Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum
Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum
Home | Profile | Register | Active Topics | Members | Search | FAQ
Username:
Password:
Save Password
Forgot your Password?

 All Forums
 Konu Dışı / Diğer Konular / Yönetimden
 Kişisel Düşünceler, Fikirler vb. Yazılar
 BİTKİLER
 New Topic  Reply to Topic
 Printer Friendly
Next Page
Author Previous Topic Topic Next Topic
Page: of 3

kurby
Elmas

Turkey
1049 Posts

Posted - 06/11/2008 :  15:42:48  Show Profile  Visit kurby's Homepage  Reply with Quote
Kantoron yağı ve çayı:
Et benleri üzerine, yara bandına damlatılarak kapıtıldığı takdirde, benlerin büyümesini önlediği gibi, yok olmasını da sağlıyormuş.Denenmiştir.

"Gunaydin Degerli Arkadaslar,

Uzakdogu'da sicak ekvator kusaginda gorev yaparken, esimin kol ve ayaginda birkac tane kahverengi ben olusmustu. Turkiye'ye gelince buyume olmadigindan Doktora gitmedik.

Genel olarak bunun bir hucre bozulmasi olabilecegini dusunerek, 1 ay once, yara bantlarinin icine Kantaron Yagi dokup bu benlerin uzerine yapistirmistim. Sabah uyandigimda bir degisiklik gormemis ve uzulmustum.

Uzerinden bir ay gecti, dun aksam esim telefonda, bu benlerin artık olmadigini soyledi.
---------------

Iyi Aksamlar Degerli Arkadaslar,
CA. nin tibbi tedavisine destek saglayabilecek KANTARON Bitkisinin icinde 34 adet CA. onleyici madde bulunmaktadir. Rahatsizlanmadan once koruyucu ozelliginden de yararlanilabilir.
Gecenlerde 80 yaslarindaki bir kisinin idrar kesesi CA.sindan Kantaron Bitkisi ile kurtuldugunu yazmistim (Annemin arkadasi), bu kisi sabah aksam, 1 tatli kasigi kantaron bitkisini haslama cay yapar gibi hazirlayip icmis.
Saygılarıma,
Ercument Evrim
Kantaron-Hypericum perforatum-Cancer Preventive
(+)-CATECHIN
(-)-EPICATECHIN
ALPHA-PINENE
ASCORBIC-ACID
BETA-CAROTENE
BETA-SITOSTEROL
CAFFEIC-ACID
CHLOROGENIC-ACID
CHLOROPHYLL
CINNAMIC-ACID
CYSTEINE
FERULIC-ACID
GALLIC-ACID
GERANIOL
HYPEROSIDE
ISOQUERCITRIN
KAEMPFEROL
LIMONENE
LINALOOL
LUTEOLIN
MYRICETIN
MYRISTIC-ACID
OPCS
P-COUMARIC-ACID
P-HYDROXY-BENZOIC-ACID
PECTIN
PHENOL
PHLOROGLUCINOL
QUERCETIN
QUERCITRIN
RUTIN
SCOPOLETIN
UMBELLIFERONE
VANILLIC-ACID

Ercüment EVRİM"

Edited by - on

kurby
Elmas

Turkey
1049 Posts

Posted - 06/11/2008 :  17:08:03  Show Profile  Visit kurby's Homepage  Reply with Quote
1. BILIMSEL VERILERE GORE SIYAH UZUM ORUCU ASAGIDAKI KANSER VE TUMOR TIPLERININ TEDAVISINE YARDIMCI OLUYOR. ANCAK MUTLAKA YARIM GUNLUK ORUC SEKLINDE UYGULANMALI VE BULUNABILIRSE MOR UZUM (CONCORD) KULLANILMALI. MOR UZUM BULAMAZSANIZ, MARKETLERDE SATILAN DIMES MARKA SIYAH UZUM SUYUNU DA KULLANABILIRSINIZ. MOR UZUM BULUNABILIRSE MUTLAKA CEKIRDEGI VE KABUGU ILE SIKILARAK SUYU CIKARTILMALI.

Chemicals and their Biological Activities in UZUM- Vitis vinifera L.
(Vitaceae) -- European Grape, Grape Grapevine, Parra (Sp.), Vid
(Sp.), Vigne Vinifere (Fr.), Weinrebe (Ger.), Wine Grape

Anticancer
Anticancer (Bladder)
Anticancer (Cervix)
Anticancer (Colon)
Anticancer (Esophagus)
Anticancer (Esophagus
Anticancer (Forestomach)
Anticancer (Kidney)
Anticancer (Liver)
Anticancer (Lung)
Anticancer (Mouth)
Anticancer (Pancreas)
Anticancer (Prostate)
Anticancer (Skin)

**********************
Antitumor
Antitumor (Bladder)
Antitumor (brain)
Antitumor (Breast)
Antitumor (Cervix)
Antitumor (CNS)
Antitumor (Colon)
Antitumor (Esophagus)
Antitumor (Forestomach)
Antitumor (GI) JAR9(4)
Antitumor (Kidney)
Antitumor (Liver)
Antitumor (Lung)
Antitumor (Mammary)
Antitumor (Ovary)
Antitumor (Pancreas)
Antitumor (Prostate)
Antitumor (Skin)
Antitumor (Stomach)
Antitumor (Thyroid)
Antitumor-Promoter

3. YARIM GUNLUK SIYAH UZUM ORUCUNUN UYGULANISI SU SEKILDE;


UYGULANISI HIC ZOR DEGIL. SABAH UYANILDIGINDA YARIM LITRELIK SIYAH UZUM SUYU ALINACAK, BASKA HIC BIR SEY YENMEDEN #221;Ç#221;LMEDEN TAKRIBEN HER 10-15 DAKIKADA BIR 2-3 YUDUM ICILECEK, OGLENE KADAR BU SEKILDE DEVAM EDILECEK (HEPSI BIRDEN ICILMEYECEK-OGLENE KADAR YARIM LITRELIK UZUM SUYU BITIRILECEK), OGLEDEN ITIBAREN YEMEK SERBEST, ANCAK AKSAM 8'DEN SONRA BIR SEY YENMEYECEK VE #221;Ç#221;LMEYECEK, SABAH OLUNCA AYNI ISLEM YAPILACAK, YANI OGLENE KADAR SADECE UZUM SUYU YUDUM YUDUM ICILECEK, 2 HAFTA-1 AY ARASINDA BU SEKILDE DEVAM EDILECEK. MOR UZUM BULUNAMAZSA MARKETLERDE SATILAN DIMES MARKA UZUM SUYU BU MAKSATLA KULLANILABILIR. UZERINDE “%100 DOGAL-KABUGU VE ÇEKIRDEKLERI ILE SIKILMISTIR” GIBI YAZILAR YER ALMAKTADIR.

4. KONUYLA ILGILI YABANCI MAKALELERDE YARIM GUNLUK SIYAH UZUM ORUCU ILE AKCIGER KANSERINDEN 2 HAFTADA, PROSTAT KANSERINDEN TAKRIBEN 1 AYDA KURTULANLAR OLDUGU BELIRTILMEKTEDIR. BU BILGI ASAGIDAKI ABD SITESINDEN ALINMISTIR. SITEYE GIRIP MAKALENIN TAMAMINI OKUYABILIRSINIZ.
5. BEN YUKARIDAKI BILGILERE RASTLAMAYI MUTEKIP, KANSERE MARUZ SANSIZ ARKADASLARA BU BILGILERI GONDERMEYE BASLAMISTIM. KONU HAKKINDA GELEN MESAJLAR ASAGIDADIR. BU BILGILER, YARIM GUNLUK SIYAH UZUM ORUCUNUN KANSER TEDAVISINDEKI YARARINI OLDUKCA TEYID ETMEKTEDIR.

6. YUKARIDAKI UYGULAMALARA ILAVE OLARAK METASTASI ONLEMEK ICIN 6 SAAT ARAYLA 2 DIS SARIMSAK TUKETMESI COK IYI OLUR. SARIMSAK DOVULDUKTEN SONRA 20 DAKIKA HAVA ILE TEMAS ETTIRILMEYI MUTEAKIP TUKETILMELIDIR. YOGURDA-CORBAYA KONABILIR. UZUM ORUCU YAPARKEN 12 SAATLIK ORUC PERIYODU ATLANABILIR.

ERCUMENT EVRIM
Birkiler ve biz mail grubundan alıntıdır.

Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 06/11/2008 :  17:20:15  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Arkadaşlar, geçen yıl bir arkadaş, zor yürüyerek geldi ve ona zeytinyağı ile hazırlanmış kantron yağı hediye ettim. "Kıl dönmesi"" yaşayan arkadaş ameliyata hazırlanıyordu, sanırım iki yıl oldu ve arkadaşın hiçbir şeyi kalmadı.Bu adamı her hafta görüyorum ve teşekür ediyor.


Uygulanması: Pamuğa batırılmış kantaron yağı yaraya konulur, hepsi bu.

Hazırlanışı: Kantaron çiçeği, özellikle kurutulmamaş taze olan tek tek koparılarak, sızma katıksız zeytinyağı ile cam bir şişeye konulur ve şişenin ağzı kapatılır. Cam şişe güneş gören bir yerde en az 3 ay süreyle bırakılır.

Sevgili kurby' e teşekür ederim :)))

Edited by - on
Go to Top of Page

kurby
Elmas

Turkey
1049 Posts

Posted - 29/11/2008 :  19:26:08  Show Profile  Visit kurby's Homepage  Reply with Quote
'Bilinen yumurtanın bilinmeyen yönleri''


Bilimsel Tavukçuluk Derneği Türkiye Şubesinin Ortaköy Princess Otel'de düzenlediği ''Bilinen yumurtanın bilinmeyen yönleri''
konulu sempozyumun açış konuşmasını yapan Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker;bu toplantının yumurta ile ilgili meşhur yanlışları
düzeltmede etkili olması dileğinde bulundu,''Türkiye'de kişi başına yılda 9 kilogram civarında yumurta tüketildiğini, bunun gelişmiş ülkelerde en az 12 kilogram olduğunu açıkladı...

Nobel Edebiyat Ödüllü yazar Albert Camus'un bir kitabında 20. yüzyılın ikinci yarısında insanların ''Nasıl kilo verebilirim?'',
''Arabamı nereye park edebilirim?'' ve ''Tatilimi nerede geçirebilirim?'' şeklindeki 3 sorunun cevabını arayacaklarını anlattığını dile getiren Eker, ''Camus şimdi yaşıyor olsaydı bunlara
'Kolesterolümü nasıl düşürebilirim?', 'Nerede bir antioksidan bulurum?' sorularını eklerdi''şeklinde konuştu.

Eker, bugüne kadar yapılan haksızlıklardan dolayı yumurtadan özür dilenmesinin güzel bir şey olduğunu ifade ederek, ''Özür dilememiz gereken birçok gıda maddesi daha var. Mesela ben tereyağından da kırmızı etten de özür dilenmesi gerektiğini düşünüyorum. Sadece yumurtadan değil. Konumuz bugün yumurta ve yumurtanın itibarının
iade edilmiş olmasını da saygıyla karşılıyorum'' dedi.

Bir gıda maddesinin tek başına değerlendirip yargılamanın haksızlık olduğunu, yumurtaya, tereyağına ve kırmızı ete böyle yapıldığını vurgulayan Eker, kolesterolü yükselten tek etkenin yumurta olmadığını kaydetti. Eker, sosyal faktörler, rekabet duygusu, şehir yaşantısı, trafik ve diğer faktörler ile bunların yarattığı stresin
hormonal mekanizma üzerindeki etkilerin de bu bağlamda eğerlendirilmesi gerektiğine işaret ederek, ''Bunların suçu yok mu? Bunlar suçsuz mu? Bu soruların cevabını vermemiz lazım.
Bir şeyi ortaya çıkarıp 'kırmızı et yemeyin kolesterol artar,
yumurta yemeyin kolesterol artar' demeye ben en başından beri karşıyım'' diye konuştu.

