Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum
Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum
Home | Profile | Register | Active Topics | Members | Search | FAQ
Username:
Password:
Save Password
Forgot your Password?

 All Forums
 Konu Dışı / Diğer Konular / Yönetimden
 Kişisel Düşünceler, Fikirler vb. Yazılar
 KONUŞMALAR
 New Topic  Reply to Topic
 Printer Friendly
Previous Page | Next Page
Author Previous Topic Topic Next Topic
Page: of 40

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 09/01/2009 :  00:00:44  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Hayır gerçekten anlayabilen için bazı "kavramlar anlamı dışarısında" kullanılıyor yani o da farkında değil ve "yaşam ağacını" aramak üzere maya tapınağını arıyor adam.

Edited by - on
Go to Top of Page

kurby
Elmas

Turkey
1049 Posts

Posted - 09/01/2009 :  00:04:49  Show Profile  Visit kurby's Homepage  Reply with Quote
İyi de güzel arkadaşım, şimdi sevgisi nedeniyle eşinin yaşamasını isteyen bir adam anlıyor ki, o hayatta kaldıkça acı çekecek, bunu anlıyor ve izin veriyor.Hem izlemedim ki ben filmi!!!!!Gidene, izin vericen işte!Sevgiyi araya sokuşturup, ona acı çektirmeyeceksin.

Kural dışı oynuyorsun, izlemediğim filmden giriş yaptın.:)))))))

Edited by - kurby on 09/01/2009 00:07:04
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 09/01/2009 :  00:07:32  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Genelde sorun aynı olan "kelimenin" kişilerce farklı anlamlar ile algılanmasında yatıyor. Kimse kimseye "izin" verme peşinde değil ki; kişi kendi "yalnızlığı/bencilliği" ni aşamamış oluyor değil mi? Kim kime izin verebilir ki?

Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 09/01/2009 :  00:08:56  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Kişi sadece kendine "izin" verebilir ve birde karşıdakine "kendi izni ile" esarete alınmasına "izin veririr. Buna da "esir alındım" der.)))

Edited by - on
Go to Top of Page

kurby
Elmas

Turkey
1049 Posts

Posted - 09/01/2009 :  00:14:07  Show Profile  Visit kurby's Homepage  Reply with Quote
İzin vereceksin dediğim, kişinin düşüncelerine saygı duyacaksın.Offf!Bu olayı yaşadım ben Tiversonus, bunu örnek vermen şart mıydı?Babam hastalandığında, başvurmadığım yer kalmadı, yeter ki gitmesin diye!Ama sonra anladım ki, benim isteğim sadece bencilliğim, o gidecek.Of!

Kelimelerin kişilerce farklı anlamlandırılması diyorsun, ama kelimeleri her söylediğimizde onlara verdiğimiz anlam şiddetinde bir enerji yüklüyoruz.Sevgiye yüklediğimiz anlam ise, hep koşullu.Koşulsuzunu hiç öğrenemedik.Bunu öğrenememişken, içimizde bir sürü irin taşırken,bastırdığımız egolar içimizde şişerken, ruhsallıkta ilerlemeye çalışıyoruz.Asıl söylemek istediğim bu, benim.

Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 09/01/2009 :  00:18:07  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Hayır doğru söylüyorsun, en azından "teşhis koyarak" bir farkındalık geliştiriyor insan, ancak ilerlemeyi ve gelişmeyi de göz ardı edemezsin. Yani bir yıl daki "sevgi yi bilgi ile" koşulsuza doğru taşıdığımızı -tam hedefinde olmasa dahi- sence bu ilerleme değil mi? Farkındalık ile geliştiriyoruz. Bence bu ilerleme.

Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 09/01/2009 :  00:20:00  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Düşünsene, savaşı çıkaranlara bile (dahi9 sevginin karşıtı olan "nefret" ile bakamıyoruz, bu nedir, ilerleme değil mi?

Edited by - on
Go to Top of Page

damdam
Elmas

581 Posts

Posted - 09/01/2009 :  00:22:26  Show Profile  Visit damdam's Homepage  Reply with Quote
Hımmmmmmmmmmmm :)))

Bu gün genellikle felsefe yapılmış burada, Işık işçisi kelimesinin yanına Parantez açılmasa üstüme alınırdım doğrusu, merkür de kurtaramazdı sizleri elimden:)))))


Edited by - on
Go to Top of Page

kurby
Elmas

Turkey
1049 Posts

Posted - 09/01/2009 :  00:23:36  Show Profile  Visit kurby's Homepage  Reply with Quote
Bunları aklıma düşüren şey, biten arkadaşlıklarım.Bu ara aklımın bir köşesinde onlar var.Hepsini çok seviyorum, hala seviyorum.Ama saçma sapan şeyler yüzünden çıkan tartışmalar ve görüşmemeler.O kadar seviyordun madem, neydi zorun diyorum, öyle yapmamış ya da yapmış, bunu söylememiş ya da söylemiş ne farkederdi.Millete ahkam keserken, koşulsuz sevgi diye.Kendi ardında bıraktığın kırıntıların kokusundan rahatsız olmuyoır musun?Aslında biraz da kendime isyanım.Ama bu yolda, herkes de bunu görüyorum.Sahte sevgi gösterileri, canımlar cicimler ama gerçekte boş ve soğuk bir salon.Bu nedenle zer-zivi konuyu açınca dayanamadım.:)))))

Evet, savaşı çıkaranları dahi nefretle kınayamıyorum.Onların bunu yaşamaları gerektiğini ve seçimin kendilerine ait olduğunu düşünüyorum.

Hoşgeldin Damdam!:)))

Edited by - kurby on 09/01/2009 00:25:17
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 09/01/2009 :  00:25:02  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Hoşgeldiniz damdam, kurby aklıma geldi yatmadan söyleyeyim:

Burada 23 zikredildi ya sence bu bile güzel bir DEKLERASYON yerine geç medi mi, yani takip edenler tarafından bu alınmıştır diyorum. Hiç bir çaba boşa gitmez bana göre.

Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 09/01/2009 :  00:27:08  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
İşte işin zor yanı, her kişinin "aynı" gelişme eğiliminde veya çizgisinde olmayışı: Kutuplaşma başlamıştır. Onun yerine "yeni arkadaşlarını" düşün derim. Ya o ya da bu:))

Edited by - on
Go to Top of Page

kurby
Elmas

Turkey
1049 Posts

Posted - 09/01/2009 :  00:27:53  Show Profile  Visit kurby's Homepage  Reply with Quote
Buna katılan insanlar var Tiversonus, reiki gönderirken, ışık yoğunluğu harika!Katılan herkese teşekkürler.Her gece devamm..
İyi geceler...

Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 09/01/2009 :  00:30:37  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Bahsettiğim film spiritüel anlamlar yüklü bir film, izlenmesi tavsiyemdir:))

Herkese iyi geceler:))

Gerçi seni "deli" edemedim ya neyse "yarın" yaparım:))

Edited by - on
Go to Top of Page

rinda
Kehribar

Turkey
88 Posts

Posted - 09/01/2009 :  09:15:19  Show Profile  Visit rinda's Homepage  Reply with Quote
Belki de ölenlerin ardından ağlamamızın gerçek nedeni, onların yuvaya dönüyor oluşu ve bizim hala burada kalmak zorunda oluşumuzdan kaynaklanıyordur. Ne dersiniz?

Edited by - rinda on 09/01/2009 09:16:00
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 09/01/2009 :  09:38:24  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Aslında sadece "fiziksel ölüm" değil ancak bir çok anlayış ve kavrayışımızın "gerçek" lerden uzak olması sonucu "doğal" olana karşı bir duruş sergilememiz. Tabi burada yüzyıllardır bilgi lerin baskılanması sözkonusu, böylece daha kolay kontrol edilebilir yapılıyor kişi. Bilgi ve kontrol taban tabana zıt işlev görüyorlar. Bilgisizlik ya da yanlış bilgi ise resme "korku" nun girmesine yolaçıyor. Korku aynı zamanda "doğal" olana itirazı getiriyor insanda. Yani burada, dinsel, kültürel, bilimsel manipülasyonun olduğunu söylemek istiyorum. Böylece kitlelerin kontrolü daha da kolaylaşıyor.

Yeni bir başlangıcı veya süreci ifade eden bir şey kutlanmalı mı yok sa bundan yani "doğal" olandan uzak mı durulmalı veya sonuçsuz çabalar ile kaçınılmaz olandan kaçmaya mı çalış malı? Çoğu kişi hayatının büyük bir süresini, bu tür korkular yüzünden hayat derslerini de aksatacak şekilde geçiriyor. Bu büyük bir kayıp değil mi, en azından kaçınılmaz olandan kaçılmayacağını anlayamamak.

Bir de şu var, bu tür kavramları frekansında hissetmeyen kişiler, kavramların içeriğini değiştiriyorlar: Yaşamak ölüm oluyor.

Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 09/01/2009 :  10:01:01  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
GALILEO’NUN DÜNYANIN EVRENDEKİ ADRESİNİ DEĞİŞTİREN KİTABI 375 YIL SONRA TÜRKÇE’DE
05.09.2008 12:47:00


Galileo Galilei’nin Engizisyonda yargılanma ve gözlerini kaybetme pahasına 16 yıllık çalışmayla ortaya çıkardığı, basımı Katolik Kilisesi tarafından yüzyıllarca yasaklanan ve Türkçe çevirmeni Reşit Aşçıoğlu’nun deyimiyle de “Dünyanın evrendeki adresini değiştiren kitap” 375 yıl aradan sonra Türkçeye kazandırıldı.


İSTANBUL (ANKA)- Galileo Galilei’nin Engizisyonda yargılanma ve gözlerini kaybetme pahasına 16 yıllık çalışmayla ortaya çıkardığı, basımı Katolik Kilisesi tarafından yüzyıllarca yasaklanan ve Türkçe çevirmeni Reşit Aşçıoğlu’nun deyimiyle de “Dünyanın evrendeki adresini değiştiren kitap” 375 yıl aradan sonra Türkçeye kazandırıldı. İş Bankası Kültür Yayınları Galileo Galilei’nin “İki Büyük Dünya Sistemi Hakkında Diyalog” isimli kitabını ilk kez orijinal dili olan İtalyanca’dan tam metin olarak basarak piyasaya sundu.
Sadece çevirisi 6 yıl süren ve basacak yayınevi bulması da iki yılı alan kitabın böylece Türkçe’ye kazandırılması serüveni yaklaşık 8 yıllık süreye ulaştı.
İş Bankası Kültür Yayınları editörü ve aynı zamanda Galileo’nun Diyaloglar kitabının da editörlüğünü yapan Ruken Kızıler, Galileo’nun modern bilimin başyapıtı olarak kabul edilen bu eserinin Türkçe’ye tam metin olarak ve orijinal dili olan İtalyanca’dan çevrilmesini çok önemli bir adım olarak gördüklerini söyledi. Kızıler, kitapla ilgili olarak, “Öyle kusursuz bir çeviri ortaya çıktı ki Diyaloglar’ın artık yeni bir çeviriye ihtiyaç kalmadan, bu mükemmel çevirisiyle Türkçe’de yaşamını sonsuza kadar sürdüreceğine inanıyorum” yorumu yaptı.

