştır ..Yaşıtların nasıl doğdum der iken ansiklopedileri aç oku , kutsal kitapları oku ve bu nedenle farklı densin sana , onca zaman ama sonunda hiçbirşey arama isteği kalmasın.. Bu hissi yaşamak o kadar garip ki, kendimi bildim bileli aradığım için. Bilmeceyi en azından kendine göre kendi içinde tatmin edecek derecede çözünce geriye ne kalır ? Hiç. Ben düşünce gücünü kullanarak aileme ve kendime yardım etmeyi hedefliyordum ama şimdi bu yaşam için arayışım bittiği an , hakikaten de Maharaj ın söylediği şeyi ara ara da olsa deneyimler oldum. O haklıymış, arayış bittiğinde daha fazlsını istemek kalırmış geriye. Ben yaratabilmeyi hedeflerken , Maharaj ın söylediği gibi, gerçeği idrak etme isteğini daha çok istediğim zamanlar olduğunu ve hiçbir korunma dilemeden , korunmaya çalışmadan kendimi herşeyi olduğu gibi bıraktığım zamanların çoğaldığını gördüm gerçek yaşamımda ama her zaman değil elbette çünkü hala dünyaya çok zaman daha çok bağlıyım.

Aklımın içinde birşeyler netleştiğinde hepsini biryere oturtmaya başladım. Spritüalizmden habersizken , bir dostum ve onun arkadaşıyla kitaçıda bakınırken , o tanımadığım insan bana ısrarla Kryon Lee carolun yuvaya yolculuk adlı kitabını almamı söylüyordu, yamzıştım bir yerlere. Spritüalizme dair konular beni ilgilendirmediği halde kadının ısrarından kurtulmak için almıştım kitabı ve kitaplıkta görmeyeceğim bir yere koymuştum. En sonunda bir gün görmüş ve aldım madem okuyayım diyerek okumuştum kitabı. O kadar etkilenmiştim ki o kitaptan . Niye etkilenmiştim onu da tam bilmiyordum, bu konu beni alakadar etmiyordu ki ama şimdilerde nedenini anlıyorum. Kitabın kahramanı çok zorluk yaşıyor , oldukça yoksul ama birgün bir hırsız evine giriyor , ona vuruyor ve yolculuğu böylece başlıyor. O koma halinde iken bazı deneyimler yaşıyor ve uyandığında kendisini en iyi şeylere layık gören , son derece mutlu bir insana dönüşüyor. Tanrı gibi yaratabileceğini biliyor , beş parası olmadığı halde çok iyi bir otele yerleşiyor , arkadaşı buna şaşırdığında ise gülümüsüyor çünkü artık kendi dünyasının efendisi olduğunu ve bu parayı karşılayabileceğini, çok mutlu olacağı bir eşi olacağını biliyor. Hayata güveniyor çünkü kendisini biliyor. Bu kitabın beni neden hepsinden çok etkilediğini , Kryon u gördüğüm o rüyayı hepsinin anlamını artık biliyorum.

Kitap bana bir şekilde gelmişti ve bana aslında çok zaman önce biliyor olduğum o şeyi hissettirmişti, beynimin derinliklerinde bilinçsizce de olsa da hatırlamaya başlamıştım belki ama ben bunun anlamını bilmiyordum o zamanlar ve neden beni ağlatacak kadar etkiledi diyordum. Spritüalizmle hiçbir alakası olmayan birini, nasıl etkileyebilir demiştim kendime.

Ölmeden kendine dair birşeyi çözmek harika birşey, bu hiç olmayada bilirdi. Kryon 'a teşekkür etmeliyim ve belki o benim rüyalarımda gördüğüm bana rehberlik eden , uçabilmeyi öğreten rehberimdir.
Go to Top of Page

secretdream
Akik

12 Posts

Posted - 09/07/2011 :  14:22:41  Show Profile  Visit secretdream's Homepage  Reply with Quote
quote:
Pandora;
Ben de öyleyse sana şöyle sorayım. Sisifosun Tanrılara ait olan "ölümsüzlüğe "dair bilgiyi kurnazca çalması neden yasak oluyor öyleyse?

Yanlış olan bir şeyi,"doğruymuş gibi" göstermiş sisifos. Oradaki sorun bu. Tanrının kızmasının sebebi de bu. Sisifosun yaptığı,aynı kendi cezası aracılığı ile kendisine (ve bize) açıklanıyor: sisifos, kısırdöngüde yaşamanın ölümsüzlükmüş gibi göründüğü bir yanılsamayı ölümsüzlük bilgisi olarak kullanıyor. Fiziksel yaşama (kısırdöngüye) ait olmayan ölümsüzlüğü,fiziksel yaşamda (kısırdöngüde)var kılmaya çalışıyor. (tabii aslında bu mümkün değil, ama bu bir hikaye sonuçta). Bu gerçeğin bilgisi değil. Yani, sisifos, yanlışı doğru sanıyor ve tanrılar da,onu bu yanılgıdan kurtarmak için ona "ceza" veriyorlar. Mitolojilerde,ceza da bildiğimiz gibi bir ceza değil. Ceza aracılığıyla,tanrı,sisifosa (ve bize,okuyuculara),neyi nerde yanlış yaptığını anlatıyor.
Go to Top of Page

secretdream
Akik

12 Posts

Posted - 09/07/2011 :  14:34:00  Show Profile  Visit secretdream's Homepage  Reply with Quote
quote:
Pandora;
Babamın yaptığı gibi yap ve karşında ölüm bile olsa , "ondan kaçmama düşüncesini "aklına getirecek bir an bile olmasın. Hiç düşünme , sadece bırak. Öyle bırak ki kendi varlığını bile unuttursun. Burada tam olarak dnyaya ölmekten sözediyoruz, sende delirme korkusu oldukça nasıl teslim edebilirsin kendini o gerçeğe? Peki neden delirme korkusu var? İnsan dünyaya ölmeyi herşeyden çok arzuluyorsa eğer, insanların deli demelerine aldırış eder mi? Bence bunu bir düşün, kendi arzularını incele.

Ben insanların bana deli demesinden değil,deliliğin kendisinden korkuyorum. Benim aklım başımda olsun,insanlar bana istedikleri kadar deli desinler,umursamam.
Delilikten kastım da, kendimi fark edemediğim bir hayalde kapana kısılı kalmak. Ama düşündüğüm zaman şöyle de bir durum var ki, biz insanların "normallik" dediği durum da bunun gibi bir şey. Hapisteyiz ama hapiste olduğumuzu düşünmüyoruz çünkü bunun farkında değiliz. Belki ben,farkında olmadan,hayat hakkındaki bu gerçeği fark etmiş ama bunu sindirmekte zorlanmış bir ruhumdur.

Bu seferki denememde,yavaş yavaş ve her bir adımı farkındalıkla atarak yürümek istiyorum. Farkındalığı yitirmek ,yolun ilerisinde,yanlış adımların atılmasına sebep olabiliyor. (ben hep yanlış adımı attım). Belki de hiç adım atmamaktır doğru olan. Durmayı içselleştirmek,duruyor olduğunu kabul etmekle ilgili bir sorundur belki bendeki. (büyük ihtimal öyle)
Go to Top of Page

secretdream
Akik

12 Posts

Posted - 09/07/2011 :  14:54:49  Show Profile  Visit secretdream's Homepage  Reply with Quote
quote:
Pandora;
Ha belki elimde kitaplar olmadığı için tam anımsamıyor da olabilirim bu kısmı fakat nihayetinde , dünya üzerinde herkes İsa nın yaptığı şeyi yapamıyor ve bu mucize olarak labul eidliyor yani alışıldık birşey değil.


Fakat nihayetinde,dünya üzerinde herkesin isanın yaptığını yapamayacağını iddia eden "Ortodoks Hıristiyanlık"tır. Bunu yapmalarının önemli bir sebebi vardır ki o da halk üzerinde kendi hakimiyetlerini korumak,katı kurumsal yapıları içerisinde, tanrısallığın, aydınlanmanın,herkese değil ama sadece kendilerine ait olduğu sanısını uyandırarak, şatafatlı hayatlarını devam ettirmek. (Hıristiyanlığın müslümanlıktan kurumsallık bağlamında çok daha farklı olduğunu göz ardı etmeyelim. Vatikanın,papaların nasıl bir zenginlik içerisinde yaşadığını ve bu zenginlikten feragat etmek istemedikleri için "isa" yı "ulaşılamaz" kıldıklarını düşünüyorum. Ama bu isanın gerçeği değil.).

Hıristiyanlık,bunun hiç de böyle olmadığını söyleyen kendi içerisindeki mistiklere çok acımasız davranmış,diri diri derilerini yüzmüştür. O yüzden Hıristiyanlıkta, gizli örgütler,gizli yapılanmalar söylemleri almış başını gitmiştir. Çünkü, isayı gerçeğe uygun olarak yorumlayan mistikler kendilerini saklama-gizleme eğilimi göstermişlerdir. Oysa müslamanlıkta,mistik düşünceler baş tacı edilir. (Mevlana gibi,yunus emre gibi,hacı bektaş gibi, sufilik gibi öğretilere sahip insanların derisini kimse yüzmediği gibi tam tersine, bu din içerisinde önemli yerlere yerleştirilmişlerdir).

yani diyeceğim o ki; hıristiyan kültüründe, aydınlanmayı-tanrısal bilgiyi, "öte dünyaya" havale etme, sadece bazı seçkin insanların ona ulaşabileceğini düşünme davranışları o kadar içselleşmiş ki, kanal bilgilerini aktaran kişiler çok da farkında olmadan,bu yanlış kategorizasyonu ve düşünme eğilimini devam ettiriyorlar.


Go to Top of Page

secretdream
Akik

12 Posts

Posted - 09/07/2011 :  15:23:02  Show Profile  Visit secretdream's Homepage  Reply with Quote
quote:
Burake;

Teslimiyet sevginin bir başka ifadesidir diye düşünüyorum...Teslimiyet, "anda olma", aslında yargıların varolmadığı herşeyin hoş bir gönülle karşılandığı bir durum...Hayatımızda karşımıza çıkan durumlar bizde olumsuz duygular üretiyor...Böyle durumlarda sevgiyi hatırlayabilirsek bu hoşnutsuz olma durumu kayboluyor...Aslında bizi rahatsız eden şey "durumlar" değil o durumlarla ilgili "bizim ürettiğimiz" olumsuz duygular...Arabam çamura saplanmışsa burada "mutsuzluğu" kaygı, endişe, hatta bu durumun olumsuz olduğu yönündeki yargı vs. yoluyla üreten benim...Bunu anlamak önemli olmalı...


arabam çamura saplanırsa, eğer içimde "arabam çamura saplanmamalıydı,şimdi yola devam edemeyeceğim" gibi engelleyici bir düşünce uyanırsa,teslim olmuş olmuyorum...

arabam çamura saplandığında, bunu normal kabul edersem,yani teslim olursam,o durumun kendi içerisinde barındırdığı çözümü görme imkanım da doğuyor.

yani teslim olmamak demek, olanları ,yaşam durumlarını, kendimize bir engel olarak görmemiz demek oluyor.
Go to Top of Page

zer-zivi
Elmas

Turkey
953 Posts

Posted - 09/07/2011 :  22:57:42  Show Profile  Reply with Quote
quote:
Originally posted by secretdream

Hıristiyanlık,bunun hiç de böyle olmadığını söyleyen kendi içerisindeki mistiklere çok acımasız davranmış,diri diri derilerini yüzmüştür. O yüzden Hıristiyanlıkta, gizli örgütler,gizli yapılanmalar söylemleri almış başını gitmiştir. Çünkü, isayı gerçeğe uygun olarak yorumlayan mistikler kendilerini saklama-gizleme eğilimi göstermişlerdir. Oysa müslamanlıkta,mistik düşünceler baş tacı edilir. (Mevlana gibi,yunus emre gibi,hacı bektaş gibi, sufilik gibi öğretilere sahip insanların derisini kimse yüzmediği gibi tam tersine, bu din içerisinde önemli yerlere yerleştirilmişlerdir).




Mistik düşüncelerin islam içerisinde pek baştacı edildiğide söylenemez aslında.Medeniyet dediğimiz şu zamanlarda bile recim uygulaması gündemdeyse geçmişte durumlar nasıldır kim bilir!

İslam içinde "Enel Hak" diyen Nesimi'nin derisi yüzülmüş,Hallacı Mansur ve daha nicelerinin işkenceyle öldürülmüştür felsefelerinden ötürü.Yakın tarihte Maraş,Çorum ve Sivas katliyamları yaşanmıştır.Ne adına insanlar diri diri yakıldı yada ne adına yedi yaşındaki kız çocuğu satırla ortadan ikiye ayırdılar,ne adına hamile bir kadını ekmek fırınında diri diri yaktılar? Şeriyat adına,din elden gidiyor adına,katli vaciptir denilerek yapıldı bunlar. Bu cümleleri kurmak istemezdim ama bu İslam içerisinde en modern olan ülkemizde yaşanan gerçeklerdir.Yakın tarihimizde bile görmek ürkütücü çünkü insanın tanrılığı sindirilememiştir kendi dinimizdede.

İnsanın tanrısallığını içine sindiren budizimdir. Çünkü Budizimin temelini insanın tanrısallığı oluşturur.

teslimiyet konusunda fikrine katılıyorum, koşulsuz kabullenişin kendisidir. Sorgusuz,sualsiz,haklı haksız yargısı yapılmadan kabullenilmesidir.
Go to Top of Page

secretdream
Akik

12 Posts

Posted - 10/07/2011 :  12:34:16  Show Profile  Visit secretdream's Homepage  Reply with Quote
Doğru diyorsun zerzivi...müslümanlık içerisinde de yobazlık tabii ki var (ve hiç de az boyutlarda değil). Ama hıristiyanlıkla karşılaştırıldığında en azından bir yere kadar müslümanlık içerisinde mistik-içsel batıni düşünceler kendilerine yer bulmuşlar...sonuçta mevlanayı kabul edebilmişler...sevmişler...mevlana ve nesimi aynı yolun yolcusu...ama nesiminin derisini yüzenler ile mevlana aynı yolun yolcusu değil...herkes her şeyi layıkıyla anlayamıyor tabii...mevlanayı sayıp nesimiyi asmak bunu yapanlarınların bilgisizliği-anlayış kıtlığı ile kaynaklanan tutarsızlıkları sonuçta...mevlana da başka şekillerde olsa da "enel hak" demiştir...diyebilir.

diyeceğim o ki,müslümanlık mistisizmi ,bir yere kadar,kabul edebiliyor...ama bu durum hıristiyanlıkta hiç yok...hıristiyanlık,tamamiyle,zahiri bir din olmuş çıkmış süreç içerisinde. mistik anlayışlar tamamen yeraltına itilmiş,gizlenmek saklanmak zorunda kalmışlar hep.
Go to Top of Page

secretdream
Akik

12 Posts

Posted - 10/07/2011 :  16:37:56  Show Profile  Visit secretdream's Homepage  Reply with Quote
quote:
Pandora;

Uyumlu bir dans ı hareketsizlik olarak nitelendirsem ne değişecek ki? Dans zihindedir ve eğer sen aslında zihin değilsen , sen o zihin değilsin ama öte yandan da sana ne olamdığını anlattığı için, aynı zamanda zihinsin. Kağıt örneği gibi. Ortasında bir delik , bu delik hem kağıtta hem de değil.


kağıt deliğin sınırlarını var ediyor. bu sınırlama olmasa delik delik olmazdı...o yüzden deliğin varlığı kağıdın varlığına bağlı..ama kağıdın varlığı deliğin varlığına bağlı değil. deliğin kağıtta olmayışını tam anlayamadım...deliği delik yapan sınırlar kağıtta olmaya devam ettiği sürece,delik kağıtta değil diyemeyiz bence. deliğin varlığı,kağıdın varlığına sımsıkı bağlı.

benzer şekilde,zihnimin varlığı bana bağlı ama ben zihnim olmadan da var olmaya devam edebilirim. ben zihnimim demek çok doğru olmaz. ben her şeyim (bütünüm) demek daha doğru...zihin ,bütünü temsil edemediği için ,senin kastetiğin anlamda ,ben zihnimim demek bana pek doğru bir ifade gibi gelmiyor.