-TÜRKİYE KOLESTEROL HARİTASI-

Türkiye'de kolesterol haritasını çıkarıldığını ancak henüz yayımlanmadığını dile getiren Eker, kolesterolün veya buna benzer sağlıkla ilgili parametrelerin coğrafya ve hayat tarzı, meslek, diğer gıda ve içeceklerle ilişkisi ortaya konulduktan sonra bazı şeylerin anlamlandırılması gerektiğine işaret etti.

Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker Türkiye'nin kırmızı et, tereyağı ve yumurta tüketimi ile diğer ülkelerin tüketiminin karşılaştırılması ve popülasyonlar arasında mukayese edilmesi gerektiğini vurgulayarak, konuşmasını şöyle sürdürdü: ''Türkiye'de kişi başına yılda 9 kilogram civarında yumurta tüketiliyor.
Gelişmiş ülkelerde bu en az 12 kilogram.

Türkiye'de tereyağı tüketimi kişi başına yılda 1,5 kilogram civarında. Avrupa Birliği'nin 25 ülkesinin ortalaması 4 kilogram.
Yeni Zelanda'da 7,6, Avustralya'da 3,3, Rusya Federasyonu'nda 3 kilogram. İsviçre'de 5,9 kilogram. Kırmızı ette sadece büyükbaş küçükbaş hayvan eti tüketen Türkiye'de yıllık kişi başı tüketim 15 kilogram civarında. Gelişmiş ülkelerde bu rakam 54 kilogram.
Üstelik bunun yaklaşık 30 kilogramı domuz. Bana söyler misiniz domuz eti yağ açısından, kolesterol açısından hangi kategoriye girer?

Önemli miktarda yağ ihtiva eden peynirde Türkiye yılda 7 kilogram fert başına peynir tüketiyor. AB üyesi 25 ülkenin ortalaması 25-30 kilogram, ABD'de de 20-22 kilogram.''

Türkiye veya gelişmekte olan diğer ülkeler ve daha fakir ülkelerde kırmızı et, tereyağı, yumurta ve peynir tüketiminin gelişmiş ülkelere göre daha az olmasına rağmen, ortalama insan ömrünün çok daha kısa olduğuna dikkati çeken Eker, bir besinin yenmesinin risk olarak açıklanmasının büyük yanlış olduğunu kaydetti.

Mehdi Eker, bir besinin gereğinden fazla alınması halinde insan organizmasında birtakım sorunların yaşanmasının kaçınılmaz olduğunu, hareketsiz yaşam tarzı ve işini kaybetme korkusu, rekabet gibi psikososyal faktörlerin ve stresin devreye girmesiyle vücudun ürettiği kolesterol ve etkilerinin de arttığını belirtti.
Bugüne kadar medya aracılığıyla hep yumurtanın zararlı ve kolesterol yaptığı şeklinde açıklamalarla yumurtaya büyük haksızlık yapıldığını anlatan Eker, toplumdaki bu yaygın kanıyı düzeltmenin zor olduğunu söyledi.

Eker, yumurta konusunda bilimsel olarak ispatlanmamış, kanıtlanmamış verilerle insanların yanıltıldığına dikkat çekerek, ''Yumurtaya yapılan haksızlık 30-40 yıl önce başladı'' dedi. Mehdi Eker, Türkiye'de beyaz et sektörünün hijyen, sağlık, standart, kalite açısından Avrupa standartlarının üzerinde olduğunu kaydetti.

-''TEK RİSK YUMURTA YENMEMESİNDEKİ RİSKTİR''-

ABD Yumurta Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr. Donald J. McNamara,
özellikle yumurta ile alınan kolesterolün kan kolesterol düzeyini
yükselterek kalp hastalıkları riskini artırdığına dair hipotezin
geçersizliğinin 40 yıl sonra kanıtlandığını belirtti.

Yakın geçmişe kadar yumurtanın kan kolesterolüyle ilgili ikon hedef haline geldiğini, kardiyovasküler hastalıkların sembolü olduğunu hatırlatan McNamara, şöyle devam etti: ''Epidemiyolojik incelemeler ve klinik denemelerden elde edilen kanıtlar, yumurta ve besin maddeleri ile alınan kolesterolün kan kolesterolü ve kalp hastalıkları ile ilişkinin olmadığını göstermiştir. Ayrıca yapılan çalışmalar, koroner kalp hastalığı riskinin haftada bir gün yumurta tüketen insanlarla her gün tüketen insanlar için aynı olduğunu ortaya koymuştur.

'' ABD'nin dünyada beslenme konusunda
kolesterol kısıtlaması uygulayan çok az ülkeden biri olduğunu, çoğu bilimsel örgütün bundan kurtulduğunu ifade eden McNamara, en yüksek protein kaynaklarından yumurtada B12, B6, A ve E vitaminleri, fosfor, selenyum, demir ve çinko bulunduğunu anlattı. McNamara, hamile kadınların yumurta yiyerek düşük kilolu bebek dünyaya getirme riskini azaltabileceğini, yumurta ile kilo kontrolünün daha kolay sağlanacağını,ergenlik dönemindeki genç kızların yumurta yiyerek
ileride meme kanserine yakalanma riskini yarıya indirebileceklerini
aktardı.

Yumurtanın göz ve kalp sağlığı açısından da birçok yararına işaret eden McNamara, şunları kaydetti: ''Bence yumurtayla ilgili tek sağlık riski yumurtanın yenmemesinden kaynaklanan sağlık riskidir.
Beslenmenizden yumurtayı çıkarırsanız çeşitli sorunlardaki riski artırırsınız.Tercihen günde bir tane yumurta. Bilim de bunu söylüyor, araştırmalar da bunu söylüyor. Bence uzun vadeli sağlığımıza bakınca bizim de söylememiz gereken budur.''

-''HASTALARIMIZDAN ÖZÜR DİLERİZ''-

Memorial Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. ngür Sönmez de yumurta yenmesi konusunda doktorların insanları adeta takıntılı hale getirdiklerini ifade ederek, '''Ben söze hastalarımızdan özür dileyerek başlamak istiyorum. Yıllarca hastalara 'pastanın üzerine sürülen yumurta bile zararlı sakın yemeyin' dedik.İnsanlara 'yumurta yemeyin' derken nelerden mahrum ettiğimizi düşünürsek bu özür çok önemli'' dedi.Tıbbın pozitif bir bilim olmadığını, doğru bilinenlerin yıllar sonra yanlış yıkabildiğini anlatan Prof. Dr. Sönmez, ''Yıllarca verdiğimiz dozu çok fazla çok eksik diyebiliyoruz.İnsanlar bizi bağışlamak zorunda.
Yıllarca yaptığım bir ameliyatı bir başkası çıkıyor 'sonuçları fiyasko' diyebiliyor'' şeklinde konuştu. Kolesterolün yapı taşı olduğunu, çocuklukta büyümek, yaşlılıkta da nörolojik sistemin korunması için gerekli olduğunu vurgulayan Sönmez, bir besini yasak etmeden önce yarar-zarar hesabının iyi yapılması gerektiğini aktardı.
Prof. Dr. Sönmez, yumurta ile ilgili yapılan çalışmaların sonucunda yumurta yemenin insanlarda kan kolesterol seviyesinde önemli bir artış meydana getirmediği gibi, iyi huylu kolesterolde düşmeye neden olduğunun anlaşıldığını kaydetti. Prof. Dr. Sönmez, gebelerde ve çocuklarda günde bir yumurta tüketmenin çok gerekli olduğuna işaret ederek, ''Bilim adamlarından beklediğimiz çok önemli bir çalışma var. Bu da omega 3 oranı yüksek yumurta üretilmesidir'' dedi.

40 yaşından sonra herkesin günde bir miligram balık yağı olan omega 3'ü almaları gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Sönmez, ''Lütfen erişkinler haftada 3-4 yumurta yesinler. Anneler de çocuklarına fast food yerine günde bir yumurta yedirsinler'' diye konuştu.

Prof. Dr. Sönmez, ayrıca Dernek Başkanı Rüveyda Akbay'a biri yumurta yiyen, diğer hiç yemeyen 2 köy tespit ederek, bir tarama çalışması yapılması konusunda ortak çalışma teklif etti. Bu köylerde yaşayanların bir yıl kan yağlarının kontrol edilerek gerçekleştirilecek çalışmanın masraflarını Memorial Hastanesi'nin üstlenebileceğini belirten Prof. Dr. Sönmez'in teklifini Akbay,
çok olumlu bularak kabul etti.

AA-Alıntı

Edited by - kurby on 29/11/2008 19:32:18
Go to Top of Page

zer-zivi
Elmas

Turkey
953 Posts

Posted - 29/11/2008 :  19:59:42  Show Profile  Reply with Quote
Beslenmeyle ilgili yeterli beslenemeyen çocuklar için zeka seviyesi düşük olur derler ya aklıma tanıdığım birileri geldi:) Tanıdığım aile yıllar öncesinden durumları epey kötüydü.Üç çocukları var ve üçüde bebekliklerinde ve çocukluklarında çok yetersiz beslendiler.Meyve yok sebze yok kuru bakliyat yada bebekken pirinç maması onuda bulmak lüks olurdu anne için,su ve unla mama yapardı.En küçük oğlu unlu mamalarla büyüdü.İki yaşlarındayken amcasının evine gittiklerinde sen tut ütü masasının süngerini ye bitir :) Bende arada sırada kızımı alıp giderdim evlerine , bizim kızın bebek arabasının süngerinide ye :) Sadece süngermi iplik yerdi ayakkabı kemirirdi neden bilinmez ama belkide ihtiyacı olanı güdüleriyle mi buluyordu ki acep :) İşte o çocuk şimdi çok zeki bir çocuk.İdrakı,zeka seviyesi yüksek :)) Ama patates,yumurta,makarna çok tüketirlerdi. Kim bilir süngerinmidir yoksa yumurtanınmı kerameti bilinmez çocuklar hep takdirlik belgeler getirmişlerdir :))

Edited by - on
Go to Top of Page

kurby
Elmas

Turkey
1049 Posts

Posted - 13/01/2009 :  14:23:10  Show Profile  Visit kurby's Homepage  Reply with Quote
SAĞLIKLA İLGİLİ SORU&CEVAPLAR :


S: Kardiyovasküler eksersizlerin hayatı uzattığını duydum, doğru mu?

C: Kalbinin ömrün boyunca atacağı sayısı bellidir, hepsi bu işte..
Eksersizle bu sayıyı yeme.
Herşey zamanla eskir. Kalbini hızlandırmak hayatını uzatmıyor;
Bu, arabayı hızlı kullanınca ömrü de uzar demek gibi birşey.
Uzun mu yaşamak istiyorsun ? O zaman uyu

S: Eti bırakıp daha fazla meyve ve sebze mi yemeliyim ?
C: işin özünü yakalamalısın. inek ne yer ? Saman ve mısır. Bunlar ne ?
Sebze. O zaman bonfile yemek sebzenin vücuda en uygun kazandırılma
mekanizmasıdır.
Hububat mı yemek istiyorsun, Piliç ye. Yeşillik mi istiyorsun,
biftek
ye. Domuz bile tüm sebze ihtiyacını karşılar.

S: Alkolü azaltmam mı lazım ?
C: Asla, şarap üzümün suyudur, Brandi damıtık şaraptır, daha özlüdür,
Bira tahıldır,kafana dikebilirsin

S: Vücut yağ oranımı nasıl hesap etmeliyim ?
C: Bir gövdeniz ve yağınız varsa oran bire birdir. iki gövdeniz bir
yağınız varsa ikiye birdir, bunun gibi


S: Düzenli Jimnastiğe devam etmenin faydaları nedir ?
C: Bir fayda bile düşünemiyorum. benim mantığım; ağrı yoksa.. herşey
yolunda!