-KLASİK DİZİSİNDE 86’INCI KİTAP-

Ruken Kızıler, çeviri sürecini değerlendirirken, “Reşit Bey kitabın çevirisini 6 yılda tamamlamış. Yayınevi arayışı ise yaklaşık iki yıl sürmüş. Kitap bize gelince hiç tereddüt etmeden basmaya karar verdik. Hasan Ali Yücel Klasikleri kapsamında 86’ıncı kitabımız olan böyle bir eseri Türkçeye kazandırmak bizim için de çok büyük mutluluk” diye konuştu.
Kitabın çeviri sürecinin de çok zahmetli geçtiğini söyleyen Kızıler, “Galileo, kitabını halka yazmış. Bunu nereden anlıyoruz Diyalogların dili Latince yerine İtalyanca. Editoryal çalışma süreci de aşağı yukarı sekiz ay gibi uzun bir zaman aldı. Şunu rahatlıkla belirtebilirim ki İtalyanca aslında geçen her kelime, her cümle mutlaka Türkçe’ye aktarılmıştır” dedi.

-DÜNYA DÖNDÜKÇE BU KİTAP DA OKUNACAK-

Dünyada 2009 yılının astronomi yılı olarak kutlanacağına ve Galileo’nun kitabının da tam böyle bir zamanda çıkarılmasının büyük önem taşıdığını vurgulayan Kızıler, “Dünya dönmeye devam ettikçe bu kitap da insanlığın gündeminde temel referans kitabı olarak varlığını ve önemini korumaya devam edecek. Ancak bir gün dünya durursa bu kitap gündemden düşer” yorumunu yaptı.
İş Kültür Yayınları olarak Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi çatısı altında yayınlanan bilim klasiklerine Galileo’nun Diyaloglar kitabıyla başlangıç yaptıklarını söyleyen Kızıler, “Bilim klasiklerinde biz var olan çevirilerle yetinmek yerine yeniden ve orijinal dilinden yapılmış çevirilerle kitapları basmayı ilke edindik. Bu kitabı basıp yayımlamamız da tam metin ve orijinal dilinden olması nedeniyle önem taşıyor. Reşit Bey’in Galileo ile ilgili başka kitapları var. Böyle bir kitabın Türkçeye kazandırılması çok büyük bir hizmet ve biz de bu hizmete sahip çıktık” diye konuştu.
Kızıler, bilim klasiklerine devam edeceklerini belirterek “Copernicus’un De Revolutionibus Orbium Coelestium Libri ile Darwin’in ünlü eseri Türlerin Kökeni’ni yeni çevirileriyle Türkçe’ ye kazandıracağız” dedi.
Kitabın karton kapak ve cilt olarak birinci basımının toplam iki bin adet yapıldığını söyleyen Kızıler “Kitap önsözlerle birlikte 660 sayfa. Kitabın ciltli örneği 33 YTL, karton kapak da 26 YTL’den satışa sunuldu. Bunlar kitabın gerçek maliyetini karşılayan rakamlar değil. Mümkün olduğunca öğrencilerin de alabilmesini sağlamak için fiyatı düşük tuttuk” bilgisini verdi.

-BİLİM ÇEVRELERİ DE TÜRKÇE’DE İLK KEZ ORİJİNAL ESERLE TANIŞACAK-

Galileo’nun Diyalogları hakkında birçok yazı ve kitap okuduğunu belirten Kızıler, “Eser şimdiye kadar Türkçe’ye çevrilmediği için, bu yazıların hiçbiri orijinal dilinden yola çıkılarak yazılmadı. İngilizce ya da başka dillerdeki çevirilerinden okunarak kaleme alınmışlar. Şimdi Türkiye’deki bilim camiası, akademik çevreler ve araştırmacılar da Diyalogları orijinal dilinden ve tam metin olarak yeniden okuma fırsatı bulacaklar. Klasikleşmiş deyiş anlamında söylemiyorum ama, bence gerçek anlamda bu kitabın her kütüphanede olması gerekiyor” dedi.

-BAĞNAZ DÜŞÜNCELERLE MÜCADELE TAKTİKLERİ-

Kitabın hedef kitlesi konusunda da görüşlerini açıklayan Kızıler şunları söyledi:
“Pozitif bilimlerle ilgili herkesin ilgisini çeker, ama kitapta ciddi bir felsefe de var. Muhafazakar bakış açısıyla nasıl savaşılır bunların taktiksel ipuçları var. Felsefe ve bilimle ilgilenen herkesin bu kitabı almasını öneririm. Okurlar, yazıldıktan nerdeyse 400 yıl sonra bilimsel devrimin ilk kaynağına gidebilecekler. Bugün mücadele edilen bağnaz düşüncelerle geçmişte nasıl mücadele edildiğini ve nelerin nasıl savunulduğunu Diyalogları okuyarak daha iyi anlayabilirler. Galileo gerçekten çok ustalıklı bir dil kullanmış. Nitekim Einstein kitap için 'kalemi bu kadar güçlü olmasaydı etkisi de bu kadar güçlü olmazdı' şeklinde görüş açıklamıştı.”

-NEDEN DÖRT GÜN-

Kızıler, “neden dört gün” sorusuna, “Kitapta dört gün geçiyor ve bu üç adam bir araya geliyor ve sürekli diyalog içindeler. İlk iki günkü diyaloglar kapıları açmaya yönelik. Diyalog ve söyleşi dört günde tamamlanmış. Ancak burada her gün birkaç aya bedel. Çok uzun cümleler ve diyaloglar yer alıyor. İnsan hayatında yazıya dökülmüş en uzun günler olmuş bir anlamda. Bir çırpıda okunacak bir kitap değil. Üçüncü ve dördüncü günde konular daha da zorlaşıyor. Tezler ve ispatlar var. Bu bölümler astronomi ve astrofizikle ilgili olanlar için eşi bulunmaz diyaloglar içeriyor” yanıtını verdi.

