Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum
Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum
Home | Profile | Register | Active Topics | Members | Search | FAQ
Username:
Password:
Save Password
Forgot your Password?

 All Forums
 Konu Dışı / Diğer Konular / Yönetimden
 Kişisel Düşünceler, Fikirler vb. Yazılar
 DÜZLEMDEN KÜRESELE
 New Topic  Reply to Topic
 Printer Friendly
Author Previous Topic Topic Next Topic  

tgur
Zümrüt

Turkey
233 Posts

Posted - 31/07/2008 :  12:11:17  Show Profile  Visit tgur's Homepage  Reply with Quote
Selam arkadaşlar,

"Niçin bunlar niçin"

Bilinçleme uğraşılarının tarifi yanında şu husus üzerinde nasıl bir akıl yürüteceğiz;
Herşeyin bir olduğunu idrak etmiş bir bilinç ,bu oluşanların sebebi üzerinde bir fikir yürütürse nasıl cevap alacak, başka bir anlatımla Hathor sakinlerinin de belirttiği gibi sadece bizim güneş sistemimizi değil, olan diye tanımladığımızı ,kavrayableceğimizi bir kavanoza koysak ve niçin bunlar niçin şeklinde bir soru sorsak..

Bu soruyu niye tekrar tekrar sorup duruyorsunuz şeklinde tepkilere hak veriyorum ,doğaldır, ancak bir tepki doğuyorsa , buna sebep olan ve tepki gösteren bilinçlerin de analizini yapmaya çalışıp üzerinde fikir yürütmemiz gerekir;

Bu soruyu soruyorum zira düşünceme sınır koyamıyorum ve eğer bir sınırlama varsa ,mutlaka etken bir barajlama ile oluşmuştur ,bunu tarif ederken en önde aklıma korku faktörü geliyor, korkuyla barajlanmışsa eksik ve sınırlanmamı isteyen kuvvetli bir gücün varlığından bahsetmeliyim.

“Bu kadar bilgi sana yeter ,bekle biraz “ şeklinde..
O durumda monoteizm illüzyonu altındayım demektir,
Ama ben onu kabul etmiyorum , birin prelüdlerini her nefeste hisseden biriyim,veya zannediyorum,zira bu korku barajını içsel olarak algılamıyorum ,evvelden vardı, bilgisizlikten sanırım.

Bilgide doyduk bitirdik mi, hayır ,bitme işine kilitlenen düşünce yapısında değilim,

Bunun dışında bu düşünsel sınırsızlığa bir sebep bulamıyorum, varsa söylensin ,
Mesela paranoya , delilik v.s. denebilir..
Yalnız deli yaftasını vuranın büyük sorumluluğu olur ,tanımlama konusunda ,genelde bu yola girenler sonuçta kendi bilgi yetersizliğini görür ,zira çok ruh hastlıkları uzmanı insan ruhsal tahlillerini yaparken bir neticeye varmak ve standart bir teşhis koymak için (tonsilit,bronşit v.s. gibi) yetersizliğini görüp gömleğini çıkarıp mesleğini bırakmıştır .Her insan ayrı bir dünya, psikolojik tanımlama standarta sokulamaz diyerek.

Tepki gösteren düşünceye gelince;

Sahi, neden tepkilisiniz ,bir tavanınız ,barajınız mı var ,veya sırtınızı sağlam bir yere dayayıp bu tip düşüncelere karşı elinizle bir itiş mi yapmak istiyorsunuz, yani zihninizle ,zararlı bir matahı kendinizden uzaklaştırmak sureti ile kendinizi korumak mı istiyorsunuz .
Korumak olabilir ,bilinç fasit daire veya düzlem özelliğinde ise korumalıdır , hele her birey, bu devirde ,bilincini şakrasına bağlayıp gökleri delmek zorundadır şeklindeki bilgileri şiddetle rededer bir konumdaysa o bulunduğu yerde biraz oyalanmalıdır ,o satıhta yaşaması lazım bir müddet ..