Uyumlu bir dansı hareketsizlik olarak nitelendirmek şu açıdan önemli ki,hareketin dışsal değil içsel olduğunu gösteriyor. ve dışarıdan bakınca hareket gibi algılanan şeyin içeriden bakınca durmak olarak algılanabildiğini.ayrıca,dengede olmanın hareketsizlik (dışsal anlamda) anlamına gelmek zorunda olmadığını da gösteriyor...
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 14/07/2011 :  16:38:22  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
quote:
Originally posted by secretdream

quote:
Pandora;
Ben de öyleyse sana şöyle sorayım. Sisifosun Tanrılara ait olan "ölümsüzlüğe "dair bilgiyi kurnazca çalması neden yasak oluyor öyleyse?

Yanlış olan bir şeyi,"doğruymuş gibi" göstermiş sisifos. Oradaki sorun bu. Tanrının kızmasının sebebi de bu. Sisifosun yaptığı,aynı kendi cezası aracılığı ile kendisine (ve bize) açıklanıyor: sisifos, kısırdöngüde yaşamanın ölümsüzlükmüş gibi göründüğü bir yanılsamayı ölümsüzlük bilgisi olarak kullanıyor. Fiziksel yaşama (kısırdöngüye) ait olmayan ölümsüzlüğü,fiziksel yaşamda (kısırdöngüde)var kılmaya çalışıyor. (tabii aslında bu mümkün değil, ama bu bir hikaye sonuçta). Bu gerçeğin bilgisi değil. Yani, sisifos, yanlışı doğru sanıyor ve tanrılar da,onu bu yanılgıdan kurtarmak için ona "ceza" veriyorlar. Mitolojilerde,ceza da bildiğimiz gibi bir ceza değil. Ceza aracılığıyla,tanrı,sisifosa (ve bize,okuyuculara),neyi nerde yanlış yaptığını anlatıyor.




Ben buna yani yaşam içinde zihnin oynadığı her oyunda hereşeyin dengeye doğru olduğuna zaten değindim yukarıda , sözünü ettiğim o değil . Sen bana 3b de algılayabiliyorsa , öyleyse 3b ye at bir bilgidir diyorsun ben de sana , madem 3b ye ait bir bilgi , niye 3b den daha üstteki yoğunluklardaki varlıklar yani Tanrılar müdahele edebiliyor diyorum. Ben burada sana zihinde geçen birşeyden sözediyorum. 3b ile daha üst yoğunlukları birbirinden farklı kılan nedir.

Bak bu arada şöyle birşey de var. Ra biglilerinde insanda tüm yoğunlukların zaten mevcut olduğu anlatılır sadece biz hepsinin farkında değiliz. Ben buna şöyle diyorum. Beyinde dna ve rna lar var ve soydan soya bir bilgi aktarımı var. İşte tıpkı bunun gibi , tek bir valrık var aslında, Maharaj ona saf varoluş diyor ve o zihne hayat veriyor yani hepimiz aslında bir in hayal ettiği varlıkalrız, gerçekliğimiz onun bizi hayal ettiği sürece devam edecek. İşte 4b , 5bvs.. bu yoğunluklara açılmakta şimdi şu an için mümkün çünkü onlar zaten içimizde var sadece farkına varmamızı bekliyorlar.
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 14/07/2011 :  16:58:46  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
quote:
Originally posted by secretdream

quote:
Pandora;
Babamın yaptığı gibi yap ve karşında ölüm bile olsa , "ondan kaçmama düşüncesini "aklına getirecek bir an bile olmasın. Hiç düşünme , sadece bırak. Öyle bırak ki kendi varlığını bile unuttursun. Burada tam olarak dnyaya ölmekten sözediyoruz, sende delirme korkusu oldukça nasıl teslim edebilirsin kendini o gerçeğe? Peki neden delirme korkusu var? İnsan dünyaya ölmeyi herşeyden çok arzuluyorsa eğer, insanların deli demelerine aldırış eder mi? Bence bunu bir düşün, kendi arzularını incele.

Ben insanların bana deli demesinden değil,deliliğin kendisinden korkuyorum. Benim aklım başımda olsun,insanlar bana istedikleri kadar deli desinler,umursamam.
Delilikten kastım da, kendimi fark edemediğim bir hayalde kapana kısılı kalmak. Ama düşündüğüm zaman şöyle de bir durum var ki, biz insanların "normallik" dediği durum da bunun gibi bir şey. Hapisteyiz ama hapiste olduğumuzu düşünmüyoruz çünkü bunun farkında değiliz. Belki ben,farkında olmadan,hayat hakkındaki bu gerçeği fark etmiş ama bunu sindirmekte zorlanmış bir ruhumdur.

Bu seferki denememde,yavaş yavaş ve her bir adımı farkındalıkla atarak yürümek istiyorum. Farkındalığı yitirmek ,yolun ilerisinde,yanlış adımların atılmasına sebep olabiliyor. (ben hep yanlış adımı attım). Belki de hiç adım atmamaktır doğru olan. Durmayı içselleştirmek,duruyor olduğunu kabul etmekle ilgili bir sorundur belki bendeki. (büyük ihtimal öyle)




Hayat senin secretdream , kendin için neyin en iyi olduğunu sadece sen bilebilirsin , burada yazdıklarıma aldırış etme istersen , sadece bir sohbet bu , sana dair kişisel birşey olduğu için istemezsen cevaplama ama şöyle düşünmedim değil.

İnsanların deli demelerine aldırış etmem diyorsun ve öyledir de fakat öte taraftan da deliliğin kendisinden bir kapana kısılma fikrinden korkuyorum diyorsun ve benim anlamadığım şey , dünyaya ölmeyi herşeyden çok isteyen bir insan , deliliğin kendisinden de korkmamalı yani kapana kısılma ihtimali olsun ne olur ki, zaten dünyaya "ölmüş" olduktan sonra , ister deli ol ister akıllı.

Gerçeği idrak edeceğim derken deliricem ve yanlış bir yola sapıcam gibi birşeyden ötürü korkuyorum diyorsan o zaman ona da şöyle diyebilirim. Maharaj , özgürleşme yolunda atılan hiçbir adımın asla başarısız olamayacağını söyler . Ve eğer Maharaj 'a güvenin tam sa, onun önerdiği yöntemleri uyguladığın takdirde sonucun delirme olmayacağına tam olarak inanıyor olmalısın. Bak o ne demişti: Benim guruma olan güvenim tam dı.
Öyleyse neden delirmekten korkuyorsun? Maharaj delirmedi ki sen de deliresin?

Benim ona olan güvenim tam ve onun söylediği gibi kendime karşı dürüst olmaya çalışıyorum. Erdemli olmak, kutsal olmayan arzularımın olmaması , saygınlık vs.. diye düşünerek hareket etmiyorum, sen böyle yapıyorsun da demiyorum yanlış anlama, Maharaj ın verdiği örnekten yola çıkarak aklıma gelenleri sıralıyorum. Ve kendime dosdoğru ,en ala eleştirileri kendimi kendimden kayırmadan yaptığımda , özgürleşmeyi çok istediğimi ama diğer arzularımın beni oraya buraya çekiştirerek gerçeği gerçekten bilmekten uzaklaştırdığını görüyorum ama en önemlisi de, dünyanın benim kimliğim olması. Dünyayı yitirirsem eğer , hiç bilmediğim bambaşka birşeyin içinde olma fikri beni ürkütüyor ve belki senin sözünü ettiğin delirme korkusu da buna benzer birşeydir.


Edited by - pandora76 on 14/07/2011 17:02:56
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 14/07/2011 :  18:10:10  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Bu seferki denememde,yavaş yavaş ve her bir adımı farkındalıkla atarak yürümek istiyorum. Farkındalığı yitirmek ,yolun ilerisinde,yanlış adımların atılmasına sebep olabiliyor. (ben hep yanlış adımı attım). Belki de hiç adım atmamaktır doğru olan. Durmayı içselleştirmek,duruyor olduğunu kabul etmekle ilgili bir sorundur belki bendeki. (büyük ihtimal öyle)

İşte bunun üzerinde önemle dururum ben, bir süredir Maharaj 'ı yeniden okuyorum en baştan ve birşeyi farkettim. "Durmalıyım belki diyeceğin noktaya kadar yürüme gerekliliği olduğunu. Bir aşşağı bir yukarı , her adımda seni doyurduğu oranda daha fazla yürüme isteği oluştuğunu. Olan tek şey o yolu yürümek , ta ki yürümekten bıkıncaya dek.
O kadar yürüyeceksin ki, duracağın yeri oraya geldiğin an hissedeceksin.

Bazı zamanlar algılarım değişiyor , ya da her ne demek gerekiyorsa buna. Birşey oluyor, hiçbirşeye hiçbirşekilde karşı koyma gereksinimi duymuyorum , herşey nasılsa öyle oluyor ve ben bunun için birşey yapmıyorum, özel bir çaba harcamıyorum sadece kendimi herşeyin dışında imiş gibi imgelemem yeterli oluyor başlangıçta , hiçbiri ben değilim diyerek başlıyor(neti neti) . Bu yöntemi Maharaj öneriyor bu arada, kendiliğinden uydurduğum birşey değil ve sonra kendiliğinden herşeyin içine giriyormuşum gibi hissediyorum bazen ve herşey sadece ben denilenin yani pandoranın parçası /benliği gibi hissediyorum, elim kolum gibi ama daha sonrasında ise pandora bile kalmıyor. O da diğer benliklerin içine karşıyor ve özellikle de o zamanlar inanılmaz bir huzur hissediyorum. Bunu sözcüklerle tarif edemem .

Zihnin bir başka oyunu olduğunu biliyorum bunun ve zaten özgürleşinceye değin hepsi zhinde geçecek, değişen dönüşen tek şey zihin çünkü. Geçen kitapta bir bölüme baktığımda hissettiklerimin aynısından sözeden birinin sözlerini okudum. Hatta Maharaj 'a "o deneyimler öyle güzeldi ki, onları yine istiyorum "diyor. Bir başkasının deneyiminin aynısını yaşadığımı görmek beni şaşırtmadı değil.

Bazen biriyle konuşurken dikkatimi onunla bir olduğuma yönelttiğimde o benim bir parçammış gibi hissediyorum . Mesela gelinimiz geçen birşey anlatıyordu ve onu gelinimiz gibi değil, benim bir parçammış gibi düşünürken buna dikkatimi verirken buldum kendimi. O zaman aklıma birşey geldi. Maharaj , gnaninin tüm insanların sorunlarıyla içtenlikle ilgilendiğini, yardım ettiğini söylerken , şefkat ve merhametin onun doğası olduğunu söylemekteydi aynı zamanda. Ve Ra bilgilerinde sözü edilen şey. Başkalarına hizmet . Ama daha ötesi, sonsuz zekaya ulaşabilen biri için başkalarına hizmet otomatikleşiyordu. Bingo!dedim kendime. Başkalarına hizmetin açılımı bu olmalıydı! Ben bunu okuduklarımdan yola çıkarak değil, yaşayarak bu sonuca vardım.

Varlık birliği idrak ettiğinde (benimkisi zihnin arasıra birliği düşünmesi, idrak ettim demiyorum kesinlikle ) diğer varlıklarla bir olduğunu sonsuza dek biliyor ve tıpkı kolun bacağın gibi, diğerlerini de kendinden ayrı olmayan birer parça gibi görüyorsun ve bu nedenle de otomatikman onlara yardım etmek istiyorsun(başkalarına hizmet) .Maharaj özgürleşmiş bir varlık oluğu için , bütün varlıkların kendi benliği olduğunu biliyor ve bu nedenle hepsine karşı, daima sevgi dolu. Zaten sevginin ta kendisi , özellikle sevgi beslemesine gerek kalmaz ki.

Gelinimizle konuşurken onu bir zaman bile olsa da gelinimiz değil de benliğim miş gibi hissettiğimde herşey daha farklıydı ve güzeldi, içimde sorunlarının işaret ettiğ bir rahatsızlık korku duygusu filan yoktu, sıkıntılarını anlattı saatlerce ama sıkılmadım çünkü konuşan benim bir parçam gibiydi. Bana her zamankinden farklı olarak beni çok sevdiğini söyledi, yüzü tamamen değişmişti, mutluydu.
Farkındalık dediğin şey , her anın farkında olarak yaşamaya çalışmak benim inancım bu.

Bazen birşey hissederim, herşeyin dışında imişim gibi imgelerken bunda derinleşebilecek kadar zaman geçirdiğimde , etraftaki tüm görüntülerin sahte olduğunu hissederim, bu tamamen kendiliğinden olur . Herşey , pandora , secretdream , ağaçlar vs..şu bu hepsi canlılıklarını yitirip biten bir filmin görüntülerine dönüşür, sanki erirler. Bu kısa bir zaman sürer ve ortada kalan şey hiçbirşey olur. Tüm dünya sahtedir(zihin) ve geriye kalanın adı ve tarifi yoktur.

Bunlar delirme alametleri olsa gerek:) Hepsinin zihnin oyunu olduğunu biliyorum fakat başlangıç olduğunu da biliyorum. Bu yaşamda en son noktaya kadar gidemeyeceğimi de biliyorum çünkü hala hayatın içinde olmam gerekiyor diyor içimdeki birşey, belki de duracağım noktaya geldiğimi hissetmiyorum yeterince . Tüm asılsız görüntülerden bir başkası olsa da , annem babam dediğim kimlikler için ve pandora kimliği için yapmam gereken şeyler var, gereken diyorum çünkü özellikle de annem denilen kimliğe aşırı bağlıyım. Daha ileri yaşlarda olsa idim , beklentilerin çoğunu tamamlamış olurdum muhtemelen , en azından annem tarafında , herşeyden vazgeçebilirdim daha rahat çünkü bu şey, çocukken oynadığım oyunu çözmekle başlayıp hissettirdikleriyle beni ummadığım ve beklemediğim ,hayal etmediğim bir şekilde tarif edemeyeceğim kadar güzel birşey hissettirip kendi adıma pek çok şeyden vazgeçirtebilecek olsa da,benim tarafımda annem demek dünya demek, ona olan bağlılığım da benim dünya ile olan bağım.


Edited by - pandora76 on 14/07/2011 18:20:21
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 14/07/2011 :  18:49:09  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
yani diyeceğim o ki; hıristiyan kültüründe, aydınlanmayı-tanrısal bilgiyi, "öte dünyaya" havale etme, sadece bazı seçkin insanların ona ulaşabileceğini düşünme davranışları o kadar içselleşmiş ki, kanal bilgilerini aktaran kişiler çok da farkında olmadan,bu yanlış kategorizasyonu ve düşünme eğilimini devam ettiriyorlar.