-SİMPLİCİO KARAKTERİNİ BUGÜN KİM ÜSTLENİR-

Kızıler, “Bu diyaloglar içinde hangisi size ya da okura daha yakın” sorusuna ise şu karşılığı verdi:
“Salviati Galileo’yu temsil ediyor. Sagredo’nun ise kitapta ciddi rolü var. Uyanık bilinci oynuyor. Konuları açıcı örnekler veriyor. Kafası karışık halkın netleşmesi için bilgi açıcı bir karakter. Simplicio ise yer merkezli görüşü savunan Aristo ve Batlamyus’u ve Kilise değerlerini temsil ediyor. Artık bu konular aradan geçen dört yüzyıldan sonra aşılmış konular. Dünya ve evren, güneş sistemi her şey yerli yerini bulmuş. Bugün kimse Simplicio karakterini üstlenmek istemez. Dünyanın dönmediğini veya dünyanın evrenin merkezi olduğunu kim iddia edebilir ki.”

-ÇEVİRMEN AŞÇIOĞLU: DÜNYANIN SONU MU GELDİ DEDİLER-

Diyaloglar kitabının çevirmeni Reşit Aşçıoğlu ise önsözde şöyle yazıyor : “1632 yılında Galileo Büyük Evi, “Yerküremizi” taşımaya kalkışınca Dünya’nın nasıl bir yangın yerine döndüğünü düşünebiliyor musunuz? Böyle bir şeyi düşünmenin o tarihlerdeki imkânsızlığını, hatta “Dünyanın sonu mu geldi?” dedirtecek –öyle ya hareketsiz, yerli yerinde duran bir Dünya’nın sonu gelecekti ki Yeni Dünya, Venüs ve Mars gezegenleri arasındaki bir yörüngede dönme hareketine başlasın– boyuttaki zihin karmaşasını 1610’larda Venedik devletindeki İngiliz Büyükelçisi Henry Wootton’un Kral James I’e yazdığı mektuptan öğrenelim:
“Saygı Değer Efendimiz... Galileo Galilei adındaki profesörün yayınladığı Sidereus Nuncius adlı incecik kitapta yazılanlar doğru çıkmazsa adam yandı. Eğer doğru çıkarsa biz yandık; çünkü ‘Dünya hiç de bildiğimiz gibi değilmiş’ diyerek başka bir Dünya’da yaşayacağız.”

-YERKÜREYİ GÖKYÜZÜNE TAŞIMAK-

Nedir bu “Başka Dünya”? diye soran Aşçıoğlu düşünce tarihinin bu en önemli sorusuna, Diyalog kitabındaki üç konuşmacıdan Galileo’yu temsil eden Salviati’nin, arkadaşı Sagredo’ya söylediği “Şu bizim Dünya’yı gökyüzüne hele bir çıkarabilsek” cümlesiyle yanıt verdiğini belirterek şu yorumları yapıyor:
“Bu gibi sözleri duymak istemeyen ve binlerce yıldır nesilden nesile intikal eden Aristoteles öğretisinin yılmaz savunucusu Simplicio ise “Güneş Dünya’nın etrafında dönüyor, Dünya duruyor” sözleriyle, Salviati ve Sagredo’nun fikirlerine tüm gücüyle karşı çıkıyor diyaloglar boyunca; fakat sonunda teslim olmak üzere! Simplicio’nun teslim alınmasında, Salviati’nin yeni fikirlerini ikna yoluyla ve işin içine biraz da mizah katarak okura anlatan Sagredo’nun rolü büyük…
“Yerküre’yi gökyüzüne çıkarabilsek” diye uğraşan Salviati ve Sagredo, karşılarında “Siz aklınızı mı kaçırdınız, binlerce yıldır yerleşmiş, Evren’in merkezi olarak hareketsiz durduğu bellenmiş Yerküre’yi yerinden oynatmakla her şeyi altüst mü edeceksiniz? Yer’i gökyüzüne, gökyüzünü Yer’e mi nakledeceksiniz?” itirazlarıyla bir peripatetikçi buluyorlar Simplicio’nun şahsında.”(ANKA)

--------------------


NOT: Bir önceki enkarnasyonumda okumuştum, pardon iki enkarnasyon önce okumuştum ve bu eseri okumanızı şiddetle tavsiye ederim:)))

Edited by - Tiversonus on 09/01/2009 10:18:34
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 09/01/2009 :  11:36:18  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Rusya Doğalgazı Kesti Araplar Petrolü Kesemez

Arap dünyası yalandan dolandan üzülmüş rolüne soyunmuş, halkları sokağa dökmiş (izin vermişler) tiyatro oynuyorlar. KH dünyada iki türlü rol yapar: Bir tanesi Açık KH bir tanesi Açık KH ile Mücadele içinde gözüken gizli KH.

İlluminati filminin bir yerinde şu geçer: Kazanmayı garanti altına almak için rakibinde senden olmalı. Tıpkı şu anda dünyada oynanan oyunlar gibi. 1 ytl lik malını KH e 10 ytl verdi diye satanlar sadece hakettikleri kadar dersi yaşarlar.

Dünya realitesinde kimse hakettiğinden fazlasını yaşamamıştır. Ben buna inanıyorum. Demokrasi adı altında KH in yasağını kaldıranlar başka türlü bir KH sergileöiş olmazlarmı. Derhal o da dersini almalıdır. Herkes dersini alacaktır.

Varoluş dersler üzerine kurulu ise kimse hakettiğinden fazlasını yaşamaz. İlebet karanlık gece sürmez, elbette şafak sökecektir. Başkalarına hizmeti, vermeyi, bölüşmeyi, kardeşliği, dostluğu insanoğlu öğrenecektir. Bir olayda çok kişiye değişik değişik dersler vardır. Unutmayalım ki kimse hakettiğinden fazlasını yaşamaz, ben de dahil olmak üzere.

Işık, Bilgi, Sevgi Üzerinizde olsun.

Edited by - on
Go to Top of Page

kurby
Elmas

Turkey
1049 Posts

Posted - 09/01/2009 :  13:56:34  Show Profile  Visit kurby's Homepage  Reply with Quote
Aynen katılıyorum.Kh saldırılarını, hep karşı taraftan düşünmemek gerekir.Bazen bizi saldırıdan koruyor gibi görünenleri de iyi değerlendirmek gerek.Manipülasyon bu değil mi, zaten.Dünya üzerinde bunlar hep oynanan oyunlar, gözler ve bilinç açık olsun!

Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 09/01/2009 :  16:44:17  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Evimizin Temelinden "Fransız El Bombaları" Çıkmıştı

Bulunduğumuz şehir "Fransız" işgal kuvvetleri işgal etmiş, "Mondros Ateşkes Anlaşması" sonrası. Şehir merkezinde bir binaya yerleşirler. Sonradan benim ortaokula gittiğim okuldur o bina, yani ortaokula çevrilmiş. Şimdi boş olarak duruyormuş, depremden zarar gördüğü için. İşte "Fransız işgali" zamanında kullanılan bu büyükçe okulun giriş kapısında bir, bir buçuk metre çapında bir kapaklı çömlek vardı. Buradan yüzmetre ilerideki kiliseye bir yol olduğu şehir efsanesiydi. İşte bu ortaokulumuzun hemen arka duvarının bittiği yere çok yakın bir eski evi alır babam. "Girit" göçmenlerinden almıştır babam burayı ve üzerindeki eski evi yıktırır. O da ne sandıklar dolusu "el bombası" çıkar.

12 Eylül öncesi olayların tırmandığı zamanlardır bu anlattığım inşaat işi. Tabi babam anlatıyor, ama evde konuşulduğunu hatırlıyorum, yada sonradan konuşuluyordu. Babam en yakın karakola gider ve durumu anlatır. Karakol komseri, babamı yıllardır tanıyan birisidir. Babama "nasihat" verir. Babam da o "Fransız İşgal Kuvvetleri" 'nin "el bombalarını" doğruca çöp dökülen yere yakın bir yerde "baraj gölüne" atar. Sanırım patlama tehlikesi olmasın diye suya atmıştır.

Acaba Türkiye'de kazı yapılsa daha ne kadar işgal kuvvetlerinin muhimmatları çıkar. Merak ettim doğrusu.

Birarada "definecilik" kazılarımı anlatmak isterim. O sonraya kalsın:))

Edited by - on
Go to Top of Page

kurby
Elmas

Turkey
1049 Posts

Posted - 09/01/2009 :  17:24:44  Show Profile  Visit kurby's Homepage  Reply with Quote
Bence, bu tür şeyleri bulan kişiler, aynı nasihatlere maruz kalıp, baraj gölüne atmışlardır, muhimmatları.Toprağı kazacağımıza, göle bakmak gerek derim.:)))))))

M. İlmiye Çığ'ın "Ortadoğu Uygarlık Mirası"nı okuyorum.Gelip geçen medeniyetler, hep aynı kaygıları, üzüntüleri, sevinçleri taşımışlar, hep aynı yolları kullanmışlar.:)))Ben bu Sümerlileri pek sevdim!:))Ayrıca, İlmiye hanıma da sonsuz teşekkür ediyorum, bu araştırmaları bilim çevresinden çıkarıp, halka indirgediği için.:)))

Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 09/01/2009 :  17:30:05  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Bende "Sümerlilere" teşekür ederim GALILEO dan önce dünyanın "yuvarlak" olduğunu ve "merkezde güneş" olan bir sistemi (kaç yıl= Sümer-Galileo=???) "icat" ettikleri için hem bak NASA' dan daha "hızlı" pluto yu" icat" etmişler (1970- sümer)...Acaba "zaman" gerçekten yok ta; "geçmişimiz gelecek mi?" ....Ya bu tarihte bir karışıklık olmalı:)))))

"Sevgili Matematik Hizmetten Zer-zivi yetiş" ben bu tarihlerden hiç anlamıyorruumm:))))

Hemen pes etme bir "anla" bakalım sevgili Ti; bak şimdi "zaman lineer" değil ise " tamam şimdi buldum sümer sümer" yani anla işte "ZAMAN TERSİNE LİNEER" OLMALI yani önce BULUP sonra kaybediyorsun... Bak şimdi anladım "niye bu kadar geriyiz"... Yani zaman ilerledikçe (tersine lineer" yani GERİLİYORUZ. EE peki % 30 nereden geliyor?... Bak onu bilmem, onu da sevgili zer-zivi bilse bilir ancak, nerdesin???

Edited by - Tiversonus on 09/01/2009 17:44:39
Go to Top of Page

kurby
Elmas

Turkey
1049 Posts

Posted - 09/01/2009 :  17:44:19  Show Profile  Visit kurby's Homepage  Reply with Quote
hahahhahaha!Evet, sümerler matematikte ve astronimide bir hayli ilerlemişler.İşin ilginç yanı, hep Yunanlılara atfedilen bilgilerin, daha önce orta doğuda yaşayan insanların keşfetmeleri.Astroloji konusunda bile, bugün kullandığımız burç kuşaklarını kullanmışlar.Sonra aklı evvel birileri, dünya yuvarlak diyen bir zihni genişi linç etme girişimince bulunmuşlar. (Sümerler M.Ö.4000- Galileo Galilei 1564/1642)Bir medeniyet düşünün ki, kendilerinden sonra gelen medeniyetleri her konuda sarıp sarmalamış, kutsal kitaplarına dahi imzalarını atmış.:))))))

Tarihte bir sapma yok, sadece insanoğlunun güce susamışlığı, bilgiyi sabote etmiş.

Belkide zaman her iki yöne akıyordur ve an dediğimiz bu akışların birleştiği noktadır.An, hem geleceği, hem de geçmişi şekillendiriyorudur.:))))))))))

An kelimesinin diğer bir anlamı da zihin!:)

Edited by - kurby on 09/01/2009 17:57:08
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 09/01/2009 :  17:54:36  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
peki bisküvi denince akla ne gelir??

