Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum
Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum
Home | Profile | Register | Active Topics | Members | Search | FAQ
Username:
Password:
Save Password
Forgot your Password?

 All Forums
 Gizem ve Varoluş
 Kişisel Gelişim
 Farkındalık
 New Topic  Reply to Topic
 Printer Friendly
Author Previous Topic Topic Next Topic  

owi
Elmas

Turkey
302 Posts

Posted - 06/03/2009 :  22:29:34  Show Profile  Visit owi's Homepage  Reply with Quote
FARKINDALIK NEDİR?

Uyanıklık hayata giden yoldur.
Ahmak zaten ölüymüşçesine uyur
ama usta uyanıktır ve sonsuza dek yaşar.
O izler. O berraktır.
Ne mutlu ona! Uyanık olmanın hayat olduğunu gördüğü için.
Ne mutlu ona ki uyanmışların yolunu takip eder.
Mutluluk ve özgürlük arayışında büyük bir sebatla meditasyon yapar.
— Gautama Buda’nın “Dhammapada” isimli kitabından.


Tasavvuf öğretisinde Mevlana Celaleddin Rumi şöyle der: “Sufi;vakit çocuğudur;geçmişe üzülmez,geleceğe kaygılanmaz.Sadece içinde olduğu anı yaşar.”Bir başka deyişinde“Geçmiş ve gelecek bizi Allahtan uzaklaştırır;her ikisinide ateşe atıp yakın.”söylemiştir. Bizim en derin tarafımız saf bilinçli farkındalığımızdır.O acı yada zevk verici deneyimlerimiz arasında hiçbir ayrım yapmaz.O sadece bunların farkındadır.Çevremizde olup biten olayların içinde yer almadan ve onlarla özdeşleşmeden ,tanık pozisyonundaki gözlemleme tutumu farkındalıktır.Eylemsizliktir.Hiçbir şey yapmamaktır.Bu bir şekilde bizim müdahalemiz olmadan herşeyi olduğu gibi görebilmektir.Nerede olursak olalım ve ne yaparsak yapalım devamlı bir şekilde tanık pozisyonumuzu korursak yeni bir varoluş düzeyine geçeriz.Aslında gerçekleştirmemiz gereken tek radikal bakış açısıda budur.Yapmamız gereken olmamız gereken hiçbir şey yoktur.Farkındalıkla yaşarken dışımızda meydana gelenleri yargılamadığımız gibi kendimizi ve içimizde olup biten duygularıda yargılamayız.Onlarla savaşmak zorunda değilizdir.Her şeyi olduğu gibi görürüz.Biz bu mevcudiyet konumunu sürdürdükçe içimizde bu tanıklık bilinci bizi dönüştürmeye başlar.Kişisel özgürlüğün kalbide bu anlayıştır.

------------------------------------------------------------------------------------------“ Sufi; vakit çocuğudur; geçmişe üzülmez, geleceğe kaygılanmaz. Sadece içinde olduğu anı yaşar “ demiş Hz. Mevlana…
“Sen bir Tanrı mısın? Diye merak içerisinde Budaya sorarlar.
“Hayır” diye cevaplar Buda.
“Peki o zaman bir melekmisin?”
“Hayır.”
“Öyleyse nesin sen?”diye ısrar ederler.
“Uyanığım.”
“İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir.
Sen kendini bilmezsin, Bu nice okumaktır” Yunus Emre


Edited by - owi on 06/03/2009 22:30:07

owi
Elmas

Turkey
302 Posts

Posted - 06/03/2009 :  22:31:52  Show Profile  Visit owi's Homepage  Reply with Quote
Birtakım yazılarda hepimiz bazı noktalarda kendimizle buluşuruz ve doğru yolda olduğumuzu test ederiz.Benim açımdan öğretici oldu,paylaşmak istedim dostlarla.

Sevgiler..

Edited by - on
Go to Top of Page

sus-kun
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 15/05/2009 :  03:58:38  Show Profile  Visit sus-kun's Homepage  Reply with Quote
Paylaşımın için gönülden teşekkürler..Bir iki cümle ile bende katılmak istedim.Farkındalıkta geçmiş yok gelecek yok..En önemlisi kimlik diye üzerimize yapıştırdığımız etiketler yok..Apoletler sökülmeden farkındalık mümkün değil diye düşünüyorum
Go to Top of Page

zer-zivi
Elmas

Turkey
953 Posts

Posted - 15/05/2009 :  22:19:38  Show Profile  Reply with Quote
Maddi manevi tüm değerlerden soyunup kendini bir hiçlikte bulmak( farkındalıkla kendini yeniden inşa etmek) en değerli olandır. İş,eş,ev,bark,mal mülk vs ne varsa herşeyi yitirdikten sonra asıl kendine özde güvenmek ve özde sevmek önemli. Maddi manevi tüm değerlere sahip olmaktan ve beklentilerden özgürleşmek gerçekten kişinin kendisini yeniden varetmesi için güzel bir süreçtir.Bunu bir nebzede olsa başarmak kendime özde saygımı ve sevgimi geliştirdi dolayısıyle varoluşa karşı. Tüm korkulardan başka nasıl sıyrılabilir ki insan. Görünürde olanları kaybediş görünmeyende ki kazanımları getirir. Yaşamda hiç kimse zavallı ve çaresiz değildir bu süreçte anladığım budur ve paylaşımlarında hem fikirim sevgili sus-kun, sevgiler...
Go to Top of Page

Cryptos
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 23/05/2010 :  18:21:46  Show Profile  Reply with Quote
Merhaba

Sanırım foruma yazmak için bir yerlerden başlamam gerekecek artık:)
Bunun için başlıklardan 'kişisel gelişim' i seçtim ve matruşkanın içerisinden :) farkındalığı..
Ben yeniyim henüz 'gezgin' mi diyorsunuz siz :) sizin algınız açısından tuhaf bir şeyler yaparsam affola:)
Fakat doğru yönlenme için oldukça açık ve saf olmam gerektiğini düşünüyorum. Daha doğrusu bunu görmenizi istiyorum ki,
neyi neden söylediğim anlaşılsın..
Evet, matruşka gibi bu formun formatı :))Bir konu başlığını açıyorsunuz içinden biri daha, biri daha, derken en içten dışa doğru açılıyor sanırım katmanlar; belkide dıştan içe .)
Ben kişisel gelişim le ilgili çalışmalarıma doğduğumdan(!) beri başlamış olduğumu farkettiğimden beri 'farkındalık'la ilgileniyorum. Bu bağlamda içimdekileri dinleyerek geldiğim nokta da forumunuza üyeliğim kabul edilmiş oldu..
Başlangıçtaki samimiyet sınavını geçtim sanırım .):)
Kısıtlı zaman içerisinde yazabileceklerim bunlar.. Benim açımdan şartlar olgunlaştığında, forumdakiler benden sıkılana kadar yazacağımın farkındayım :) Bunun en kısa zamanda gerçekleşeceğini belirterek şimdilik ayrılıyorum.
Hoşçakalın
Go to Top of Page

Qaan
Yönetici

1248 Posts

Posted - 24/05/2010 :  05:42:11  Show Profile  Click to see Qaan's MSN Messenger address  Reply with Quote

Aslında bir zaman önce oluşmuş olan bir sorundan dolayı, post sayıları artmıyor Cryptos. Günün birinde bu sorun düzelene kadar 'Gezgin'ler hep öyle kalıcak. :))

Ve matruşka güzel bir benzetme. :))
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 08/06/2010 :  03:53:04  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Aslında bu benim merak ettiğim konulardan biri. Maharaj sık sık farkındalıktan sözeder.

