Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum
Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum
Home | Profile | Register | Active Topics | Members | Search | FAQ
Username:
Password:
Save Password
Forgot your Password?

 All Forums
 Konu Dışı / Diğer Konular / Yönetimden
 Kişisel Düşünceler, Fikirler vb. Yazılar
 KONUŞMALAR
 New Topic  Reply to Topic
 Printer Friendly
Previous Page | Next Page
Author Previous Topic Topic Next Topic
Page: of 40

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 12/09/2008 :  16:38:46  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Birşeyin ardından koştukça o bizdenkaçar.
Bunu sanırım Maharaj söylemişti.Yada malum şöyle bir tabir vardır halk arasında:Kaçan kovalanır.
Çekim yasasını yeterli oranda kullanamamızın nedenide bu olmalı öyleyse.
Yani birşeyi istiyoruz ve çekim yasasının onu bize getireceğine inanıyoruz(daha doğrusu inanmak istiyoruz, bu noktada sadece inandığımızı zannediyoruz)fakat ardından koşuyor olmamız, isteğimizi bizden uzaklaştırıyor.

Bu noktayı çok düşündüm ve şunu gözlemledim.
Çekim yasası niyetimize karşılık verirken,onun peşinden gidiyor olmamızın oluşturduğu dirence de karşılık veriyor ve dileğimize asla kavuşamıyoruz.Gerçekleşeceğine inanıyorsak niyetimizin,o zaten bizim gerçeğimiz gibi davranmalıyız ve ardından koşmamalıyız.İşte o an,kaygı duymadığımız andır.

Eğer bu doğru ise,başkalarının özgür iradesine müdahele etmemiz de boşa çaba olacaktır.Dileğimizi kuvvetle arzularken peşinden koşmamız durumunda bizden kaçıyorsa eğer;başkalarını değiştirmek arzusuyla harekete geçtiğimizde de,yine bir benzer bir dirençle karşılaşacağız ve karşımızdaki kişiyi değiştiremeyeceğizdir.
Hiçkimsenin birbaşkası üzerinde herhangi bir gücü olduğuna inanmıyorum.
Çocuğu azarlayarak birdeğişim yaratmak istediğimizde,bu isteğimiz son derece normal olsa bile kendimizce,değiştiremiyoruz.Çocuk ya siniyor yada arsız oluyor.Yani niyet iyide olsa,iyi sonuç vermiyor.1.Durum yani çocuğun sinmesi ve bize tabi olması,onun beynindeki bir değişim anlamına gelmiyor.

Sadece bizler irademizi başkalarına verebiliriz.Yani bu durumda dahi özgür irademizle irademizi başkalarına devretmekteyizdir.
Gandhi:'Dünya üzerinde görmek istediğiniz değişim olun ve dünya sizinle birlikte değişecektir'demiş,güzel bir noktaya değinmiş.

Demem o ki;başkalarının özgür iradesine müdahele edip etmediğimizi sonuçlar gösterecektir bize.

Edited by - pandora76 on 12/09/2008 16:51:34
Go to Top of Page

ivrin
Elmas

Turkey
492 Posts

Posted - 13/09/2008 :  12:51:47  Show Profile  Visit ivrin's Homepage  Reply with Quote
Sevgili Tiversonus sevgili Pandora beni sevgi ile ağlattınız, içim titredi içinizden yükselenlerden ve huzur doluyum yine her zamanki gibi, içim gülüyor çoşku ve sevgi ile.. hem de çok yakın bir zamanda çok istediğim bir şeyi evrenin dengesine bırakmadan inatla istediğim için kaybetmeme rağmen içim gülüyor, çünkü o kayıp ile o istediğim şeyi özgürleştirmeyi öğrendim ben sonsuz ve koşulsuz sevgi ile.. ve ne oldu biliyor musunuz kaybettiğimi sandığım şeyi içimde derinlerimde çok daha büyük bir alana yayılmış olarak buldum ve daha çok sevmeye başladım (daha çok sevmek ne demekse sadece sevmek işte) ama artık farklı bir boyutta ve zaten onun bana ve hepimize ait olduğunu bilerek:) Sevginin, onu yaramaz bir çocuk gibi dayatarak istememek olduğunu öğrenene kadar çektiğim acıyı tekrar düşünmeme vesile oldu diyebilirim bu sözleriniz, kendi seçimim olmasına rağmen.. belki de sadece bir hatırlatma:) Sevgili dostum hep bana iste ve sal dediğinde inantla bunu yapmayacağımı söylediğim kayıp günlerimden anlar geldi şimdi gözümün önüne. Sonra dedim ki iyi ki varsın sen de dünyasaldaki meleğimsin, hem özünle hem bu boyuttaki tüm hallerinle:) bu da dostuma sevgiyle.

Ve hepinize sevgiyle..

Edited by - on
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 17/09/2008 :  10:18:23  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Çekim yasasıyla ilgili anladığım şey,ardından koştuğumuz herşey için,'madem ardından koşmak istiyorsun,dileğini yerine getireceğim ve koşmaya devam edeceksin'dediği.
Bu durumu tekrar tekrar deneyimledim diyebilirim.
Canım benim,ben sizi çok sevdim,üstelik kendinizi sevdirmek için özel bir çaba bile harcamadınız.Sizin iyiniyetiniz kafi..

Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 17/09/2008 :  19:19:39  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Üst Yoğunluklardan Manüple Edildiğimize İnanıyormuyuz

Şimdi kendi kendime soruyorum; Kasyopya celselerini takip edenlerin acaba ne kadarı ''kaçırılma'' ''duygusal olarak manüple'' edilme gibi olaylara inanıyorlar...Aslında burada ikiyüzlü bir durum sözkonusu gibi, şöyle ki, geçmiş yaşam regresyonu aklıma geliyor ve regresyonist ile sohbet edince, onun bile re-enkarnasyon konusunda (şüpheli) olduğunu gördüm, yani yaptığı işe bak ve ''tam olmayan inancına'' bak sizcede burada ikiyüzlü bir durum yok mu?...İşte buna benzer şekilde Kasyopya'yı takip edenlerin çoğunda, diğer yazılarından işaretle, bunların kaçırılma veya benzeri olaylara ''inanmadıklarının'' işaretlerini alıyorum...Varsaymak yanlış bilgiye götüreceği için;varsaymak bence Farkındalığın düşmanıdır...Herhangi bir şekilde ilginç şekilde, saatin beklenenin üzerinde ileri olduğunu ''yaşamak'' veya benzeri ''duygusal manipüle'' ye uğradığını düşünenler var mı diye merak ediyorum doğrusu, acaba böyle durum yaşayanlar olabilir mi??

Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 17/09/2008 :  22:33:52  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
KH üst boyut saldırılarından nasıl korunabiliriz?(1)

Öncelikle yoğunlukların veya boyutların ‘’etki’’ lerine inanmayanların bu yazıyı dikkate almamasını öneririm, bu sadece ‘’etkilere’’ inananlar için yazılmıştır. Özgür İrade’den dolayı ,sahip olduğumuz en değerli hazinemizden dolayı bütün saldırı: Özgür İrade’mizi Kullanamayacak duruma sokulmamız la ilgili gözüküyor.Bunu öncelikle ‘’vurgulamak’’ isterim. Peki bizim ‘’Özgür İrade’’ mizi ((kullanamayacak/normalde istemediğimizi kabul edecek duruma)) düşürülmemiz için hangi taktikler izlenebilir??
AMAÇ: Normal Şartlarda kabul etmediğimiz bir (seçimi), Özgür İrademiz’e kabul ettirebilmek….


(Devam edecek)

Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 18/09/2008 :  12:43:39  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
KH üst boyut saldırılarından nasıl korunabiliriz?(1)

Dün sitede yayınlanan celsede geçen şu cümleyi aktarmak istiyorum:

((A: Gerçek soru "onun" [ç.n. : Ark'ın karısı] kim olduğu değil, seçimleri doğrultusunda onun üzerinden yapılan etkiler.)) burada A herhalde C olacak değil mi?

Aslında tam bunu düşünürken, aynı saatlerde yayınlanan celsede bununla ilgili vurgu geçmesi ilginçtir. Ark'ın karısı üzerinden Ark'a yapılanlardan bahsedilirken, ((SEÇİMLERİ 'nin )) özelliği dolayısı ile aslında zavallı kadının bile haberi olmadan, ki burada kadın manipilasyona uğradığının bile farkında değil büyük olasılıkla, Ark'a yapılan KH üst boyut saldırısı gerçekleşiyor...Burada şimdilik önemli olanın farkında olmadan SEÇİMLERİMİZE Müdahale ile Seçmemizdir.Bir şekilde özgür irademizin çalışması gözükürken, ama dolaylı şekilde özgür irademize bir ''müdahale/etki'' yapılmaktadır.

((S: (L) Yani o "saldırı" için bir kanal mı ?
C: Wroclaw Üniversitesi'nden iki kişi de öyle.))

''SALDIRI'' İÇİN kanal olarak insanın ya kendisi veya başka bir insan kullanılmakta veya ''alet, araç,donanım, bozulması'' kullanılmaktadır...Burada önemli olan ''saldırı'' için kanal olduğunu bilşmeden bu işi yapanların taşımadıkları farkındalıklarıdır.Şu açıkça görülüyor ki, perde arkasında bulunanlar gözükmediği sürece bu ''insandan insana bir olay'' gibi gözükmekte ve özgür iradelerle yapılıyor, gözükmesidir....Acaba üst boyutlar neden böyle ''çalışırlar??''.

Celselerde bir seri katil ile ilgi zihin kontrolü alayınıda hatırtlatmak isterim ve üç profesörünü öldüren tez hazırlayan bir öğrencinin durumunu da...Yakın zamanda profesör olan annesini öldüren, üniversite öğrencisi olan kızın, mahkemeye verdiği demeç te çok ilginçtir...Aslında bunlar ''bilimsel'' metodlar ile ispatı yapılamayacak, belki bazı ''psikolojik'' konulara bağlanacak, konular gibi gözükmektedirler...

Edited by - Tiversonus on 18/09/2008 13:04:40
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 18/09/2008 :  19:06:31  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Kh denilen varlıklar bizim özgür irademize birşekilde müdahele edebilirlerse,biz niye yaşıyoruz?Evrenin yasaları yada sapmaları bu kadar raslantısallık,diğerleri üzerinde hakimiyet olanağı verebilirse;niye eylemlerimizin sonuçları olan bir karmadan sorumlu tutuluyoruz?Bizim dışımızdaki herhangi bir güç değil sözünü ettiğim,biz iz.Bir in yansımaları.

Eğer herşey zihnin rüyası ise,biz'Bir'in yansımaları isek;bizden ayrı varlıklar nasıl sözkonusu olabilir?Onlarda bizim rüyamızın parçası olmazlarmı bu durumda?Kasyopya celselerini okuyorum çünkü çok ilginç geliyor,en azından uzun süredir merak ettiğim'peki ya dinlerin anlamı ne'sorusuna bir yanıt verip bilmeceyi çözecekmiş gibi görünüyor.Birde ufolarla ilgili çalışmalar yapan,bu konuyla neredeyse tüm hayatını geçirmiş arkadaşımın verdiği ilginç örnekleride düşündürüyor.Ama kaçırılma olaylarına pek inanasım gelmiyor yinede.Bazen olabilirmi diyorum,çounluklada inanılmaz buluyorum.Birilerinin yiyeceği olmak için yaşıyor olma olasılığım varsa,'Bir'i düşünüp ona ulaşmaya çalışmamın ne manası varki diyorum kendime.Belkide kasyopyalılarda kh tır diyorum.Tabi kh denilen varlıklara tereddütsüz inanmalıyım ondan önce.
Belki benide kullanıyorlardır kendilerine inanmakta tereddüt etmemi sağlayarak.
Neyse işte...Bende konuşmalar başlığında konuştum kendimle..

Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 18/09/2008 :  19:35:06  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Sevgili pandora,
Aslında ortada şunu belirtmek isterim öncelikle, kosmos hakkında çokaz şey biliyoruz ve işleyişi hakkında,ama dualite içerisinde bir evren olduğunu artık istisnasız herkes kabul ediyor.Aynı insanlarda olduğu gibi, dualiteden dolayı ''iyi ve kötü'' niyetli varlıklar olması muhtemel dahilinde.Sonra ''vesvesecinin şerri'' nden bahseder islam dini neyse uzatmak konuyu çok mümkün...Sadece şunu söylemek istiyorum, insanın insana yaptığını veya insanın hayvanlar yaptığını düşününce, ne kadar muhtemel olduğu ortaya çıkar....Sonuçta Frekansımızı korumak bütün bunların anahtarı, bu da müjdeli haber, işte Ö.İ. müdahale tam anlamıyla karışık bir şey yani, bu tam bir müdahale den ziyade (kabul ettirecek şekilde frekans oyunu) yapmak ve bizleri de Tekamül ettiren potansiyelde bir olay, dualiteden dolayı...İnanmak ve inanmamak kişiye kalmış ve o nun seçimi, seçimini yapanlara yargı koymamak gerekir diye düşünüyorum.Bu bir yolculuk ve insan kendisi karar verecek, ama uzun bir yolculuk...

Sevgi içinde kalınız.

Edited by - on
Go to Top of Page

bulut
Elmas

565 Posts

Posted - 19/09/2008 :  16:53:24  Show Profile  Visit bulut's Homepage  Reply with Quote
Saldırı,düşüncelerin manipilasyonu,kaçırılma,deneylere muhatap olma ve hatta yiyecek olma beni de çok rahatsız etmiştir.Bu olasılıklara yanıt bulmakta zorlandığımda bir zihinsel karmaşa yaşadığımı söylemeliyim.
Birin çeşitli ifadeleri açıklamaları bazen yeterli dinginliği anlamama yetmiyor.Bu ifadenin eksikliğinden daha çok benim boyutsal özelliklerimden kaynaklanıyor.
Bu ifadeleri esneme ve sabah mahmurluğu devresinde olan biri olarak kabullensem bile anlayamıyorum.Henüz zeki enerji nedir,bir latif bedene bağlı bile olsa o ışık varlık,enerjisel varlık nedir bilemiyorum.hatta kh varlığı ile bh varlığını ayırmakta zorlanıyorum.Bana bir afrikalı yerlinin uçağı anlamakta zorlandığı gibi zorlu geliyor.
Geçenlerde uykudan önce, önce başımın tepesinde sonra boynumda doğal olmayan bir ağırlık, bir etki hissettim.Zeki veya değil yabancı bir potansiyel olarak kabullendim ve samimiyetle gitmesini istedim.giderek artan bir rahatlık duyddm ve ertesi sabah olağandan fazla enerjik uyandım.
Olgu üzerinde düşündüğümde benden,zihnimden ayrı bir varlık olmayacağı sonucuna vardım.Bazen ben istiyor,bazen bilincimi yanlış yönlendiriyordum.Yine benliğimin parçaları bana mizansenler hazırlıyor,benim gelişmemi sağlıyordu.
Henüz laboratuvarımıza madde ötesini alamadığımıza göre bazı ifade edilenleri bazen kabul edip yerine göre eleştireceğim.Özüm,özbenliğim geliştikçe bana bilincimin genişlemesini armağan edecek.Bilincimin genişliği ölçüsüde macerama devam edeceğim.

Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 19/09/2008 :  17:18:26  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Sevgili bulut,

Aslında kanal bilgilerinin en çok ''tepki'' çeken bölümleri bu negatiflik veya Kh olayıdır ve bunların kullandıkları yöntem ve taktikler...Sonra şunu düşünüyorum ispatı veya ispatsızlığı çok zor olan bir konu; hangi kritere göre yapılacak ispat veya yöntem, işte biri çıkıp bu insan psikolojisi ile ilgili bir yaratımdır dediğinde, kendince bir açıklama getirmiş olacak ve ''çürütmüş'' olacaktır...Yani var/yok tartışması verimsiz olacaktır ve aynı zamanda da birleştirici olmaktan çok ''ayrıştırıcı''...Hatta bazıları çıkıp (bak bu kadar negatifliğe vurgu daha çok deneyimi çekebilecektir) de diyecektir....Şimdi ben rahmetli dedeme (ya dede şu destur-destur) kelimesini neden kullandınız bak freud diyor ki desem, dedem bana ne derdi ki acaba??

Yani insan tüm kosmosun bir modeli ise tabi burada içsel bir ''bağ'' olacaktır bakarsın bizim kertişler (insan çıkabilirler), sonuçta ''kertişlik'' var ya ben ona takılıyorum nereden geldiği ayrı bir konu, ah keşke 6. yoğunluk bilgisi ile 3. yoğunlukta yaşasaydık(?)...Bence, (yargı) koymadan bunları izlemek ve diğer düşüncelere saygılı olmak eniyisi, yani düşüncelerinize saygı duyuyorum.

Şunu düşünüyorum, aslında ilk aklıma gelen bu olmuştu; (üst boyut meleklere inanıyor sunda neden anti meleklere inanmıyorsun) gibi yani (ya kazanın doğurduğuna inanıyorsun da Öldüğüne neden inanmıyorsun??)...Biraz neşe olsun istedim, nasrettin hoca misali..

Selamlar, Sevgiler...