Bunu kim yapıyor? Bildiğin bir kaynak , yorumlayıcı var mı bunu yapan? Benden mi sözediyorsun , tam anlamadım. Genelde direkt konuşmayı sevdiğim için direkt sorayım dedim.

İsa nın sözünü aktardım , bu açık ve nettir. İsa ben iyileştirdim dememiştir, sen "imanın "ile iyileştin der. Yukarıda yazdığım gibi. Bu söz İsa nın yapabildiği şeyi herkesin 3b dede yapabileceğinin , seçkin bir sınıfla alakalı olmadığının örneğidir. Senin burada karıştırdığın şey şu. Bir soru sordum, tanrıların yoğunluğu ile ne farkı kalır oradakilerin yapabildiği şey buradada yapılabiliyorsa dedim. Burada yoğunluklardan ve buna erişebilmekten sözediyoruz. Bizlerdeki bilinç seviyesinin değişmesinden sözediyoruz (İsa nın yapabildiği şey gibi)

Sen de ben de herkes te çalıştığımız takdirde İsa nın yaptığı şeyi yapabiliriz , içimizdeki tanrıyı farkedebiliriz ama bunu yapabilmemiz bu bilginin 3b ile alakalı olduğunun göstergesi değildir, ha belki öyledir ama aslında benim tarafımda çok önemli olmadığına inandığım bu konuda düşündüğüm şey şu.

Burası 3b ve sanki bir alan var ve bu alanın içi 3b gibi düşünmüyorum ben.Bizim hangi yanımızla(3b,4b,5b vs...)ile temas edebildiğimizle ilgili diye düşünüyorum. Yani İsa 4b yanı ile temas edebilmiş bir varlıktı, ve 3b yanı ile buluşmaya gelmişti sanki bilinçaltının 3b seviyesiyle buluşması gibi. Ve bunun hristiyanların düşüncelerinin etkileri/seçkinlikle vs.. ile alakası yok, hangi seviyemiz ile buluştuğumuzun alakası var. Niye 3b,4b,5b vs..deniyor secretdream? Niye farklı adları var bu yoğunlukların? Hepsindede her bilgi algılanıyor nasıl olsa ,öyleyse niye farklı yoğunluk adları geçiyor Diye soruyorum sana ve cevaben diyorum ki, işte şu şu konulaırn öğrenildiği yoğunluklara3b,4b,5b vs..denilmiş diyorum ama hepsini de hızla tekamül ederek 3b de algılayabiliyoruz demiştim bir de,inandığım şey bu.

Senin tekamülün benim tekamülümün vs..seviyesi şu bu bunlar önemsiz şeyler, zaten birliğe gerçekten tüm kalbiyle odaklanan varlık için bunlar önemsizdir. Tam aksine , özellikle Maharaj gibi daha üst seviye yanlarını farkedebilmiş(Maharaj gibi) varlıklar arar birliği arayan insan ,ki tekamülünde ona yardımcı olabilecek şeyler kazanabilsin.

İsa ya dair hristiyanların inancını biliyoruz , onların yorumlarından bahsetmiyoruz. Benim hristiyan arkadaşlarımdan duyduklarımla Ra 'da sözü edilenleri karşılaşırdım da, aslında onlara İsa 4b den gelmişti de demezdim ki.

Edited by - pandora76 on 14/07/2011 18:57:07
Go to Top of Page

secretdream
Akik

12 Posts

Posted - 15/07/2011 :  15:44:23  Show Profile  Visit secretdream's Homepage  Reply with Quote
quote:
Originally posted by secretdream

quote:
Pandora;
Ben de öyleyse sana şöyle sorayım. Sisifosun Tanrılara ait olan "ölümsüzlüğe "dair bilgiyi kurnazca çalması neden yasak oluyor öyleyse?

Yanlış olan bir şeyi,"doğruymuş gibi" göstermiş sisifos. Oradaki sorun bu. Tanrının kızmasının sebebi de bu. Sisifosun yaptığı,aynı kendi cezası aracılığı ile kendisine (ve bize) açıklanıyor: sisifos, kısırdöngüde yaşamanın ölümsüzlükmüş gibi göründüğü bir yanılsamayı ölümsüzlük ...bilgisi olarak kullanıyor. Fiziksel yaşama (kısırdöngüye) ait olmayan ölümsüzlüğü,fiziksel yaşamda (kısırdöngüde)var kılmaya çalışıyor. (tabii aslında bu mümkün değil, ama bu bir hikaye sonuçta). Bu gerçeğin bilgisi değil. Yani, sisifos, yanlışı doğru sanıyor ve tanrılar da,onu bu yanılgıdan kurtarmak için ona "ceza" veriyorlar. Mitolojilerde,ceza da bildiğimiz gibi bir ceza değil. Ceza aracılığıyla,tanrı,sisifosa (ve bize,okuyuculara),neyi nerde yanlış yaptığını anlatıyor.




quote:
Pandora;

Ben buna yani yaşam içinde zihnin oynadığı her oyunda her şeyin dengeye doğru olduğuna zaten değindim yukarıda , sözünü ettiğim o değil .
peki ben denge ile ilgili ne söyledim? Benim demek istediğim; sisfosun,kurnazca,dengeyi bulmasıdır. Ve bu doğru gibi görünen ama yanlış olan bir şeydir. Bir yap bozda, parçayı,kendine uygun olan şekle koymak yerine, parçayı,kesip biçerek,(ki bu oyunun kuralına aykırı)onu yap boz üzerindeki şekle uydurmayı başarmış...demek istediğim bu...
quote:
Pandora;

Sen bana 3b de algılayabiliyorsa , öyleyse 3b ye at bir bilgidir diyorsun ben de sana , madem 3b ye ait bir bilgi , niye 3b den daha üstteki yoğunluklardaki varlıklar yani Tanrılar müdahele edebiliyor diyorum.
Niye edemesinler? Tam tersi olsaydı sorun olurdu ama yukarıdakiler aşağıdakilere her zaman müdahale edebilirler ve ederler de.
quote:
Pandora;

3b ile daha üst yoğunlukları birbirinden farklı kılan nedir.
Bakış açısı.

quote:
Pandora;

Bak bu arada şöyle birşey de var. Ra biglilerinde insanda tüm yoğunlukların zaten mevcut olduğu anlatılır sadece biz hepsinin farkında değiliz. Ben buna şöyle diyorum. Beyinde dna ve rna lar var ve soydan soya bir bilgi aktarımı var. İşte tıpkı bunun gibi , tek bir valrık var aslında, Maharaj ona saf varoluş diyor ve o zihne hayat veriyor yani hepimiz aslında bir in hayal ettiği varlıkalrız, gerçekliğimiz onun bizi hayal ettiği sürece devam edecek. İşte 4b , 5bvs.. bu yoğunluklara açılmakta şimdi şu an için mümkün çünkü onlar zaten içimizde var sadece farkına varmamızı bekliyorlar.
evet ,katılıyorum. Ama şunu da unutmamak gerek: hayal eden ve hayal edilen de bir...ve birlik yalnızca "ben" konumunda farkındalık alanına geçer.
Go to Top of Page

secretdream
Akik

12 Posts

Posted - 15/07/2011 :  16:13:27  Show Profile  Visit secretdream's Homepage  Reply with Quote
quote:
Pandora;

İnsanların deli demelerine aldırış etmem diyorsun ve öyledir de fakat öte taraftan da deliliğin kendisinden bir kapana kısılma fikrinden korkuyorum diyorsun ve benim anlamadığım şey , dünyaya ölmeyi herşeyden çok isteyen bir insan , deliliğin kendisinden de korkmamalı yani kapana kısılma ihtimali olsun ne olur ki, zaten dünyaya "ölmüş" olduktan sonra , ister deli ol ister akıllı

Burada ne demek istedin gerçekten? "Dünyaya ölmüş olduktan sonra ister akıllı ol ister deli ne fark eder ki?" diyorsun. Yani senin için sadece dünyanın senin hakkında ne düşündüğü mü önemli? Senin kendine dair düşüncelerinin ve hissedişlerinin bir önemi yok mu?
Ve ikinci olarak,senin bakış açında gördüğüm bir şey var,doğru olmayabilir tabii, ama sanki, "dünyaya ölmek" ile yol son bulmuş gibi algılıyorsun sanki. Yolun başladığı yerde, yol bitmiş gibi davranıyorsun gibi geliyor bana. Dünyaya ölmek,kimseyi akıllı veya deli yapmaz bana göre. Dünyaya öldükten sonraki bir noktada bir yol ayırımı var ve orda ,o noktada, "durma"yı başaramayan deli oluyor.(paramparça oluyor,kendilik farkındalığını yitiriyor kişi) Yani zihni tam olarak susturamadan o noktaya gelmek, deli olma seçeneğini güçlendiriyor. ve zihni tam olarak susturmadan da o noktaya gelinebilinir. dikkatli adım atmak derken kastettiğim tam olarak buydu.

quote:
Pandora;

Ve kendime dosdoğru ,en ala eleştirileri kendimi kendimden kayırmadan yaptığımda , özgürleşmeyi çok istediğimi ama diğer arzularımın beni oraya buraya çekiştirerek gerçeği gerçekten bilmekten uzaklaştırdığını görüyorum ama en önemlisi de, dünyanın benim kimliğim olması. Dünyayı yitirirsem eğer , hiç bilmediğim bambaşka birşeyin içinde olma fikri beni ürkütüyor ve belki senin sözünü ettiğin delirme korkusu da buna benzer birşeydir.

Beni sağa sola çeken arzularımın olduğunun ve bunların beni gerçeği görmekten uzaklaştırdığının farkındayım. Ama dünya benim kimliğim değil. Bu noktada farklılaşıyoruz. Dünya hiçbir zaman benim kimliğim olmadı. Hiç böyle hissetmedim ben. Genel olarak insanlardan farklı olan yönüm bu (ama benim gibiler de var,genel eğilimde yer almasak da ). Ben bir beden olduğum fikrinden nefret ettiğim bir noktada başladım dünyaya ve çoğunluktan farklı olarak, herkes bendenle özdeşimini kırmaya çalışırken ben bedenimi sevmeyi öğrenmek zorunda kaldım gerçeği bulmak için. Dünyayı yitirmek beni korkutmuyor. Ben dünyayı yitirdim de zaten. (sonra tekrar ona geri döndüm o başka :) hiç bilmediğim bir şeyin içinde olma halinden hiç korkmadığım gibi tam tersine hoşuma giden bir hal bu. Delilik orda başlamıyor benim için. (nerde başlıyor dersen,bu konuyu düşünüp ondan yazmam gerekir,çünkü şimdiye kadar hiç kelimelere dökme ihtiyacı hissetmedim). Şunu söyleyebilirim ama: doğru bir şey yaptığımı zannederek yanlış bir şey yapıyorum bir yerlerde. Mesela,alçakgönüllü olduğumu zannederek kibirli davranıyorum ve bunun farkında olmadığım için sonrasında anlam veremediğim bir şeyler oluyor ve parçalanma başlıyor...gibi.

Go to Top of Page

secretdream
Akik

12 Posts

Posted - 15/07/2011 :  16:41:07  Show Profile  Visit secretdream's Homepage  Reply with Quote
quote:
Pandora;

Bazen birşey hissederim, herşeyin dışında imişim gibi imgelerken bunda derinleşebilecek kadar zaman geçirdiğimde , etraftaki tüm görüntülerin sahte olduğunu hissederim, bu tamamen kendiliğinden olur . Herşey , pandora , secretdream , ağaçlar vs..şu bu hepsi canlılıklarını yitirip biten bir filmin görüntülerine dönüşür, sanki erirler. Bu kısa bir zaman sürer ve ortada kalan şey hiçbirşey olur. Tüm dünya sahtedir(zihin) ve geriye kalanın adı ve tarifi yoktur.

Bunlar delirme alametleri olsa gerek:) Hepsinin zihnin oyunu olduğunu biliyorum fakat başlangıç olduğunu da biliyorum.

Bunlar delirme alametleri değil. Deliriyorken delirme alametini farkedemezsin bile. (deliliğin bence en korkutucu yanı da bu zaten).
Niye bu yaşadıklarına zihnin oyunu diyorsun veya öyle zannediyorsun bilmiyorum ama bu hislerine böyle bakmayı sürdürdüğün müddetçe en son noktaya kadar gidemeyeceksindir gerçekten de. (senin gördüğün sebep ile benim gördüğüm sebep farklı).

Zihin olan ve zihin olmayan arasında gerçek ve belirgin bir fark var ve sen bu farkı görmezden geliyorsun gibi. "Bu fark şudur" diyemem ben sana. Bu daha çok içinde kesin olarak hissettiğin bir şey. Ve sen bu hissi ıskalamayı tercih ediyorsun. Niye,çünkü, pandora kimliğin için ,annen baban için vs. yapman gereken şeyler olduğunu düşünüyorsun. Yani sen,hareket etmeyi durmaya tercih ediyorsun aktif biçimde. Ben,kendi adıma duracağım yeri çoktan hissettim ve biliyorum neresi olduğunu. Ama senin sandığın gibi bu durmak için yeterli değil. Hareket etme ve rüyayı devam ettirme eğilimi benim içimde çok çok güçlü bir eğilim. En çok da, kendimle tartışmayı çok sevdiğim için bu böyle sanırım..:)
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 15/07/2011 :  21:42:26  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Bunlar delirme alametleri değil. Deliriyorken delirme alametini farkedemezsin bile. (deliliğin bence en korkutucu yanı da bu zaten).

Delirme alameti sadece benzetmeydi, sen delirmekten sözettiğin için aklıma gelen ilk benzetmeyi yaptım. Deli deli olduğunu bilmez ama delirmemiş olan delirmekten korkar ve gerçekten deli tanımına uygun bir cevap verebilirim sana.

Şizofrenilerin bir kısmı , öncesinde kendilerinde olmakta olanın farkına varan kişilerdir ve hatta bundan çevrelerine de sözetmişlerdir. Yani delirmeye doğru yol aldıklarını , kendilerindeki sorunu farketmişlerdir.

Deliriyorken delirme alametini farkedebilirsin ve delirdiğinde deli olduğunu bilmezsin .

Sen deliliğin ne olduğunu deli olmadığın için bilen birisin ve bildiğin için bu seni korkutabilir.
Bu arada bu da bir benzetmeydi, gerçekten delilikten sözetmekten kastetmedim. Benim beynimin işleyiş dili bu, semboller ve benzetmeler ve sen bu benzetmeyi kendine uyarla.

Sen Maharaj 'ı biliyorsun(örneğimizdeki delirmiş kişi) ve Maharaj'ın kendisi için birşey istemediğini bu dünyaya öldüğünü biliyorsun (delirmemiş ama delirmenin ne olduğunu gören kişi). Senin dünyan kimliğin ve kimliğini kaybetme fikri korkutuyor. Maharaj gibi olursan , köklerinle bağlı olduğun dünyada , arzulamadan yaşayacaksın. Oysa ki doğduğundan beri daima arzuladın. Varolduğun andan beri yaptığın şeyi yapmayacaksın! bu ne kadar ürkütücü birşey.
Maharaj ın kitabı yanımda değil, onun delirme alametlerinin nasıl farkedildiğine dair kısımları bulur yazarım sonra, konuşmak buna dair iyi olabilir.