'Sonsuzluk bilinçlendi,farkındalık başladı. İkinci adım bu idi'..diyor Ra.

'Farkındalıkta geçmiş yok gelecek yok'tanımlamasına göre...

Farkındalık,bir beden olduğumuz yanılsamasından sıyrılmak,böylelikle özgürleşmek mi demek?

Jean Paul Sartre'da...

'Hiçlik, varlığın deliğidir, kendindenin çökmesiyle kendisi için meydana gelir'

Ve birde...

'Hayatımızı nizam, ahlak ve doğruluk üzerine kurgulamaya çalışırken aslında gayet gösterişsiz başkaldırma, isyan ve anarşi zevklerini araç ediniriz...
Görkemle döşediğimiz zahmetli hayatımızın aslında ne basit, ne boş bir ayaklanma olduğunu gördüğümüzde belki bir esir kampında bile olsak özgürleşeceğizdir'

Edited by - pandora76 on 08/06/2010 03:53:49
Go to Top of Page

secretdream
Akik

12 Posts

Posted - 24/06/2010 :  13:34:02  Show Profile  Visit secretdream's Homepage  Reply with Quote
merabalar,
farkındalığın,çok önemli bir nokta olduğunu düşünüyorum...(farkındalığın bir ötesine idrak etmek diyenler var ve aslında aradaki farkın ne olduğunu tam çözebilmiş değilim....)

farkındalık önemli...
çünkü,bir şeyi bulmak,aslında hiç kaybedilmemiş olanın farkına varmaktır. zaten bende olanı farketmek...

burda tersten gitmek çok önemli...yani,diyelim, "hiç" e ulaşmak istiyorum...burda olay; "ben zaten hiçim...ve hiç olmamı farketmemi engelleyenler nedir" sorularını kişinin kendisine sorması,ve cevaplaması...

ya da şöyle bir şey:
denizin altındayım ve yüzeye doğru yüzmeye çalışıyorum...ve ayağımda ,üzerimde, "farketmediğim" ağırlıklar var...bunlar olmasa,çok rahat yüzeye çıkacağım...işte bütün mesele,bu ağırlıkların farkına varmak ve onlardan bağı çözmek...

iki farklı düşünme tarzı var:
1-bende olmayanı bana eklemeye çalışmak
2-zaten bende olanı,benim görmemi engelleyenleri aradan çıkartmak...

Go to Top of Page

Cryptos
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 24/06/2010 :  20:52:25  Show Profile  Reply with Quote
Merhaba secretdream;

Nasıl yani 'hiç e ulaşmak istiyorum' çok hoş geldi bu cümle bana :) ne yani buna ulaşmak isteyenler mi var .)

Ben bi hiç olduğumu farkettiğimde, zaten öyle imişim değil mi.) Ben farkettim diye, farkettiğim anda oluşmamış yani.. Bu bağlamda cümle bana neden hoş geldi açıklayayım: hiç, hiç e ulaşmak istediğimi düşünmedim, hatta bunu istemedim ve farkına vardığımda da aslında hiç hoşuma gitmedi. Ben bir şeylerin farkındalığı sonucu, benim için kendime anlam katacak değerli bir şeyler bulacağım sanmıştım; sonuç 'HİÇ OLDUĞUM' çıktı! hehehehe Bu beni çok güldürüyor.. Aslında ilk önce bir şeye ulaşacağım farkındalığı yaşayıp sonradan 'hiç olduğumu' idrak ettim diyebilirim. Ama bunu idrak etmek niye güzel anlayamadım :)))))
Go to Top of Page

secretdream
Akik

12 Posts

Posted - 24/06/2010 :  23:52:19  Show Profile  Visit secretdream's Homepage  Reply with Quote
quote:
Nasıl yani 'hiç e ulaşmak istiyorum' çok hoş geldi bu cümle bana :) ne yani buna ulaşmak isteyenler mi var .)

Ben bi hiç olduğumu farkettiğimde, zaten öyle imişim değil mi.) Ben farkettim diye, farkettiğim anda oluşmamış yani.. Bu bağlamda cümle bana neden hoş geldi açıklayayım: hiç, hiç e ulaşmak istediğimi düşünmedim, hatta bunu istemedim ve farkına vardığımda da aslında hiç hoşuma gitmedi. Ben bir şeylerin farkındalığı sonucu, benim için kendime anlam katacak değerli bir şeyler bulacağım sanmıştım; sonuç 'HİÇ OLDUĞUM' çıktı! hehehehe Bu beni çok güldürüyor.. Aslında ilk önce bir şeye ulaşacağım farkındalığı yaşayıp sonradan 'hiç olduğumu' idrak ettim diyebilirim. Ama bunu idrak etmek niye güzel anlayamadım :)))))


hiçe ulaşmak isteyen olmayabilir(ama sanırım ben istiyorum...belki birincil isteğim değil ama istiyorum çünkü bu aydınlanmak...içimdeki tüm kargaşanın sönmesi gibi bir şey..) ...süreç bende de ilk önce hiçi istemekle başlamamamıştı. kendimi anlamak ve fazlasıyla ters giden bir şeyleri düzene koymak amacıyla çıkmıştım yola. ve evet hiç olduğum sonucu çıktı meydana...bu hoş bir şeydi ve...ters gidenler düzelmişti sonuçta.
bir şeye ulaşacağımı düşünüp her bir şeyi güzelce kenara çektikten sonra bir bakıyorum ki,hiçmişim meğerse..:)
tekrar gitmeyi isterim...niye istemeyeyim...
hiç olmak güzel aslında, herhangi bir şey değil,ama her şey oluyor insan.
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 25/06/2010 :  00:09:17  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
hiç olmak güzel aslında, herhangi bir şey değil,ama her şey oluyor insan.
----
Bu söz iyiydi ama.