Edited by - on
Go to Top of Page

bulut
Elmas

565 Posts

Posted - 19/09/2008 :  18:32:34  Show Profile  Visit bulut's Homepage  Reply with Quote
Sevgili Tiversonus,

Kertiş ya da negatiflerin olduğu düşüncesine katılıyorum.Yoksa düalite ifadesi olmazdı.Ancak onların bile ortak insan bilincinin,diğer bir ifade ile yaratıcı potansiyelin önemli bir bölümünün görüntüleri olduğunu düşünüyorum.Bana insanların bir anlamda çaresiz gibi anlatımları ya tekamülü hızlandırmak ya da bilincimizin negatif bölümünün bir üçkağıdı gibi geliyor.
Günlük yaşantımda bile ne zaman çarasizlik düşüncelerine dalsam içimden bir dalga "Gerzek, ne zaman farkında olacaksın,sana Arşimetin istediği kaldıraç veriliyor,sen flu gölgelerdeki görüntüler karşısında dişlerini takırdatıyor,dünyayı kaldırmıyorsun.Sen seçmeyince yaprak bile kıpırdamıyor,izin vermediğin saldırı olasılıkları karşısında kafanı karıştırıyorsun,diyor.
Elbette melekleri,pozitif olanları ayrı bir muhabbetle seviyorum.Ama onların bile insan varlığına saygı duyması ruhumu okşuyor.Gerçek değerimi öğrenmek için düşünüyor ve araştırıyorum.Sevgiler.

Edited by - on
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 19/09/2008 :  19:00:43  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Ben meleklerdende şüpheliyim iyimi:)Ama ben çok şüpheciyim zaten.Bu belki benim kötü yanım ama işe yaradığıda olmuştur.Bugüne kadar karşılaştığım tüm bilgiler arasında koşulsuzca doğru olduğunu düşündüğüm tek bilgi Maharajın bilgileri olmuştu ve böyle birşeyin birkere olması bile benim için şaşırtıcı oldu.Niyeyse onun sözlerinin tamamının,kelimesi kelimesine tam olduğunu düşündüm ama oda bazı ayrıntılara girmemiş yada ben çok ayrıntıcıyım:)

'Bir'isek eğer,meleklerde bizim rüyamızın bir yanı ve meleklere inanırsam o melekler rüyamda belirirmi diye düşünüyorum?Yoksa rüyalarımız farklı olsalar dahi,hepimizin ortak gördüğü bir rüya varmı(sonuçta herkesin rüyasında güneş doğudan doğuyor,batıdan batıyor;yoksa benim rüyamda bunu değiştirme gibi bir şansım olurmuydu?Belki suyun üzerinde yürüyebilecek biri olsaydım yani sanırım 'saf zihin'e ulaşsaydım?).
Meleklere inanmak isterim ama.Kanal bilgilerini okuyorum meleklerden gelen ve çok mantıklıda geliyor bazıları ve çokda hoşuma gidiyor,çok güzel bir gelecekten bahsettikleri için(Bu durumda şeytanlarada inanmak gerekir ki belkide işin bu kısmı hoşuma gitmediği için meleklere inanmak istemiyorumdur bilinçaltımda)

Reikiye uyumlanırken şüphelerim daha çoktu ama reiki benim için bir umuttu.Zira şüpheci olsamda hiçbirşey üzerinde düşünmeden olmaz demem.Yani olabileceğinden şüphe duyduğum kadar,'neden olmasın' şüphesidir beni düşündüren.Zaten biryerdede reiki gibi konulardır beni varlıklar konusunda sorular sorduran(bize anlatılan reiki rehberi konusu)
Soruları çok fazla olan biriyim yani net değilim.İnananlara saygım var,zira kim neye inanırsa kendinedir.Kimi niye ilgilendirir?Ben konuyu cidden merak ediyorum çünkü benim kafayı taktığım şey bu:Özgür irade...Oe ye de sorduğum ilk sorudan da anlaşılabilir.
Özeldende böyle birkonu hakkında bilgilenmek gibi birşansımda yok.Belki bir cevap bulurum düşüncesiyle birşey yazmak istiyorum.

Şimdi biz hayvanları yiyoruz ve bunu pek çoğumuzda normal karşılıyoruz.Hayvanlar bilinçli değilki..
Ama bizler bilinçli varlıklarız?Aklıma takılan en önemli nokta bu.
Tanrı taşda uyanır,insanda kim olduğunu bilir...Yani insan dünya üzerinde 'Bir'i bulacak varlıktır.
O zaman nasıl bizim enerjimizi çekebilirler?Oe şimdi nerede okuduğumu hatırlamadığım bir yazısında şöyle birşey demişti sanırım:Pozitifler sadece çağrıldığında gelir ama negatifler daima iş başındadır.Tam bu kelimelerle olmasada bu anlam ve içeriğe sahipti(umarım eksik değildir)
Bu durumda varlıkların bizi etkilemeleri bizim isteğimize bağlı olacak yani özgür irademiz olacak.
Ama tersi bir durum,bizi irademiz dışında kaçırarak veya farklı yollarla ,bizi yönlendirebilecek birşeyler yapabiliyorlarsa bu durum özgür irademizi 'etkilemek' değil,özgür irademiz 'olmadığı' anlamına gelmeyecekmi?

Acaba kh varlıklar vardırda bizi korkutuyorlarmıdır?
Bizi kendilerine inanmayıp önlem almamıza engel olarak etkiliyor olabilirlermi acaba?Reikiyle birlikte zararlı etkilerede maruz kalabilirmiyiz?Yada etkileniyoruzdurda,farkındamı değiliz bu konular üzerine eğilmediğimiz için?
Arkadaşım öyle çok anlattıki ufoları,bir kaç gece acaba var iseler ve gelirlerse ve ben bunu bilmeyeceksem gibi korkulara kapılmıştım.Bu bile beni rahatsız etmişti.Sanırım ben ayrıca inanmak da istemiyorum.


Edited by - pandora76 on 19/09/2008 19:07:41
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 19/09/2008 :  19:53:43  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Sevgili pandora,

Bazen şunu düşünüyorum, rüyalarımızda ''yaşadığımız'' mekanlar veya yerler, rüyadan kalkmasak acaba burası mı rüya olur? Varlıklarımızın smetrisini mi var, yani burada het yaptığımız örneğin birine (tecevüz ediyorsak) paralel bir yerde bize mi(tecavüz ediyorlar) ve bu kaostan kurtulmak için herşeyin Bir olduğu fikrine mi geliyoruz; yani artılar toplamı eksiler tolamı gibi...Neyse senin soruların tek değil yani...Ama sevgi frekansı ben buna Bir'in frekansı diyorum , koşulsuz olanı, belkide bunları açıklayan bir şifredir, ne dersiniz??