Bunun dışındaki tepkisel davranış, mevcut bilgilerinin henüz hazmında da olabilir ,zihin yeni aldıklarını eski bilgilerle, biraz da dayattırılmış olanlarla ,elimine ,yani muhakeme halindedir, doğruyu eğriyi ayırma faaliyetindedir ,bu ara bu tip sınırlar üzerinde konuşmak ona ağır veya zihnini daha karıştıracak konumda olabilir ,tepki normaldir. Yoksa zihin kolay karışır.

Bu noktada iken yazdıklarımı kontrol edip ,bir bilgiyi kabul ettirebilmek için paradoks mu yapıyorum şeklinde endişeye kapıldım ,bunlar da neden ısrarlıyım ,buna bir cevap bulmalıyım.

Buldum ,bildiklerimi aktarmak ,ufacık zihnimle bu akan ve ileriye doğru gitmeyi kendine doğal ve adeta otomatik bir yol kabul etmiş sitede takınılmış hissettiğim konularda ,akış yolu acaba açılabilir mi diye itilimler altındayım .Çünkü bazen takılınılmış gibi hissediyorum.
Lütfen bunları kendini çok bilmiş zannedenlerin hezeyanı halinde almayınız, sorgulamaların, samimi bulunulan bir ortamda saf bir şekilde açığa çıkması şeklinde düşünülebilinir.Bir iç bahçe değerlendirmesi.


Konuya dönelim,
Yazılarımda sık sık düzlem veya küresel davranıştan bahsederim, anlayan kıymetli dostları tenzih ederek ,sorunum biraz bu kavramı ben nasıl anlıyorum onu izah etmek;
Eğer biz çok haklı olarak üçüncü boyutttan dörde nasıl geçilir ve oralarda nasıl olmalı ,daha yakın sonrasında olan biten nedir şeklinde bir uğraşıdaysak ,-ki oe dostumuz bir uzun yazısında mükemmel bir açılımla izah edip adeta bizi bilgi ile şarj etti-, düzlemdeyiz.
Hele ruhsal bilgilerden tamamen uzakta olup ,anlamak için üste doğru zihin ile bakmaktan çekinik bir yaşam sürüyorsak bu düzlemin de altında ,metroda falan yaşamaktayız.
İşte küresel deyince bu düzlem üstü bilgilere ait bir kavramdan bahsediyor oluruz,
Burada dünyasal done konuları artık endike değildir,
Bu donelere dayanmazsak bilgiye uzanacak sağlam bir düzlem olmadığından küresel bir açılım içindeyiz demektir ,

Karşılaşılan konuları çözme işi, paranormal, metafizik ,kuantum özelliklerini yabancı görmeyen algılama sınırsızlığı, barajsız bakış açısı kazanmış bir bilinç hali ile mümkün olabilir.

Evvelce de bahsettiğimiz gibi bu özelliklere haiz olmak eski hayatlarla kazanılmış evrim sayesindedir , ve bu hayatta unutulmuşları hatırlama için bir süre de geçirilebilinir.
Ve bir ara bahsetmiştim ,unutulanları hatırlama ,bazen şiddetli sarsılışlarla yani olağan üstü hallerin kişide belirmesi ile veya mutedil ,azdan çoğa doğru ,ufak tefek isbatlarla ,bilgiyle karşılaşıp açılmalar şeklinde olur.