Go to Top of Page

Cryptos
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 25/06/2010 :  00:50:02  Show Profile  Reply with Quote
Ben yinede BİR şey olmak isterdim :(((((
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 25/06/2010 :  01:23:25  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Aslında bu söz bana big bang 'ı düşündürtmüştü. Yani hiçlikten,herşeyin doğması. Ya da hiç-lik diye birşey var mı? O nedir vs,her ne ise..

Ama sanırım secretdream,illüzyonu böylesine gerçek kılan şeyin,Dünya olduğunu söylemek istiyor.

Tabi Dünyanın kendisi illüzyonsa eğer. Dünya kadar gerçek br illüzyonumuz var.

Go to Top of Page

secretdream
Akik

12 Posts

Posted - 25/06/2010 :  02:52:13  Show Profile  Visit secretdream's Homepage  Reply with Quote
hiçten bahsederken,hiç ve herşeyin aynı şey olduğunu kastetmiştim.Cryptosun verdiği cevaptan neyi kastettiğine emin olamadım...tüm BİR anlamında mı birşey yoksa herhangi bir şeyler arasından bir şey mi olmak istediğinden emin olamadım.
ama ne istediğini bilmek önemli diye düşünüyorum. ne istediğimi bilmez olduğum için hiçe vardım belki de...bilmiyorum.

dünya bir illüzyon mu? hem evet hem hayır...
illüzyonu illüzyon yapan zihnin zıtlığa odaklı bakış açısı diye düşünüyorum. mesele,bütünsel bakabilmek.maharaj,bütünsel bakabiliyor mesela,ve o zaman her şey "ben"de birleşip bütünleşebiliyor. dünya aynı dünya ama "ben O'yum" noktasından bakan farklı görüyor,taraflı bakan farklı görüyor.

bu aralar maharaj okuyorum da,anlattıkları ile ara ara düşündüğüm hissettiğim şeylerin ne kadar çok benzediğine hayret ediyorum. ama onun durduğu noktada sürekli durmayı başaramıyorum işte ben.yanlışlar yapıyorum ama neyi yanlış yaptığımı bir türlü çözemiyorum.hayat bir şeyler anlatmaya çalışıyor bana sanırım.mesele benim anlatılmak isteneni anlayamamam.
Go to Top of Page

zer-zivi
Elmas

Turkey
953 Posts

Posted - 25/06/2010 :  15:32:15  Show Profile  Reply with Quote
Kendimce farkındalık hayatımızdaki illüzyonları farketmektir. Ve inandığımız,değerli,gerekli gördüğümüz her inancın, duygu ve düşüncenin kalıplaşmış bir şeylerden,bizden evvel varedilmiş ve bize empoze edilmiş olduğunu anlamak ve yaradılışa aykırı oluşunu idrak etmektir. Yani herşeyin anlamsızlığını,hiçliğini farketmek. O anda kalıplaşmış herşeyden vazgeçmek bir hiçlik duygusu yaratıyor. Çünkü doğuştan alıştığımız bir durumdur herşeye anlam ve değer yüklemek.Bunu sürdürdüğümüz sürece illüzyon içinde kendimizi bir şey olmuş olarak değerli hissediyoruz. Oysa bu hepten yanılgı. Ama gerçekten anlam ve değerinin olmadığını bilmek ve sonrada onu varolan değer anlayışından farklı,yaradılış yasalarına uygun değerli kılmak, herşey olmaya doğru yol açıyor.

Farkındalığın ötesi ise; neyin neyden olduğunu bilmenin akabininde enerjinin nereye doğru yol aldığını görebilmektir. Örneğin hız sınırını aşan bir aracın durumunu farketmek farkındalık ve bu hızın sonunda kaza ihtimalinin oluşabileceğini bilmek farkındalığın ötesidir. Farkında olmak ve farkındalığın ötesini görmekle birlikte durumu olumlu bir hale dönüştürbiliriz.

Dün eşim bir dostuyla birlikte değerli bir yazarımızın cenazesinden dönerlerken saniyelik bir olayla büyük bir kaza atlatıyorlar. Arkadaşı yoldaki bir kasisten direksiyonu sola çevirmek durumunda kaldığı anda eşim soluna dikkat et demeye kalmadan saniyelik yanlarından son sürat bir araç geçer. İşin ilginç yanı evde o saatlerde bende onları düşünüyorum.Bir kaza olsa,eşimi kaybedersem diye bir anda düşünce geçti aklımdan. Ürperdim birden "hayır, Allah korusun" diyerek sildim hemen bu düşünceyi zihnimden.

Bazen böyle farkındalığın ötesini farkedebiliyorum ama her zaman değil. Çünkü farkındalığımızı dağıtan içsel ve dışsal etkenlerde mevcut.

Edited by - zer-zivi on 25/06/2010 15:35:00
Go to Top of Page

secretdream
Akik

12 Posts

Posted - 26/06/2010 :  11:38:55  Show Profile  Visit secretdream's Homepage  Reply with Quote
farkındalık ve idrak arasındaki farkı söylemeniz iyi olmuş zer-zivi.
bir şeyi sormak isterim: eşinizin somut olarak kaza atlatması sonucu olarak mı eşiniz hakkındaki farkındalığınız idrak olmuş oldu?
yani,siz bu şekilde,düşünseniz ama eşiniz farklı bir zamanda kaza atlatsa ya da hiç atlatmasa o zaman yaşadığınız sadece farkındalık mı olacaktı?
Go to Top of Page

zer-zivi
Elmas

Turkey
953 Posts

Posted - 26/06/2010 :  12:48:53  Show Profile  Reply with Quote
Aslında bu günlerde eşimle ilgili sezgisel olarak kaza imgeleri düşüyordu zihnime. Ve her seferinde korunaklı olmasını diledim. Malum bazen bizim farkındalığımız sevdiklerimiz için yeterli olmayabilirde çünkü aslolan olayı yaşayacak olanların kendi enerji potansiyelleri. Yani eşimin duygu ve düşünceleri ve de arkadaşınınkiler artı yanlarından hızla geçen araçta ki insanların. Hepimizin ortak enerji insiyatifinin yaratımıdır mutlaka sonucun olumlu olması. Yani benim hissetmem eşimin ve arkadaşının korunaklı olmasına biraz daha güç katmıştır. Onlarınkide keza aynı. Kollektif bir bilinç ve güçle alakası vardır mutlaka. Ama ben korunmasını dilemesem,evrene güvenmesem ve korkuyla titreşmeye devam etsem bu kollektif bilinç ve gücü zayıflatmış olabilirdim de!