S: Kızartmalar kötü müdür ?
C: SEN BENİ DİNLEMİYORSUN GALİBA !!! Yiyecekler nebati yağda
kızartılıyor. hatta yağa doyuyor. Daha fazla bitkisel gıdanın
neresi
kötü


S: Çikulata benim için kötü müdür ?
C: Deli misin, HEY. Kakao tanecikleri !
Yani, Başka bir cins bitkisel gıda !!!. Çevredeki en mükemmel tat
verici yiyecek


S: Yüzmek formum açısından iyi midir ?
C: Yüzmek formun açısından iyi olsaydı, Balinayı bir düşünsene
Umarım bu açıklamalarla yiyecekler konusunda kafandaki tüm
karışıklıklar netleşmiştir


Ve Unutma :

Hayat , mezara en çekici ve düzgün formla gidilecek bir seyahat
değildir.
Aksine, yalpalaya yalpalaya, bir elde Chardonnay şarap, diğerinde
çikulata,
vücut bitmiş tükenmiş halde ama çığlıklarla :
Wooo, Hooo ne seyahatti be !....


KRAL DOKTOR BOYLE OLUR...

ALINTI :))))

Edited by - on
Go to Top of Page

damdam
Elmas

581 Posts

Posted - 14/01/2009 :  00:17:40  Show Profile  Visit damdam's Homepage  Reply with Quote
Lütfen bu doktorun adı soyadı ve telefonunu rica ediyorum, sevgili kurby yıllardır benim söylediklerim bunlar zaten:))))))))))))

aynen katılıyorum

Edited by - on
Go to Top of Page

owi
Elmas

Turkey
302 Posts

Posted - 30/01/2009 :  18:30:47  Show Profile  Visit owi's Homepage  Reply with Quote
Sevgili kurby'nin bitkilerle ilgili paylaşımıyla çok ilgili olmasada mevzu bitkiler olunca ayrı bir başlık açmak istemedim.

Aşağıdaki ilginç araştırma bana yakın zamanda sinemalarda gösterilmiş olan " MİSTİK " filmini anımsattı.Yaradanın oyunları hiç bitmiyor:)

Zeki Bitkiler Kendi Şebekelerinde Chat Yapıyorlar

Radboud Universitesinden Josef Stuefer’in son araştırmaları bitkilerin birbirlerini uyarmak için kendi chat sistemlerini kullandıklarını ortaya koyuyor.

Bundan dolayı bitkiler sadece orada kesilmeyi veya yenmeyi bekleyen can sıkıcı ve pasif organizmalar olarak düşünülemez. Birçok bitki içsel iletişim şebekeleri oluşturur ve etkili bir şekilde bilgi değişiminde bulunabilir.

Chat şebekesi

Çilek, yonca, kamış gibi bir çok bitki doğal olarak şebekeler oluşturur. Bireysel bitkiler birbirleri ile belli bir zaman periyodunda bağlantılı kalır. Bu bağlantılar bitkilerin içsel kanallar aracılığı ile birbirleriyle bilgi paylaşmasını sağlar. Bundan dolayı bilgisayar şebekelerine çok benzerdir. Ama bitkiler birbirleri ile ne hakkında konuşmak isterler?

Son zamanlarda Stuefer ve çalışma arkadaşları eğer düşmanlar yakında ise bitkilerin birbirlerini şebeke hatları aracılığı ile uyardığını ilk kez gösterdiler. Eğer bitkilerden birine tırtıl saldırırsa, şebekenin diğer üyeleri içsel sinyallar ile uyarılır. Uyarıldıklarında, el sürülmemiş, sağlam bitkiler yaklaşan tırtıllar için daha az çekici olmak için kimyasal ve mekanik dirençlerini güçlendirir.

Bu erken uyarı sistemi sayesinde, bitkiler saldırganların bir adım önünde durabilir. Deneysel araştırma bunun bitkilerin zarar görmesini önemli ölçüde sınırladığını ortaya koydu.

Virüsler

Ancak madalyanın öteki yüzü var. Bu sadece Internet için geçerli değil, bitkiler için de geçerli. Bitki virüslerinin bağlantılı bitkilerde hızla yayılmaları için altyapımı sistemini kullanabildikleri görünüyor. Bu nedenle bir bitkideki enfeksiyon, şebekedeki tüm bitkilerin enfeksiyonuna yol açıyor. Bu araştırma, bitkilerin genel imajının realitenin zayıf bir yansıması olduğunu gösteriyor. Etrafımızdaki bir çok bitkinin sürekli birbirleri ile iletişimde olduğundan kim şüphelenirdi ki?

Hollanda Bilimsel Araştırma Organizasyonu’nun sunduğu materyallerden uyarlanmıştır.

Kaynak: ScienceDaily
Çeviri: Saffet Gül


Edited by - on
Go to Top of Page

kurby
Elmas

Turkey
1049 Posts

Posted - 01/03/2009 :  12:47:34  Show Profile  Visit kurby's Homepage  Reply with Quote
Yoğurdun standardı niye değişti? Çocuklarımızı tehlikeye atmayın!

GÜNGÖR URAS 1.3.2009

Firmalar baskı yaptı, tebliği değişti, katı madde şartı kalktı, protein miktarı zorunluluğu azaltıldı. Bu da ‘sulu yoğurt’ dönemini başlatacak. Dahası katılaşsın diye kimyasal katılması tehlikesi var

Sıra yoğurda geldi. Ey halkım... Tarım Bakanlığı’nın emriyle bundan sonra doğru dürüst yoğurt yiyemeyeceksiniz. Neyin, ne olduğunu anlatayım.
Türkiye’de üretilen sütün üçte biri yoğurt olarak tüketilir. Yılda 2.2 milyon ton yoğurt tüketiriz. Bunun 400 bin tonu şimdilerde sanayi yoğurdu. Sanayi yoğurdunun parasal değeri 1 milyar lira dolayında. Sanayi yoğurdunda piyasaya çokuluslu, yabancı firmalar hakim.
Bunlar bazı büyük yerli firmaları aldı. Kendi markaları ve satın aldıkları markalarla dünyanın her yanında üretilen ve satılan yoğurt tadını, türünü Türk tüketicisine alıştırmaya çalışıyorlar. Başarılı da oldular. Bizim geleneksel kaymaklı yoğurt tadını unuttuk. Her yerde satılan tatsız bir yoğurt yiyoruz.
Eski geleneksel Türk yoğurdunu üretmek için yoğurtçularımız ve ev kadınlarımız, sütü 100 derecenin üzerinde kaynattıktan sonra ılıtır, ılıyan sütü daha önce yapılmış yoğurtla mayalandırır, ılık bir ortamda saklayarak yoğurt haline getirirdi.
Süt 100 derecenin üzerinde kaynayınca içindeki su miktarı azalır, katı maddenin yoğunluğu artar. Katı maddenin içinde protein, mineraller, laktoz ve yağ vardır. Süt ne kadar su kaybederse katı maddesi o kadar artar. Yoğurt daha katı hale gelir.

Amaç maliyeti düşürmek
Sanayi yoğurdunda süt en fazla 80 derece ısıtılır. Su kaybetmesine izin verilmez. Süt ne kadar su kaybetmezse, yoğurdun içindeki süt miktarı o kadar çok, buna karşılık protein, mineraller, laktoz ve yağ o kadar az olur. Yoğurdun kıvamı tutmaz. Sulu olur.
Sanayi yoğurdu, yurtdışında büyük kimya tesislerinde üretilen ve dondurulduktan sonra kuru hale (toz haline) getirilen ve yurda ithal edilen bakterilerle üretilir. Yoğurt yapımını başlatan iki ana bakteri türü (Prof.Dr. Emel Sezgin’den öğrendiğime göre bunların adı Streptococcus thermophilus ve Lactobaccillus delbruecki surp.bulgaricus’dur) ve tadını belirleyen bir dolu alt bakteri türü vardır.

Sağlık tehlikesi var
Uluslararası yoğurt üreticilerinin hedefi
(1) Tüketiciyi tek tür, tek marka yoğurda alıştırmak.
(2) Sulu süt kullanarak yoğurt maliyetini düşürmek.
İşte bu oldu. Sanayi yoğurdu üreticileri, bakanlığa baskı yaptı. Gıda Kodeksi Komisyonu karar verdi. Karar, 16 Şubat 2009’da Resmi Gazete’de yayımlandı. Yoğurda yüzde 12 katı madde şartı kaldırıldı. Süt proteini miktarı yüzde 4’den yüzde 3’e çekildi.
Bundan sonra sanayi yoğurdunun içinde insan sağlığına yararlı maddeler olmayacak. Yoğurt yiyerek protein alma şansı kalmıyor. Doğal minerallerinin miktarı en aza iniyor. “Yoğurtçu Lobisi” başarılı oldu. Devlet zoruyla Türk halkı (büyük bölümü ithal süt tozundan yapılacak) sulu yoğurt yiyecek.
Çok çok büyük bir tehlikeyi, şimdiden hatırlatayım. Bir süre önce Çin’de büyük süt skandalı çıktı. Sulu süt kullanarak çocuk mayası yapanlar sütü koyulaştırmak, azotunu artırmak için içine melamim maddesi kattılar. Çok sayıda çocuk öldü.
En az katı madde şartı kalktığı için, katı maddesiz sulu yoğurt üretecek firmaların (Olamaz ya, diyelim ki oldu!) biri kötü niyetli davranır da yoğurdu katılaştırmak için ek kimyasallarla kıvamı yoğunlaştırma arayışına girerse, bunu kim izleyecek? Bu kötü davranış sonucu ölecek çoluk çocuğun hesabını kim ödeyecek?

Türkiye ithalatı yasaklamıştı
Çin’in melamin katkılı süt ürünlerini ABD’ye ve başka pek çok ülkeye ihraç ettiğinin ortaya çıkması, Çin’deki çocuk ölümlerinden bu yüzden olduğunun ileri sürülmesi Türkiye’de de tartışma yaratmıştı.
Tarım Bakanı Mehdi Eker, “Çin menşeili süt ürünleri içinde melanin bulunabileceğine ilişkin bilgi üzerine tedbir aldık. Bundan sonra kontrol belgesi vermeyecek. Zaten sadece süt tozu ithalatı olmuş” demişti.
Erciyes Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hasan Yetim de yaptığı açıklamada, şöyle demişti:
‘’Melamin, kimyasal bir bileşik. Sütteki proteini yüksek göstermek için toz melamin katılıyor. Bunların insan sağlığı üzerindeki toksik etkisinin az olduğu söyleniyor. Ancak kesinlikle doğru değil. Çünkü melamin çeşitli böbrek ve damar hastalıklarına, ürogenital sistemlerde büyük zararlara, hatta kansere bile neden olabiliyor.”