Selamlar, Sevgilerimle...

Edited by - on
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 19/09/2008 :  20:54:54  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Neyse senin soruların tek değil yani...
Buna sevindim dersem umarım bana kızmazsın sevgili Tiversonus.Çünkü yalnız olmadığımı bilmek biraz bencilce olsada güzel:)
Hoşçakal.

Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 29/09/2008 :  13:42:25  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
‘’Fiziksel’’ Hapishanelerimiz

Aklıma postacı zekeriya’nın anlattığı, antibiyotik olayı geldi; postacı sabahleyin antibiyotiğini yutarak belediye otobüsüne biner, çalıştığı postaneye gitmek üzere.Antibiyotik müthiş şekilde karın uğultusu yapmaya başlar ve durum vahimdir, sesler bu sinyali vermektedir, ancak işyerine daha bayağı mesafe vardır ve durumun aciliyeti nedeniyle hızlı ve pratik olması gerekmektedir, gözüne bir petrol istasyonu ilişir ve ışık yanar; genelde dolum yapılan yerde ‘’boşaltım’’ alanı bulunmaktadır ve acelece otobüsten iner, doğruca üzerinde (wc) yazısına yönelir, ancak aceleyle açmaya çalıştığı bölümün kilitli olduğunu görür, biraz daha dayanıp ‘’mücadele’’ etmesi gerekmektedir ve aslında fazlaca da hızlı hareket edememektedir, malum kaslarını normalin üzerinde ‘’sıkması’’ gerekmektedir, orta hızlı hareketlerle bölümü açtırır ve rahatlar ve fizyolojik kanbasıncı ve değerler normale dönmeye başlar…

Gardroptan bir elbise seçecek olsak ve bu elbise bizlere daha katı bir ‘’fiziksellik’’ ortamı yaratsa, yani şimdiki üçüncü yoğunluktaki bedenlerimiz gibi; giydiğimiz elbiselerin (rahat) olup olmadığına dikkat edrdik, öyle değil mi? En azından (ömürlü) olması ve dayanıklı olmasını isterdik ve içerisinde seyahat edenin de ihtiyaçlarını ve tekamülünü de düşünmek gerekecek tabi ki, öyle ya şöför rahatsız ise araç bir yerlere ‘’vurabilir’’, şöför rahat olmalı ki, araç kaza yapmadan yol alabilsin. Şimdi soru şu; giydiğimiz elbiseler, ‘’şöför’’ün gitmek istediği yere varmasını sağlayacak özelliklere sahip mi? Bu sizce de bir ‘’düşüş’’ değil mi?

Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 08/10/2008 :  15:42:30  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Dün Kasyopya celselerini yeniden okurken, budur’un ilgili sayfasındaki 1. sayfanın sonuna gelmiştim, yavaşça okuyordum ve üzerinde düşünüyordum, bazen bir satırda bekliyor düşünüyor , bazende bir sayfada üzerinde düşünülecek bir konu buluyordum, olabildiğince ‘zahmetsiz’ bir yol izliyordum, ve böylece ‘’yolculuğun keyfini çıkarıyordum’’. Birkaç gün üst üste hem evde hem de işyerinde devam ettiğim öğrenme yolculuğunda, şu bölüme gelince tükendiğimi hissettim; (4. yoğunluk BH Oryon Federasyonu üyesi varlıklar, insan kılığında aranızdalar) deniliyor ve kasyopyalılar kendilerinin 6. yoğunluk ışık varlıkları olduklarını söyleyerek, kendilerinden (saldırılar için korunma) isteğinin, kendi ‘’konumları’’ nin iyi anlaşılması gerektiğini söylüyorlardı. Yani bir 4. yoğunluk ‘’nordic’’ tiplemesi ile ifade edilen oryon federasyonuna bağlı 4. yoğunluk BH varlığı ile tanışmaları isteniyordu…İşte bu noktada, 6. yoğunluk varlıklarının durumlarını düşünmeye başladım ve 4. yoğunluk BH varlıklarının, 4. yoğunluk KH den gelen saldırılara karşı daha yardımcı olabileceklerinin anlamını düşünmeye başladım ve gece oldu yatmadan, yüksek benliğimden, 4. yoğunluk dünyada insan kılığında dolaşan varlıklar var mıdır , bunu bilinçli olarak bana göster diye, hafif bir zihinsel sürece girdim ve yattım…Sabah kalktığımda, çok daha rahat hatırladığım bir rüya deneyimim ve hikayem vardı ve saatler geçtikçe unutulan bir rüyaydı bu, rüyamda hatırladığım bölüm OSHO ile ilgili bölümdü: Babamla konuşuyor ve bir şeyler açıklıyor ve içimden yeniden üniversiteye girip, herhalde felsefe bölümü olacak, böylece daha fazla osho’nun tanınması için çalışma yapabilecektim….İşte hepsi bir rüya ve kendi kendimle konuşuyorum, burası konuşmalar bölümü ya ve ayrıca burada akışı sınırlandırıyor diye, imla kuralları bile dikkate alınmaz…

Değiştirilen DNA mız nedeniyle zaman bizim için doğruluğu olan bir ilüzyon diyorlar.Laura da başka ne ilüzyonlarımız var diye soruyor ve bunu paylaşmak istiyorum:

1.Zaman ilüzyonu
2.Monotezim ilüzyonu
3.Fiziksel artış gereksinimi ilüzyonu
4.Lineer/doğrusal odak ilüzyonu
5.Tekboyutluluk ilüzyonu


Acaba başka ilüzyonlarımız var mı diye düşünürken aynı soru soruluyor:

S:(L) Başka hangi ilüzyonlar var?
C: Öncekilerle işiniz bitti mi?