Tüm kaybettiğim sevdiklerimin ölecekleri günü hissettim. Bir ay öncesinden annemin babamın ölüm tarihinde öleceğini hissettim. Kendime sordum ve cevabını aldım ve o kadar uzun yaşamasın,acı çekmesin istedim ama olmadı. Ve annem ölümüne üç gün kala(üç gün sonrası da babamın ölüm tarihi üstelik) kardeşlerime ve eşime dönüp "Üç gün var" diyor. Neye üç gün var dediklerinde söylemiyor "üç gün var" diyor tekrar. Annemin okur-yazarlığıda yok,tarih bilmez. Ve aynı şeyi kız kardeşimde hissetmiş. Annemin ölümünden sonra birbirimizle paylaştığımızda öğrendik ikimizinde o tarihi hissettiğimizi. Yani bazen farkındalığımız yetmeyebilir çünkü ilahi yasalar var bizim dışımızda da...

Edited by - zer-zivi on 26/06/2010 13:06:20
Go to Top of Page

burake
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 05/07/2010 :  12:27:08  Show Profile  Reply with Quote
quote:
Originally posted by secretdream



bu aralar maharaj okuyorum da,anlattıkları ile ara ara düşündüğüm hissettiğim şeylerin ne kadar çok benzediğine hayret ediyorum. ama onun durduğu noktada sürekli durmayı başaramıyorum işte ben.yanlışlar yapıyorum ama neyi yanlış yaptığımı bir türlü çözemiyorum.hayat bir şeyler anlatmaya çalışıyor bana sanırım.mesele benim anlatılmak isteneni anlayamamam.



Ben'im noktası zihni devreden çıkarmak için var ve biz o noktayı yitirdiğimizde zihin devreye giriyor ve başlıyor sormaya "neden yitirdim, nerede hata yaptım, neyi daha iyi yapmalıyım?" Soran "Ben'im" noktası değil zihin... Zihni devreden çıkarmak için girişilen bir çaba dikkatimiz olgunlaşmadığı için zihne "geri düşmekle" sonuçlanıyor, "aydınlanma" bir arzu haline dönüşüyor, arzulanan ise asla elde edilemeyecek çünkü aydınlanmak bir arzu nesnesi değil ve hiçbir zaman da olamaz... Maharaj aydınlanmanın bir arzusuzluk durumu olduğunu sıklıkla vurguluyor ve arzulardan vazgeçmenin öneminden bahsediyor...
Go to Top of Page

oe_
Elmas

671 Posts

Posted - 06/07/2010 :  13:21:16  Show Profile  Visit oe_'s Homepage  Reply with Quote
Maharaj'ın arzulardan vazgeçmek gerektiği ile ilgili sözlerinden bazılarını bulup yazabilir misin?
Go to Top of Page

burake
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 06/07/2010 :  15:42:55  Show Profile  Reply with Quote
S: En Yüce'ye en çok yaklaşan deneyim nedir?
M: Muazzam sükun ve sınırsız sevgi. Evrende doğru, güzel ve soylu olan her ne varsa, hepsinin sizden geldiğini, onların kaynağının siz olduğunu idrak edin. Dünyayı denetleyen Tanrılar ve Tanrıçalar en harikulade ve muhteşem varlıklar olabilirler; ama onlar, efendilerinin zenginliğini ve gücünü ilan eden parlak, debdebeli giysiler içindeki hizmetkarlar gibidirler.
S: İnsan En Yüce Hal'e nasıl ulaşır?
M: Bütün düşük düzeyli arzulardan vazgeçerek. Siz daha azı ile memnun oluyorken, en yüksek olana ulaşamazsınız. Size keyif ve zevk veren sizi geride alıkoyar. Siz her şeyin geçiciliğini, sınırlılığını, doyuruculuktan uzak olduğunu idrak edinceye ve tüm enerjilerinizi tek bir büyük özlem içinde toplayıncaya dek, henüz o yolda ilk adım bile atılmış değildir. Öte yandan, En Yüce Olan için duyulan arzunun bütünlüğü ve dürüstlüğü de aslında En Yüce Olan'dan gelen bir çağrıdır. Fiziksel ve zihinsel hiçbr şey size özgürlük veremez. Bir kez, tutsaklığınızın kendi eseriniz olduğunu anlayıp da sizi bağlayan zincirleri perçinlemeye son verdiğiniz zaman, artık özgürsünüzdür.
Go to Top of Page

burake
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 06/07/2010 :  15:43:29  Show Profile  Reply with Quote
Bir sohbet esnasında;
M:Eğer vazgeçme bilgeliğine ve gücüne sahip değilseniz, o zaman sahip olduklarınıza bakın. Sadece bakmanız onları yakıp bitirir. Eğer zihninizin dışında durabilirseniz, az zamanda farkedeceksiniz ki sahiplendiklerinizin ve arzularınızın toptan reddi, yapılabilecek en akıllıca şeydir.
Dünyayı siz yaratıyor, sonra da onun için hayıflanıyorsunuz. Bencil olmak sizi zayıf düşürüyor. Eğer siz arzu etme gücüne ve cesaretine sahip olduğunuzu düşünüyorsanız, bu sizin genç ve deneyimsiz oluşunuzdandır. Bu hiç değişmez; arzulanan amaç, ona ulaşma amacını tahrip eder ve sonra kendisi de solar gider. Bu da çok hayırlıdır, çünkü size zehirden sakınırcasına arzudan sakınmanızı öğretir.


Edited by - burake on 06/07/2010 15:52:06
Go to Top of Page

burake
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 06/07/2010 :  15:45:12  Show Profile  Reply with Quote
Bir soru üzerine;
M: Hedefleriniz, amaçlarınız küçük ve düşük düzeyli. Bunlar fazla enerji çekmezler kendilerine. Ancak Tanrı'nın enerjisi sonsuzdur - çünkü O kendi için hiçbir şey istemez. O'nun gibi olun, o zaman bütün arzularınız gerçekleşir. Hedefleriniz ne denli yüksek, arzularınız ne denli geniş ise onların gerçekleşmeleri için o kadar çok enerjiniz olur. İyi olanı isteyin, o zaman bütün evren sizinle birlikte çalışacaktır. Fakat kendi zevkinizin peşindeyseniz, onu zor yoldan kazanmak zorundasınız. Arzulamadan önce hak edin, layık olun.

Edited by - burake on 06/07/2010 15:51:24
Go to Top of Page

burake
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 06/07/2010 :  15:51:11  Show Profile  Reply with Quote
Üç adet alıntı yaptım...Arzulardan vazgeçmek değil tam söylenmek istenen; aslında Maharaj arzuların olmadığı bir düzeye işaret ediyor ve onu "hatırlamayı" tavsiye diyor...Arzuları olanın anladığım kadarıyla onlardan vazgeçmesi çok zor ama onlara hiç sahip olmadığını -böylece de vazgeçilecek birşeyin olmadığını- hatırlaması mümkün ve anladığım kadarıyla bu Maharaj'ın "gerçek" ya da "Ben'im" tanımıyla örtüşüyor...