Yoğurt standardı nasıl değişti?
3 Eylül 2001 Tarihli 24512 Sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Türk Gıda Kodeksi Fermente Sütler Tebliği’nde:
- Yoğurt yapılacak sütde protein oranının en az yüzde 4
- Yağsız katı madde oranının en az yüzde 12 olacağı belirtilmişti.
16 Şubat 2009 Tarihli 27143 Sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Tebliğinde:
- Yoğurt sütünde bulunması gereken en az protein oranı yüzde 4’den yüzde 3’e indi.
- Yüzde 12 katı madde bulundurulması şartı kaldırıldı. Bu değişikliğin anlamı yoğurtların daha az protein içereceği, sütün içinde bulunan yararlı minerallerin yoğurtta bulunmayabileceğidir.
Yoğurt diye ne verilirse yemek zorunda mıyız?
Yoğurt, halkımız için çok önemli. Sanayi yoğurdu ‘sulandırıldı’ diye, sanayi yoğurdu ‘süt tozu ile yapılıyor’ diye, ‘protein ve mineraller bulunmuyor’ diye yoğurt yemeyecek miyiz? Hayır: Yiyeceğiz. Sanayi yoğurdu olmadan yapamayız. Sanayi yoğurduna karşı değiliz. Sağlığa zararlı hale dönüşmesini önlemeye çalışıyoruz.
Önce Tarım Bakanlığı’nı uyaracağız. Bakanlığı sorumlu olmaya davet edeceğiz. Yoğurt tebliğinin, sanayi yoğurdu üretenlerin kârının dikkate alınarak değil, halk sağlığının ve geleneksel Türk yoğurdunun özelliklerinin dikkate alınarak hazırlanması için gerekeni yapacağız.
Bu arada: 1) Tarım Bakanlığı yoğurt tebliğini değiştirinceye kadar gerekiyor ise evde sütü kaynatarak geleneksel usul ile kendi yoğurdumuzu kendimiz yapacağız. 2) Bundan sonra sanayi sütü alırken ambalajın üzerinde neler yazıldığına bakacağız.
- Sütle mi, süt tozuyla mı yapılmış?
- Temel 2 bakteri dışında, değişik amaçlarla başka bakteriler kullanılmış mı? Hangi amaçla hangi alt bakteriler kullanılmış?
- Protein oranı en az yüzde 4 mü? Yağ hariç katı madde oranı en az yüzde 12 mi?
- Yağ oranı nedir?
Ambalajında, bu konularda bilgi vermeyenlerin yoğurdunu satın almayacağız.
Bunlar sadece ağız tadını değil, insan sağlığını ilgilendiren çok çok önemli konular.




Edited by - on
Go to Top of Page

zer-zivi
Elmas

Turkey
953 Posts

Posted - 01/03/2009 :  13:10:00  Show Profile  Reply with Quote
Sanayi yoğurdunu pek almıyorum ama anneannelerimizden kalma geleneksel yoğurt mayalama işini hala sürdürüyorum:)) Derya Baykal ablam ne derse desin pastörizesiz sütün zararlı olduğuna inanmıyorum. Hatta mümkünse peynir bile yapmak istiyorum :)) Her şeyin organik olanını tercih ediyorum,yok işlenmemiş, yok bakteriyel riski çokmuş vs vs. Yani bu güne kadar açık sütten zehirlenen, ölen duymadım.Aksine pastörize sütün bozukluğundan zehirlenenleri çok duydum!:))

Edited by - on
Go to Top of Page

owi
Elmas

Turkey
302 Posts

Posted - 01/03/2009 :  14:34:16  Show Profile  Visit owi's Homepage  Reply with Quote
Ne söylenir ki, yürütülen yoz sistemin yeni yansımaları.Özellikle gıda konusunda yapılan genetik ve kimyasal uygulamaların arkasında yine bize çok yakın bir coğrafyadaki orion maşaları var ağırlıklı olarak.Ama denir ya, "eşşek olursak semer vuran çok olur"..Hoş eşşekler çoktan kertiş olmuş ya! Bazılarının durumunu ise bakın Mevlana nasıl dile getirmiş;

"Ayağının altında tutulması gereken makamı başına taç edenler,
merkebin sırtına binecek iken onu sırtında taşıyan bir şahıs gibi,
güç ve gülünç duruma düşerler. Mevki için öpmedik el,
çalmadık kapı bırakmazlar.
Basit bir makama oturabilmek için,
alçalmanın en çirkin örneklerini sergileyip,
insanlık şerefini ayaklar altında çiğnetirler."

Hz.MEVLANA(mesneviden)

Sağolun Sevgili Kurby

Edited by - on
Go to Top of Page

kurby
Elmas

Turkey
1049 Posts

Posted - 01/03/2009 :  15:19:41  Show Profile  Visit kurby's Homepage  Reply with Quote
Sevgili Zer-zivi ve Sevgili Owi, buna benzer çok şey var.Hibrit tohumlar(devlet kanalıyla izin var bunlara), yalnış bilgilendirilen tarımcılar, içine antibotik basılan gıda maddeleri... Sadece kullandığım bu bedeni sağlam tutma çabası benimki, beden yoksa hayatta yok! İlginize teşekkür ederim.:))

Kutu sütler ise, ayrı bir muamma zer-zivi.Heryerde bangır bangır bağırıyorlar, dışarıdan süt almayın diye.Ama eğer imkanınız varsa bir süt fabrikasını ziyaret etmenizi isterim.Ayrıca, sütlerin de süt olduğundan pek emin değilim artık.Süt tozunu kaktırıyorlar içine, ben hala kapıma gelen sütçüden alıyorum sütü.İnek kokuyor ne güzel!!!Doğa kokuyor.Güneş ışığı almayan, bozulmasın diye içine antibiyortik doldurulan sütleri de almıyorum.Kaldı ki, o güneş ışığı almayan kutuları yapan firmanın İtalyan olduğunu söylememe gerek yok herhalde!!:)))))
Kutulanmış ve poşetlenmiş tüm yiyeceklerden uzak durun derim, ki kutulanmamızı/poşetlenmemizi hızlandırmayalım.:)))


Ek bir bilgi daha onu da buraya kopyalayacağım.Kollestrol diye bir hastalık yok!!!!!!!Kollestrol hastalık değil!!!!!!!!Kollestrol olmassa ölürüz!!!!!Bizi kim öldürüyor!!!!!1

Edited by - kurby on 01/03/2009 15:20:31
Go to Top of Page

kurby
Elmas

Turkey
1049 Posts

Posted - 01/03/2009 :  15:36:25  Show Profile  Visit kurby's Homepage  Reply with Quote
KOLESTEROL

260 Kolesterol iyidir ile başladık. İlaç satışları düştükçe, sağlıklı yaşam için gerekli kolesterol miktarı da düşürüle, düşürüle 120 ye indi.Baktılar bu da satışları arttırmaz oldu,
Şimdi diyorlar ki; Statinler (Kolesterol ilaçları) Alzaimer'i önlüyor.


Oysa bu konuda tek bir araştırma yok.Unutmayın metabolizma erkeklik hormonunu kolesterolden yapar-
Prof. Dr. Cankat Tolunay
(05.05.2008 ATV Muhabir programı)
**
Statinler tüm vücudu koruyor. Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU
(28.09.2005 Hürriyet)
***
"Kolesterol İcat edilmiş bir hastalıktır"-
Shane Ellison
Kolesterolümüzün yükselmesinden çok korkuyoruz. Çünkü diyetisyenler ve hekimler, basın-yayın organlarında, kolesterolün kalp ve damar hastalıklarına neden olduğu yönünde hemen her gün bizi uyarıyor.

Ancak sesleri diğerlerinin arasında kaybolsa da aksini iddia eden uzmanlar da var.
Yüksek kolesterolün, söylendiği gibi sağlığımız için tehlike oluşturmadığını söylüyor, hatta kandırıldığımızı iddia ediyorlar.
Geçtiğimiz günlerde 'Bir Masalmış Kolesterol' adlı kitabı Türkçede yayımlanan Shane Allison,
aslında bir hastalık tanımlandıktan sonra onunla ilgili bir ilacın yapılması gerektiğini
belirtiyor ve şöyle diyor: 'Kırmızı pirinç mayası denen mantarın, kolesterol düşürücü etkisi olduğu keşfedilince ilaç endüstrisi sırf ilacı satmak için insanları yüksek kolesterolün
bir hastalık olduğuna inandırdı. Önce ilacı yaptılar, sonra hastalığı icat ettiler.'

Benzer görüşleri Türkiye'de dillendirenler de var. Prof. Dr. Ahmet Aydın ve biyolog Mevlüt Durmuş
bunlardan ikisi. Bu üç uzmanla kolesterol üzerine yaptığımız röportaj, hiç duymadığınız bilgi ve yorumları içeriyor.

Kolesterolümüzün, uzmanların yaşımıza ve cinsiyetimize göre belirlediği değerlerin üzerine
çıkmasından fena halde korkuyoruz.
Çünkü yüksek kolesterolün damar tıkanıklıklarına ve kalp rahatsızlıklarına sebep olduğu yönünde,
yayın organlarında hemen her gün bir uzman uyarısı ile karşılaşıyoruz.
Sesleri, kolesterolü yükseltecek gıdalardan şiddetle kaçınmamız gerektiğini söyleyenler
kadar çıkmıyor; ancak aksini iddia eden uzmanların sayısı da hızla artıyor. Kolesterolün yüksek olmasının sağlık için bir tehlike oluşturmadığını, hatta ticarileşen tıbbın,
ilaç tüketimi için icat ettiği bir hastalık olduğunu söylüyorlar.
Kitaplar yazıp, sanal ortamda seslerini yükseltiyorlar. Geçtiğimiz günlerde Hayy Kitap'ın
'acil serisi' dizisinden çıkan 'Bir Masalmış Kolesterol' adlı kitabı buna bir örnek.
Kitapta, yükselecek diye ödümüzün koptuğu kolesterol ile ilgili ilginç iddialar öne sürüyor,
organik kimya uzmanı Shane Ellison. Kitabın yayınını fırsat bilerek, sentetik tıbbı terk edip bağımsız bir araştırmacı olarak çalışan Shane Ellison ile bir söyleşi yaptık,
kendisinden pratik öneriler aldık.
Kolesterol ile yaygın kanıların aksine tezleri ile bilinen Prof. Dr. Ahmet Aydın'a ve
biyolog Mevlüt Durmuş'a mikrofonumuzu tuttuk.İşte kolesterol ile ilgili pek sık duyamayacağınız
türden açıklamalar...
Senelerdir kolesterol ile ilgili olarak kandırıldığımızı yazıyorsunuz.Peki, bu 'kandırmaca' neden?Çünkü sadece kârlarını düşünüyorlar. 'Bir Masalmış Kolesterol' kitabımda gösterdiğim gibi,
sağlık mafyası hem toplumu hem de doktorları kandırmak için istatistik cambazlığı yapıyor.
Kendi yazdıkları -veya yazdırdıkları- yazılar uzmanlar tarafından yazılmış gibi gösteriliyor.
Her iki taktik de kolesterol düşürücü ilaçlar ve kalp hastalığı hakkındaki gerçekleri gizliyor.
Kitabımdaki gibi gerçeklerle karşılaşıldığında, ilaçlar olmadan da kalp hastalığından
korunabileceğimizi görüyoruz.

Doktorların 'kötü' dediği LDL-kolesterolün kötü olmadığını söylüyorsunuz.
Kolesterol ve LDL-kolesterol nedir?


Kolesterol vücutta en bol bulunan steroid moleküllerden biridir. Birkaç görevi vardır.
Hücre zarını bir arada tutar. Miyelin kılıfını oluşturan parçalardan biri olarak
beynin çalışmasına yardımcı olur. Bizi viral ve bakteriyel enfeksiyonlardan korur.
Hormon seviyemizi düzenler. Tüm bu görevleri yerine getirebilmek için kolesterol 100.000 mil uzunluğundaki arterler boyunca 'lipoproteinler' tarafından taşınmalıdır. En önemli lipoproteinlerden biri de düşük-yoğunluklu-lipoprotein (LDL)'dir. Temel görevi ihtiyaç duyduğumuz kolesterolü vücudun çeşitli parçalarına dağıtmaktır. LDL-kolesterol olmasaydı ölürdük. Kitabımda da gösterdiğim gibi, LDL-kolesterol düştüğünde sağlığımız da çöküyor; fikir liderleri bize ne söylüyorlarsa tam tersi!


Peki, dediğiniz gibi kolesterol bu kadar faydalı bir molekülse, neden uzmanlardan aksini duyuyoruz?