Niye bu yaşadıklarına zihnin oyunu diyorsun veya öyle zannediyorsun bilmiyorum ama bu hislerine böyle bakmayı sürdürdüğün müddetçe en son noktaya kadar gidemeyeceksindir gerçekten de. (senin gördüğün sebep ile benim gördüğüm sebep farklı
-------

Niye demeyeyim?

"Gerçeği buldum" diyen de ," onu arıyorum "diyen de zihindir.
Tüm deneyimler zihindedir çünkü zihin deneyim demektir. Bunları ben söylemiyorum, Maharaj ın sözleri. Yaşadığım her deneyime , hala gerçeği idrak ettiğimi hissetmemişsem, zihnimde oynana bir oyun dememden daha doğal ne var?

Devinimde devinimsizlikte hepsi zihin halleri , değişen zihin, gerçek değişmez. Bu zihin değişip dönüşecek ve en sonunda durgunlaşacak, sessizliğe bürünecek, işte o an tamamen eriyip bitecek. Meditasyonun amacı ne? Zihni sakinleştirmek.

Edited by - pandora76 on 15/07/2011 21:43:19
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 15/07/2011 :  22:12:15  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Burada ne demek istedin gerçekten? "Dünyaya ölmüş olduktan sonra ister akıllı ol ister deli ne fark eder ki?" diyorsun. Yani senin için sadece dünyanın senin hakkında ne düşündüğü mü önemli? Senin kendine dair düşüncelerinin ve hissedişlerinin bir önemi yok mu?

Sen burada ne demek istedin gerçekten?
Ben de delirmeye dair kendimize ait düşünce ve hissedişlerden sözediyorum ikincisinde. Bak sana dün gece olan birşeyi anlatayım.
Buna karabasan mı denir bilmiyorum ama hiç böylesi olmamıştı.

Rüyamda bir dostumu görüyorum ve o bir anda beyaz bir renge bürünmeye başlıyor. Korkuyorum ve etraf kararıyor. Bir an da yukarı doğru yükselmeye başlıyorum, nefes alışverişlerim derinleşiyor ve öyle acayipti ki, ben rüya değil sanki gerçekten de bu şeyin içindeydim, öylesine gerçek gibiydi.

Sonra kontrolsüzce o karanlığa doğru çekilmeye başlıyorum, arkadaşım neden birşey yapmıyor diyorum kendime ama o sessizce müdahele etmeden sadece beni izliyor , bunun birileri tarafından(arkadaşımda işin içinde imiş) planlandığını hissediyorum. Karşı koyduğum an o karanlığa doğru çekilmem bitiyor ama sonrasında karşı koymayı bırakınca daha hızlı çekiliyorum.

Ben böylesini daha önce hiç yaşamadım, dün gece bütün kalbimle biliyorum ki ,ben o karanlığa çekilmek üzere karşı koymasa idim , ölecektim ama rüyamda değil, gerçekten ölecektim. İnanamıyorum ama , böyle.

Şimdi sana şöyle birşey diyeyim, bu "his" inanılmaz ürkütücü birşeydi ama o karanlığı merak etmiyorda değildim çünkü karanlıkta ne olduğunu bilmiyordum. Ben gerçekten ölecektim, kalp krizine benzer birşeymi yaşıyordum ama kalbimin durumuda çok iyi , kafadan atıyorum bir sağlık sorunu muydu neydi bilmiyorum ama hakikaten beni düşündürmeye başladı .Ve o karanlığın sonunu görememek, nereye gideceğimi bilememek, ona dair merakımı arttıyordu fakat korkutuyordu da. Eğer görebilse idim, merak ta etmezdim korkmazdım da .İşin ilginç yanı , o karanlığa beni çeken şey aslında benim "merakımdı" ama ölmek fikri beni korkuttu son anda.

Bilinmeyen korkutur,ona delirme korkusu de ya da başka birşey de ama delirmek , bilmediğimiz birşey ve ona dair hisler insanı korkutuyor.

Sen dünyanın "deli o"demelerine yormalarından korkuyorsun ;gibi bir anlam çıkarmışsın ama değil.
Delilik denen şey dünyaya it birşey, bir tanım, sen dünyaya ölebilirsen eğer, bu delice olan şey de dünyada kalacak , senin umrunda olmayacak, orada korkusuzluk var olacak, korkuların kalmayacak. Sen ne deli ne deli olmayan.. tanımlanamayan şey olduğunu farkedeceksin.

Edited by - pandora76 on 15/07/2011 22:14:59
Go to Top of Page

secretdream
Akik

12 Posts

Posted - 15/07/2011 :  22:22:54  Show Profile  Visit secretdream's Homepage  Reply with Quote
"Gerçeği buldum" diyen de ," onu arıyorum "diyen de zihindir. Kabul.
Ama gerçek tarafından bulunduğunu farkeden zihin değildir...

peki sana iki soru sorayım pandora..senin düşünce yapını anlayabilmek için soruyorum bunu:
madem ki senin için, devinim de devinimsizlikte zihnin halleri o zaman meditasyon yapıp zihni sakinleştirmenin gereği nedir? ve devinmeyen zihinle de gerçeği bir şekilde algılayamayacak hissedemeyeceksek,nasıl gerçek olabileceğiz o zaman sana göre?



arzulamadan yaşamayı ürkütücü bulmuyorum şahsen. daha çok rahatlatıcı buluyorum. arzularımı boynuma bağladığım yularlar gibi hissederim çoğu zaman.

hadi sen böyle hissetmiyor olabilirsin ama arzulamadan yaşamak neden ürkütücü olsun,anlayamadım.
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 15/07/2011 :  22:25:28  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Ve ikinci olarak,senin bakış açında gördüğüm bir şey var,doğru olmayabilir tabii, ama sanki, "dünyaya ölmek" ile yol son bulmuş gibi algılıyorsun sanki.

Yanlış anlamışsın , tam aksine, eğer "arayış"sonsuzsa, arayışın bitmesi de olanaksız olmalı. Maharaj da zaten arayışın doyurulamayan en güçlü arzu olduğundan sözeder. Bunun gibi birşeydi.

Eğer gerçeğin ne olmadığını söyleyecek olan zihinse, ve gerçek başlangıcı ve sonu olmayan , zaten hep varolan ise, onun ne olmadığını söyleyecek zihin yani arayan dolayısıyla yol nasıl bitebilir? Ra 'dan farklı birşey de demez aslında Maharaj. Sonsuz yaratana dönüş.yolculuğu.[

blue]Yani zihni tam olarak susturamadan o noktaya gelmek, deli olma seçeneğini güçlendiriyor. ve zihni tam olarak susturmadan da o noktaya gelinebilinir.[/blue]

Yolu yol yapan zihnin konuşması , ben yolun" ötesine"geçmenin yolunun zihnin sakinleşmesi olduğunu söylüyorum daha doğrusu ben değil ,Maharaj diyor. Daha da doğrusu, sakinleşmiş bir zihin o yolun ötesine geçmek istiyor ve spritüalistler bu nedenle sıklıkla arınmadan sözediyorlar.
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 15/07/2011 :  22:32:14  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Yazını görmedim ama cevabını vermişim. zihinle ilgili kısma dair.
Bu soruna cevaben:

madem ki senin için, devinim de devinimsizlikte zihnin halleri o zaman meditasyon yapıp zihni sakinleştirmenin gereği nedir?

hadi sen böyle hissetmiyor olabilirsin ama arzulamadan yaşamak neden ürkütücü olsun,anlayamadım.

Arzulamadan yaşamak dünyanın en güzel şeyi, sen ne diyorsun . Buna dair birşey anlatırım sonra, şimdi zamanım yok.
Go to Top of Page

secretdream
Akik

12 Posts

Posted - 15/07/2011 :  23:24:46  Show Profile  Visit secretdream's Homepage  Reply with Quote
quote:
Pandora;

Yolu yol yapan zihnin konuşması , ben yolun" ötesine"geçmenin yolunun zihnin sakinleşmesi olduğunu söylüyorum daha doğrusu ben değil ,Maharaj diyor. Daha da doğrusu, sakinleşmiş bir zihin o yolun ötesine geçmek istiyor ve spritüalistler bu nedenle sıklıkla arınmadan sözediyorlar.


E,madem böyle düşünüyorsun, o zaman;

quote:
Pandora;

Bazen birşey hissederim, herşeyin dışında imişim gibi imgelerken bunda derinleşebilecek kadar zaman geçirdiğimde , etraftaki tüm görüntülerin sahte olduğunu hissederim, bu tamamen kendiliğinden olur . Herşey , pandora , secretdream , ağaçlar vs..şu bu hepsi canlılıklarını yitirip biten bir filmin görüntülerine dönüşür, sanki erirler. Bu kısa bir zaman sürer ve ortada kalan şey hiçbirşey olur. Tüm dünya sahtedir(zihin) ve geriye kalanın adı ve tarifi yoktur.

Bunlar delirme alametleri olsa gerek:) Hepsinin zihnin oyunu olduğunu biliyorum fakat başlangıç olduğunu da biliyorum.


burda anlattığın hal de zihnin oyunu olmaktan çok "zihnin oyunu bıraktığı bir an"dır ,desen daha doğru olmaz mı?
Go to Top of Page

secretdream
Akik

12 Posts

Posted - 15/07/2011 :  23:47:54  Show Profile  Visit secretdream's Homepage  Reply with Quote
quote:
Pandora;

Sen dünyanın "deli o"demelerine yormalarından korkuyorsun ;gibi bir anlam çıkarmışsın ama değil.
Delilik denen şey dünyaya it birşey, bir tanım, sen dünyaya ölebilirsen eğer, bu delice olan şey de dünyada kalacak , senin umrunda olmayacak, orada korkusuzluk var olacak, korkuların kalmayacak. Sen ne deli ne deli olmayan.. tanımlanamayan şey olduğunu farkedeceksin.

burdaki kendine güvenine hayran oldum desem yalan olmaz..:)

kimse deliye deli demese bile deliyi deli yapan içsel bir şey var (enerjinin birden fazla yöne dağılması,parçalanması diyebiliriz buna)...deli olmak biraz da korku ile hareket etmekten kaynaklanıyor bence. o sebepten,bu noktada ben senin kadar rahat değilim. delilik sadece dünyaya ait bir şey değil çünkü. deli kendisinin deli olduğuna aldırmaz bunu farketmez bile ama ben şu halimle farkedebiliyorum ve deli olmayı istemiyorum. ben ne deli ne de deli olmayan olduğumu farkedebiliyorum zaten ama deli olunca bu farkındalık da yitecek...
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 16/07/2011 :  20:37:17  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Sen deli olduğunda o farkındalıkta yitecekse eğer, delilik dünyaya ait olmalı. Deliliğin ne olduğunu anlayacak bir farkındalığın olmayacak çünkü.

Delirmek istemiyorsan delirmek üzerine neden düşünüyorsun? Delirme gitsin ,akıllı ol dünyanın kahrını çek.

Benim kendime güvenime hayran kalma :) sen kendine güven.Bizlerle konuşurken kendine güven vermek istiyorsun ama o güvenin esasta "içten" geleceğini unutma.

Ben neyi istediğimi veya istemediğimi kendime rahatça söyleyebiliyorum, bundan ötürü sıkılmıyorum, utançta duymuyorum çünkü kendimi kutsal arzularım olması gerektiğine, her daim sevgi dolu durmam gerektiğine inandırıp o şekilde hareket edersem yani zorlarsam , bu sadece kendimi kandırmaktan öteye gidemeyecek.

Maharajla senin arandaki fark ne? Adam delilik/akıllılık üzerine neden bu kadar çok düşünmeden sonuca ulaşmış? Demek istediğim şey , o şeyin yanından yöresinden geçiyor, kurcalıyor dolanıyorsun ama oraya adım atmaya çekiniyorsun.

M:Ölesiye içten bir haldeyseniz, her olayı hayatınızın her saniyesini amacınıza yöneltirsiniz. Başka şeyler için boşuna zaman ve enerji kaybetmezsiniz. Kendinizi tümüyle adamışsınızdır. Buna ister irade deyin , ister sevgi ya da sadece dürüstlük . Bizler içte ve dışta savaş halinde olan karmaşık varlıklarız. Her zaman kendimizle çelişkideyizdir.
-----------

İşte tam beni anlatmış Maharaj. Adam haklı , hem de çok. Düne kadar bu forumda şu yukarıda anlattığım deneyimlerimden sözetmemiştim çünkü böyle birşey olmamıştı fakat şimdilerde diyorum ki kendime, neden ıskalayıp durmayı tercih ediyorum? Çünkü özgürleşme konusunda yeterince içten değilim.

Ama bana ilginç gelen o ki , tüm insanlardan öte annemle olan bağım. Bunun çok önemli birgüç olduğuna inanıyorum, bir insanı sevmekle başlıyor belki de. Keşke diyorum, bu hayatta bir 30 yıl daha zamanım olsa , annemi düşününce oluyor bu ve zihnim hareket kazanmaya başlıyor yeniden , bak onu şu şu da mutlu eder der iken buluyorum kendimi ve herşey uçup gidiyor. Gerçek mutluluk özgürleşme olabilir ama annemin mutlu olması, kendine göre olsa bile, yine de herşeyden daha baskın geliyor .

Edited by - pandora76 on 16/07/2011 20:39:07
Go to Top of Page

secretdream
Akik

12 Posts

Posted - 16/07/2011 :  23:57:20  Show Profile  Visit secretdream's Homepage  Reply with Quote
quote:
Pandora;

Maharajla senin arandaki fark ne? Adam delilik/akıllılık üzerine neden bu kadar çok düşünmeden sonuca ulaşmış? Demek istediğim şey , o şeyin yanından yöresinden geçiyor, kurcalıyor dolanıyorsun ama oraya adım atmaya çekiniyorsun.


Evet öyle yapıyorum ve bunu bilerek yapıyorum. bunun iki sebebi var:
1-o "şey"de daha önce de bulundum ve o halde kalmayı başaramadım. bunun bir daha böyle sonuçlanmaması için bu sefer daha hazırlıklı gitmek istiyorum.

2-Maharajın ,kendisine yüzde yüz güvendiği bir gurusu vardı.beim yok. ve kendime de hata yapmama konusunda yüzde yüz güvenmiyorum (çünkü daha önce hata yaptım). benim durumum daha çok maharajın o gurusunu bulana kadar uğraştığı döneme benziyor.:)

3-düşünmekle herhangi bir sonuç elde etmeyi planlamıyorum zaten. bu daha çok,o şeye adım atmamamamı sağlıyor. hem beni onun çevresinde tutuyor hem de içine girmemi engelliyor yani.

Edited by - secretdream on 16/07/2011 23:58:16
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 17/07/2011 :  04:08:12  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
2-Maharajın ,kendisine yüzde yüz güvendiği bir gurusu vardı.beim yok.
--------

Niye?

Sen kendine güvenmediğin için , güvenebileceğin bir rehberle karşılaşmamış olabilirmisin?

Bunu ayrıca yazdım , altını çizmek için.

Dıştaki guru nedir secretdream? kendi içindekinin yansıması değil mi? Buna sık sık değinen birisin ve öyleyse eğer, tam anlamıyla güvenebileceğin bir guru ile karşılaşmamanın nedeni, içindeki guruya güvenmemen olabilir mi?