Edited by - burake on 06/07/2010 18:00:47
Go to Top of Page

secretdream
Akik

12 Posts

Posted - 06/07/2010 :  19:17:33  Show Profile  Visit secretdream's Homepage  Reply with Quote
maharajdaki "ben'im" ben var olanım vurgusu zaten,arzuları gereksiz kılan bir hal.çünkü,ben her şey isem, her şey "ben" se,herhangi bir eksiklik duymam..."gerçek"in dışına çıkmam,gerçeği parçalamam anlamına gelecektir.her şey "ben"im zaten,"ben"in zaten sahip olduğu bir şeyi arzulaması anlamsız bir durum.

Edited by - secretdream on 07/07/2010 00:27:17
Go to Top of Page

oe_
Elmas

671 Posts

Posted - 07/07/2010 :  01:52:26  Show Profile  Visit oe_'s Homepage  Reply with Quote
Teşekkürler burake.

Ancak ben bu alıntılarda 'arzulardan vazgeçmek' değil, daha çok 'düşük düzeyli arzulardan vazgeçmek' üzerinde durulduğunu görüyorum. İlk alıntıda "tek bir büyük özlem" dediği şey de aslında bir arzu. Ama düşük düzeyli bir arzu değil. Üçüncü alıntıda geniş/yüksek arzular öğütleniyor. Olasılıkla ikinci alıntıdaki 'arzuların toptan reddi' derken de gene düşük düzeyli dünyasal arzuları kastediyor.

'Arzuların bırakılması' konusunda iki yaklaşım var gibi. Düşük düzeyli olanları bırakmak veya tümünü bırakmak. Hatta 'aydınlanma arzusu' gibi yüksek düzeyli olanlarda bile, salt 'aydınlanma arzusunun' aydınlanmaya engel olduğunu söyleyenler var.

Şu anda düşünüyorum da. Biz, 'nasıl' yüksek düzeyli arzular duyabiliriz ki? Örneğin aydınlanma arzusu duyan biri, bunu, bütün dünya dertlerinden kurtulacağını düşündüğü için istiyorsa, o zaman bu arzu belki de 'yüksek düzeyli' olma durumunu koruyamıyordur. Düşünüyorum da, bütün arzularımız bir bedene sahip olmaktan kaynaklanıyor gibi. Ya da şöyle diyeyim, bildiğim bütün dertlerim bir bedene sahip olmakla (ya da çoğu zaman kendini beden sanmakla) alakalı gibi. Dolayısıyla benim en yüksek arzularım bile 'bu bedenin düşlerinin ötesine' ne kadar geçebilir? Bunu düşünmek gerek. Hiç bilmediğim, muhatap olmadığım bir gerçeklikle alakalı, neyi ne kadar isteyebilirim? Hayal bile edemediğim şeyleri ne kadar isteyebilirim? 'Ötesini isteyebilmenin' bir ifade biçimi midir 'berisini istemeyi bırakabilmek'?

Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 11/07/2010 :  23:46:00  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Aslında gerçeği idrak etmek/aydınlanmak "arzusu"bile bir arzu ise eğer,bu "arzunun arzulanmasını arzulayan" kim..demek gerek belki de.

Yani,böyle birşeyi "arzulayabiliyor" isek,aslında yine "arzumuzu" gerçekleştiriyor,arzumuza hizmet ediyoruz demek.

Gönülden arzulamak ile,gönülsüzce arzulamak arasında fark var bana göre.

Maharaj "çok arzuladı"gerçeği ve onu idrak etti ama arzulamasaydı idrak edebilir miydi?

Önemli olan onu ne kadar arzuladığımız..

Edited by - pandora76 on 12/07/2010 00:27:03
Go to Top of Page

burake
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 13/07/2010 :  15:21:07  Show Profile  Reply with Quote
Gönlümüzün arzusu ile zihnimizin arzusu farklı...Dün akşam evime bir hamam böceği geldi...En korktuğum şey...Ortalıkta geziyor...Şöyle hızla giden iri birşey...Arzum (zihnimin) ondan kurtulmaktı...Aman tanrım ya şimdi bu evde kalırsa ve her akşam beni korkutursa? Elimde süpürge peşine düştüm...Balkon ve sokak kapısını açtım, onlardan birine doğru kovalayacaktım...Ama o tabi ki odalara, koltuk altlarına, ocağın altına vs. benim ulaşamayacağım yerlere kaçtı...Sonra aklıma şu parlak(!) fikir geldi: Ona sevgi göndereyim, o zaman çıkıp gitmesini isteyebilirim...Yok öyle yağma, birşeyi ya seversiniz ya da ondan kurtulmaya çalışırsınız !!!...Ondan kurtulmak amacıyla onu sevemezsiniz, ikisi birbiriyle zıt duygular...Ama bu arada gönlümün arzusu da belli olmaya başladı; onu sevmek...Yarattığı durumun beni rahatsız etmesinden bağımsız birşey bu...Onu sevmek, ondan korkmayı bırakmak, bu durumu kabullenip değiştirmeye çalışmayı bırakmak...Ve onu sevdim...Aynı evimdeki bitkilerle olduğu gibi ona sevecen bir duygu besledim...Bu duygu gitti, yerine gene korku, red, inkar geldi...Ama sonra gene sevgi geldi...Ve sonra tekrar geldi...Ve hamam böceği gezintisi esnasında kendiliğinden balkon kapısından çıkıp gitti...Korkan tarafım buna sevindi ama sevgiyi üreten tarafım için artık onun çıkıp çıkmaması önemli değildi...Sevgi herşeyin çözümü, çünkü o çözmüyor, problemleri yok ediyor...
Gönlümüzün arzusu böyle birşey işte...Sevmek...Ve o zihnimizin arzularına göre daha güçlü...O zihnimizin arzularını doyuruyor, problemlerini çözüyor, çünkü onu bulduğumuzda artık diğerleri kalmıyor...
Dün akşam bir parça daha "aydınlandım"...
Go to Top of Page

burake
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 13/07/2010 :  16:22:21  Show Profile  Reply with Quote
quote:
Originally posted by oe_




Şu anda düşünüyorum da. Biz, 'nasıl' yüksek düzeyli arzular duyabiliriz ki? Örneğin aydınlanma arzusu duyan biri, bunu, bütün dünya dertlerinden kurtulacağını düşündüğü için istiyorsa, o zaman bu arzu belki de 'yüksek düzeyli' olma durumunu koruyamıyordur. Düşünüyorum da, bütün arzularımız bir bedene sahip olmaktan kaynaklanıyor gibi. Ya da şöyle diyeyim, bildiğim bütün dertlerim bir bedene sahip olmakla (ya da çoğu zaman kendini beden sanmakla) alakalı gibi. Dolayısıyla benim en yüksek arzularım bile 'bu bedenin düşlerinin ötesine' ne kadar geçebilir? Bunu düşünmek gerek. Hiç bilmediğim, muhatap olmadığım bir gerçeklikle alakalı, neyi ne kadar isteyebilirim? Hayal bile edemediğim şeyleri ne kadar isteyebilirim? 'Ötesini isteyebilmenin' bir ifade biçimi midir 'berisini istemeyi bırakabilmek'?