Bu arada yeterli evrim için enkarnasyonun başlarında olanlar için hadise biraz daha zor olacaktır,zira evvela insani hasletler öğrenilecek ,üst bilgileri algılayacak bir baz oluşturulacak ,müsait bir alıcı bilinç haline gelince süratli bir akışla iş hallolmaya koyulacak.
İşte bu noktada olabilecekleri küresel bir mantık ile izah edebiliriz ,hatta mantığı küreselin özelliğine göre biz oluşturabiliriz.
Devir bilinç açılma devri ,yani düzlemdeki zaman faktörünün dışına çıkmalıyız, bu evrede bin yıllık evrimi bir nefeste yapıyoruz bilgisinin doğruluğunu idrakle olacaktır bu iş..Düzlem bilinçte uzay/zaman mantığı işler ,küresel düşünce hali zamanı kenara iter ,izafi yani göreceli olduğunu anlatır ,herşeyin anda oluştuğu bilgisini devreye alır. Bu gelişen mantık içinde evet ,bin yıllık evrim bir anda oluşabilir..
Bu aşamada bir soru zihinlerde belirebilir ,şöyle ki; madem anda yaşamak gerçek ise bu bilinçte geri kalmışlık neden oldu ,bin yıllık bilgi bir anda yerleşebiliyorsa verilen üst bilgilerin hazımı için neden bu zaman faktörü devreye girdi ve oluşan bu geri bilinç hali planetimizin kaderi oldu.
Cevaben, her insan bir kristal prizma gibidir ,yani aldığını en güçlü yansıtabilecek özellikle doludur,ancak bu prizmayı eksik ve saplantılı bilgiler ,hele alt fizik bilgisine endekslenmiş yaşam doneleri etken olursa puslu ve lekeli bir hale getirir ,ışık yoğun bir şekilde soğurulamaz ve yansıtılamaz.

Bu tip prizmalarla dolu dünya, oldukça uzun müddet demir çağını yaşadı .

Şu anda bile zamana mecburen kilitli yaşama mecburiyeti olan insan denen varlık, anda yaşamı kolay anlayabilecek konumda değil ,
Olsun, ben devam edeceğim,

Düzlemde madde özelliği malüm, newtonla ilgili fizik yerçekimi ve beş duyu ile algılamayı sağlam kabul eden mantıkla yürüdü ,ve hatta buna uzun bir süre kapılan insanlık manevi davranışlarını da buna hizaladığından şu anda olumsuzluk ,negatif ,kh davranışı gibi olgularla didişmekteyiz ..

Oysa küresel bilinç, maddenin enerjisel ,hatta atom altı parçalarının spin özelliği ile diğer frekans boyutlarına dalan özelliğini farkeden ve kabul eden bilinçtir, bu arada hala tanrının zerrecikleri ile uğraşilıyor diğer yandan bu da hatırlanmalı, onlar aradıkları newtonvari sonuçları bulamayacaklar ama belki kuantumu tam anlamaya doğru yol alırlar, her neyse anlatmak istediğim şudur;

Küreselde olanın bakış açısında ,bir enerji düğümü olan insan gelmiş olduğu ,açıldığı her yeni bilinç halini dağıtmaya, neşretmeye adaydır ,dna sının endüksiyon bobini gibi işleyip ,enerjisel çıkarımını her yeni bilinç halinde arttırandır ,onun için bütün üst bilgiler “bilgi korur “ demekte, burada üst bilinç adaylarının çevreye etkisini düşünürsek sadece bu bilgilerle uğraşanları mı korur, tabiki hayır, cevabı biliyorsunuz..

Bu durumda topluma yardım isteğinin maksimum itilimleri ile düzlemde olan, öğretici birşeyler yapma, teşkilatlanmalı şeklinde konuyu ele alır ve herzaman herkese yetişemediğinden dem vurur, öğretme yolları arar.
Küreselde olan ise bu konuyu sadece öğrenmeliyim, farkındalığımı arttırmalıyım diye kabul eder, zira azami fayda bu şekilde realize olur.