Çünkü ilaç endüstrisinin kolesterolü düşürecek bir ilacı var.Kolesterol düşürücü ilaçların ortaya çıkmasından itibaren (1970 senesi civarında), insanların kafasına vura vura 'yüksek kolesterol kalp hastalığına sebep olur' mesajı verilmekte. Aslında bir hastalık tanımlandıktan sonra onunla ilgili bir ilacın yapılması beklenir. Fakat bu örnekte bunun tam tersini görüyoruz...
Kırmızı pirinç mayası denilen mantarın, doğal ortamında istilacılarına zehir olarak ürettiği
bir salgının kolesterol düşürücü etkisi olduğu keşfedildi. ilaç endüstrisi insanlar üzerinde de aynı etkiye sahip olduğunu gördü. Böylece bunu izole edip kendileri üretmeye başladılar.
Artık, ilacı satmaları için yapmaları gereken tek şey insanları kolesterolün tehlikeli olduğuna,
yani yüksek kolesterolün bir hastalık olduğuna inandırmaktı. Bu mesajı yeteri kadar yaydıklarında insanlar ilaçları kullanmaya başladı. Önce ilacı yaptılar, sonra hastalığı icat ettiler.

Kolesterol ilaçlarının etkisiz olduğunu gösteren bir bilimsel kanıt var mı?

Hem de tonlarca...
Statinlerle ilgili yapılmış bilimsel araştırmalara topluca 'kolesterol düşürücü ilaç deneyleri' deniyor. Kitabımı okuyanlar, bu araştırmalarda, ilaçların faydasının görülmeyip tehlikelerinin belgelendiğini öğrenecekler. Bu gerçeklerin doktorlardan ve toplumdan nasıl saklandığını da…

Kolesterol dediğiniz gibi suçlu değil de masum ise kalp hastalığına aslında neler sebep oluyor?

Hareketsiz bir hayat sürmek, yeteri kadar C vitamini almamak, güneşe yeteri kadar çıkmamak,
çok fazla şeker ve yapay tatlandırıcı yemek gibi alışkanlıkların tümü kalp hastalığına sebep olabilir. 'Bir Masalmış Kolesterol', kalp hastalığını önlemek için, ilaç kullanmaksızın yapabileceğimiz şeyleri de gösteriyor. Kardiyovasküler sağlığımızı korumak için en önemli şeylerden biri hareketli bir hayat sürmek. Düzenli ve hafif spor yapmak genel sağlığımızı korumak için yapabileceğimiz en iyi şey. Hareketsiz kalmak, vücudumuza, ona artık ihtiyacımız olmadığı mesajını veriyor.


"Şeker, vücudumuzun bir numaralı düşmanı' diyorsunuz. Gerçekten bu kadar kötü mü?

Sükroz, früktoz, yüksek früktozlu mısır şurubu (nişasta bazlı sıvı şeker) formundaki şekerler ve
aspartam, sukraloz gibi yapay tatlandırıcılar en kötü şeyler arasında. Bunlar vücudumuzda obezite, diyabet, kalp hastalığı hatta kansere davetiye çıkaran bir ortam oluşturuyorlar.


Kalp-damar hastalıklarını önlemede bize yardımcı olacak, önereceğiniz yiyecekler var mı?

Kalp hastalığını önlemek için yapabileceğiniz en iyi şeylerden biri işlenmemiş, rafine edilmemiş, fabrikadan çıkmamış yiyeceklere yönelmek olmalı. 'Yiyecek bir kutudan veya ambalajdan çıkıyorsa ondan uzak durun' diyorum kısaca. Kalbi korumak için yenebilecek en güzel gıdalar doğal ortamda otla beslenmiş dana-sığır eti, brokoli, karnabahar, yumurta (doğal ortamda yaşayan tavuk yumurtası), çilek, ahududu, böğürtlen gibi meyveler ve ıspanak...

Yakın zamanda Türkçeye çevrilecek başka bir kitabınızın daha olduğunu duyduk, öğrenebilir miyiz?

Health Myths Exposed (Sağlık Efsaneleri İfşa Ediliyor) isimli kitabım eylülde yine Hayy Kitap tarafından basılacak. Kitabın farklı bir ismi olabilir, onu şu anda net söyleyemiyorum.
Bu türden kitaplar, yeni bir harekete yol açıyor. Aşırı bir şekilde artmış bulunan hastalıklardan ve tehlikeli ilaçlardan uzak durmaya çalışan insanlar var artık. Bu hareket, Türkiye'de de yayıldıkça, reçeteli ilaçlar olmadan da sağlıklı yaşamaya çalışan insanların sorularına cevap niteliğinde kitaplar da artacaktır.

45'inden sonra kolesterol zaten yükselir

Kolesterolün, yaygın kanının dışında zararlı olmadığı öne sürülüyor, siz ne diyorsunuz?

Kolesterolün zararlı olduğu yönündeki yaygın bilginin bir masal olduğu görüşüne katılıyorum.
Şöyle ki: Size bir bardak su getirsem ve 'içindeki bileşenler zararlıdır' desem tepkiniz muhtemelen sıvının ne olduğunu anlama yönünde olurdu.İçinde ne olabilir, H2O olabilir ya da
hidrojen peroksit H2O2 olabilir ki o da sıvıdır. ilki hayat verir, ikincisi öldürür.
Kolesterol konusunda yapılan saçmalık, verdiğim örneğe benzer şekilde, bardakta ne olduğu söylenmeden size sıvının zararlı olduğunun söylenmesidir. Kolesterolün zararlı olduğu yönündeki yaygın teoride, yöntem yanlış, matematiksel ve mantıksal değil.

Öyleyse neden bize sürekli kolesterolden kaçınmamız gerektiğini söyleyen görüş hakim?

Bu kaçınılmaz. Dünyadaki 8 milyar insanın 45 yaşından sonra en az yüzde 30 ila 40'ında kolesterol yükselmek zorunda. Eğer kolesterolün yüksek oluşunu bir hastalık olarak gösterip bunu düşürecek bir alternatif gösterecek olursanız, sürekli ve muazzam bir para kazanırsınız. Kardiyologlar ölüm oranları ile kolesterol yüksekliği arasındaki ilişkiye asla girmezler. Çünkü yaşlılarda kolesterol düzeyi yükseldikçe ölüm oranı azalır. Yüksek kolesterol zararlı diyen uzmanların
söylediklerinin tam tersi bir durum yani.

Kolesterolün düşük tutulması gerektiği yönündeki yaygın kanıya siz neden katılmıyorsunuz?

Organizmada bazı moleküller yükseliyorsa bu, bir hastalıkla ilişkilidir. Mesela bir enfeksiyonda kandaki lökosit sayınız artar, ateşiniz yükselir. Doktor size 'Kandaki lökosit sayınız sizi hasta etti' demez, 'Hastalığınızdan dolayı lökosit sayınız arttı' der. Enfeksiyona neden olan bakteriyi verdiği ilaçla öldürür ve lökosit sayısı normale iner. Aynı mantık kolesterol için de geçerlidir.
Kolesterolün yüksekliğini hiçbir hastalıkla ilişkilendiremediler. Bu yüzden de doğrudan kolesterolü hedef aldılar.

İlaç tüketimine dayalı sistem işliyor

Yaygın bir kanaat var, 'kolesterolümüz düşükse sağlıklıyız ve kalp rahatsızlıkları açısından
risk altında değiliz' şeklinde. Siz bunun doğru olmadığını söylüyorsunuz, neden?

Bir yığın araştırma var, kolesterolü ortalamadan düşük olanların başka hastalıklara çok daha fazla yakalandıkları yönünde. Ancak bunları söylemek size ticari açıdan bir şey kazandırmaz, kaybettirir. O yüzden ibre daha çok kolesterol karşıtı kampanya yürütenler lehinde çalışır.

Tıbbın ticari bir faaliyete dönüştürülmesinden mi kaynaklanıyor bu?

Sanayiciler artık ciddi yatırımlar yapıyorlar. Çünkü çok büyük bir rant var ortada. 1960'lara 70'lere kadar bu böyle değildi, tıp safiyane amaçlarla yapılıyordu. 40 yıldır ilaç tüketimine dayalı bir anlayış ve sistem geliştiriliyor. ilaç sanayii, hastalığı değil, belirtilerini yok edecek ilaçlara yöneldi. Mesela başınız ağrıyorsa onun gerçek nedenini bilmeyi değil, ağrısını dindiren ilaçlar vermeyi öneriyor tıp. Sebebi bilinip tedavi edilecekken migrenin 50 bin çeşidi üretilir, bunların yüzlerce ilacı çıkar. Hastalar bu ilaçları kullanır, ağrıları yıllarca devam eder. işte ilaç sanayiinin de aradığı budur. Kolesterol ilacı da kullanmak tam bir abonelik sistemidir, 40 yıl kullanırsınız.

Kolesterolün düşürülmesinde kullanılan 'statin'lerin zararlı olduğu iddiasına ne diyorsunuz?

Mesela vücudunuzda enerji santralı olan bir madde vardır ve bunu bu ilaçlar tahrip eder. Bu ilaçları kullananlar zaten halsizlikten şikâyet ederler. Bütünüyle emin değiliz, ama teorik olarak baktığımızda kansere de sebep olma ihtimali var. Diyorlar ki 'madem öyle ispat edin'.
Asıl siz bu ilacın zararsız olduğunu ispat etmek durumundasınız. Ve bunu ispat etmek için trilyonlar harcamanız gerekir. Kârı olmadığı için de hiçbir firma böyle bir masrafı
karşılamaz. İşin kötüsü, devletlerin desteklediği, bağımsız araştırmalar yapan kurumlar kalmadı.
Araştırmaların yüzde 90'ı ilaç firmaları tarafından yapılıyor ve tedaviye, önlemeye yönelik değil.

Kolesterolümüzü düşük tutarak, birtakım risklerden uzak kalmıyor muyuz?

Vücutta mikropsuz bir iltihap vardır. Vücut bunu kolesterol ile tamir etmeye çalıştığı için kolesterol oranını yükseltir. Kolesterol bir tamir materyalidir orada. Bu, bir yangın mahallindeki itfaiyeyi görünce 'itfaiye yangın çıkarıyor' demenize benzer. Çünkü bundan büyük paralar kazanılıyor. Tıpta bu kadar ilerleme ve kolesterollü gıdaların tüketiminde büyük bir azalma varken neden koroner kalp rahatsızlıklarında muazzam bir artış var?
-----------
- alıntıdır-


Kanserin bu denli yükek olmasının bir sebebi de, baskılanan kollestrol olabilir mi??Düşünmeden edemiyorum, çünkü kanser için oluşturulan piyasa korkunç rakamları içeriyor.:(((

Edited by - kurby on 01/03/2009 15:38:29
Go to Top of Page

owi
Elmas

Turkey
302 Posts

Posted - 01/03/2009 :  15:48:43  Show Profile  Visit owi's Homepage  Reply with Quote
Sevgili Kurby, geçmiş yıllarda bir entegre et tesisinde bulunmuştum.Orada işletmenin sahibi Hollanda'da yaşadığı bir deneyimi aktardı.Orada bir tesisi gezer iken o tesisin sahibi salam,sosis bölümünde demiş ki; isterseniz şuan ceketinizi çıkarın onuda salam yapayım.
Evet bu gerçektir çünkü salam ve sosis tarzı gıdalar hayvanların o atılıyor sandığımız her yeri kullanılarak yapılıyor.Örneğin tavuğun gagası gibi..
Ve ben o tesiste gördüm ki bir hayvanın hiçbir yeri ama hiçbir yeri ziyan edilmiyor.Krem peynirler örneğin, nasıl yapılıyor..
Süt konusunda ise, onu referans alarak pekçok gıda konusunda elbette hasbel kader ABD denilen ülkeyi görmüş biri olarak, oradaki halkın durumuna acımamak mümkün değil.Çünkü o ekonominin yürümesi ve güçlenmesi için tüketimin her şeklinin ( zararına bakılmadan ) teşvik edilmesi ve yapılması gerekiyor kiii o ekenominin parası başka ellerde Orion'nun amaçlarına hizmet etsin.Bakın Lehman Brothers battığında 400 milyar dolar nereye gitmiş.Uzağa değil, bize çok yakın bir yere..O kara gözlü çocukların kafalarına düşen fosfor bombalarının içinde görünüyordu örneğin..
Bizim toplumumuz içinde kiminin o göklere çıkardığı, huzur içinde olsun, 80 sonrası iktidarın ve başının yaptığı ekonominin batıya açılması uygulaması da aynı projenin içinde yer almakta idi ve öyle bir açıldık ki işte ameliyat masalarında açılmadık yerimiz kalmadı.
Şimdi bastıkça basıyorlar ne varsa ne idüğü belirsiz bir sürü kutu içi gıdayı.Ancak o doğadan temin ettiklerimiz kısmını es geçmiyorlar ki..Hayvan yemleri, sebze tohumları vs..uzar gider.
Yani Dostlar, şuan için belki tekbir çözüm var, o da Anadolunun en el değmemiş yerinde yaşayabilmek ki tabi ne kadar mümkün olursa orada da bunlara maruz kalmamak..