Ben gerçekte kim olduğumu hatırlamak istiyorum, onun ne olduğunu bilemesem de...

Bunları yazdıktan sonra şunu düşündüm; o (Maharaj) benim kim olduğumu biliyor, öyleyse umut var...

Edited by - burake on 13/07/2010 16:26:32
Go to Top of Page

burake
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 14/07/2010 :  15:25:02  Show Profile  Reply with Quote
Ben kim olduğumu bilmiyorum...Yani bu ben sandığım şeyler değilim...Peki ne ya da kimim? Dediğim gibi, bilmiyorum...Bu garip bir bilmece...Belki de "bilmediklerim"im, onlar her nelerse...
Go to Top of Page

secretdream
Akik

12 Posts

Posted - 14/07/2010 :  22:57:16  Show Profile  Visit secretdream's Homepage  Reply with Quote
insanın psikolojisi,yalnız bir ortamda uzun süre yaşamaya dayanamaz...çünkü insan,kendine dair bir hikaye,bir duygular kalıplar aracılığıyla deneyimler dünyayı...birdenbire insanın elinden bu hikayenin alınması gibi olur hiç kimsenin olmadığı bir yalnızlık ortamı...o zaman kişi,bunalıma girer.
ama bir yandan da ,kendisi aracılığıyla yaşadığımız bu hikayenin asıl "ben" olmadığı gerçeği vardır.
hikaye bize yön verir...sınırlar,kaçınılacak ve sevilecekler alanı oluşturur..boşlukta yürürken,ayağımızın altına taş döşer ki,aşağı düşmeyelim...ama o taş gerçekten bizi düşmekten alıkoyan bir şey mi?o taş olmasa düşecek miyiz?hazırlıksız yakalanırsak büyük bir ihtimalle evet,düşeriz...ama bu düşüş bile gerçek olmayacaktır,eğer ki,hikayem asıl ben değilse.
Hikaye olmadan yaşanmaz…ama hikayeye kanmak da yaşatmaz…her daim,böylesi bir ince dengeyi tutturmak durumundayız.
Depresyon denilen şey de, sahip olunan bu hikayenin o kadar da vazgeçilemez olmadığının kişiye hatırlatılması gibi bir şey olabilir. (ben bana hatırlatıyor)
Go to Top of Page

burake
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 20/07/2010 :  19:28:19  Show Profile  Reply with Quote
İnsanın kim olduğuyla ilgili kendi algılarının, bildiklerinin tamamen yanlış olduğunu düşünebilmesi yaşadığımız gerçekliğe çok aykırı birşey ama tam da bu gerekiyor...Kendini bir başkasına teslim eder miydin? Bugün Maharaj dese ki senin kendin olarak bildiğin herşey yanlış, senin gerçekten kim olduğunu sadece ben biliyorum, kendinden çok bana güven, bunu yapar mıydın / yapar mıydık?
Go to Top of Page

secretdream
Akik

12 Posts

Posted - 21/07/2010 :  00:01:02  Show Profile  Visit secretdream's Homepage  Reply with Quote
ben kendimi başkasına teslim edemem burake...ve aslında bunun bir güven problemi olabileceğini de düşünmüştüm uzun zaman. ama dediğin anlamda bir "başkasına güven" için de,çok yitik ve bitik durumda olmak gerek sanırım.
ama ben kendime kendimi teslim edebilirim. hikayemi sıfırlayabilir,soruları yeniden sorar ve cevapların farklı olabilmesini sağlayabilirim.(daha önce yaptım)..belki de kendime ,kendi içsel guruma,(maharajın deyimiyle)..:), güvendiğim için bir başkasına bu kadar güven duyamıyorumdur...ya da,kendimle yaşadığım bazı sorunlar yüzünden bir başkasına bu kadar güven duyamıyorumdur...:)
Go to Top of Page

burake
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 21/07/2010 :  12:42:54  Show Profile  Reply with Quote
Ama bu acıyı bir noktada kırmak, söküp atmak lazım. Acı nedir biliyor musun? Ben ve başkaları...Bu son derece doğal gözüken şey acının ta kendisi. Ben ve başkaları fikrini başkalarından korkmak yaratıyor sonra da bu kendi yarattığımız başkalarından "aa bak bunlar başkaları" deyip korkuyoruz. Elbette "başkaları" bize korkmak için malzeme veriyor ve kendi yarattığımız yabancılaşmayı gene kendimiz destekliyoruz. Buna kesin bir çözüm bulmak lazım diye düşünüyorum bu noktada. O en çok korktuğumuz şeye izin vermek, gidip bir yabancıya teslim olmak şeklinde bir fikir anlam kazanıyor. Maharaj böyle yapmış ve başkaca da hiçbir şey yapmamış anladığım kadarıyla ("sadece guruma güvendim" diyor, "o bana sen olduğunu sandığın kişi değilsin deyince onun söylediklerinin mutlak bir biçimde doğru olduğuna inandım, ne yapacağımı bilmiyordum ama bir şekilde biliyordum ki ya gurumun söylediklerinin doğru olduğunu kanıtlayacak ya da ölecektim", sonra da bildiğimiz BEN'im duygusuna odaklanmış olduğu hikayesi)

Edited by - burake on 21/07/2010 12:51:09
Go to Top of Page

burake
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 21/07/2010 :  12:48:47  Show Profile  Reply with Quote
Kendime kendimi teslim edebilirim diyorsun. Hangi "kendine"?...Böyle bir yaklaşımın altında kendini başkalarından korumak arzusu varsa, bu egonun büründüğü yeni bir şekil olabilir."Kendim" derken biz başkalarından ayrı bir kendi anlayışına zaten teslim olmuş durumdayız. Sevgiye teslim olabiliriz, o ise her varlığın aynı varlığın görünümleri olması durumu yani sonuçta gene ben ve başkaları ayrımının olmaması değil mi? Dalay Lama'nın bir videosunu izledim geçende...Sizler hepiniz benim kardeşlerimsiniz diyor, her insanı böyle görüyormuş.
Go to Top of Page

burake
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 21/07/2010 :  16:02:54  Show Profile  Reply with Quote
Ben ve dış dünya ayrımı olmasa hayat ne kadar zevkli olurdu kim bilir?
Go to Top of Page