Bu noktada ortaya bir problem çıkmaktadır;
Küresel düşünceye ulaşan veya bu düşüncenin esas etken olduğunu yavaş yavaş sezmeye başlayan insan ,düzlemvari anlayışın oldukça etken olduğu bu ortamda nasıl yaşayacaktır,
Dışlasa ,dışlanır..
Beraber yaşamaktan başka çare yok diyen anlayış ,eğer şikayet eden duyguları maksimuma doğru uzanıyorsa bulunduğu ortam onu boğacaktır ama bütünlük bilincine tam manası ile vakıf ise, bütünlüğün her yeri evimdir deyip yaşama yolunu sürdürecektir.
Gelinilen bu idrak durumunda ,minimalin ne kadar aşağılara çekildiğini , tanrısal bütünlüğün bu düşüşten nasıl incinip çok şeyler kaybettiğini söyleyen ruhsal kanal biligilerini bir parça anlamış oluruz.
Ancak bu düşüş parça deneyimin gerekliliği mantığı ile düşünülürse bir parçanın minimal etkilerine maruz kalmak ,yani bu ağır evrimin devreye konmasına bir nebze hak vermek durumundayız ve mesela binlerce,milyonlarca sene bir sodyum atomundan veya birleşik bir molekülünden insanlığa kadar uzanan evrimi düzlemsel ortam bilinci ile düşünebilirsek ,insan ,yani bunları düşünüp biryerlere koyabilecek tanrının suretinin, çektiğinin neler olduğunu çok daha iyi anlarız.

Ama bu bir düşüş müdür yoksa küresel bir aksiyonun daha ileri uzanabilmek için yapılmasına müsaade ettiği ,denediği bir olgu mudur,

İşte o meşhur herşeyin konulduğu kavanozun varlığını bir parça anlamış gibi oluruz ,ve devamlı dışa açılımı ve genişlemeyi gösteren faaliyetlerin yoğunluğundaki artış ,buna bağlı olan metamorfozun sebebine cevap bulur , zira her açılış sonundaki artan oluşlar, bir bilinmeyeni çözmeye yöneliktir..

Ve kavanoz ,kendi kendine sorduğu “niçin bunlar ,niçine” cevap aramaktadır.

Bütün bu anlattıklarım küresel düşünce içinde benim zihinsel bulgu ve ulaştıklarımla sınırlıdır,oysa küresel bilinç sonsuzluk içerir ve bir damlanın ortaya döktükleri ,sonsuzluğun içinde neticede bir damladır ,ama bu damla sonsuzluktaki diğer açılımların küresele verdiği potansiyelinden her zerresinden etkilenecek kapasitededir .

Şimdi küresel düşüncenin gereği bu anlattıklarımı ,astrala çıkmış bir bedenin kendini seyretmesi gibi gözden geçirmeyi istiyorum;

Bir kere bunları yazmak isteği nerden çıktı ,sakin sakin bildim sandıklarımla diğer bilinmeyenleri ortaya dökenleri seyrederken ,birşeyler daha alabilir miyim derken ,gerekli miydi ,hani farkında olmak yeterdi, maksadım ne .Oe nin bahsettiği bir güç gösterisi mi ,ne gücü ,biliyorum ben deme
ve gösterme gücü mü ,hayır, böyle şeyler benim uzağımdadır, o halde ne ..

Yoksa boş zamanları değerlendirme programı mı açtık ,o da değil, boş zamanım pek olmuyor ki ,şu anda yakınımda hastalar ,reçete yaptıranlar, ilaç propogandistleri var ,dünyasal birşeyler söylüyor, istiyor konuşuyorlar ,kalfam birşeyler soruyor, telefonlar çalıyor ,siparişler veriliyor,organik bir yaşam hali gibi ortalık ve ben bundan memnunum.

Anlaşıldı Tiversonus kardeşimin aktardığı o en son aktarmadaki fırtınanın gözü hadisesini yaşıyor gibiyim, acaba becerebiliyor muyum ,ama ben hep böyle yaşarım ,bana yabancı değil ,bilgide açılımı başarabildikten sonra en azından madde mana karışık bir hayat benim tarzım oldu,hiç yüksünmem ve hatta eğer ruhsal yükseliş ise o zamanki konu ,karşımdaki ile ,bunu ortaya dökerim,bak ben hem böyle konuşur üst bilgi ukelalığı yapar ama dünyasal konu ile de alabildiğine uğraşırım derim ,ve pazarlık ise konu (pek de beceremem ya)alabildiğine egosala bulaşmış rolü sürdürürüm..