Edited by - pandora76 on 17/07/2011 04:13:40
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 17/07/2011 :  13:00:06  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Beni sağa sola çeken arzularımın olduğunun ve bunların beni gerçeği görmekten uzaklaştırdığının farkındayım. Ama dünya benim kimliğim değil. Bu noktada farklılaşıyoruz. Dünya hiçbir zaman benim kimliğim olmadı. Hiç böyle hissetmedim ben

Dünya benim kimliğim dememden bunu anlamışsın. Arkadaşım, dünya elbetteki hiçbirimizin kimliği değil ,ayrıca hepimiz "ayrı ayrı öz lere de" sahip değiliz ama o secretdream , pandora adıyla "kimliklere "bürünmüş ve bu kimlikler aracılığıyla konuşma oluyor, söylemeye çalıştığım bu idi. Bu kimlik olmasa idi, gerçekte ne olduğunu bilemezdin.

arzulamadan yaşamayı ürkütücü bulmuyorum şahsen. daha çok rahatlatıcı buluyorum. arzularımı boynuma bağladığım yularlar gibi hissederim çoğu zaman.

hadi sen böyle hissetmiyor olabilirsin ama arzulamadan yaşamak neden ürkütücü olsun,anlayamadım.

--------

Sen o nun bir arzususun , öyleyse arzuladığın sürece secretdream olacaksın, işte bu nedenle bizlere ürkütücü geliyor arzulamama fikri, dünyamızı yıkıp götürecek diye. Benim söylemeye çalıştığım şey bu idi. Maharajın söylediği gibi. Dünya kendini tekrar tekrar yaratacak ve hayat diyecek ki, herşeyin tadına baktın ama birşey bulamadın. Seni hazlar değil, gerçek mutlu edebilir ancak.

Ben annemle ilgili örneği özellikle verdim. Onunla aramızda çok önemli bir bağ olduğuna inanıyorum ama bu birini çok sevmek gibi birşey değil sadece. Maharaj acı ya da tatlı bazı önemli arzuların tadılması gerektiğini söylemiş ve bu sözü üzerine düşünmüştüm. Şunu arzulamamalıyım, bunu arzulamamalıyım..gibi birşey yok benim tarafımda. Bazı arzular geçip gidiyor gerçekten de , onları ne kadar çok arzulasam da , çok da önemli gibi gelmiyorlar üstlerinde düşündüğümde ama mesela anneme dair olan şey çok farklı. Bak babamı da çok seviyorum ama ondan sözetmiyorum bu noktada, sadece annem. Babamın bana dair istekleri yok mu? Tabi ki var ama annemse sözkonusu olan orada hep birşey takılıyorum ve karşı koymak istemiyorum. Bu belki de benim kaderimdir, bunu da bilemem.

Arzulamamak güzel bir şey midir? Sen sıklıkla tanıklık kavramından sözetmiştin, tanığın arzusu olur mu? Olacağını sanmıyorum çünkü birşeye bakıyorsun , görüyorsun ve ona dair bir müdahelede bulunmuyorsun ve bunu ancak onun dışında duran biri yapabilir bunu, onun içinde onu yaratmakla meşgul olan biri değil. Ben hiçbirşey arzulamadığım an lar yaşadım fakat arzulamamalıyım diyerek yapmadım bunu. Senin deneyimin ne bilmiyorum ama kendi deneyimimde herşeyin dışında olduğumu imgelemek , hiçbirşey arzulamama neden olmuştu. Ve arzulamadığım zaman birşeyin farkına vardım. İnsan kendisinde olmayanı arzular ve arzular gerçekten de etksiklik işaretiydi tam da Maharaj ın söylediği gibi. Kendinde olmayan birşeyi arzularken nasıl tam /bütün o sonsuzluk olabiliriz öyleyse? O zaman anladım bunu, eminimde buna. Arzularımız olmamalı gibi birşeyin asıl nedeni, arzuladığımız sürece , kendisinde olmayanı arayan eksik varlıklar olacağız. İşte bu nedenle arzularken biz o sonsuzluk değiliz.

Ben herşeyin dışına çıkarken kendim imgelemimde , arzularıma verdiğim dikkat bitiyordu ve kendimi herşeyin kaynağı ama öte yandan da o herşey olmamak fikri anlatamayacağım bir sevinç duygusu veriyordu. Korkusuzluk diyoruz sıklıkla , düşün ki sadece sen varsın, başka hiçbirşey yok. Tüm o görüntüler aslında sadece senden dolayı . Tüm dünya senden dolayı var ve öyleyse korku kalırmı? İnsan kendisinden korkar mı. Bundan daha güzel bir duygu var mı?

Yalnız benim hissettiğim şey babamdan öğrendiğim şeyle ilintili. Düşünme ve yap. Bir başkası için belki de uygun olanı yıllarca süren çok ağır bir meditasyon da olabilir, ağır uygulamalrada br yol olabilir.

Fakat bunların hepsi de zihinsel uygulamalar, hiçbiri gerçekliğin idraki değil benim için.

Edited by - pandora76 on 17/07/2011 13:04:44
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 17/07/2011 :  13:27:31  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
S:Sri Ramakrisha Paramahamsa nın eşi Sharada Devi öğrencileirni çok aşırı bir çabalama içind eolmalaırndan dolayı azarlardı. o onları ağacından olgunlaşmadan kopartılan meyvelere benzetirdi. Neden telaş etmeli ;derdi. İyice yumuşayarak tatlanıncaya kadar bekleyin.

M:Ne kadar da haklıydı. Niceleri var ki şafaka vaktini öğle saati , bir anlık deneyimi de tam idrake erme sanarak , kazandıkları ufak şeyleri bile aşırı gurur yüzünden mahvediyorlar.

-------

Maharaj bu noktada yaşadığımız deneyimlerin bizleri gerçeği buldum zannı ile gerçek ten alıkoyabileceğinden sözediyor ve ona inanıyorum. Maharaj 3 sene boyunca tüm zamanını ayırmış , zihni üzerinde , ona yaklaşmış yaklaşmış ama deneyimlerinin hiçbirinden ötürü özgürleştiğini düşünmemiş, devam etmiş ve işte o an , herşey bitmiş. Bir de şu var ki, Maharaj , özgürleşmiş bir insanın asla geri dönemeyeceğini söyler yani bizler çeşitli deneyimler yaşayabiliriz ama bunların gerçeğe doğru basamaklar olduğunu söyleyen şey, bizim geri dönebilmemiz.

Ben uzun yıllar meditasyon yapmadım , arzularımda çok oldu yıllar boyunca ama sanırım bana birşeyleri gösteren asıl şey , gerçeği bilmeyi gerçektende çok istemem oldu. Bir de kendime karşı arzularım, bilgi vs..konularında dürüstçe yaklaştım, kendimi hiç ne olmalılarla kandırmadım. Maharaj kendimize karşı samimi olmanın en önemli unsur olduğunu söyler ve sanırım kendime krşrı içtenliğim bana önemli birşey verdi. Ben nasıl ki yapmacık sevgi gösterilerinde bulunmam, aynı şeyi kendime de yaparım, kendimi ,belki o an olmasa da kendimle başbaşa kalınca en dosdoğru görmeye çalışırım, yüzleşirim ve kendimi o kadar dosdoğru eleştiririm ki, buna tesadüfen tanık olan bir dostum bu kadarına şaşırmış ve beni benim yerime, bana karşı savunmaya kalkmıştı:)

Arzular konusundada bu tavrım böyle. Bin yıl boyunca kendimi kandırarak arzusuz , kutsal biriymişim gibi gösterebilirim kendimi, daha sonra ne olacak peki? Belki geçmiş yaşamlarımda kendimi kandırmaktan bıktım ve hepsinden uzak durmaya karar verdim ve böylece açıklıkla olanı kendi dünyamda olduğu gibi görmeye çalıştım.

Maharaj ,delirme yolunda önce çok ağır adımlar atılmasının yanında , sonrasında herşeyin çok hızlı gelişebileceğini söyler. Bu bir nevi, iyi kötü dengesi gibi..Böyle açıklamıştı.


Edited by - pandora76 on 17/07/2011 13:29:47
Go to Top of Page

secretdream
Akik

12 Posts

Posted - 17/07/2011 :  14:25:07  Show Profile  Visit secretdream's Homepage  Reply with Quote
quote:
Pandora;

Niye?

Sen kendine güvenmediğin için , güvenebileceğin bir rehberle karşılaşmamış olabilirmisin?

Bunu ayrıca yazdım , altını çizmek için.

Dıştaki guru nedir secretdream? kendi içindekinin yansıması değil mi? Buna sık sık değinen birisin ve öyleyse eğer, tam anlamıyla güvenebileceğin bir guru ile karşılaşmamanın nedeni, içindeki guruya güvenmemen olabilir mi?



İçimdeki guruyla problemim yok ama içimdeki guruyla iletişim kurmamı sağlayan zihnime güvenmiyorum. Onu susturmuş değilim. Yani direkt iletişim kursam sorun yok.
Ayrıca insan kendine güven duymayı nasıl başarır?




"deliğin hem kağıtta olması hem de olmaması" hakkında bir düzeltme yapmak istiyorum:
maharaj tam olarak böyle söylemiyor,şöyle diyor:

S: O halde bilinç merkezi nedir?

M: Bir isim ve şekil veremediğinizdir, çünkü bir niteliği bu lunmayan ve bilinç-ötesi olandır o. Diyebilirsiniz ki o bilinç içinde bilinç-ötesi olan bir noktadır. Bir kâğıttaki bir deliğin hem kâğıtta oluşu hem de kâğıttan olmayışı gibi, en yüce hal de bilincin tam merkezinde ama yine de bilinçten ötedir. Bu zihinde bir delik gibidir ki oradan zihne ışık sel gibi dolar. Bu delik ışık bile değildir. O yalnızca bir geçittir, bir deliktir.


delik kağıtta değil demekle, "delik kağıttan değil" demek aynı anlama gelmiyor bence. maharaj burda boşluğu kastediyor...boşluk her yerde boşluktur ve aynıdır ve birdir. ve bir bilinç olarak insan da boşluktur anlamında söylüyor bunu bana göre.




ilginçtir pandora,ben de annemle ilgili olarak senin hissettiğin gibi onun mutlu olmasını istemek gibi bir duyguya sahiptim. vefat edene kadar da bu böyleydi. yalnız ben senden farklı olarak,gerçeği bilmek veya aydınlanmayı istemekle annemin mutluluğunu istememin birbiri ile çeliştiğini hiç düşünmedim. tam tersine,eğer aydınlanabilmiş olsaydım o zaman gerçekten bir yardımım dokunabilecekti anneme diye düşünmüşümdür hep.




Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 17/07/2011 :  14:25:43  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
İnsanların zihinlerinin değişmesine , bizim konuştuğumuz delirmeye dair bir örnek verecektim.

S:Ben beden ve zihin olmadığımı biliyorum.
M:Size bunu söyleten ne?
S:Kendimi beden içinde hissetmiyorum. Sanki her yerde gibiyim. Zihne gelince , deyim yerindeyse , onu açıp kapatıyorum. Bu bana zihin olmadığımı hissettiriyor.

M:Kendinizi dünyanın her tarafında hissediyorken , dünyadan ayrı kalıyor musunuz? Yoksa siz dünya mısınız?

S:Her ikisi de. Bazen kendimi ne beden , ne zihin gibi ama herşeyi gören tek bir göz gibi hissediyorum. Bunda derinleşince kendimi gördüğüm herşey olarak buluyorum ve kendimi dünya ile bir olmuş görüyorum.

M:Çok iyi. Arzular hakkında ne dersiniz? Sizde herhangi bir arzu var mı?

S:Evet, onlar geliyorlar , kısa süreli ve yüzeysel olarak.

-------------
Dünya benim kimliğim değil diyorsun ,Maharaj ın sorusuna dikkat et. Benim yaşadığım deneyimimde buna beniyor ve o deneyim ,tam olarak Maharaj ın bu sorusunda işaret ettiği şeydi.

Bunlar sadece kısa zamanlar hissettiğim şeylerdi ve onları kaybedebilirim de. Nasıl olursa olur .Ama şunu söylemek istedim.

Zihnin varabileceği en son nokta bütün parçaların birleştiğini hissetmekse , daha fazlasını yapamaz. Bütünü kavrayamaz ve onun bir olması denen şey , aslında ra abilgilerinde sözü edilen bir 'in yasası gibi birşey benim düşünceme göre. Üst yoğunluklardaki yanlarımızla temas ettiğimiz anlarda , Maharajın sözlerindeki şeyi yaşıyoruz. Önce zihin birleşecek, bütün olacak(bir in yasası). Sonrasında ise ayırdetme kalmayacak(ayırdetmenin olmayışı sevgidir).İşin ilginç yanı , ayırdederek tekamül ediyoruz, o ayrı. Ayırdedeceğiz , ta ki ayırdedecek birşey kalmayıncaya dek. Yani bir leşme denen şey , zihne dair. Bir leşme demek ne demek? "Bir", bir sözcük, bir tanım ve tanımlanamayansa gerçek , tanımlanamayan , "bir" gibi ad/tanım olabilir mi? Onun yerine hiç sözcüğünü veya yokluğu veya onu bunu şunu koy.Ne farkeder ki.

Dil asla gerçeğin kendisini dillendiremez,sadece onu işaret edebilir ve zihinde bu nedenle var, gerçeği işaret etmek için. Arayan da arayıcı da birlikte doğmalı , insan aradığı sürece aranılan olduğuna göre.. Aranılan zaten hep var olduğuna göre an da, arayışta sonsuza dek süremli ama zihnin öte sinde olduğnu idrak etmek , aranılanı bilmemize, o olduğumuzu daanlamamızı sağlıyor olmalı. Dünya kimliğim değil ;dediğine bu noktadan bak. Dünya senin gerçk kimliğinin ne olduğunu anlatan bir kimlik.

quote:
--------------------------------------------------------------------------------
Pandora;

Sen bana 3b de algılayabiliyorsa , öyleyse 3b ye at bir bilgidir diyorsun ben de sana , madem 3b ye ait bir bilgi , niye 3b den daha üstteki yoğunluklardaki varlıklar yani Tanrılar müdahele edebiliyor diyorum.
--------------------------------------------------------------------------------

Niye edemesinler? Tam tersi olsaydı sorun olurdu ama yukarıdakiler aşağıdakilere her zaman müdahale edebilirler ve ederler de.
-----------

Arkadaşım.Benim bu sözlerimi anlatmak istediğim şeyden farklı anlamışsın, yukarıdakiler niye müdahle ediyorlar ;değildi. Müdahele ediyorla ve edebilirler. Üst yoğunluklar müdahele ediyorlar çünkü onlar 3b den farklı bir yoğunluklar. Bir tekamül ayrımı var. Sen taş ile birim diyebilirsin ama zihnin görüş açısından taş değilsin, insansın. 3b , 4b , 5b vs.. bunu söylemek istedim. Dolayısıyla , 3b de bir bilginin algılanabilmesi, o bilginin 3b ye ait olduğunu göstermez , sadece daha farklı yoğunlukların bilgisine erişebilmişizdir demek istedim. Bu konu , 3b mi 5mi vs..benim için çok önemli dğeil demiştim, nereye ait olursa olsun , benim hangi bilgiyi nasıl kullanabildiğim önemli ama bu şeyi düzeltmek için yazıyorum bunu.

Edited by - pandora76 on 17/07/2011 14:26:42
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 17/07/2011 :  14:34:46  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
İçimdeki guruyla problemim yok ama içimdeki guruyla iletişim kurmamı sağlayan zihnime güvenmiyorum. Onu susturmuş değilim. Yani direkt iletişim kursam sorun yok.
Ayrıca insan kendine güven duymayı nasıl başarır?