Ne demeli bilmem ki, " işte geldik gidiyoruz"...Bunlar da var bunlar da bizim için.Bu gezegen ve bu ülke, dün de sevgili damdam'ın açtığı konuda de değindiğimiz gibi, hiçbir benzeri olmayan özellikler taşımakta.İster pozitif ister negatif...E dolayısıyla ayırt etme lüksünüzde olamıyor.

Neyse..biz yine ve bence o dağlardaki bitkilere bakalım derim,onlara da gökten yağanları saymazsak tabi:(





Edited by - owi on 01/03/2009 15:51:14
Go to Top of Page

owi
Elmas

Turkey
302 Posts

Posted - 01/03/2009 :  16:12:13  Show Profile  Visit owi's Homepage  Reply with Quote
Sevgili Kurby çok çok çokkk yararlı paylaşımlar ki şuan ev halkına tek tek okuyorum.
Emeğinize sağlık

Edited by - on
Go to Top of Page

kurby
Elmas

Turkey
1049 Posts

Posted - 01/03/2009 :  16:20:59  Show Profile  Visit kurby's Homepage  Reply with Quote
Sevgili Owi, yakın bir zamanda o dağlardaki bitkilerde kalmayacak.Sağlam, nakliyeye dayanıklı sebze üretme merakı nedeniyle, dölsüz olarak piyasaya sürülen tohumlar, doğal çevreyi de dölsüz bırakıyor.:(( Anlamıyorum, dölsüz sebze makbul ve bunu için tonlarla para akıtılıyor, öte yandan dölsüz insanı doğurtmak için ayrı bir piyasa var.:)))Hibrit tohumlar, bizleri de etkiliyor!:((Her piyasanin zararı, bir başka piyasayı besliyor.Toptan temizlik lazım diyorum bazen, toptan nasıl temizlenir ki!:)))))Bu temizlik sonrası, 50 yılda dünya/doğa toparlar kendini, herşey yerli yerine oturur.:))Sonra yine sürüngenler gelir, yeni bedenleri yerleştirir, bu iş böyle sürer gider.Döngü!hahahaha!

Salam, sosis meselesi ise, geride ne varsa üretime katma çabası.:))Gerisi ve derisi misali!:)))Büyük baş hayvanlar, başlıbaşına bir felaket.Beslenme kürleri bizden kötü.:))Bazen diyorum, aslında kanser diye bir hastalık yok, bunu alttan bizlere bulaştıranlar var.Psikolojimizi yıkıyorlar, nefes aldırmıyorlar bize, yediklerimizle oynuyorlar, genlerimizi değiştirmeye çalışıyorlar.Daha önce 12 idi, hadi 2'ye düştü.Eee anam babam 2'yi nereye düşüreceksiniz?Genler üzerine çalışma yapıyorlar, papa ve meclisler şimdilik olmaz böyle bir şey dedi.Ama dün ET yoktur diyen papa, bugün olabilir diye fikir değiştirdi ise, yarın kedi kafalı insanlar(en iyi ihtimal) görmemiz mümkün olacak diye düşünüyorum.Arada kertişler de kaynayacak, biz de gen oynamalarının ürünüyüz diye.Şenlik o zaman başlayacak işte!Aynı fiziksel özelliklere sahipken aramızda bir uzlaşma sağlayamazken(senin gözün siyah, terörist! derken), bu yeni türlerle nasıl uyum sağlayacağız, bunu bilmiyorum.Santorlar ve insanlar!hahahha!Konuyu dağıttım, karamsar olmak istemiyorum.

Edited by - on
Go to Top of Page

kurby
Elmas

Turkey
1049 Posts

Posted - 01/03/2009 :  16:26:27  Show Profile  Visit kurby's Homepage  Reply with Quote
quote:
Originally posted by owi

Sevgili Kurby çok çok çokkk yararlı paylaşımlar ki şuan ev halkına tek tek okuyorum.
Emeğinize sağlık



Rica ederim, her zaman.Fezada dolaşmanın yararı olmadığını anladığım an, edindiğim bu bilgileri yeniden sizlerle yeniden paylaşmaya başladım:))

Edited by - on
Go to Top of Page

zer-zivi
Elmas

Turkey
953 Posts

Posted - 01/03/2009 :  16:29:03  Show Profile  Reply with Quote
Bende hep sağlık sektörünün hep kar amaçlı olduğunu düşünürüm.Elbette iyi niyetli doktorlar var hayat kurtaranlar, ama en çok şu ilaç firmalarına güvenim yok.Pek çok hastalığın nedeni onlar.Hastanelere hemen hemen hiç güvenim yok.Zaman öyle olmuş ki, para için hemen ameliyata sokacaklar insanları. Devlet hastaneleri özelleşip tekelleşirse ne olur? Korkunç olur. Kızım dört gündür hasta ama doktora götürmedim,kendi vücut direnciyle iyileşsin diye.İlaçlara güvenim yok çünkü.Bitkileri kaynatıp içiriyorum,meyve ve sıcak , baharatlı çorbalar içiriyorum:))

Birde insan hangi hastalıktan korkuyorsa o birden vuku buluyor.Kilodan korkuluyorsa kilo alınıyor, hastalıktan korkuluyorsa hasta olunuyor, şekerim yükselir diye korkanların şekeri yükselir. Ben çocukluğumdan bu yana öyle çok şekerli gıda tüketmişimdir ki ne kilo yapmıştır nede şeker hastalığı oluşmuştur. Bir arkadaşımın yanına ziyarete gittiğimde bir fincan çaya dokuz küp şeker atıyorum.İkinci bardağıda içince dokuz şekerli oldumu sana on sekiz küp şeker:))Metabolizman öyle deyip hemen savunmaya geçmesin kimse çünkü hepimizin metabolizması aynı evrenin yasalarına göre işliyor:))

Edited by - on
Go to Top of Page

owi
Elmas

Turkey
302 Posts

Posted - 01/03/2009 :  16:46:38  Show Profile  Visit owi's Homepage  Reply with Quote
Geçmiş olsun zer-zivi minik zer-zivi'ye:) Acil doğal şifalar dilerim!
Valla Sevgili Dostlar, inancım şu ki hiçbir şey birbirinden bağımsız değil bu saptırılmış ve sapıtılmış işlerde.Yani büyük ve büyük bir senaryonun çeşitli bacakları bunlar ve biz bunca zulme
malesef sadece sevgimizle ve farkındalığımızla direnebiliriz, her nekadar mümkünse tabi.
İşte bütün bu zulme rağmen biz imanımızı ve inancımızı ve sevgimizi koruyabilir isek ne mutlu bize.Ancak yine de diyorum ki bunca kirliliği ancak sıkı bir temizlik giderir diyorum ve gaia anamızın da buna çok ihtiyacı var.İşte o da Hasat zamanı mı dostlar..Dedik ya dünde, bazen istiyorum olsun ve bitsin ve temiz bir sayfa açılsın artık.

Sevgimizi Ümitle Süslendirelim ve Olacak Olan Ne İsen O Zaten Olacaktır!

Edited by - on
Go to Top of Page

kurby
Elmas

Turkey
1049 Posts

Posted - 01/03/2009 :  16:52:28  Show Profile  Visit kurby's Homepage  Reply with Quote
Geçiş olsun Zer-zivi.Kızının neyi var bilmiyorum ancak, eğer soğuk algınlığı ya da grip ise, ki bu ara meşhur bunlar.:)) Kızına sarımsak yedir.:))Ben kız kardeşimi öyle ayağa kaldırıyorum, kokuyor biraz ama.Hızla iyileşiyor.Çünkü, doktora gittiğimizde ilaç bitiyor, hastalık sürüyor.İlaçlar hastalığı baskılamaya yönelik, yok etmeye değil.:( Hiçbir ilaç 24 saatte ayağa kaldırmazken, sarımsak 12 saatte harika bir şekilde iyileştiriyor.Antibiyotikli yiyecek ve içecekler maalesef bağışıklık sistemimizi düşüyor, onu güçlendirmek gerek.Bunun çaresi de sarımsak dopingi!:))Tekrar geçmiş olsun.:))

Not:Dedem, babam ve amcamlara her sabah bir diş sarımsak yuttururmuş, geleneksel sarımsak sevdası!:))

Edited by - kurby on 01/03/2009 17:05:12
Go to Top of Page

zer-zivi
Elmas

Turkey
953 Posts

Posted - 01/03/2009 :  17:05:56  Show Profile  Reply with Quote
Sarmısağı sarmısaklasaktamı saklasak,sarmısaklamasaktamı saklasak :)) Teşekkürler Kurby canım benim, okulda üşütmüş malum evde doğa şartlarına yakın geçiştiriyoruz soğukları.Ancak öğretmen yüzünden hastalandı çocuğum.Boğazlı kazak giydiririm öğretmen yasaklamış.Önlüğünün üstüne süeter giydiririm onuda yasaklamış.Ve sınıfı sıcak diye,havalandırmak için pencereleride açtırıyormuş.Benim kızda tam pencerenin önünde oturuyor, haliyle hastalandı.Bu kış sadece bu ikinci hastalanışı,diğer çocuklar gibi her ay hastalanmıyor.Öğretmenle başım dertte:) Kızım hasta diye üç gün göndermedim okula.Öğretmeni kızmış cocukların söylediğine göre.Ne yapayım bu hoca hanımla:)) En iyisi hoca hanıma kocaman bir öpücük vereyim:))

Edited by - zer-zivi on 01/03/2009 17:08:09
Go to Top of Page

kurby
Elmas

Turkey
1049 Posts

Posted - 01/03/2009 :  17:15:07  Show Profile  Visit kurby's Homepage  Reply with Quote
Hoca hanım, menopozda mı ki? Al mor basıyor ya, şimdi menopozda, eskiden basmazdı.Bak bunu da anlamıyorum.Biri çıkıyor, diyor ki "Aaa, hanım, menopozda al basar, mor basar, sıkıntı yapar, ödem olur, aman dikkat!" Telkinin güzelliğine bakar mısınız? Sonra hormona boğuyorlar kadınları, her yaşın güzelliği, bir değişimi var oysa. Sanıyorlar ki, 60 yaşında 18'lik kız gibi olsunlar, bunu empoze ediyorlar kadınlara."Acda gibi olun lütfen!!":)))Güzelleşin diyorlar, hahaha!(Bu da bir sektör)Yahu, doğaya bu kadar aykırı olunur mu? Doğada seçici dişidir, güzel/alımlı olması ve kendini seçtirmesi gereken erkektir.Pes yani!!