Cevabın güzelliğine bakın: Öncekilerle işiniz bitti mi?

Burada monotezim le ilgili olan ilüzyon önemli, burada anahtar kelime AYRILIK, yani bizden ayrı mutlak güce sahip mutlak güce sahip bir varlığa inanç!!!

Ve bütün bu ilüzyonların DNA mıza kodlanmış olmaları bizlerin nasıl bir oyun içerisinde olduğumuzu düşündürmeli diyorum, kendime diyorum en azından.

İşte osho nun yazıları aklıma geliyor, zamanla ilgili, ego ile ilgili, yaratan la ilgili ve sanırım, ilüzyonun arkasındaki gerçeği görebilecek kadar, örtüyü yırtabilmiş bir ruhtu veya başaka bir ihtimal, öyle ya varsayımlar , gerçeği sınırlandırır.

Belirli sayıda aydınlanmış veya bilgiye sahip insan olursa, yani ‘’nasıl yapılacağını bilen’’ belirli sayıda insan ile alternatif bir evren yaratabilirmiyiz? Kanal açmak ve ‘’frekans sabitlemek’’ konularında konuşuyorum bu ara, kendimle…Bilgi ile ancak nasıl yapılacağı bilinebilinir diye düşünüyorum ve bu sebeple The Elagence Universe belgeselini yakın zamanda önermiştim, bilgi yolunda çokça veri taşıdığı için…Yoksa bir film şeridi gibi, belki 1 saatlik bir film şeridi gibi, ileri geri, geri ileri sarılarak bir kısır döngüde yaşatılırız ve uyanmamız önlenir diye düşünüyorum:Veri-Bilgi- Farkındalık- Yapmak…

Bir nokta kendisi ile doksan derecede bir doğrultuda hareket ederek bir çizgiyi oluşturur( nokta olur bir kalem),,,çizgi kendisine doksanar derecelik hareketle düzlemi oluşturur(kalem oldu parşömen).. Düzlem kendisine doksanar derecelik açılarla hareket ederek 3 boyutluluğu (parşömen oldu küp),,,,ve final sorusu : Küp(3 boyutluluk) kendine doksanar derecelik hareketlerle hareket etse ne olur, hadi bunu imgelemeye çalışalım!!!!!


Not:1 dejavu deneyimi ve 1.5 saatlik geçikmeyle -gelmeyenlerin gelmesi ile 4 ayrı kişi yi yolladıktan sonra- bunları yazıyorum, sonra konuşmalara devam etme dileğimle.


Selamlar, Sevgilerimle…

Edited by - Tiversonus on 08/10/2008 16:01:29
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 10/10/2008 :  11:17:21  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Herkese Selamlar, Sevgiler…

6. yoğunluk kasyopyalıların söylediği bir cümle var ve bunu sıkça ‘‘duyuyoruz’’: ‘’Her şey derslerden ibarettir’’ veya bu anlamı taşıyan benzeri cümleleri defalarca okuduk.Aklıma şu geliyor dersleri nasıl ‘’öğrenebiliriz’’? Yani herşeyin yaşananların, deneyimlerin sadece ve sadece tek bir şey üzerine ,’’dersler’’ üzerine kurulduğu evrende bu dersleri yaşamadan, deneyimlemeden öğrenebilir miyiz? Yaşamadan, deneyimlemeden öğrenmek te nedir diye üzerinde düşünüyorum belki böylece işin kestirme yolundan veya her neyse işin az acılı tarafından yaşamadan öğrenebilir miyiz? Aslında bu tür ‘’kestirme’’ yollar aramak ta üçüncü yoğunluk ilüzyonu veya kurnazlığı da olabilir? Gerçi bir ara, B.Ruhselman’a atfedilen bir yazıda, tarihte yaşamış ve büyük ızdırap çekmişlerin yaşadıklarını, sanki yaşamış gibi düşünmemiz ile bu dersleri almış gibi bir sonuç doğuracağı veya benzeri bir şeyler söyleniyodu, sanırım böyle bir şeydi…Şimdi düşünüyorumda bundan artık pek emin değilim yani dersler ancak deneyimlenerek öğrenilebilinir veya geçilebilinir diye düşünüyorum, ancak burada şunu da düşünüyorum, derslerin (hayat ve herşey) daha çabuk kavranılabileceğini inkar etmiyorum. Gerçi zaman ın bir üçüncü yoğunluk ilüzyonu olduğunu kavradıktan sonra, daha ‘’çabuk’’ kelimesi nide biraz dikkatli anlamak gerekir:Yani bir hayattta bir şey öğrenilebilineceği gibi , birkaç şeyde öğrenilebilinir, bu anlamda ‘’daha çabuk’’, yoksa vakit anlamında değil belki, döngü anlamında, işte böylece bir ruh diğerinden daha ileri bir seviyede olabilir veya tersi. Zaten şimdi, bu döngüde,’’melekler’’ olarak her türlü nefisten arınmış olan 6. yoğunluk Başkalarına Hizmet (BH) eden ruhlar daha önceleri bizlerin deneyimlerini deneyimlediklerini, böylece bulundukları konuma geldiklerini söylüyorlar ve hatta başka gezegenlerde bu 3. yoğunluğu deneyimlediklerini ve venüz gibi v.s. söylemektedirler.