-----------

Direkt iletişim kurarsın.

M:İç-varlık ilhamın kaynağıdır , dış bellek ile hareket eder.

İlham üzerine pek çok yazı yazıldı, ontoloji başlığında da var. İlham almakla arana giren ne ? Onu düşün önce, bence.

Buldum, evreka! Bu sözcüğü hissettiğim an, hakikaten de bulmuşumdur. Geçmiş yaşamlarımda ne yaptım bilmiyorum ama ilham almaya kendimi açmışım. Bu yaşamlarımda bunu kullanıyorum.

Bak mesela , birkaç sözcük vardır aklında.. Kağıdı alırsın, kendini harika hissediyrosundur. Dış dünyaya kapatırsın kendini , düşünmezsin birşey ve şiir yazarsın. O sözcükleri önceden düşünmemişsindir ama dilinden dökülüverir. Ben eskiden böyle şiir yazardım. Dereceye giren şiirim vardı ama zamanla bıraktım. Keşke bunu yapmasaydım:(

Şiiri düşün.. İlhamı anlamak istiyorsan çünkü anlatması kolay değil.

Edited by - pandora76 on 17/07/2011 14:35:47
Go to Top of Page

secretdream
Akik

12 Posts

Posted - 17/07/2011 :  15:01:28  Show Profile  Visit secretdream's Homepage  Reply with Quote
quote:
Pandora;

Beni sağa sola çeken arzularımın olduğunun ve bunların beni gerçeği görmekten uzaklaştırdığının farkındayım. Ama dünya benim kimliğim değil. Bu noktada farklılaşıyoruz. Dünya hiçbir zaman benim kimliğim olmadı. Hiç böyle hissetmedim ben

Dünya benim kimliğim dememden bunu anlamışsın. Arkadaşım, dünya elbetteki hiçbirimizin kimliği değil ,ayrıca hepimiz "ayrı ayrı öz lere de" sahip değiliz ama o secretdream , pandora adıyla "kimliklere "bürünmüş ve bu kimlikler aracılığıyla konuşma oluyor, söylemeye çalıştığım bu idi. Bu kimlik olmasa idi, gerçekte ne olduğunu bilemezdin.

Evet seni yanlış anlamışım. Kimlik olmasa idi gerçekte ne olduğumu bilemezdim evet ve ama şunu da belirtmek iyi olur diye düşünüyorum: kimlik benim gerçekte ne olduğumu arkasında kaybettiğim bir perde olduğu için benim ne olduğumu bana gösterebiliyor. Beni benden saklıyor yani. Fonksiyonu bu. yoksa direkt olarak beni bana anlatabilen bir şey değil kimlik. (sen böyle diyorsun demiyorum sadece bunu da ayrıyeten belirtmek iyi olur diye düşündüm).





quote:
Pandora;

Maharaj bu noktada yaşadığımız deneyimlerin bizleri gerçeği buldum zannı ile gerçek ten alıkoyabileceğinden sözediyor ve ona inanıyorum.

Maharaj burada doğru bir uyarı yapıyor katılıyorum ona. Ama sen de ,bana sorarsan,bu uyarıyı çok fazla uygulayarak tam tersi yönünde bir hata yapıyorsun: yani,her şeyi zihne veya zihnin oyunu oluşuna mal ederek, gerçeğin gerçekte nasıl olabileceğine dair sana sunulmuş ipuçlarını kullanamaz hale getiriyorsun kendini.
Yani zihne ait olan ve zihne ait olmayanı ayırt edebilmek kişiyi hemen aydınlanmış bir insan yapmaz ki maharaj da bunu söylüyor ,ama bunun çözümü olan tavır da : "madem aydınlanmış değilim o zaman yaşadığım tüm deneyimler zihnimin bana bir oyunudur" şeklinde düşünmek değil.




Arzular konusunda sana katılıyorum. ben de hiç bir zaman arzularımı reddetmedim hatta tam tersine, gizli arzularımın neler olabileceğine dair kendi içime doğru "kazı" çalışmaları da yaptım zaman zaman. Arzuları reddetmek onların güçlenmesine sebep olur sadece. Ben arzularımdan bıktığım ,ki çok oldu bu, haldeki hislerimi kullanarak bazı arzularımı bırakmayı bazılarını değiştirmeyi başardım.

şimdilerde şunu çok iyi anladım ki,yaptığım nice hatalardan ve yanlış seçimlerden sonra, içimdeki o "nokta" göğsümde tam yerine oturmadığı müddetçe (ki bu noktayı nasıl açıklayabilirim bilmiyorum) ne yaparsam yapayım nereye gidersem gideyim zerre kadar zevk almıyorum ve benim için zerre kadar bir önemi olmuyor yaptığım şeyin. ve bunun tersi de geçerli,nokta yerli yerine oturduğunda yaptığım her şey tatmin edici olabiliyor. şimdilerde iste sadece bunu istiyorum: o noktayı tekrar yerine koymayı...o yüzden, onu yerinden çıkarmak için takındığım tüm tavırları teker teker bulup ayıklama işindeyim bu aralar..:)

Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 17/07/2011 :  16:45:51  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Zihnimin bir oyunu değil, zihinde geçen bir oyun yani hala özgürleşememişim ,hala zihindeki devinim lerleyim;demek istedim.

Uyarını düşünücem ama.

İnsan kendisine nasıl güvenir? Bilmiyorum. Ben kendime ,özüme olan güvenimi biliyorum ama bir başkası bunu nasıl yapar? Bunu bilmiyorum galiba. Gerçekten garip, kendimi bildim bileli aslında özüme olan inancım tam dı. Bunu sonradan kazanmadım, zaten öyleydi. Sadece büyüdükçe , zamanla unuttuğum birşeydi.

Gnaniler spontan bir şekilde her duruma doğru karşılık verirler diyor Maharaj ve bunu anladığımı düşünüyorum. Tamamen sezgisel yani öz 'e ait birşey olmalı bu. Dünyaya öldükleri için , artık ilham almakla kalmıyor , O İLHAMIN KENDİSİ oluyorlar. Yani saf varoluş. Bu nedenle sadece gnaniler dünya üzerinde en kalıcı değişiklikleri yaratabilecek kişiler.

Birde Maharaj 'ın sevdiğim yanı ,kendisini toplumsal kurallardan ayırması. O ,gnani özgür değilse , birşeylere bağlı ise, gnani olabilir mi;gibi birşey der. Son derece asi bir adam bence:) Kendisi bir aşram bile yapmamış , kendisi açısından bağlayıcı olacağı için. Adam birçok şeyi takmamış, toplulukların bağlayıcılıklarından tamamen uzak durmuş , kendisine -izm le biten birşeyle bile tanımlamamış, sadece hindu kültüründen geldiği için hinduların diliyle konuşmuş. Onun içteki özgürlüğü, dışa da yansımış ve o özgür olduğu için kendisine güvenmiş belki de çünkü özgür bir insanı çevresindeki şeyler bağlamaz.

Edited by - pandora76 on 17/07/2011 16:47:40
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 21/07/2011 :  14:07:53  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
ilginçtir pandora,ben de annemle ilgili olarak senin hissettiğin gibi onun mutlu olmasını istemek gibi bir duyguya sahiptim. vefat edene kadar da bu böyleydi. yalnız ben senden farklı olarak,gerçeği bilmek veya aydınlanmayı istemekle annemin mutluluğunu istememin birbiri ile çeliştiğini hiç düşünmedim. tam tersine,eğer aydınlanabilmiş olsaydım o zaman gerçekten bir yardımım dokunabilecekti anneme diye düşünmüşümdür hep.
------

Aslında gönlümden geçen de bu, asıl bu şekilde yardım edebileceğimi biliyorum ama bu farklı birşey. Onun arzularını gerçekleştirme hissi , aslında bana dair bir arzu belki de, tam tanımını yapamıyorum kendime. Yani sevdiğin birini mutlu etme arzusu aslında dünyasal bir arzu, tamamlanmamış yarım birşey. Nasıl ki çok fazla hizmet edersin ve artık üzerinden bir ağırlık kalkar çünkü o doyuma uğramıştır, işte anneme dair onu mutlu etme arzusuda yarım kalan birşey benim için yani belki de bu aslında kendimle de ilgili olabilir.

Soyumuzdan geldiğine inandığım bir karma için çok çalıştık hep , ben ailemin karmasını yüklendim diye düşünüyorum. İlginç olan o ki, atalarımın yapatıklarına baktığımda , benim yaptığım şeyle ciddi ilintiler görüyorum. Denge ile bunun bir ilintisi olabilir.

Hayat ,yaptıklarımızla(atalarımızın)bizi yüzleştirerek , şimdi senden denge talep ediyorum;diyebiliyor belki de. Bir kısmı yoksul olmakla birlikte , bir kısmı da malvarlığından ötürü toplumda yetkin kişiler olmuş , toplumsal kararlar alınırken bu yetkinlikten ötürü onlarında izni istenmiş ama atalarım bunu iyiye değil, kötüye kullanmışlar bazen. Bu malvarlığından ötürü miras kavgaları çıkmış, ağır sonuçlar yaratmış. Babam da toplumla içiçe çalıştı , ben de. Atalarımızın yaptıklarının bedelini belki de bizler ödedik , hayat "madem toplumsal gücü kötüye kullandınız, paraya kendi egonuza teslim oldunuz, öyleyse torunlarınız kendilerinden çok başkalarına, o topluma hizmet ederek ,egoları(paraya)değil de ,diğerleri için çalışarak dengeyi yeniden kuracaklar".Gibi..Olabilir. Ve ben bu şeyin benimle birlikte bittiğine inanıyorum. Bu bir his, "iyi idi, arkasındnan kötü gelmeli vs.."gibi bir denge anlayışı değil. Nerede bittiğini aslında içindeki his belirliyor. Yaşam bile doğma arzusu ise eğer, bundan sonraki yaşamlarımda üzerimden kalkan bir yük için çalışma arzum olmayacak.

Hatta bir sonraki yaşamlarımda şiir yazmayı , bu konuda gelişmeyi istiyorum. Çok sıradan bir yaşam olucak , bunca zaman taşıdığım yükten tamamen uzak,sakin bir yaşam. Muhtemelen dünyayı görmek isteyeceğim çünkü bu arzum da doymadı henüz. Belki ata binerim:) çünkü bunu seviyorum. Ve yine muhtemelen ülkenin en büyük şehrinde doğmayacağım çünkü sukünet istiyorum. Bir çiftlik iyi olabilir, aklımdan geçen bu.

İşte denge denilen şey bu benim için. Bir o yana bir bu yana gidip gelirken , her uçta diğerini arzularken, bir yerde durup orta noktada birşey olmak belki. Boğa/akrep ekseninde , boğa gibi sadece benim param, akrep gibi sadece bizim para değil, yeri gelince benim, yeri gelince bizim paramız gibi.

Edited by - pandora76 on 21/07/2011 14:09:40
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 26/07/2011 :  17:20:38  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Bir film vardı , severek izlediğim. Adam en sonunda ölüme giderken son anlarında diyor ki yanındakine , "ona söyle, daireler çizip durdum bu hayatta".

Daireler çiziyoruz evet ve gün gelip baktığımızda ona, "böyle olmamalıydı "dememizde aslında boşuna. Biz , isterse sıkıntılı ve sancılı olsun, o daireleri bilerek çiziyor ve aslında yaşamak istediğimiz şeyi yaşıyoruz. Ben hayatım boyunca işin hep zor yolunu seçtim, kuzey düğümümün de bir özelliğiymiş bu. Zoru varken neden kolay yolu seçeyim..derdim. Salaklık buna denir heralde. Kızım ,asıl kolayı varken neden zor yolu seçeyim...demelisin:)

Aslında olmakta olan birşey yok , hepsi eriyip gidiyor ona dikkatle baktığımda, son derece sahte, bir filmdeki gelip geçici görüntüler kadar sahte ama öte yandan ,gerçekliği anlatabilecek, ona götürebilecek kadar gerçek.

Elinde herşey mevcut , sadece onu kullanacaksın, dilersen trilyonların olabilir, tüm hayallerin gerçek olabilir ama şaşırtıcı bir şekilde , hiçbir hayalin ,o gerçek kadar olamayacağını hissediyorsun. Sahip olabileceğin hiçbirşey yok aslında, hepsine sahipsin çünkü. Tüm o hazlar aslında zaten sahip olduğun şey çünkü. Birşeye sahip olmak ile , ona sahip olmak için uğraşmak arasında bir fark varmış. Sahip olmaya çalışmak için geçen zaman ve uğraşıymış asıl istenen.

Bazen aklıma çılgınca şeyler geliyor. Dünyamın hasat dönemini değiştirebilir miyim, bunu yaratabilir miyim;diyorum kendime.Eğer tanrıysam ben, herşeyi değiştirebilme gücüm olmalı. 2012 tarihini değiştirebilir miyim yani.

Öleceğimi gördüğüm rüyaları hatırlıyorum, birşekilde ölmedim ama tam da senin söylediğin şey gibiydi yemanja. Gerçekten de yeni bir hayata doğdum.

Ra bi saat kadar dakik, 4.seviyeye gelecek ;diyor tarih için. Olgunlaşmış meyva dalında durmuyor , muhakkak yere düşüyor. Dünya eğer geçişi yaşayacak kadar olgunlaşmışsa, yere düşmek zorunda olmalı ama bu illa ki insanların bedenlerinin ölümüyle mi sonuçlanmalı?

Yine döndüm başa. Madem ben tanrıyım, herşeyi yaratabilmeliyim ve değiştirebilmeliyim diyorum kendime ama o esnada aklıma birşey düşüyor. Değiştirmek istiyorum zannederken aslında hiç değiştirmek istememişsem ne olacak peki?

Asostaki o gece dalgalar neredeyse boyuma gelirken , kış vakti neredeyse, gerçekten korkuyorken , korkunun güzelliğini keşfetmiştim, tuhaf ama ,korkmasaydım o dalgalara atılmanın yarattığı heyecanın keyfine varamazdım çünkü. Sıradan birşey olurdu ve büyük hazlar, büyük şeylerin ardından gelmeliydi.

Hazzı aradım çünkü gerçek aslında hazzın ta kendisiymiş ama süreğen bir haz.

Edited by - pandora76 on 26/07/2011 17:27:27
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 29/07/2011 :  03:18:25  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Bir başka yaşamda denge uyarınca sakin sesszi bir yerde yaşamak istiyorum ;diyorum kendime. Buna hergeçen an biraz daha inanıyorum; uçlar ,diğer uçlarla dengelenme ihtiyacı getiriyor gibi geliyor bana, daha doğrusu hissettiğim şey bu.

Trafiği elbette kimse sevmez ama trafiğin çok yoğun olduğu bir yerden geçmek durumunda kalıyorum sıklıkla ve en ruhsal insanın bile bu lanet olası trafikte her daim sukünetle bekleyebileceğinden şüpheliyim. O gürültüden, trafikten o kadar bıktım ki,bütün kalbimle , sessizliğin hüküm sürdüğü bir yerde olmak istediğimi hissediyorum çok zaman. Bazıları için çok sorun olmayabilir ama benim için ciddi anlamda sorun ve hissettiğim neyse , onu deneyimleyeceğime inanıyorum, denge prensibi bunun gibi birşey benim için.

Ben trafiğe ciddi anlamda taktım , o kadar bıktım ve kafamın içinde diğer uçta ne istediğimi biliyorum(denge).