Ve buldum ,böyle içsele derinliğine girme sebebini buldum,
Şu ara bu sitede dönen bir enerji var ,onun etkisindeyim ,dostların büyük kısmı ,kendini ,içselini sereserpe açma yolunda etki altında ,ve gizli saklı pek bir şey bırakmama durumundalar.
Böyle dönen enerji vorteksi etkisinde olmamak mümkün mü..


Sonsuzluk ötesi araştırmalara karşı tepkiye sebep olarak aklıma başka şey gelmiyor ,söylemek istediklerim bu kadar..


Edited by - tgur on 01/08/2008 11:06:36

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 01/08/2008 :  11:31:15  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Sevgili tgur,

Sizin ve diğer burada fikir belirten tüm diğer arkadaşların düşüncelerini ve hatta aktarılamayan düşüncelerini(yazıya aktarabilmek zor bir iş olduğundan, aktarılamayan olabi
lir) önemsiyorum, en azından kendi adıma söylüyorum.Neden önemsiyorsunuz der seniz; temel bazı saptamalarım dışında (hiç bir şey bilmediğimi biliyorum) o temel saptamalar bile detayların içerisine dalınınca dualitenin zıtlık değil de birliği prensibine geliyor dayanıyor ve afallıyorsun, sonra diyorsun ki temel bilginin bir duba görevi yapması gibi geliyorsun bu dubaya tutunuyorsun ve bir derin düşünce ile tekrar olayları bir mantık silsilesine bağlamaya çalışıyorsun...Üç gün sonra tezatı olan bir şeyler söylemek önce söyleyeni yaralıyor, bu benim içindi...Zihin denizinin durulmasını bekliyorsun ve tekrar süreç başlıyor...Bunlar düşünce değil, tesbitler....Aklıma daki fırtınada şu gçiyor, başkalarına hizmet nedir?; (cevap: kendine hiç düşünmemektir),,,felsefenin çok süslü, güzel ,veciz aktarılması onu ne kadar _en azından benim için_ kabul edilebilir yapar?O zaman filozofların tamamı şairlerden, edebiyatçılardan mı çıkacak?...Bilmediğimi bilmek beni ne yapıyor? Bilmediklerin kadar gerçeğe uzak bırakıyor , peki bu budur diyenlere ve (bak bende uygulaması tam diyenlere) ne demeli?.Bende veya başkasında uygulama bu sonuçları çıkar mıyorsa ne olacak?..Bana ne sen den mi diyeceğiz?Ben formülümü buldum diğerleri de formüllerini bulsunlar...Oldum olası süslü sözcüklerle aktarılan felsefeden çekinmişimdir, neden süslenirler diye?Gerçek bu kadar ,herzaman süslü müdür?...Ben gerçeği her zaman daha yalın ancak bilenin bildiği kadarı ile bunun da gerçek olduğunu düşünmüşümdür.Ben hiç bir şey bilmediğimi biliyorum diyenler çıkacaktır onlara şunu söylerim; ''peki öyle davranıyor musunuz?''....Yani matematik gibi olcak gerçek, üçgen gibi, daire gibi, BH merkezden dışarıya ok gibi enerji akıtacak, bunlar her boyutta karşılığını bulacak, bir de aklıma şu geliyor, okuma bilmeyen,yazma bilmeyen nasıl BH adayı olabilir?
Not:Hazır olmadan cevaplar ancak böyle spontane olur, özür dilerim...
Selamlar, Sevgiler...

Edited by - on
Go to Top of Page

oe_
Elmas

671 Posts

Posted - 01/08/2008 :  13:08:35  Show Profile  Visit oe_'s Homepage  Reply with Quote
Sevgili tgur,

Yazını yeni okudum. Düşünüyorum da, başkalarına hizmet etmek gibi bir duyguyu yerleştirmeye çalışırken başkaları adına da (kendince) koruyucu olmaya çalışmak gibi engelleyici/özgür iradeyi sınırlayıcı bir faaliyete bulaşabiliyoruz zaman zaman. Benim gibi :)