Demek ki, Sümerler ismilerini koyarken düşünmüşler ve "geçmişteki bir bisküvi markası hoşlarına gitmiş"... HMMM tarihi sevmeye başladım ben yavaş yavaş:)))

Edited by - Tiversonus on 09/01/2009 17:57:26
Go to Top of Page

kurby
Elmas

Turkey
1049 Posts

Posted - 09/01/2009 :  18:00:31  Show Profile  Visit kurby's Homepage  Reply with Quote
İyi de, hititler(hat, hattu, eti) sümerlerden sonraki bir medeniyet!:))))Bir ilginçlik daha, hatice olarak kullandığımız isim, Hititler döneminde Hattice yani Hititce olarak kullanılıyormuş.:))))

Edited by - kurby on 09/01/2009 18:02:02
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 09/01/2009 :  18:02:14  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Peki şimdi "ETİLER" neyi buldular? Niye "SÜMERLİLER" DEN daha ünlüler?? Off yine bu tarih kafamı karıştırdı!?_=)(&%+

Edited by - on
Go to Top of Page

kurby
Elmas

Turkey
1049 Posts

Posted - 09/01/2009 :  18:04:31  Show Profile  Visit kurby's Homepage  Reply with Quote
tamam işte, Etiler bisküviyi buldular.hahahahahahhahha!

Sümerlilerin pıt diye mantar gibi bitmediği kanaitindeyim.Daha fazla bilginin ortaya çıkmasını beklemekten başka şansımız yok.Ve hala iddia ediyorum, Mu ya da Lemurya denen batık(!)kıtanın, dünya üzerinde hala yer kapladığını, sadece küçük bir kısmının batttığını!:))))))))))))))

Edited by - kurby on 09/01/2009 18:08:29
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 09/01/2009 :  18:11:28  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
^Şu anda "batan dünyanın" yanında eski (yeni olcak ZAMAN TERSİNE LİNEER den dolayı) batıklar, "devede kulak" aklır....

Bak şimdi de devede kulak var mı? Neeerrrdddennn karıştırdın şimdi "deveyi,kulağı"???

Edited by - on
Go to Top of Page

kurby
Elmas

Turkey
1049 Posts

Posted - 09/01/2009 :  18:17:25  Show Profile  Visit kurby's Homepage  Reply with Quote
Dünya'nın battığı falan yok, sadece kafalarımız karıştırılıyor ve taraf olmak zorunluluğu dayatılıyor.Ayrıca devedeki kulak, küpe takmak isteyen develere, sizde kulak var mı ki, türünde bir baskı aracıdır.:)))))))))))))))Deve bu durumda, bende kulak yok mu? diye endişeye kapılır.Endişeye kapılan devenin eti ve sütü daha lezetli olur!:)))"Yok deve!" dediğini duyar gibiyim.Evet, deve yoktur, o halde devenin kulağı da yoktur.O zaman sorun da ortadan kalmış olur.:)))Bu şekilde yoktan var olanı, vardan yoka çekmiş oluruz ki, bu da dengedir!:)

Sevgili Tiversonus, ortalığı kazmaya başlamışlar, çapa için uygun bir zaman değil ki!İki ay daha bekleselerdi keşke!:)))[Ancak izledim]

Edited by - kurby on 09/01/2009 20:50:26
Go to Top of Page

kurby
Elmas

Turkey
1049 Posts

Posted - 09/01/2009 :  22:17:38  Show Profile  Visit kurby's Homepage  Reply with Quote
Tiversonus, tavuklar firarda filmini tekrar izlemeyi düşünüyorum.Görüyorum ki, birilerinin çiftliğinde yaşıyoruz.hahahahahahahha!Aklıma genetiği ile oynayıp, daha bol süt, daha çok yumurta imal etme oluşumlarımız geldi.:))))Yeni tür, nasıl bir enerji üretiyor acaba????

Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 09/01/2009 :  23:01:00  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
"4. Yoğunluğun bir çitliği vaaar, çiftliğinndee insannnlarııı varrr..."

En sağlam yol "insanın kendine BH insan grubuna güvenmesidir", bence ileri uygarlık ile dans edemeyiz, bunlar peygamberlerin önüne "melek" kılığın da da çıkarlar, taktikleri tükenmez bunların....Ama sevgili kurby ve burayı okuyanlar "çok verimsiz" ler az enerji veriyorlar:::

Edited by - Tiversonus on 09/01/2009 23:06:26
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 09/01/2009 :  23:09:39  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Alıntının Başı
-----------------------

Arap liderlerin İsrail'den şok isteği

A.A.
Arap liderlerin İsrail'den şok isteği
BU HABERİN DETAYI
Gazze üzerinde ateş yağmuru
"Arap liderler neden suskun?" sorusuna tün dünya cevap ararken, İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres, "Arap liderler, özel konuşmalarımızda bize (Hamas'ı sona erdirin) diyor" dedi.

---------------------------
Alıntının Sonu

YORUMSUZ.

Edited by - on
Go to Top of Page

kurby
Elmas

Turkey
1049 Posts

Posted - 09/01/2009 :  23:18:33  Show Profile  Visit kurby's Homepage  Reply with Quote
Bunu okudum.Yorum bile yapamıyorum!Bunları, tümünü, hepsini toplasak, Zetakulililere versek, bizi rahat bırakırlar mı acaba??????????????:\

Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 09/01/2009 :  23:24:40  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Uzaylılar bıçak çaldı!

09.01.2009 Cuma - 09:15

UFO gördüğünü iddia eden kişinin inanılmaz iddiaları...

İNGİLTERE'nin Conisholme kasabasında yaşayan Lesley Whittingham (71), UFO gördüğünü iddia etti.

UFO'nun elektrik üretiminde kulanılan türbüne çarptığını anlatan Lesley, kopan türbün bıçağının hiçbir yerde olmadığını, uzaylıların götürdüğünü söyledi.