secretdream
Akik

12 Posts

Posted - 21/07/2010 :  21:31:36  Show Profile  Visit secretdream's Homepage  Reply with Quote
zihni susturmak kolay değil...sürekli neden arar. askerde,saçma ve anlamsız işler yaptırırlar mesela...saçma bile olsa yapmaya alışacaksın ki,zihnini susturabilesin...neden orayı bombalayacağım diye sormasın zihin...alttaki üsttekinin emrini sorgulamasın diye,böyle aptalca işler yaptırılır...insanın,bir insana,bir kuruma,kayıtsız şartsız kendini teslim etmesi çok zor bir şeydir çünkü.düşünmeyi bırakmak için belki böylesi aptalca işleri sorgulamadan yapma alıştırması yapmak gerekir insanın.ya da,çevresinde, kendini o kişiye teslim etmiş insanlar ,yani,inananlar görmesi lazım....ya da,gerçekten ruhsal olarak çökmüş bitmiş olması lazım.
nedensiz işler yapmaya alışması gerekiyor bünyenin sanırım...:)
Go to Top of Page

burake
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 21/07/2010 :  23:04:55  Show Profile  Reply with Quote
Son bir-iki gündür zihnimde hep şu düşünce; ben gerçekte kim olduğumu bilmiyorum ve bu acı verici birşey. Bu "ben"im çözebileceğim birşey değil. Çözebilseydim çoktan çözerdim. Artık başka birşeye ihtiyaç var. Madem "ben" çözemiyorum bunun zıttı olan birşey çözecek bunu. Ben"in dışı geliyor ilk olarak aklıma. Bir başkası. Elbette seçici olmak lazım. Gidip sokaktaki adama kendimi teslim edecek değilim. Ama biraz daha güven telkin eden (aslında tam güven imkansız çünkü güvensizlik de sorunun bir parçası hatta belki de ta kendisi olan "ben"e ait birşey) birisi, bir dost, bir üstat, bir aydınlanmış kişi. Beni benden çok seven, benim iyiliğimi benim istediğimden ve isteyebileceğimden daha çok isteyen. "Ben" olarak ele alageldiğim şeyin bir çözüme varması umudu gerçekçi değil, bunu artık kabul etmek lazım. "Ben"im beklentilerimin karşılanmasının aradığım mutluluğu ya da doyumu sağlaması mümkün değil...Kafamdaki bu karmaşayı bir tek şey çözebilir; güvenmek. Bir ben var benden içeri demiş Yunus, bu hoşuma giderdi ama benim beni aldatmamdan başka bir işe yaramazdı gibi geliyor bana. Bir ben var benden dışarı demek istiyorum. Nasılsa aynı yerde buluşuruz onunla da, eğer amacımız aynıysa...

Zihni susturmak kolay değil diye yazmışsın. Bu imkansız. Ondan "dışarı" çıkmak lazım. Gevezeliğin olmadığı, hiç olamayacağı yere."Ben" dediğim boşboğaz bir geveze, susturmaya gerek yok, ilgisiz kalmak yeterli...Aynı şeyi kastettiğimizi düşünüyorum...

Ruhsal açıdan çökmüş, bitmiş olmak lazım. Milyarlarca insan bu halde. Kim olduğundan habersiz olmaktan büyük çökkünlük olur mu?
Go to Top of Page

Cryptos
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 22/07/2010 :  02:07:37  Show Profile  Reply with Quote
Merhaba burake;
yazdıklarını her okuduğumda benim çektiğim ıztırabın dillenmiş haline birkaç birşey yazmak istiyordum ama o gücü kendimde bulamadım:( Ama bu son yazdıklarınıza daha fazla lakayıt kalamadım:( ben sizlerin okuduklarını okumadım bu bağlamda sizlerden ilimsizim diyebilirim.. Fakat sadece hissedişlerimi dinleyerek aynı ızdırap içerisinde olmak benim için hep çok hayret verici hemde teselli edici.. Benim biraz öfke sorunum var sık sık patlamalar yaşıyorum hezeyanlarım sekine halindeki ruhları rahatsız ediyor; ama birz olsun teselli buldumyazdıklarınızdan; ızdırabınızdan değil elbet ama kendimi yadırgamışlığa , başkalarının yadırgamışlıklarına ir teselli oldu.. Çok kötüyüm bende kim olduğumu bilmeme ve o dışarıdaki varlığı arama konusunda nasıl da ve ne güzel dile getirmişsiniz söylemek istediklerimi ben söyleyince saplantı veya abart veya aşırı manalr yükleme olarak algılanıyor hep ama siz söyleyince ilmi bir değeri olur zannımca forumdakiler açısından.. Her yazınızda hissettiğiniz acı geçiyor kelimelerinizden bana.. Sizi anlıyorum bir teselli olursa ilimsizde olsa hisseden bir ruhtan; bir nebze rahatlayacağım.. Hoşçakalın!!
Go to Top of Page

burake
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 22/07/2010 :  11:17:16  Show Profile  Reply with Quote
Siz ben ben de siz olduğumuza göre...ne farkeder? dermişim:))
Go to Top of Page

secretdream
Akik

12 Posts

Posted - 22/07/2010 :  14:20:01  Show Profile  Visit secretdream's Homepage  Reply with Quote
quote:
Originally posted by burake

Son bir-iki gündür zihnimde hep şu düşünce; ben gerçekte kim olduğumu bilmiyorum ve bu acı verici birşey. Bu "ben"im çözebileceğim birşey değil. Çözebilseydim çoktan çözerdim. Artık başka birşeye ihtiyaç var. Madem "ben" çözemiyorum bunun zıttı olan birşey çözecek bunu. Ben"in dışı geliyor ilk olarak aklıma. Bir başkası. Elbette seçici olmak lazım. Gidip sokaktaki adama kendimi teslim edecek değilim. Ama biraz daha güven telkin eden (aslında tam güven imkansız çünkü güvensizlik de sorunun bir parçası hatta belki de ta kendisi olan "ben"e ait birşey) birisi, bir dost, bir üstat, bir aydınlanmış kişi. Beni benden çok seven, benim iyiliğimi benim istediğimden ve isteyebileceğimden daha çok isteyen. "Ben" olarak ele alageldiğim şeyin bir çözüme varması umudu gerçekçi değil, bunu artık kabul etmek lazım. "Ben"im beklentilerimin karşılanmasının aradığım mutluluğu ya da doyumu sağlaması mümkün değil...Kafamdaki bu karmaşayı bir tek şey çözebilir; güvenmek. Bir ben var benden içeri demiş Yunus, bu hoşuma giderdi ama benim beni aldatmamdan başka bir işe yaramazdı gibi geliyor bana. Bir ben var benden dışarı demek istiyorum. Nasılsa aynı yerde buluşuruz onunla da, eğer amacımız aynıysa...