Halbuki ben sadece kendim için bilebilirim veya kendim için bildiğimi düşündüğüm şeyin olasılığının yüksek olduğunu düşünebilirim. Belki bir defa işaret edilebilir ama herkes kendi derslerini çıkarmak zorunda. Aslında aynı şey benim bir miktar karşı çıktığım şeyi ortaya koyanlar için de sözkonusu idi. Yani 'dünyanın berbat bir yer olması' vs. de aynı oranda yönlü bir bilgi ve tekrar tekrar vurgulanması beni tetikliyor. Kendime hakim olamıyorum. Yönlü, çünkü bu bilgi de insanın ancak kendisi için emin olabileceği bir bilgi. Ve tekrarlanarak ne yapılmaya çalışılıyor diye düşünüyorum. Bu hizmet mi? Benim görebildiğim "hizmet hiçbir zaman ısrarcı olmaz, genelde yaptıktan sonra zevkli/sevinçli ama yapana kadar da zahmetli ve eğlencesiz gözükür". Bu yüzden ısrar hiçbir zaman hoşuma giden birşey olmadı. Israrı dengelemek için (engelleyemediğim (ki bu benim hatam)) otomatik tepkimi ortaya koyduktan sonra kabuğuma çekilirim genellikle. Taa ki bir başka ısrara kadar. (Sevgili bozadi bunları tekrar konuyu deşmek/alevlendirmek için söylemedim. Bunlar benim aklıma esenler/hissettiklerim. Doğrudur diye bir iddiam yok, aslında bir iddiam da yok. Ben genellikle bendeki dürtülerin izini de bu tarz sürerim, zorlayıcı ve ısrarcı ise bende şüphe uyandırır. Kendimde de dürtülerimi sınıflandırmak/ayrıştırmak/anlamlandırmak/çözmek için kullandığım için bu teknikten bahsettim.)

Fakat geriye dönüp baktığımda acaba ısrar da olsa hiç müdahalede bulunmamak en doğru şey mi olurdu diye düşünüyorum. Kendi çalışmalarımla ilgilenmeye devam edip, herkes kendi deneyimlerinden öğrenecek demek, ve olayı akışına bırakmak. Belki de böylesi daha iyi olurdu. Ya da şu aşamadan sonra daha iyi olur.

(Bu, artık sitede yazmayacağım anlamına gelmiyor. Sadece müdahaleci tarzda yazma konusunda devam etmemeyi umuyorum.)

İçinizden gelenleri yazmışsınız. Teşekkürler...


Edited by - on
Go to Top of Page

tgur
Zümrüt

Turkey
233 Posts

Posted - 01/08/2008 :  14:52:33  Show Profile  Visit tgur's Homepage  Reply with Quote
Sevgili Tiversonus,

Az çok anlatmak istediğinden çıkardığım,
söylenen,anlatılan (edebi veya yalın)üst bilgiler konusu karşısında inanç sistemimizi nasıl oluşturacağız ,yahut bilgide hangi sağlam dubaya tutunacağız şeklinde aldım. Açıkçası anlattıklarının doğru olduğunu hangi miyar ölçüsü ile ölçüp değerlendireceğiz demek istediğini de çıkarabiliriz.
Yerden göğe haklısın ,
Kimse kimseye bir bilginin doğru olduğu dayattırması içinde olamaz ,zaten isyanımız bu bozuk bilgi verme alma sistemi üzerinde kümelenmiş kara bulutlara karşı değil mi..

Benim konuşma tarzımın yahut ifadem diyelim,biraz sert ve bilmişlik taslayan havası var gibi,bu hal için etkilenenden özür dilerim ,katiyen bu hislerde olmadığımı lütfen bilin..

Kendi inanç sistemimi nasıl teessüs ettirdiğimi anlatayım ,zira kemikleşmiş doğrularım olmazsa hiçbir zaman dile döküp yazılar yazamam. Ancak tekrar ediyorum bu hiç kimseye bir dayattırma şeklinde olamaz ,olmamalı.
Şimdi de paranormal,metafizik,kuantum özellikli konularda,yani alabildiğine değişkenliği devreye alan bilgilenme hadisesinde nasıl kemikleşmiş bilgi olabilir gibi ters düşünce de üretilebilir ,doğaldır ,en azından evvelden bu budur diye dayattırılan bilgilerin öyle olmadığını anladığım zaman demeliyim inanç yerine.