Edited by - on
Go to Top of Page

zer-zivi
Elmas

Turkey
953 Posts

Posted - 01/03/2009 :  17:18:55  Show Profile  Reply with Quote
Aynen katılıyorum söylediklerine:) Çok doğru ajdaya yetişemeyiz biz:))

Edited by - on
Go to Top of Page

alemtac
Zümrüt

Turkey
250 Posts

Posted - 02/03/2009 :  01:21:39  Show Profile  Visit alemtac's Homepage  Reply with Quote
Merhaba arkadaslar;
bir tavsiyede benden olsun :) 1 çay bardagi kaynar suya 1 tane kuru papatya ufalayip, 5 dak. sonra icirebilirsiniz. yada daha kolay bulunan birsey olsun: 1 tatlı karabiber ve 1 tatli kasigi tozsekeri, 1 su bardagi suda eritip icirebilirsiniz.
sifa olsun..

Edited by - on
Go to Top of Page

zer-zivi
Elmas

Turkey
953 Posts

Posted - 02/03/2009 :  14:32:22  Show Profile  Reply with Quote
Sevgili alemtac teşekkürler formül için:) Kahvaltıdan sonra karabiberle pekmezi karıştırdım,birazda sıcak su ilave ettim.Kızım benim zorumla bir miktar içti,hepsini bitireceksin dediğim halde içmemiş ve çaktırmadan okula kaçmış benim cadım:)) Neyse ne kadar içse kardır:)

Edited by - on
Go to Top of Page

alemtac
Zümrüt

Turkey
250 Posts

Posted - 02/03/2009 :  14:52:56  Show Profile  Visit alemtac's Homepage  Reply with Quote
karabiber; istahi acar ve enerji verir...pekmez vermeniz cok iyi olmus :) bende tesekkur ederim. insallah iyilesmitir kiziniz.
sevgiler

Edited by - on
Go to Top of Page

alemtac
Zümrüt

Turkey
250 Posts

Posted - 04/03/2009 :  12:24:28  Show Profile  Visit alemtac's Homepage  Reply with Quote
Sevgili Kurby'nin acmis oldugu bitkiler basligi altinda paylasmak istedigim birkac yabanci olmadigimiz bitkinin faydalarindan bahsetmek istiyorum:
zeytin yapragindan gelen sifa; birkac tane zeytin yapragini kaynar suya atin ve demleyip, cay gibi icin..kandaki seker miktarini dusurur, tansiyona iyi gelir,karacigere faydalidir. sabahlari 4 tane zeytin yemelisiniz.
yulaf; sabahlari bir kase yulaf yemek ruhsal ve bedensel yorgunluklarinizi giderir. agir metelin vucuttan atilmasini saglar. yuksek oranda lif/seluloz icermesi nedeniyle bagirsaklari calistirir ve temizler.
seftali; mevsiminde yenen seftali idrar sokturerek, idrar yollarini temizler. ayrica kabizliga iyi gelir.
sogan; faydasi saymakla bitmez. en iyisi cig cig sogan yemek en onemli ozelligi zayiflaticidir tum organlara iyi gelen bir kok bitkidir.
sarmisak; oncelikle dogal antibiyotik... tansiyon dusurucu etkisi vardir, ayrica kani temizler. zehirli hayvan sokmalarinda yariya kesilmis bir dis sarmisagi yaranin ustune surerseniz, zehrini alir. kanserden korur.
adacayi; demleyip icerseniz, menepoz ve premenopzu geciktirir. hazim sistemini duzenler. banyo suyuna katarsaniz zindelik verir.
armut; salgı bezlerini calistirir. sinirleri yatistirir. idrar sokturur. ac karnina yenmelidir.
çilek; cilde tazelik ve guzellik verir. ayrica vucuda direnc vermesi ve ates dusurucu ozelligide vardir. allerjik bunyeler dikkat !!!
domates; domates cildi guzellistirir. nasirlarin uzerine yarim domatesi cekirdekli tarafindan baglayip, bekletirseniz nasirlari soker. vucutta biriken toksinleri atar.
portakal;kabugunu kaynatip icerseniz, mide rahatsizliklarini giderir. grip ve nezleye faydasini soylememe gerek yok sanirim. yorgunlugu giderir. sinirbozukluguna iyi gelir.
elma;toksinlerin vucuttan atilmasini saglar. kompostosu ucuklari gecirir. kandaki seker miktarini dusurur. seker hastalarina faydalidir. beden ve zihin yorgunlugunu giderir. cildi guzellistirir.
ihlamur; huzurlu bir uyku uyumanizi saglar. balla karistirip icerseniz, gogsu yumusatir, soguk alginliklarina iyi gleir, mide rahatsizliklarini giderir. boyun ve yuze guzellik verir.
uzum; toksin etkisinin yanisira zihin gucunu arttirici, kan yapici ozellikleri vardir. besleyicidir. cilt guzelligini arttirir.
pirasa; Suyu ile yuzdeki sivilceleri ve lekeleri geçirebilirsiniz. idrar sokturucudur. bobreklerde kum ve taslarinin dusurulmesine yardimci olur.
nane; kaynatilip çayi yapilir ve yarim limon ile birlikte soguk alginligi, mide rahatsizliklarina care olur, astim rahatsizliklarinada faydalidir. Mide ulseri ve gastridi olanlara tavsiye edilmez. ayrica regl, migren agrilarini gecirir.
kiraz; etinden - sutunden faydalandigimiz bir meyve ev ilaclari yapiminda kabugu, saplari, meyvesi ve cicekleri kullanilir. saplarini kaynatirsak vucuttaki odemi atar ve zayıflatir. kabuklari ishali keser. cicekleri gogsu yumusatir ve oksurugu keser. meyvesi kabizligi giderir, sinirleri kuvvetlendirir.
nohut; anne sutunu arttirir. Bol lifli bir gida oldugu icin seluliti olanlarin tuketmesi tavsiye olunur
salatalık; el, boyun ve cilde guzellik verir. idrar soktururcudur. ayrica doyurucu oldugu icin rejimlerin bas tacidir ter bezlerinin calismasini saglar. selulitlere faydalidir.
havuc; cocuklarda ishalin kesilmesi icin suyunun icerilmesi yeterlidir. kansizligi giderir. anne sutunu arttirir. disetlerini kuvvetlendirir. yuz ve boyun kirisikliklarina iyi gelir.
kekik; kalp carpintalarini keser. yiyecekleri korur. tum sogukalginligi ve benzeri bilimum rahatsizliklarda kullanilir. kekik suyu ile yapilan banyo eklem agrilarini giderir. kekik suyu ile saclarinizi yikarsaniz hem parlaklik kazanir, hemde dokulmeyi onler.
devam edecek...
kestane; kandolasimini duzenler. kabuklarini kaynatirsaniz en iyi ates dusurucu yerine gecer.seker hastalarinin yememesi tavsiye olunur.
erik; kabizligi, zihin yorgunlugunu, kansizligi giderir. sinirleri kuvvetlendirir.
enginar; karaciger dostu


Edited by - alemtac on 05/03/2009 11:42:17
Go to Top of Page

kurby
Elmas

Turkey
1049 Posts

Posted - 04/03/2009 :  23:35:07  Show Profile  Visit kurby's Homepage  Reply with Quote
Teşekkür ederim sevgili Alemtac.:))

Yulaf ile ilgili bir ek bilgi de benden.Yulaf, ağır metalin vücuttan uzaklaştırılmasını da sağlar.:))Ayrıca yüksek selüloz/lif içermesi nedeniyle, bağırsakları çalıştırır ve temizler.:))

Aklıma gelmişken bir de çilek hakkında söyleyeceğim var.Çilek alerjik bir meyvedir.Aman dikkat!Tecrübe ile sabittir.:)))

Sevgili Alemtac, bilgilerinizi merakla ve sabırsızlıkla paylaşmanızı bekliyorum.Tekrar teşekkür ediyorum.:))

Sevgiler....

Edited by - on
Go to Top of Page

alemtac
Zümrüt

Turkey
250 Posts

Posted - 04/03/2009 :  23:52:01  Show Profile  Visit alemtac's Homepage  Reply with Quote
sevgili Kurby; ben yazsam, sizde tamamlasaniz. ne guzel bir calisma olur diye dusunuyorum...yani beraberce paylassak..nedersiniz?
Bu arada ogleden sonra yazdiklarimin hicbirini kaydedemeden " surver is not aviable " in azizligine ugradim.. baya bilgi yazmistim :( neyse yilmak yok :))
Sevgiler.

Edited by - on
Go to Top of Page

kurby
Elmas

Turkey
1049 Posts

Posted - 05/03/2009 :  00:09:02  Show Profile  Visit kurby's Homepage  Reply with Quote
:))Elbette, sevgili Alemtac bilgim dahilinde tamamlamaya çalışırım, ayrıca buna çok sevinirim.:)) Ah, o surver'i ele geçirsem zaten ben!!!!:)))))Yazdıklarınızı göndermeden önce kopyalayın, çünkü bu hep başımıza geliyor.:)))

Sevgiyle...

Edited by - on
Go to Top of Page

alemtac
Zümrüt

Turkey
250 Posts

Posted - 05/03/2009 :  11:47:44  Show Profile  Visit alemtac's Homepage  Reply with Quote
Sevgili Kurby;
ust tarafta yazmis oldugum nottan devam ettim, sizin soylediklerinizide ekledim. ve biraz yoruldum..bu yasta, sabah 5 te yat 9 da kalk..:)) paylasimlarinizi bekliyorum..tesekkurler..
sevgiler.

Edited by - on
Go to Top of Page

owi
Elmas

Turkey
302 Posts

Posted - 05/03/2009 :  21:26:17  Show Profile  Visit owi's Homepage  Reply with Quote
Canım dostlar, yüreğinize emeğinize teşekkürler..:)

Edited by - on
Go to Top of Page

kurby
Elmas

Turkey
1049 Posts

Posted - 05/03/2009 :  22:13:52  Show Profile  Visit kurby's Homepage  Reply with Quote
Sevgili Alemtac, burada ek olarak verebileğim dört bilgi var.Paylaşımların için de ayrıca teşekkür ediyorum.:))

-SALATALIK: Özellikle kortizon tedavisinde yükselen şekerin kontrolünde, sabahları aç karnına kullanılıyor.Şekeri dengeleme gibi bir hüneri var, can dostumuzun.:))

-NANE: Naneyi de,şöyle kullandım.Babamın yoğun bakımda yattığı sıra tüm sırtım kabarmıştı.Ürtiker teşhisi kondu, kullandığım ilaçlar ve kremler fayda etmedi.Bir gün mutfakta kaşınırken-ki tatlı bir kaşıntısı vardır, ürtikerin- gözüm balkondaki nanelere takıldı ve kaynatıp soğutup sırtıma sürersem iyi geleceğini hissettim ve yaptım.Naneyi kaynattıktan sonra, buzdolabında soğuttum ve bu şekilde sırtıma sürdürdüm.Kabartılar geçmeye başladı ve sırtım soyulmaya,hem de ikinci günü. Elbette stres devam ettiği için yenileri de çıkıyordu, ama en azından büyük kısmından kurtulmuştum.Kalanından da babamın ölümünden bir kaç gün soran kurtuldum.:))

DEVEDİKENİ/Kenger: Şimdi tam zamanı, yeni filizleniyorlar.Hani şu dikenli, mormor çiçek açan bitki.:)) Dikenlerine aldanmayın, karaciğer için çok faydalı.Karaciğeri yeniliyor.Bitkinin tümüne zarar vermeksizin,(devedikeni bir kökten bir kaç tane çıkar, tüm bitkiyi katletmeyin.) onun iç yapısını yiyebilirsiniz.Sap kısmının üstündeki dikenli yapıyı soyun, dikkatlice ve altındaki lezzetli yapıyı afiyetle tüketin.Marul sapı gibi lezetli bir tadı vardır.:)))

PAPATYA: Papatya laktatiftir, bu nedenle kullanırken dikkat edin.:))

Edited by - kurby on 05/03/2009 22:16:18
Go to Top of Page

alemtac
Zümrüt

Turkey
250 Posts

Posted - 05/03/2009 :  23:10:42  Show Profile  Visit alemtac's Homepage  Reply with Quote
quote:
Originally posted by owi

Canım dostlar, yüreğinize emeğinize teşekkürler..:)



Cok tesekkurler Sevgili Owi; iyiki varsiniz..