-------------------------------

Onlar sanırım meşguller:))

Edited by - on
Go to Top of Page

damdam
Elmas

581 Posts

Posted - 09/01/2009 :  23:31:19  Show Profile  Visit damdam's Homepage  Reply with Quote
Arkadaşlar,
Bu arap milleti değilmiki osmanlıyı ingilizlerle bir olup filistin de arkadan vurmuşlardı, her milletin genetik kodunda deneyimlediği ve bireysel değil ama o milletin kitlesel negatif veya pozitif özellikleri var ve bunlar ulusların karmalarını oluşturuyorlar...

Çok içler acısı durum yaşanıyor, ve bütün kalbimle bölgenin pozitif döngüye geçmesini diliyorum ....

Edited by - on
Go to Top of Page

kurby
Elmas

Turkey
1049 Posts

Posted - 09/01/2009 :  23:34:40  Show Profile  Visit kurby's Homepage  Reply with Quote
Niye, türbün bıçağının da mı DNAsını kendilerinkine dahil edecekler!:)))))))

Hani bugün sümerler, bir çok ilme ulaşmışlar, dünyanın yuvarlaklığını bulmuşlar dedik, sonra Galilei'yi dünya yuvarlak diyor diye, engizisyona çıkaran akıldan bahsettik ya, bu arkadaşların Zetalıların, zaman içinde gelip giderken göz ardı ettiği şey, insanın yazıyı keşfi olmasın.Unutma faktörümüze diyecek yok, ama bunlar belgelendiğinde ve yıpranma payı düşük olduğunda bir sonraki nesilere bir şekilde ulaşacaktır.Bunu göz ardı etmiş olabilir diye düşündüm.Telepat değiliz, ama yazı biliyoruz nabeeer?

Sevgili Damdam, artık bu durumun onların halletmelri gereken karmaları olduğunu düşünüyorum.Onlar bu karmaları çözümlemedikçe, bu dünya bu eziyeti çekecek demektir, tabi biz de.Ama şifaya devam, böyle düşünüyorum diye yarıda bırakacak değilim.:)))

Edited by - kurby on 09/01/2009 23:36:58
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 09/01/2009 :  23:39:20  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Dünya da bırak dünyayı ABD de anket yapsak (M. Jackson mı tanınır Galileo mi???) Yani "okuryazarlar" neler "okurlar" neler "yazmazlar"? Bir de bu var.:))

Şifaya elbette devam, zavallı halka görevimiz bu, insanların manipülatif olarak geri bırakılmaları da sözkonusu zaten.

Herkese İyi Geceler.

Edited by - Tiversonus on 09/01/2009 23:43:17
Go to Top of Page

kurby
Elmas

Turkey
1049 Posts

Posted - 09/01/2009 :  23:46:26  Show Profile  Visit kurby's Homepage  Reply with Quote
Dünya dönüyor, sen ne dersen de,
Yıllar geçiyor farketmesen de!

Bak bu da yazı!Hem de çok okuyan var!Nilüfer'indi değil mi bu şarkı???:)))))))))

Ama toplarla sen de kendini, lezzetli kokular çıkıyor bak arşa, ona göre.:)))))

İyi geceler!

Edited by - kurby on 09/01/2009 23:51:50
Go to Top of Page

damdam
Elmas

581 Posts

Posted - 09/01/2009 :  23:52:54  Show Profile  Visit damdam's Homepage  Reply with Quote
Sevgili kurby

tabikide şifaya devam, ellerimdeki batmayı acıyı hissettikten sonra zaten bırakılmaz, ayrıca birlik içinde ben kendimi şifalandırıyorum aynı zamanda hücresel bazda ve dna içinde...

Edited by - on
Go to Top of Page

kurby
Elmas

Turkey
1049 Posts

Posted - 10/01/2009 :  00:00:45  Show Profile  Visit kurby's Homepage  Reply with Quote
Ben kendi şifamı otomatiğe bağladım, kendime gelince tembel bir şifacıyım.:)))En son geliyor aklıma kendime şifa vermek.Onda da ağrım ya da halsizliğim olursa.:)))

Edited by - on
Go to Top of Page

damdam
Elmas

581 Posts

Posted - 10/01/2009 :  00:06:12  Show Profile  Visit damdam's Homepage  Reply with Quote
Birazda feysbukta dolanayım, malum türlçeleştirdiğim için facebook'u okuduğum gibi yazıyorum:)))))))))))))

Edited by - on
Go to Top of Page

Süvari
Elmas

Turkey
455 Posts

Posted - 10/01/2009 :  07:58:25  Show Profile  Visit Süvari's Homepage  Reply with Quote
Zaman zaman özümsediğimi sandığımı bilgilerde kendi içimde tezatlıklar oluşmaya, kendimle çelişmeye başladığımda, anladımki kavramların içini olması gerektiği gibi dolduramıyorum:

Tekamül = Olgunlaşma

Tekamül kavramına eksik bir anlam yüklemekmiş, olgunlaşma demek, asıl olan niteliğinin değişmeden çekirdeğin olduğu gibi muhafazası şeklinde algılamalıydım.

Halbuki tekamül kavramı daha derin olup; Olgunlaşmayla beraber önce olmadığı bir şeye tam anlamıyla dönüşümü, ne olduğunun farkında olmayı, görebilmeyi, deneyimlerden edindiğimiz liyakatı gibi erişebildiklerimizi kapsıyormuş.Belkide bilincin açılması demek aslında ham olanın değil tam anlamı ile olgun olanın farkında olmak.

Ne oldu da bilincimize algılamakda zorluk çekiyoruz araçları amaç edindik maddesel ortamda o yüzden puslandı demek ne kadar doğru. Sanırım bilemediğimiz bir şok yaşadık bir avuçtan atılan bilyeler gibi atılan avuca, yada suda oluşan halkalar gibi tekrar kıyıya vurup okyanusun ortasına dönünce ayılıp, anlayacağız.