Uzatmadan,Her yeni bilgi ile karşılaştığımda onu kabul ettirecek bir onay bilgisi ararım başka bir kaynaktan bulamazsam o bilgi sallantıdadır eğer eski bildiklerime uymuyorsa ,içimle de onay ararım yani özüm kabul ediyor mu ,ki hepimizin yaptığı bu ,özellikle siz aydın dostlarım ,bu arada bu devrin özelliğinden olsa gerek, o sallantıda olan bilgi hakkında ya bir vizyon ,yahut öğretici bir rüya olur ,veya aynı mealde bilgiyi doğrulayacak bir dolaylı algı olur ,bir söz veya birinin aksiyonu gibi.Tabiki başka bir ruhsal kaynaktan veya kaynaklardan da aynı bilgi olursa ,artık inanç oluşur,
ancak şüphe faktörü devamlı devrededir ve her zaman bu inanç diye kendime taktıklarımı taramadan geçirir onaylama yaparım..
Mesela şimdi ,eğer başarabilirsem ,inandıklarım hakkında en yakın hangi ruhsal bilgide onunla ilgili done var ona bakıp ayıklamaya çalışıyorum ,toparlayabilirsem sizlere de sunarım.

Okuma yazma bilmeyen nasıl BH adayı olur demişsiniz,bence onun eski enkarnelerinden almış olduğu evrim en önemli kazancıdır ,ışığını bu husus parlak tutar ,yansıtır,zira inancıma göre artık hiç kimse kimseye birşeyler öğretme mesuliyetinde değildir ,artık evrim ,kişinin kendi gayretine göre genişleyebilecek bir karakteri öngörmekte ,açıkçası bakmayı bilen, görebilecektir.

Diğer yandan ,siz sayın ve sevgili dostlarda oluşan ,bu diğer insanlar nasıl öğrenecek ,bilgide açılıp nasıl geçişi sağlayacaklar endişesinin yoğun olduğunu biliyorum ,
ağır bir mesuliyet hissi mevcudiyetimizi kaplamıştır ,ve gözlerimize dikkatli bakanlar o hasleti ,endişeyi ,bir parça umutsuzluğu ve acıyı görebilirler.Zira bütünle bütünleşmeye yakın olanlar bu sorumlulukla bu dünyada bu çağda bedenlenmiştir ,yoksa gönül eğlendirip, seyretmek için değil..
Ama dinler programı bitti dostlarım ,birşey anlatmaya yönelseniz ya tarikat lideri haline sokarlar ,yahutta ütyopik diye dışlarlar , ama biz yine de konuşuruz birşeyler yapmaya çalışırız.

Neticede görevin bir ruhsal öğretide de belirtildiği gibi farkında ol, bilgilen ,ama bir deniz feneri olduğunu unutma ,kimse ışığını verip bizi kayalara çarptırmadığın diye teşekküre gelmeyecektir ..

Selam ve sevgiler..


Edited by - on
Go to Top of Page

tgur
Zümrüt

Turkey
233 Posts

Posted - 01/08/2008 :  17:23:31  Show Profile  Visit tgur's Homepage  Reply with Quote
Sevgili oe,

Lütfedip yorum yazmışsınız ,sizi cevapsız bırakmak indimde nezaketsizlik olur,

Teşekkürler..


Edited by - on
Go to Top of Page
  Previous Topic Topic Next Topic  
 New Topic  Reply to Topic
 Printer Friendly
Jump To:
Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum © 2004 Budur.com Go To Top Of Page
This page was generated in 0.09 seconds. Powered By: Snitz Forums 2000 Version 3.4.04
Google
 
Web www.budur.com
Detayonline Gizli
Gerçekler
oyun komedi sohbet
Visitor Counter by Digits