Üçüncü yoğunluk ta derslerin deneyim ortamı (kısadalga döngüsü içinde yani yeniden enkarne yani fiziksellik) içinde olduğunu biliyoruz, - kabul etmeyenler herhalde derslerine devam edecekler anlayana kadar- şimdi dünyamızda ilginç bir durum var, bu durum anladığımız kadarı ile dünya gezegenin bir ‘’dershane’’ olarak 4. yoğunluk dersleri verebilecek bir konuma geçeceği veya altarnatif şeyler söyleyenlerde var, yani dünyanın altarnatif gerçeklik te 3 ve 4 olarak kalabileceğini söyleyenler, neyse bu pek önemli değil şu durumda.Benim bahsetmek istediğim: Tüketerek Öğrenmek…Tüketerek öğrenme kavramı aklıma ilk önce sex den geldi, fizikselliğin bir yansıması olarak..Geçenlerde bir arkadaşımla sohbet ederken ,bu konuyu konuşuyorduk, arkadaşım anadolu tabiri ile (çok çapkınlık) yapmış biriydi ve artık fiziksel güzelliklerinin peşinde gittiği karşı cins kadınların artık eskisi kadar ruhuna dokunmadığını artık ruhsal olarak paylaşabileceği ve kendini ruhsal olark yükseltebilcek kadınların ilgilendirdiğini söylüyordu, aslında bu onun için bir gelişmeydi, hala bir aziz olamamıştı, şöyle ki hala hala ruhsal olarakta olsa kadınların bir dişilik unsuru olarak düşünmesi bunun göstergesiydi, olsun bu da onun için bir gelişmeydi, ruhsallık noktasına gelmesi…İşte bu tüketerek öğrenmeye bir örnek diye düşünüyorum…Birde ortak gerçeklik olarak baktığımızda (dikey gerçeklik), ülkemizi düşündüğümde veya dünyayı düşündüğümde buna benzer (tükettiklerimizle geldiğimiz kavramları) çokça görebiliyorum:Huzur, barış, çevre, dostluklar v.s….Burada negatifliğin etkisini inkar etmek denklemi yanlış veya yarım aktarmak olur, yani Kh olanların çalışmalarını, bu ister bu yoğunluk isterse üst yoğunluk kaynaklı olsun, ancak zaten bir araba motorunu oluşturan bir piston gibi zaten negetiflik hep vardı ve sistemin çalışması içinde zaten var olmak zorundaydı, ta ki herşeyin Bir leşeceği noktaya kadar, hatırlıyorumda 6. yoğunlukta bile bir yansıma da olsa ve toplumsal olmasa da(bireysel) olarak denklemde negatif kutup varolmak zorunda, varoluşun dersleri verebilmesi için bu gerekli sanırım….

İşte özetle anlatmak istediğim, yaratılışın deneyim ve dersler üzerine kurulu olduğu ve, derslerin de ancak yaşanılması yani (deneyimlenmesi) ile ders olmaktan çıkabilecek potansiyele gelmesi, potansiyel diyorum yaşanılsa bile sahip olduğumuz seçimlerle dersin alınmama hakkının tanınması sözkonusu. İlkokul da öğrendiğimiz yazma, matematiğin dört işlemi üzerinde pek fazla düşünmüyoruz, neden artık o bizim için bir deneyim lenmiş yeni derslere kapı açan bir potansiyel açmıştı sonrasında ışığın hızını öğrendik, ışık hızına ulaşınca; kütle, çekim kalmıyor diye denklemlere yansıttık sanırım bir üst ortamda ışık hızının aşılamayacağını pek fazla düşünmeyeceğiz çünki o ders te artık üçüncü yoğunluk fiziksel ortamında kalacak ve değişen fiziksel boyut ve algısal durum ile daha üst deneyimler ve derslere yelken açabileceğiz…Açabileceğiz mi aslında bu da bir kesin netice değil yani 4. yoğunluğa gelebilmek, ama enazından 3. yoğunluğun bize yeterli deneyim vermediğini bu siteyi takip edenlerin yapısına bakarak söyleyebiliriz, genelin neleri takip ettiğini gözlemleyerek bunu kolayca yapabiliriz. Aklıma şu da gelmiyor değil yani, yaratılışın yeterli bir uzunlukta döngüsü olmalı ki bu üçüncü yoğunluk ortamındaki dersler başarılabilsin ve bir üst yoğunluk derslerine geçilebilsin, ama dünyamızı düşünüyorum ve o üst yoğunluğa geçiyor ve üstünde yaşayan insanların büyük çoğunluğu bu üst yoğunluğa hazır mı? Hazır olamayacak kadar derslerini alamamış sanki uzatmaya kalmış ruhlar mıyız, bu kadar beceriksiz miyiz?Sanki hızlandırılmış bir kursa tabii gibiyiz veya bu da benim ilüzyonum belki de…