Biraz zihnim bulanık bu günlerde

Sevgiler

Edited by - Süvari on 10/01/2009 08:43:55
Go to Top of Page

Süvari
Elmas

Turkey
455 Posts

Posted - 10/01/2009 :  08:25:53  Show Profile  Visit Süvari's Homepage  Reply with Quote
Papuçlarımı kim giydiriyordu ve kim bağlıyordu bağcıkları..? Ben beceremedim hangisi hangisine bağlanacaktı, kim dolaşık etmiş onları belkide en iyisi çıkarıp atmak onları ve ayak çıplak yürümek ..? :)


Edited by - on
Go to Top of Page

Tsunami
Elmas

318 Posts

Posted - 10/01/2009 :  10:41:31  Show Profile  Visit Tsunami's Homepage  Reply with Quote
"Komplee komplee komplee keyifsiziz!"

Ya da ben öyleyim, herkesi de öyle zannediyorum

Gecen yil "huzur istiyorum, huzurrr istiyorummm " diye ortaliklarda dolaniyordum, bu yil onu bile istemiyorum

2008 herkes icin gergin bir yil olurken bana da bir son dakika golü atip gitti ya.. yaziklar olsun ona

Filistini düsünemeyecek kadar pusluyum. Hani icimde baris ve güzellik olsa onlar da nasiplensin diyecem ama

Icimdeki his bana diyorki...ölüm korkusu bu cehennem dünya hayatini yasayabilelim diye bastan bize kodlanmis. Ölüm aslinda korktugumuz gibi bir sey degilse, bunca yaygarayi ve bunca korkuyu bize yasatanlari allah bildigi gibi yapsin insallah diyorum

Duygu prodüksiyonlarimizi alip besin yapanlari protesto ediyorum, ölen filistinlilere üzülmeyin, yupppii diye bagiriyorlardir yeni gercekliklerinde, niye olmasin

Yanisi komple keyifsizim...renklerim silinmis, kanatlarim dökülmüs gibi..Istemek bile bir seydir ya..ben istemiyorum bile



Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 10/01/2009 :  12:38:22  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
2012 BH Bandından süren "kısadalga" yayınımıza, kaldığımız yerden devamm ediyoruz!!!

Dostlar belki de içimizdeki sıkıntıları sözlere, konuşmalara dökerek bir "ışık" yaratıyoruz veya belkide dengelenmek için "dışarı atıyoruz" veya "konuşmak ilginç şekillerde koruyordur"...Yok sa "konuşmayı" niye icat ettik ki*

Herkese Günaydın, Konuşmaya devam edeceğiz!!!

Edited by - on
Go to Top of Page

zer-zivi
Elmas

Turkey
953 Posts

Posted - 10/01/2009 :  12:55:46  Show Profile  Reply with Quote
Varoluşun doğasına uygun özümüzle titreşmeyi unuttuğumuz gün;ses icat oldu bence :))

Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 10/01/2009 :  12:58:44  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Olur mu "ses bir enerji" dir. Ses ile kayaları bile kaldırabiliriz mi? Köprü yıkabiliyoruz da.

Edited by - on
Go to Top of Page

zer-zivi
Elmas

Turkey
953 Posts

Posted - 10/01/2009 :  13:06:12  Show Profile  Reply with Quote
Her şey sırasıyla varoldu bence. Varoluşun bütünlüğüyle titreşecek enerji biçimi sürekli şekil değiştirmiştir bana göre.Ses'de enerjidir biliyorum sadece özümüzdeki enerjinin değişik formda ifade ediş biçimidir.Enerji ses olmadan önce neydi acep:))

Edited by - on
Go to Top of Page

kurby
Elmas

Turkey
1049 Posts

Posted - 10/01/2009 :  13:07:08  Show Profile  Visit kurby's Homepage  Reply with Quote
Bulanık beyne, çayın içine katılmış, bir kaç karanfil iyi geliyor.Çayı yudumlarken, onların o kocaman mağaraya girmesini engellemek ve bunu ses efekti ile güçlendirmek gayet hoş bir durum.:)))Aynı şeyi çorbaya ekmek doğrama eğilimi olanlara da tavsiye ederim.Uçaktan parasütsüz atlayan ekmek parçalarının çorba içinde yarattığı ahenk görülmeye değerdir.:=))Keyifsiz ve renksiz hissedildiğinde, sulu/kuru boyalarla uğraşmak son derece renkli ve keyifli bir zaman yaratır.İnat ettim, bu sürüngenleri beslememek için her tür saçmalaığı yaparak, öğrenmemi ve pekiştirmemi daha eğlenceli bir hale getireceğim.:)))Ayrıca, 2008,1998,2010 ne fark eder.Zaman yok ki!Olmayan bir durum, benim niye canımı sıksın!
Hiperleri bu yüzden seviyorum, onlar merak ve öğrenme aşkı ile en tehlikeli sulara gözü kapalı atlarlar ve bundan son derece zevk alırlar!:)))))

Tünaydın herkese,
ses hep vardı.:))))

Edited by - kurby on 10/01/2009 13:09:20
Go to Top of Page

zer-zivi
Elmas

Turkey
953 Posts

Posted - 10/01/2009 :  13:19:01  Show Profile  Reply with Quote
Bizler pek çok parçalara,formlara dönüşmüş "Bir"in gerçekleriyiz :))

Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 10/01/2009 :  13:30:09  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Evrenin yaratılışının ilk zamanlarında, göz kamaştırıcı beyaz ışık evreni kaplıyor muş! Tezahür tarafında önce sadece "IŞIK" varmış. Sese gelmedik daha..

Tünaydın.

Edited by - on
Go to Top of Page
Page: of 40 Previous Topic Topic Next Topic  
Previous Page | Next Page
 New Topic  Reply to Topic
 Printer Friendly
Jump To:
Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum © 2004 Budur.com Go To Top Of Page
This page was generated in 0.25 seconds. Powered By: Snitz Forums 2000 Version 3.4.04
Google
 
Web www.budur.com
Detayonline Gizli
Gerçekler
oyun komedi sohbet
Visitor Counter by Digits