Edited by - pandora76 on 29/07/2011 03:27:30
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 05/08/2011 :  15:41:11  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
quote:
Originally posted by secretdream

quote:
Pandora;

Uyumlu bir dans ı hareketsizlik olarak nitelendirsem ne değişecek ki? Dans zihindedir ve eğer sen aslında zihin değilsen , sen o zihin değilsin ama öte yandan da sana ne olamdığını anlattığı için, aynı zamanda zihinsin. Kağıt örneği gibi. Ortasında bir delik , bu delik hem kağıtta hem de değil.


kağıt deliğin sınırlarını var ediyor. bu sınırlama olmasa delik delik olmazdı...o yüzden deliğin varlığı kağıdın varlığına bağlı..ama kağıdın varlığı deliğin varlığına bağlı değil. deliğin kağıtta olmayışını tam anlayamadım...deliği delik yapan sınırlar kağıtta olmaya devam ettiği sürece,delik kağıtta değil diyemeyiz bence. deliğin varlığı,kağıdın varlığına sımsıkı bağlı.

benzer şekilde,zihnimin varlığı bana bağlı ama ben zihnim olmadan da var olmaya devam edebilirim. ben zihnimim demek çok doğru olmaz. ben her şeyim (bütünüm) demek daha doğru...zihin ,bütünü temsil edemediği için ,senin kastetiğin anlamda ,ben zihnimim demek bana pek doğru bir ifade gibi gelmiyor.

Uyumlu bir dansı hareketsizlik olarak nitelendirmek şu açıdan önemli ki,hareketin dışsal değil içsel olduğunu gösteriyor. ve dışarıdan bakınca hareket gibi algılanan şeyin içeriden bakınca durmak olarak algılanabildiğini.ayrıca,dengede olmanın hareketsizlik (dışsal anlamda) anlamına gelmek zorunda olmadığını da gösteriyor...



Konu konuyu açarken bazı şeyleri geçmişiz, yeniden bakınnırken farkettim. Soruna cevaben:

deliğin kağıtta olmayışını tam anlayamadım
-------

Bu örnek Maharaj 'a ait diye yazmıştım bir yerlerde.

M:Bir isim ve şekil veremediğinizdir , çünkü bir niteliği bulunmayan ve bilinç -ötesi olandır o. Diyebilirsiniz ki o bilinç içinde bilinç -ötesi olan bir noktadır. Bir kağıttaki bir deliğin hem kağıtta oluşu hem de kağıttan olmayışı gibi , en yüce hal de bilincin tam merkezinde ama yine de bilinçten ötedir.
--------

Delik kağıtta değildir; demiyorum sadece , dikkat et. Delik hem kağıttadır , hem de o deliğin olduğu yerde artık kağıt yoktur. Orası boştur.

Geriye doğru iz sürerken yani ben-bedenim-zihin-bilinç-farkındalık-en yüce vs... , en nihayetinde aklımın bir noktada durduğunu , "niçin, niçin vs.."demelerimin tıkandığını gördüm. Zihnin kavrayabileceği birşey değil bu. Bu nedenle ancak olunabilir ;diyor olmalı Maharaj. Yine de niçin demekten kendimi alamadığımı da gördüm çünkü niçin sorusu zihnin devamını sağlıyor gibi. Soru biterse,soran ,dolayısıyla arayan kalmayacak çünkü. Yaşamak için sormaya ihtiyacım var sanki.

Bir okyonus gibi bilinç ve dalgalar zihin gibi, kişi ise bir duygular düşünceler anılar toplamı.Bir yerde bir anda "kişi"denilen ortaya çıkıyor ;gibi bir örnekle anlatmış Maharaj. Ra 'nın anlattığı şeyle aynı ,sadece sözcükler biraz farklı.

Senin ne demek istediğini anladım ama sanırım. Zaten sonrasında uzlaşmıştık ve birbirimizi daha iyi anlamıştık zihne dair. Deliğin kağıda ihtiyacı olmadığı gibi, gerçeğin de zihne ihtiyacı yok diyorsun ve evet, ben de böyle düşünüyorum. Ama herşey sadece zihin aracılığıyla gerçekleşiyor. Zihin denilen şey benim tarafımda görmek için gerekli olan göz gibi fakat göz sadece bir alıcı, görme beyinde gerçekleşiyor. Beyin göz olmadan da yaşayabilir ama göz beyin olmadan yaşayamaz. Dolayısıyla beynin varolmasına ihtiyacı yoktur fakat göz olmadan da göremez.

Aynı şekilde zihin de değişendir ve gerçeğin ona bir zorunluluğu yoktur fakat gerçek tanımlanamadığı için, ancak zihin yoluyla kendini tanımlayabilir. Gerçek ile zihin arasındaki ilişki ve fark benim için bu.

Ve yine Maharaj , okyonusun yüzeyini haz ve acı ile(zihin), dibini ise hem haz hem de acı nın bir olduğu "aşkın mutluluk"ile tanımlıyor, ya da bunun gibi birşeydi. Acı ve haz konusuna bunu düşünerek eğilmiştim biraz da.

Aynadaki görütü , ayna kirli ise beni tam olarak yansıtmaz(Zihin).

Aynayı temizlersem beni tam olarak yansıtır(arınmış zihin-spritüalistler bu nedenle sıkça arınmaktan sözediyor bence)

Fakat aynadaki görüntü her ne kadar beni yansıtsa da , aynaya dokunduğumda o görüntüyü hissedemem, ona dokunamam çünkü o sahtedir.

Gerçek olan benim çünkü kendime dokunabilirim,hissedebilirim.

Edited by - pandora76 on 05/08/2011 15:44:58
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 05/08/2011 :  17:50:14  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Yani sonraki düzeltmendeki gibi, "delik kağıttan değil" demedim. Delik hem kağıtta hem de değil dedim ve bu farklı birşey. Kağıttan değil dersem delik için, zemin kağıt değil ;gibi olur ,delik dışında durur ki dışarıda birşey yok. Tam uymadı ama bunun gibi. Çok ilgi çekici bir örnekti benim için bu çünkü çok uygun bir şey zihinle biraz olsun anlayabilmem için.

Ben herşey bir olduğu halde bu farklılaşmayı kafamda canlandıramıyordum ama bu örnek biraz olsun farklı görünümleride canlandırmamı sağladı zihnimde. Kağıt ve delik hem bir hem de farklı.
Varlık yokluk deniledururur önceden beri. Kağıtta hem delik var(yokluk), hem zemin var(varlık). Tam uymadı belki ama.

Boş uzay bile kuantum titreşimleriyle dolu. Boş uzay bile o kadar boş değil. Oysa ki biz gerçekte uzay bile değiliz. Maharaj öyle söylüyor. Benim ilgimi çeken şey Maharaj ın gerçeğin bir deneyim olmadığına dair sözleri.

Gerçeğin bir "deneyim olmadığını söyler o. Deneyimler zihne aitse eğer, gerçek, nasıl deneyim olabilir ki zaten. Deneyime olanak veren ama deneyimin kendisi değil aslında. Deneyimler zihne aitse eğer,gerçekten de gerçeğin zihin yoluyla anlaşılabilmesi olanaksız olmalı. Bunu söylememin nedeni, delik ve kağıdın hem birarada olup hem de birbirinden farklı olması. Zihin ve gerçek, hem bir hem de gerçek zihin değil.

Birşey farkettim. Maharajın kitabını çok zaman önce ilk okumamın üzerinden sonra yeniden ele aldığımda da bazen bir cümleyi birkaç kez okusam da taşlar yerine oturmuyordu tam olarak fakat şimdi ilk kez bu son okuyuşumda bazı şeyeler daha iyi yerine oturmaya başladı. Samadhi yani bir diğeriyle bir olma hisi. Bir deneyim sadece , gerçeğin idraki değil veya belki de ona dair bir iz. Ama işte bunu yaşadığım zamanlar Maharaj ın anlattıklarını kafamda bir yerlere oturtabilmeye başladım, daha fazla, tamamen olmasa da. Aklım ile varlık ve yokluğu tam anlamıyla kavrayabilmem olası değil, en azındna benim için.

Ra, diğer kanal bilgileri, diğer insanlar Maharaj vs.... herkes deneyimlerini ve bilgisini biliyor paylaşıyor , anlıyorum ki Maharaj bu nedenle sözlerle anlatmakta güçlük çekiyor. Adamın biri Maharaj a "ya anlattıklarınız size doğru görünüyorsa sadece ama gerçeği idrak etmemişseniz "gibi birşey soruyor ve Maharaj da, onlarca insanın anlattığı birbirini tutan deneyimler(tanıklığa dair mesela ) sizi ikna etmiyorsa ..gibi birşeyler diyor. Bunu düşündüm ve gerçekten de gerçeği tüm kalbiyle isteyen insanın , zarar verici görünmeyen yolları en azından demeye istekli olacağını düşündüm.

Dışarıdan bakmak özgürleşmenin adımıdır ;gibi birşey diyen Maharajın bu sözünü en azından denemeyi bile düşünmeden akıl yolundan başka birşey tutturmayan anlayışların aslında gerçeki le değil, kendi gerçeklerinin kendileirne ispatından başka bir amacı olmadığını anladım. Sanırım bu nedenle Maharaj samimiyet/niyet en önemlisi ;diyor, gerçeğin idrakini istemeye dair, gerçekten de samimiyetle istemek. Gerçekten de gerçeği istiyorsa insan , en azından yolu dener, istemiyorsa yeterince denemeyi bile düşünmez. Ben kendimde farkettim ki gerçeği bilme yolunda çok istekliyim ama denemeleri Maharaj gibi neredeyse tüm gün boyunca yapmıyorum, yeterince olgunlaşmadım diyorum demekki diyoroum kendime. Bazı istekler bir şekilde zihni karıştırıyor,düşüncelerin başka yönlere akıyor. Bile bile kıyısından geçip gidiyorsun.
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 07/08/2011 :  04:31:17  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Soru: Daha önce , 8.düzeye ya da sonsuz zekaya nüfuz edebilmeyi başarmış bir varlığın istediği takdirde bir devrenin herhangi bir zaman ve mekanında hasat edilebileceğini söylemiştiniz. 8. Düzeye nüfuz edebilen bir varlık bu sırada ne gibi bir deneyim yaşar?

Ra:Her varlığın sonsuz zekayı algılama deneyimi birbirinden farklı ve o varlığa özgüdür. Bu algılar sonsuz bir hazdan , enkarne halde bulunduğu sırada diğerlerine hizmet için çok güçlü bir arzu ve bağlılık duymaya kadar değişir. Sonsuz zekaya erişen bir varlık genellikle bu deneyimi sözlerle ifade edilemeyecek kadar derin ve anlamlı bir deneyim olarak algılar. Ancak varlıklar , yine genellikle , enkarnasyon halinin tamamen sona ermesini istemezler. Çünkü , çok güçlü bir biçimde bu deneyimi aktarırarak ya da kullanarak başkalarına yardım etme arzusu duyarlar.

---------------------

3b 'de bile insanın gerçeği idrak edebileceğine biraz da bu nedenle ihtimal veriyordum, Ra nın sözlerinden ötürü. 3b düzeyinde bile varlık 8.seviyeye kadar yükselip, ona uyun olarak başkalarına hizmet etme arzusu taşıyabilir veya Maharaj' ın söylediği gibi koşullara bağlı olmayan bir mutluluk/tamlık duygusu deneyimleyebilir öyleyse. Buna inanıyorum çünkü bilinç varsa eğer ve tüm yoğunluklar içimizde ise eğer, onları farkedebiliriz diye dünüyorum. Zaten Ra 'ya göre gezginler kendilerini hatırladıkça çok hızlı bir şekilde kutuplaşabilirlermiş.

Maharaj belki de bir gezgindi, hazırdı ve 3b onun kutuplaşması için uygun katalizörlere sahipti , bu olmalı. Ve o sonsuz zekaya eriştiğinde , çevresindekilere daima yardım eden olmuş olmalı. Biri eğer daima vermiyorsa elindekini , gnani değildir..gibi birşey demişti. Başkalarına hizmetin son aşaması.. 8b 'ye ulaşmış ve herşeyini paylaşan bir gnani.

Edited by - pandora76 on 07/08/2011 13:10:40
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 07/08/2011 :  04:47:19  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Tanıklık nedir..diye düşünüyordum, tamam , tanık izler ama nihayetinde o hala tanık ve bir de dünya için yapacağı şey ne? Nasıl bir tutum izler, çocuğa vurana karşı ..der iken , Maharaj 'ı yeniden okurken şu kısım dikkatimi çekti. Bir ceylan derisinde oturmasından ötürü ona eleştiri getiren bir sorgucu. O önceden verdiğim ceylan postu örneğinden sonrasında gelişen şey. Biri Maharaj' a geliyor ve konu üzerine konuşuluyor.

S:Benim kabul edemediğim şey , adet ve alışkanlıkların mazur gösterilmeleri, haklı çıkarılmaları.

M:Zorluk görüş noktalarımızın farklılığında yatıyor. Siz beden -zihinin görüş noktasından konuşuyorsunuz. Ben ise tanığın görüş noktasından. Temelde fark var.

S:Yine de zulm zulümdür.

M.Kimse sizi zalim olmaya zorlamıyor.

S:Başka insanların acımasızlığından yararlanmakta zulmdür.

M:Eğer yaşam sürecine yakından bakarsanız , acımasızlğı bulacaksınız, çünkü hayat hayat ile beslenir.

Edited by - pandora76 on 07/08/2011 13:12:00
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 07/08/2011 :  13:37:19  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Bu bir olgudur , fakat bu sizin canlı olduğunuz için kendinizi suçlu hissetmenize neden olmaz. Siz daha ilk başta annenize bitmez tükenmez sıkıntı ve üzüntü vermekle bir acımasızlık hayatına başlamışsınız. Hayatınızın son günüe kadar da yiyecek , giyim ,barınak için , bedeninize sarılarak , onun ihtiyaçları için savaşarak , bir güvencesizlik ve ölüm dünyaısnda , onun güveni içinde olmasını isteyerek uğraş vereceksiniz. Hayvanın görüş noktasından , öldürülmek en kötü ölüm biçimi değildir ;elbette hastalığa ve ihtiyarlayarak çürümeye yeğlenir. Acımasızlık maksatta , dürtüde yatar, olguda değil. Öldürmek öldüreni incitir, öldürüleni değil.
--------

S:Bugün yarın hemen sizin önünüzde bir isyan çıkabilir , insanlar birbirbilerini öldürebilirler .Elbette siz hiçbirşey olmuyor diyerek uzak ve kayıtsız kalamazsınız.

M:Ben hiçbir zaman kayıtsız kalmaktan sözetmedim. Siz beni pekala bir kavganın içine dalıp bir kimseyi kurtarır ve öldürülürken görebilirsiniz. Ama yine de bana göre hiçbirşey olmamaıştır.

----------------------

Maharaj hiç "gelin ve vurun, öldürün çünkü ben tanığım, sevgi dolu olmamın sebebi insan öldüreni de öldürmesine izin verme yoluyla kabul etmemdir, birlikte negatiflikte varsa eğer " ;dememiş. Bu noktada ilk önce şaşırmakla beraber düşündüğümde şöyle bir sonuca vardım.