dışarıdaki "ben"in yapacağı şey de,sana sendeki "ben"i işaret etmek olacak ama...içerideki benin bir aldatmaca olduğunu düşünmüyorum açıkçası...ben karşılaştım bir kaç kez kendisiyle...:)içerideki benden kasıt,dingin ve isteksiz,bilgili ve sakin içsel benimiz diye düşünüyorum.
dışarıdaki bene güvenmek de bir yol...bence aynı kapıya çıkan yollar...:)
Go to Top of Page

burake
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 05/08/2010 :  23:14:11  Show Profile  Reply with Quote
Sonra bir gün büyük bir şaşkınlıkla "hiçbir şeye ihtiyacım yok" dedim kendime demişti Maharaj aydınlandığı günü anlatırken...Hangi ben'in gerçek olduğunu belirleyen kriter bu olmalı...Bir şeyleri arzuluyorsak henüz "ben" olamamışız demektir...
Go to Top of Page

burake
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 01/01/2012 :  03:29:34  Show Profile  Reply with Quote
En büyük kaosun içinde dahi var olan o dinginliği farkedebiliyor musun? diye soruyorum kendime...Bütün arayışlar, "henüz sahip olmadığımıza ve ulaşmak için birşeyler yapmamız gerektiğine dair inançlar içinde aslında hiçbirşeye ihtiyacımız olmadığı duygusunu algılayabiliyor musun? Rüya bir kabus olabilir ama sonuçta bir rüyadır ve bunun böyle olması onu nasıl gözükürse gözüksün nötrlemez mi? Gerçek olmayan ne kadar gerçek görülürse görülsün içinde bir yerde herkes "gerçeğin,özgürlüğün,aklı selimin" bilincinde değil midir?Bu farkındalık, bu bilinçlilik, bu huzur hali diğer herşeyi süpürüp götürecektir...Kaderimiz bu...Basitçe...İşte böyle diyorum bazen kendime...
Go to Top of Page

secretdream
Akik

12 Posts

Posted - 04/01/2012 :  18:51:57  Show Profile  Visit secretdream's Homepage  Reply with Quote
Kapısız Kapı

... Bir dağa bakarken ve mevcut farkındalığının çabasızlığı içinde rahatlamışken aniden dağ her şey olur, sense hiçbir şey. Ayrık-öz duygun aniden ve tümüyle kaybolur ve yerine an be an yükselen her şey gelir. Kusursuz farkındalık ve bilinç halinde olmana, her şeyin tümüyle normal görünmesine rağmen kendini hiçbir yerde bulamazsın. Yüzünün, oradaki dağa bakan tarafında değilsindir; sen en sade, en basit, en duru haliyle dağ, gök, bulutlar, an be an yükselen her şeysindir.

... Üstelik, bu hali bir kez tattığında- Budistler buna 'Bir Tat' derler, çünkü sen ve tüm evren tek bir deneyim, tek bir tatsındır- açıkça görürsün ki, bu hale girmiyorsun, tersine bu hal, derin ve gizemli bir biçimde senin, hatırlânamayacak kadar eski zamanlardan gelen esas halindir. Gerçekte bu halden bir saniye dahi çıkmamışsındır.

İşte bu yüzden Zen'de bu durum Kapısız Kapı olarak adlandırılır: Bu kavrayışın bir yanında bu hale ulaşmak için bir şey yapman, sanki bir kapıdan geçmen gerekiyormuş gibi görünür. Oysa bunu yaptıktan sonra dönüp ardına baktığında kapı falan yoktur ve hiç olmamıştır.

KEN WILBER
Go to Top of Page

burake
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 23/03/2012 :  23:06:27  Show Profile  Reply with Quote
Algılar insanı ne kadar yanıltıyor değil mi? Bir dağa bakıyorsun ve bir dağ algılıyorsun...Sen var bir de dağ...Bir insana bakıyorsun ve bir insan algılıyorsun...Sen var bir de o diğer insan...Bir müzik dinliyorsun...Müziği algılıyorsun...Sen var bir de müzik...Ama aslında birbirinden ayrı algılanacak şeyler yok...Kendini evrenin geri kalanından ayırmışsın diyor oralardan Hindistan'dan bir ermiş...Ve acınacak haldesin...
Go to Top of Page

burake
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 24/08/2012 :  22:33:04  Show Profile  Reply with Quote
Niçin buradayız? Niçin bu kitapları okuyor, bu foruma katılıyoruz? Çünkü gerçek evimize dönmeye özlem duyuyoruz...İçimizde bir yerde algıladığımız ve gerçek olarak bilegeldiğimiz şeylerin tümünün aslında boş olduğunu biliyoruz...Gerçek kendimizi arıyoruz...
Go to Top of Page

secretdream
Akik

12 Posts

Posted - 25/08/2012 :  15:20:26  Show Profile  Visit secretdream's Homepage  Reply with Quote
gerçek kendimi forumlarda bulamayacağımı bilsem de forumlarda aramaya devam ediyorum ben sanki...:)

kendimden kaçma dürtüsü çok kuvvetli çok...
Go to Top of Page

burake
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 15/09/2012 :  21:00:50  Show Profile  Reply with Quote
Ben de arıyorum...Sanıyorum bu doğal...Elbette kendimizi de önce "dışarıda bir yerde" arayacağız...Herşey "dışarıda" ya...Bizim dışımızda bir dünya var ya...Aradığımız ve arayabileceğimiz herşey de orada olmalı...Buna "ben" de dahil...Herşey için dışa bakmaya koşullanmışız...Birisi bize içe bak bile dese önce o iç dediği şeyi arayacağız..."Dışarıda"...Algılamanın ön koşulu sanki "dışarıya bakmak"...Algıladığımız herşey bize "dışarıdan" geliyor gibi...Ve onların dışında birşey yok..."İç" ise...İşte o ne acaba? Diyorlar ki "içi" bulduğun an "dış"ın da onun içinde olduğunu göreceksin...Yani aslında ızdırap çekiyormuşuz da farkında değilmişiz..."Ayrılık" ın ızdırabı..."Evren" ya da işte algıların işaret ettiği her ne ise aslında bizim dışımızda değilmiş, evrenin tümü bizim içimizdeymiş...Korkunun sonuymuş bu...Ve yüzyıllardır süren esaretin...

Edited by - burake on 15/09/2012 21:01:57
Go to Top of Page
  Previous Topic Topic Next Topic  
 New Topic  Reply to Topic
 Printer Friendly
Jump To:
Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum © 2004 Budur.com Go To Top Of Page
This page was generated in 0.12 seconds. Powered By: Snitz Forums 2000 Version 3.4.04
Google
 
Web www.budur.com
Detayonline Gizli
Gerçekler
oyun komedi sohbet
Visitor Counter by Digits