Edited by - on
Go to Top of Page

alemtac
Zümrüt

Turkey
250 Posts

Posted - 05/03/2009 :  23:26:51  Show Profile  Visit alemtac's Homepage  Reply with Quote
Sevgili Kurby; bence cok guzel bir calisma oluyor. bunlari sonra bir araya toplasak da herkesin yararlanacagi bir hale getirsek. "Don basa yaz" dan sikildim..
nekadar sikinti yasamissiniz :( basiniz sagolsun.
nanenin yaptiklarina sasirdim..meger ne marifetleri varmis..ama icindeki mentol...evet mentol deriyi ve dolayisiyla urtikerin soyulmasina neden olmustur :)
papatya ayrica uyku duzenleyici ve spazm gidericidir.
patates; iceriginde B ve C vitaminleri ve bol miktarda nisasta vardir. el ve ayak catlaklari icin puresini catlak olan yere surup bekletin, tedavi eder. cocuklarin yuttugu yabanci cisimlerin kolayca diskiyla cikarilmasinda kullanilir.
kayisi; yuz ve boyun kirisikliklarini giderir. kabizliga iyi gelir. sakinlestirir, uyku verir.
simdilik aklima gelenler bunlar:
Sevgiyle Sevgili Kurby

Edited by - alemtac on 06/03/2009 09:52:49
Go to Top of Page

alemtac
Zümrüt

Turkey
250 Posts

Posted - 06/03/2009 :  09:51:07  Show Profile  Visit alemtac's Homepage  Reply with Quote
muz; Vucudun ihtiyaci olan butun maddeleri karsilar. kemiklerin gelismesini saglar ( tabiki cocuklar ve gencler icin ) Diareyi keser.
kavun; teskin edicidir, uyku verir. Bobreklerdeki kum ve taslarin dokulmesinde yardimcidir.
karpuz; kani temizler. susuzlugu giderir
bamya; mide ve barsaklarin duzenli calismasini saglar.
defne; ates dusurur, vucuda rahatlik verir.
mandalina; gripte kullanilir. kabugundan esans yapiminda faydalanilir. Ayrica yatistiricidir.
Roka; vucuttaki odemi bosaltir.
Bu gunku odevimde bukadar :)

Edited by - on
Go to Top of Page

alemtac
Zümrüt

Turkey
250 Posts

Posted - 09/03/2009 :  10:15:04  Show Profile  Visit alemtac's Homepage  Reply with Quote
yerelmasi; anne sutunu arttirir. bobreklerin ve pankreasin duzenli calismasini saglar. seker hastalarinin rahatlikla tuketebilecegi yiyeceklerden biridir. cildin guzel olmasini saglar.
kahve; kandolasimini saglar. uyku kacirir ancak zihni acar. fazla icilmesi ise sinir bozukluguna yol acar. uyusturucu maddelerle zehirlenmelerde kisiyi uyanik tutmak icin kullanilir. tansiyonu yuksek olanlarin kullanmamasi tavsiye edilir.
bakla; bobreklerin temizlenmesinde, tas ve kum dusurulmesinde, bobrek yolu iltihaplarinda, idrar yolunun temizlenmesinde kullanilir.

Edited by - on
Go to Top of Page

alemtac
Zümrüt

Turkey
250 Posts

Posted - 09/03/2009 :  10:39:32  Show Profile  Visit alemtac's Homepage  Reply with Quote
bezelye; kan yapicidir, kankanserine karsi korur. ayrica bayanlarin yasam omrunu uzatir.
taze yesil biber; kanamalari onler. mideyi kuvvetlendirir. acisi kansere karsi korur.
semizotu; C ve D vitaminleri yonunden zengindir. zayiflamaya faydalidir. kani temizler. mide ve bagirsak kanamalarinda faydalidir. Lapasi yanik ve apselerde kullanilirsa rahatlik verir.

Edited by - on
Go to Top of Page

zer-zivi
Elmas

Turkey
953 Posts

Posted - 09/03/2009 :  11:40:13  Show Profile  Reply with Quote
Sevgili alemtac sinirlere,sinirlenince baş ağrılarına ve öfkeye ne iyi olaaa ki:))

Yok gerçekten ciddi soruyorum biraz şaka karıştırıp,azıcık sevgiyle tatlandırıp bir parçada hoşgörü ilave ettikmi gelde bu çorbayı içme sıcak sıcak:))Sevgiler derinden,teşekkürler.....

Edited by - on
Go to Top of Page

alemtac
Zümrüt

Turkey
250 Posts

Posted - 09/03/2009 :  12:12:04  Show Profile  Visit alemtac's Homepage  Reply with Quote
Sevgili Zer - Zivi;
sakinlestiriciler genellikle sari renkte olan meyvelardir : mandalina, kavun, kayisi
sinirleri kuvvetlendirici ( tartismalarda daha dayanikli yapanlar :)) ) yesil renkli meyvelerdir : erik gibi.
Aklima getirdiniz Sevgili dostum, renklerine gore gunluk hayatimizdaki bitkileri bir grup yapabiliriz, tesekkur ederim.
Sevgiler

Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 09/03/2009 :  12:15:03  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Lavanta çayı tavsiye edilir, deterjan gibi de kokar aynı zamanda!

Edited by - on
Go to Top of Page

alemtac
Zümrüt

Turkey
250 Posts

Posted - 09/03/2009 :  12:19:36  Show Profile  Visit alemtac's Homepage  Reply with Quote
Yani uyaricidir :)

Edited by - on
Go to Top of Page

zer-zivi
Elmas

Turkey
953 Posts

Posted - 09/03/2009 :  12:24:03  Show Profile  Reply with Quote
Hey sevgili Tiversonus demek "ben hep sakinim" demenin bir yolu!:)) Ancak lavanta kokusunu severimde henüz hiç tatmadım hmmm sen bu günlerde birilerinede bu yöntemi önerdin! Uzun süre öfke arınması kolay iş değil.Ama alınan şifalı bitkilerin yanında onu en etkili kılan özdeki niyettir,eğer istemiyorsak istediğimiz kadar içelim fayda etmez:))

Edited by - on
Go to Top of Page

kurby
Elmas

Turkey
1049 Posts

Posted - 09/03/2009 :  13:25:57  Show Profile  Visit kurby's Homepage  Reply with Quote
Ben oğul otu/melissa kullanıyorum.Özellikle regl öncesi gerginlik için, stresi düşürüyor.Bir de nefes teknikleri eklenince, doymayın keyfime.....

Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 09/03/2009 :  13:35:37  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Kudret / Cennet Narı

Forumda daha önce bir dostum yazmıştı. Başlık içerisinde olması gereken bir şifa kaynağı bence.

Bursa'nın Kemalpaşa ilçesinden 3 kavanoz Kudret Narı (zeytin yağlı) kargo ile geldi. Üçünü de dağıttım... Dünkü rapor, gastriti olan ve patates suyu içen arkadaş, bunu kullanmaya başladı ve ikinci gün soğan yediğini ve hiç bir sıkıntı yaşamadığını söyledi.

Açık ve kapalı yaralara ve özellikle "gastrit, reflü" rahatsızlıklarına iyi geldiği denenmiştir. Yani ben değil ama işte bu şekilde aldığım bilgiyi yine de bu şekilde paylaşıyorum.

Daha açıklayıcı bilgiler için nette "Kudret Narı" şekilinde arama yapılabilir.

Selamlar,..Sevgiler...

Edited by - on
Go to Top of Page

kurby
Elmas

Turkey
1049 Posts

Posted - 09/03/2009 :  13:42:02  Show Profile  Visit kurby's Homepage  Reply with Quote
Kudret narı sadece mide ve bağırsak problemlerinde değil, kesik ve yanıklarda da kullanılır.:))Deriyi hızla iyileştirir, yaranın kapanmasını sağlar ve iz bırakmaz.:))

Her yıl dikimini yapıyoruz biz.Bir kısmını yağa koyar, bir kısmını da dağıtırız.Sarı tutuncu, küçük tırtıklı bir kavun görünümündedir.bitkinin yaprakları da şeker hastalıklarına öneriliyor ancak bunu deneme cesaretini gösteren bir şeker hastası bulamadım.:)))Yapraklar çay olarak tüketiliyor.

Haber verseydin, sana gönderebilirsim Tiversonus, eğer istersen tohumunu yollayabilirim, dikim zamanı...

Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 09/03/2009 :  13:45:39  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Bak Gülsüm teyze evde mide ameliyatı geçirdi yatıyor, yaş 80. Güzün herhalde 5-10 kilo ayır, tamam mı? Mevsimi ne zaman? Dur bende çüçekleri taze iken tane tane hazırlanmış Kantron yağı yollayayım:))

Edited by - on
Go to Top of Page

kurby
Elmas

Turkey
1049 Posts

Posted - 09/03/2009 :  13:52:37  Show Profile  Visit kurby's Homepage  Reply with Quote
hahaha!biz onu saksıda yetiştiriyoruz Tiversonus, 5-10 kilo nasıl toplayayım.:)))Bahçeye dikildiğinde daha verimli oluyor. İnşallah o da olacak... Tohumu göndereyim, dik ve yaza da tohumlarından bir kaçını ver çevrene.Herkese de çoğalsın.:)))Balık tutmak, pişmiş balıktan daha zevklidir.:)))Şimdi ekim zamanıdır.:))

Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 09/03/2009 :  13:56:27  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Şu saat itibari ile aldığım takviyeler:))

1. 7 adet "köpekbalığı" yağı (omega3)
2. 2 adet melatonin 3
3. 1 adet "Stress Formula with Iron"
---
4. 1 adet muli vitamin and mineral
5. 1 adet calcium-magnesium-zinc

Günüm yatmadan 2 adet melotonin ile kapanıyor:))


Ve akşam bir kaç takviye daha. "Vucuttaki bazı maddelerin eksikliği, kimyasal dengesizliklere, kimyasal dengesizlikler de ruhsal sapmalara" neden olur...Benim prensibim bu.

Edited by - Tiversonus on 09/03/2009 17:16:41
Go to Top of Page

kurby
Elmas

Turkey
1049 Posts

Posted - 09/03/2009 :  14:00:18  Show Profile  Visit kurby's Homepage  Reply with Quote
:))Demir takvyesi için, sabah aç karnına bir kaşık elma sirkesi tavsiye ediyorlar.Ben kullanıyorum.Anemikim çünkü....:))İlaçlar kar etmeyince, buna yöneldim.Kandaki Fe II, elma sirkesinde en doğal şekliyle mevcut.:))

Edited by - on
Go to Top of Page

alemtac
Zümrüt

Turkey
250 Posts

Posted - 09/03/2009 :  14:23:33  Show Profile  Visit alemtac's Homepage  Reply with Quote
en fazla demir dalakta ( benim asla yiyemedigim birsey ). 2 su bardagi sutun icine, dovulmus 1 corba kasigi badem koyup kaynatin..ustunede 1 cay bardagi pekmez karistirin..bakin bakalim kansizlik kalirmi :))

Edited by - alemtac on 09/03/2009 14:29:16
Go to Top of Page
Page: of 3 Previous Topic Topic Next Topic  
Next Page
 New Topic  Reply to Topic
 Printer Friendly
Jump To:
Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum © 2004 Budur.com Go To Top Of Page
This page was generated in 0.2 seconds. Powered By: Snitz Forums 2000 Version 3.4.04
Google
 
Web www.budur.com
Detayonline Gizli
Gerçekler
oyun komedi sohbet
Visitor Counter by Digits