İsa 4b aşamasında idi, bu hala tekamül aşaması demekti. Yani o, bir gnani gibi henüz herşeyin dışına çıkmış ve özgürleşmiş değildi. Dolayısıyla kararları kendisi vermesi gerekmekteydi. Bu noktada tıpkı kabul edilmeyen haz ve acı gibi, herşeyi kabul etmeli ve yaşam planını gerçekleştirmeliydi ki tekamül edebilsin. Ama özgürleşmiş biri, bir tanık olarak, kararları düşünerek veren kişi değil, o zaten saf varoluşun klendisi olduğunu idrak etmiş insan. Hayatın hayatla beslendiğini biliyor ve gerektiğinde durumlara göre hareket ediyor ama aslında bunu yaptığını , daima doğru kararlar aldığını "seyrediyor" çünkü o özgürleşmiş, "zihnin ötesine geçmiş "ve o zihni seyreden kişi. Kavganın içinde iken bir seçim yapması gerekirse eğer, öldürülmemesi için bir insanı kurtarmaya çalışması, onu savunması demek ,kabul edememek değil. "O an için doğru karar bu". Benim kafamın içinde bu noktaya dair , gelsin herkes vursun ama kabul adına bir de o yanağını çevir gibi birşeyin yeterince doğru olmayabileceği hakkında kendime göre haklı itirazlarım vardı, Ra yı henüz yeterince okumasam da belki geçmiş yaşamlarımın bir anısı, bir bilgi bende birşeyleirn ters gittiğini , bunun yeterince doğru olmaıdğını söylüyordu belki ve kafamın içinde tam birşeye oturtamıyordum.

Bir yogi yıılarca yoksulluk yemini edip , bir manastırda da yaşayabilir ,onun seviyesinde o hala zihinle hüküm vermektedir ve neyi yapması gerektiğini o sezgiler ona söyleyecektir. O şöyle yapmalı , yapmazsa bu kabul etmiyor vs..gibi sözler bence anlamsız çünkü hereşyin kökeninde kesin bir şekilde sadguru var ne yapması gerektiğini söyleyen. Zulme birlik adına onay verip bunu da sevgiyle bağdaştırmak sadece daha fazla negatif kutuplaşmamızdan fazlaısnı getirmeyecektir. Maharaj ın şu sözü bence çok önemli:

Acımasızlık maksatta , dürtüde yatar, olguda değil

Önemli olan sözlerimiz değil, davranışlarımızın ardındaki maksattır. Maharaj , kibrin, kıskançlığın ,çıkarcılığın vs... tüm bu tutumların hepsinin kesin bir şekilde bizi birlikten ayıracağını söyler. İnsanlar birbirlerine karşı son derece sevgi dolu gözükebilirler ama önemli nasıl gözüktüğümüz değil, maksadımızın ne olduğudur.
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 07/08/2011 :  14:08:19  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
S:Beni olduğum hale gelmeye zorlamış olan karma değil midir?
M:Hiçbirşey zorlamaz. Siz olduğunuza inandığınız gibi olursunuz. İnanmayı bırakın.
S:Siz burada oturmuş benimle konuşuyorsunuz. Sizi zorlayan karmanızdır.
M:Beni hiçbirşey zorlamaz. Ben yapılması gerekeni yaparım.

------

Dengeye dair söylemimde bir farklılık var mı? Bilmiyorum ama ben de tamamen aynı şeyi düşünüyorum Maharaj la. "Koşullar ve durum neyi gerektiriyorsa onu yap ve doğru karar daima sadgurunun söyleyeceği şeydir". Maharaj gerçeği idrak eden bir insanın çok para kazanmasının yanlış birşey olmadığını anlatır ama o denge uyarınca o muhakkak yoksulluğu yaşayacaktır..gibi birşey demez. Koşullar ne gerektiriyorsa o dur denge. Bu hayatta o kadar yoksul olacağım ki, İsa gibi olayım ama denge yasası uyarınca diğer hayatta zengin olmak durumundayım o zaman? Belki bir başka yaşamda çok yoksuldum ve şimdide onun dengelenmesi için zengin oldum? Eh bu sonuç çıkar o zaman ortaya,eğer bu tarz bir dnege anlayışından yola çıkarsam.

Bana göre denge şunun gibi birşey. Bir kavganın içindeyim diyelim, eğer içimde "o varlıkla ayrıymışız" gibi birşey varsa ve bu şekilde hareket ediyorsam , işte o zaman ben "birliği idrak edememişim". Önemli olan ne hissettiğim ki ,zaten o varlığın benimle bir olduğunu düşünüyorsam , o varlığa karşı sadece kendimin bir parçasıymış gibi hareket ederim,yapılmaıs gerekeni yaparım, o anki koşullara göre. Ama bu her zaman "ne kadar kötü olursa olsun buna izin vereceğim"gibi birşey olmamalı bence. Elim benle bir, bir parçam ama onun benim parçam olduğunu bilmem o yara olursa "biriz ya, yara olup bütüne zarar vermeye devam etmeli bende buna izin vermeliyim"demek olmamalı. Maharaj ın deyimiyle "Bilgece sevgi" , ra nın deyimiyle bilgelikle merhametin dengelenerek ulaşılan birlik aşamasında ben elim yara olursa hem onun benden ayrı olmadığını bilirim hem de elim yansa bile onu tedavi ederim. Tendürdiyot sürülünce elim acıyacaktır ve sanki bir zarar vermiş gibi gözüksemde elime verdiğim acı dan dolayı, aslında bu bütün(bedenim) için en doğrusudur.
------

Ve denge birşeyin tersini de yapmak demekse, sevgiyle yaklaşmamız dışında, bir de onu dengelemek için seviyormuş gibi mi yapmalıyız yani her durumda tersini uygulamak mıdır denge;gibi birşey demiştim. Buradada ters giden birşey vardı aklımda çünkü , seviyormuş gibi yapmak, Maharajında söylediği birlikten ayıran kibir, kıskançlık vs..gibi olumsuz şeylerden biri, ve birlik aşamasında negatifler pozitiflere katılıyorsa yani o pozitifse ,yüksek benlik bizlere negatif yolu göstermeyip biz onu farklı algılıyorsak.. Öyleyse samimi sevgiden sonra tersini uygulamak nasıl denge sağlayabilir diye düşünmüştüm. Bu soru ile başlamıştı aklımdaki denge konusu .

Ve en sonunda vardığım nokta o ki, denge denilen şey aslında "bir" olmak demek . Bir varlık , Maharajında söylediği gibi,evreni kendi bedeni gibi hissederse ve buna uygun hareket ederse, tüm varlıklar onun benliğidir ve içinde ayrılık yoksa eğer, o varlık dengededir.
Uzay ve zamanın ötesinde ise, belki de tanık kavramı var , uzayı seyreden tanık ve daha da ötesinde ise, tüm o uzaya dair görüntülerin eriyip yokolduğu yer. İşte bu nedenle Maharaj "bana göre yine de birşey olmamıştır"diyor olmalı, o savaşa dair soru soranlara.

Aynada görüntüm var ve ayna çok kirli iken ben görüntüme bakıp bana benzemediği için "bana birşeyler oluyor çünkü aynada çok farklı görünüyorum"demem. Ben hala neysem oyumdur. Görüntü beni etkilemez.
Ve aynanın karşısında olduğunu idrak eden Maharaj için de , aynadaki görüntünün değişmesi(zihin dünyasında olan olaylar/dünyadaki savaşlar acılar vs..), birşey olduğu anlamına gelmiyor çünkü o bundan ötede. Ve bu nedenle "bana göre yine de birşey olmamıştır."diyor .

Edited by - pandora76 on 07/08/2011 14:22:55
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 09/08/2011 :  20:51:36  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Okudukça Maharaj' ı, aklıma gelen ilgimi çeken kısımları düşündükçe paylaştım. Denge konusunun üzerinde özellikle duruyorum çünkü benim önemsediğim kısımlardan biri.

Ra denge için şöyle demişti:

Soru: Kusursuz bir dengeye sahip bir varlık , başka bir varlığın saldırısına uğradığı zaman herhangi bir duygusal tepki hisseder mi?

Ra:Evet. Bu tepki, sevgidir.

Soru: Bizim şu anda deneyimlemekte olduğumuz illüzyonda (madde aleminde)özellikle de saldırı bedensel bir acı ile sonuçlandığında , bu tepkiyi vermek zordur , ama sanırım bedensel acı da duyulsa , hatta saldırı ölümle sonuçlansa bile bu tepkiyi vermek gerekiyor. Değil mi?

Ra:Bu doğru olmanın ötesinde , denge prensibinin idrakinde çok büyük , hatta temek bir öneme sahiptir. Denge duygusuzluk umursamazlık , ilgisizlik ya da tepkisizlik demek değildir , gözlemcinin ayrılık duyguları tarafından körleştirilmemiş olması , tam tersine , bütünüyle sevgi dolu olmasıdır.


-----------

Ve aklıma Maharaj ın sözü geldi:Sevgi ben herşeyim der,bilgelik ben hiçbirşeyim der.

Ben elim acısa ona kızmam , öfke duymam çünkü o benim parçamdır ve bu nedenle elim acısa /acıtsa bile sevgi duymaya devam ederim ona. Öyleyse , kusursuz dengeye sahip biri, sevginin kendisi olduğunu idrak eden olmalı belki. Ben herşeyim; dersem eğer, bunu kendime hatırlatmaya gerek kalmadan daima bunu bilerek yaşayabilirsem , dengesizce birşey yapabilmem olası olmaz.

M:Bakın, başparmağım işaret parmağıma dokunuyor. İkisi de dokunuyor ve dokunuluyor. Dikkatimi başparmağımda topladığım zaman başparmak hisedendir ve işaret parmağı da nesne. Dikkat odağını değiştirin , ilişki de tersine döner . Ben her nasılsa , dikkat odağını değiştirdiğimde , baktığım şeyin kendisi olduğumu ve onun iinde bulunduğu bilinç halini yaşadığımı farkettim. Ben o şeyin içsel tanığı oldum.------zaman ve uzayın herhangi bir noktasında , ben bir deneyimin hem nesnesi hem öznesi olabbildiğime göre , bunu, ben her ikisiyim ve hiçbiriyim ve her ikisinden öteyim ,sözleriyle ifade ederim.
---------

Ben elimdeki acıyı hissederim çünkü onla birim ve eğer kusursuz denegeye ulaşabilmişsem , şu an olduğu gibi , neye odağımı vermişsem onu değil sadece , her varlığı anlayabilmem hissedebilmem gerek. İşte bu nedenle 4b merhamet düzeyinde , diğerlerinin ne hissettiklerini, acılarını , sveinçlerini vs..anlayabilme özelliği de gelişiyor olmalı. Dengeye doğru varlık, hem nesne heme de özneyi anlayabilmek,onlarıla bir olabilmek için ne hissettiklerini anlama özelliği(empati)geliştirmeli diye düşünüyorum bu nedenle. Ve adım adım..en son aşama ve tüm varlıklarla bir olunması, hem nesne hem özne olmak.

Edited by - pandora76 on 09/08/2011 20:55:56
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 09/08/2011 :  21:24:46  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Dengeli varlık hiçbir yönden duygu yüklü olamaz demiş Ra ve buna inanıyorum çünkü duygular bize diğer varlıklarla ilişkilerimizde neyin ne olduğunu gösterecekler ama onlar bedene zihne aitler. Zihinse ayırır ,böler. Duygusuz biri olursam gerçeği idrak edeceğim gibi birşeyi bu nedenle düşünmedim hiç. Madem o duygular var ve o zaman onlar birşeye yarayacaklar. Hiç de duygulanmamış, öfkelenmemiş, vs..gibi olmaya çalışsam ne olur, o duygu aracılığıyla birlik younda tekamül adımlarını atamadıktan sonra.

Majiyle alakalı bir yazı okudum yazılarda doğaya hükmedebilmek ama doğanın kendiyiyle bir olduğunu bildiğin için. O zaman aklıma geldi. Bu benim bedenim ve ben ona istediğim şeyi yaptırabilirim ve zaten ben denilen de ne. Aynı şeyi demek ki majisyenler de kullanıyorlardı. Ve belki Tanrı da evrenle bir olduğunu bildiği için , ne dilerse onu yaratabiliyor(zaten tanrı benim içimde). İlk önce Brahmanın zihinindeki bir düşünceydim belki ve onun düşüncesi bir başka düşünceyi ve o da bir başkasını yarttı ve hepimiz brbirimizin yaratıcı olduk ama bunun farkında değiliz .

Maharaj 'ın en sevdiğim yanı , kimsnein kendisinin izlediği yol için ısrar etmemesi, tam aksine herkese kendi bildiği yötemleri öğretmekten fazlasını yapmaz ve bazı alternatifler sunar, en temelde ise daima sadgurudan sözeder. Yıldızları gösterebilirim ama onları görmek sizin işinizdir..der. Gerek Ra gerek diğerleirigibi , bütünlüğü gerçeği arayanlara bildiklerini anlatır Maharaj ve neden bunu yaptığını ; Ra nın, sekizinci yoğunluğa erişen bir varlığın , hasat olmaktan çok deneyimlerini anlatmak için çok fazla istek duyması ;olarak düşünüyorum.

Edited by - pandora76 on 09/08/2011 21:29:19
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 09/08/2011 :  22:03:30  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Ve ortalama insanlar (yani, gerçeği idrak etmemiş bizler) hayal kurar demiştin secretdream.

M:Tüm deneyim imgelemeden doğmuştur, ben imgelemem,böylece de bana doğum ya da ölüm vaki olmaz.
------

Ve çok da uzak değil, Mevlana'nın sözleri: Sen düşünceden ibaretsin.

Hayal varsa , onun yaratımı da olmalı, tıpkı düşüncelerin gücü ile birşeyleri yaratmaya çalışmak gibi ama gerçeği idrak edememişse insan, hala zihin tekamül etmekte ise, onun için"zaman"vardır ve zamanın koşulları. Zaman varsa eğer, o yaratımın anında kendini gerçekleştirmesi olası olmamalı. Oysa ki özgürleşmiş bir varlık zihindne öte, zihinse zaten kendi başına düşünceler .
-------
Ra bilgierindeki "diğerine bak ve yaratan' ı gör" alıştırmasını hatırladım.

M: Birşeye daha dikkat ettim;çaba harcamam gerekmiyordu, fiil hemen düşünceyi izliyordu(düşünürken düşünülen gerçekleşiyordu) gecikmesiz ve sürtüşmesiz olarak.
-------

Yaratan olduğunu ama aynı zamanda onun bile ötesinde olduğunu idrak eden birinin düşüncelerinin anından (hala zihni var, bedeni ölmediği için)gerçekleşmesi bana çok açıklayıcı geliyor. Brahman hayal etti ve bizi yarattı ve belki benim düşüncelerimde sonsuzlukta bir yerde, kendilerini yaratıyorlardır .
----------

Ve gerçeği bilen insan korku bilmez;gibi birşey der Maharaj. Çok mantıklı bence. İnsan diğerleriyle bir olduğunu bilirse, nasıl korkabilir ki. İnsan kendi bedeninden (bir olan) korkar mı.

Edited by - pandora76 on 09/08/2011 22:04:46
Go to Top of Page
Page: of 7 Previous Topic Topic Next Topic  
Previous Page | Next Page
 New Topic  Reply to Topic
 Printer Friendly
Jump To:
Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum © 2004 Budur.com Go To Top Of Page
This page was generated in 0.27 seconds. Powered By: Snitz Forums 2000 Version 3.4.04
Google
 
Web www.budur.com
Detayonline Gizli
Gerçekler
oyun komedi sohbet
Visitor Counter by Digits