Selamlar, Sevgiler…






Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 10/10/2008 :  12:22:29  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Bayramın üçüncü günüydü sanırım, bayram ziyareti nedeniyle kırsalda bulunan bir büyüğe ziyarete gittik, aslında bayram olayına ruhen katılmayan bir insan olarak tabiatın güzelliğine çıkmak için bir fırsat olarak gözükmüştü ban bu iki günlük gezi…Ablamın kızı tabi yeeğenim oluyor aramızda pek bir yaş farkı bulunmasa da bana ‘’dayı’’ diyor, aslında bana ‘’dayı ne yapıyorsun?’’ dediğinde ben de ona ‘’iyiyim dayı’’ diyordum yani bu kavramlara pek takmayan birisi olarak, bazen ‘’dayı çarşıdan bir şey lazım mı?’’ dediğinde ; (yarım kilo huuzur, yarım kilo sevgi getir) diyordum o da (tamamm ) diyip gülüyordu çoğu zaman yani arkadaş gibiyiz.Bu ‘’yeğenim’’ lise ye giderken daha doğrusu üniversite kurslarına devam ederken evlenmek istemiş ve ablamın ve eniştemin bir fikir için bana geldiklerinde, işte o ‘’özgür irade’’ bilgisi var ya o sebeple bu durumun kendi kararına kaldığını söylemiş ama işin yürümeyeceğini yüksek ihtimalde görüyordum.Kocası askere gitti ve bizim yeğen bir holdingin satış mağazasında gece onlara kadar çalışıyor ve hem kocasının geçimine hem de düğün masrflarına giden borçları ödüyordu, damatla birkaç kez halısaha maçı oynadığımı ve onun kalecilk yaptığını hatırlıyorum, ve hatta (dayı niye bu kadar sert vuruyorsun garezin mi var) dediğini hatırlıyorum.Yakın zamanda dayı seninle bir şey konuşacağım diyerek telefon ettiğinde bizim ihtimalin gerçekleşmekte olduğunu düşündüm ve düşündüğüm doğru çıktı, çocuk çok sorumsuz davranan kocasının kredi kartlarını kullandığını , spor bahislerinde borç yaptığını ve faizcinin çalıştığı mağazaya kadar geldiğini ve kocasının kendisinikredi kartını vermeyince s. Çektiğini filan anlatıyordu ve artık tikjsindim boşanmak istiyorum diyordu….
Hayatın sadece derslerden ibaret olduğunu ve kararı kendisini vermesi gerektiğini ve vereceği her kararda arkasında olacağını söyledim ve rahatlamış şekilde teşekür ederek ayrıldı…Bu ortamda arabanın içerisinde sanırım mağaza da ki kız arkadaşlarından biriyle konuşuyor ve ona iyice düşünmesini ve beraberce herşeyi konuşmaları gerektiğini v.s anlatıyordu ve uzunca bir telefon konuşmasından sonra (evliliği bir şey zannediyorler, sanki bir b. Var) dedi ve tabi tiversonuz hep şu (özgür irade sebebiye) son zamanlarda dikkatli bir adamdı.Neyse zaten yürümeyeceği belli bir olayın sonucu oluşan durum normaldi, bunu bir arkadaş gibi babamla paylaştığımda (Bizim kız evlilik hocası olmuş!) dedi, öyle ya herşey ve herşey derslerden sadece ve sadece derslerden ibarettir.Bir gün yeri geldi aman boivet dedim ö.i. deyi , bak dedim araba pazarından adamın biri gitmiş çok güzel renkli bir araba almış ve kaportası pırıl pırıl ve bir süre sonra motor arıza yapmış ve motoruna rabayı satın alırken bakmadığını hatırlamış dedim ve güldü (anladım dayı) dedi…..İşte bazen tüketerek öğreniyoruz ya, aklıma geldi anlatayım dedim; tüketmeden öğrenmek dileğiyle…



Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 19/10/2008 :  01:09:08  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Tanburun Zikri


....Yolda bir yerde dururlar, büyük bir vadidir burası nefis ve kıraç bir dağ uzanır arkada. Halk oturmuş beklemektedir. Sonra yedi müzisyen gelir uzaklardan.

"Her 20 yılda bir bu eşsiz vadinin akustiğinde en iyi sesi ve sanatçıyı ararız, test ederiz. Ancak özel bir ses frekansı bu taşları titreştirebilir. Bu kim yapabilirse galipte odur" der ahalinin yöneticilerinden biri.

Sonra adamlar sırayla söyleyip çalarlar nefis ezgiler, şarkılar izlerken nefesiniz kesilir. Türk ezgilerini duymak ruhunuzu okşar. Ama hakemler beğenmez hiçbiri taşları etkileyememiştir.

Sonunda hafif tombul sarışın sakallı bir adam başlıyor neye üflemeye..

Olağanüstü bir ezgi çalıyor.

En sonunda dudaklarıyla başlıyor bir ses çıkarmaya ney gibi ama metalik bir titreşim.

Bir daha, bir daha böyle içine kadar ürperiyorsun.

Adam dudaklarını kapatıyor ve ses dakikalarca ilahi bir titreşim gibi sürüyor, sürüyor, sürüyor.

Dağı kaplıyor.

Sonra herkes sessizce kalıyor. Adama çok güzel bir kuzu hediye ediyorlar.

******************************
(Gurdjieff, Meeting With Remarkable Men) kısa bir alıntı....


Kryontürkiye'nin emaillerinden bazen bilgisayar programlarının rapid adresleri gelir, bazende genelde spirütüel insanların hoşlanacağı türlerden müzik albümlerinin rapid adresleri...Bugün gelem maildeki müzik albümünü indirdim ve şu anda dinliyorum, bunlardan bir tanesi (Tanburun Zikri-Hulusi Babalık) ve şimdi bu parçayı dinlerken aylardır, eskiden dinlediğim müzikleri dinlemediğimi farkettim. Yaralı ruhlarımızın, en yalnız anlarında arkadaşlığını yapan müziklere şükrediyorum ve klasik musiki enstrumanı olan Tanbur'un ve ney'in bu denli güzel bir ahenkte birbirlerine eşlik ettiğine ilk defa şahit oluyorum, genelde batı müziği dinlediğim için herhalde...Bir de şu dikkatimi çekti, artık çok fazla insan sesini dinlemiyorum veya müziklerde tercih etmiyorum, aklıma insan sesi olarak kaldırabileceğim bir Emma Shapplin geliyor, küçük kuzenlere bir gün dinletmiştim ve neye benziyor dediğimde (a aynı bir melek gibi) demişlerdi, çocuklara yargılarında güvenirim (Emma_Shapplin_-_Cuerpo_Sin_Alma) gerçi emma burada ((sigortaları atan)) bir role de bürünüyor sa da...Sadece paylaşmak istedim...

Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 19/10/2008 :  12:18:10  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Sabah oldu ve neskafemi yudumlarken,yukarıda anlattığım müzikleri dinlemeye başladım ve bir tanesinde çakılı kaldım:(Sukun(Ney)-Hüseyin Özkılıç), bu parça ile Ney'in ne demek olduğunu hissettim ve dünki hoşuma giden yanında başyapıt olduğunu anladım, amanallahım bir insan bunu nasıl böyle çalabilir, yoksa Ney can lı mı???

Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 19/10/2008 :  13:47:45  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
GÖKGÖZLÜ

Oldukça tutucu, muhafazakar bir ailenin kızı olan küçük kız çocuğu, bulunduğu kasabadaki ilkokula kaydının yapılması ile çocukça hevesle o gece uyuyamaz, yarın okula gidecektir ve bu onun için yeni bir dünyaya ayak basmak gibi, yeni diyarları gezmek gibi heycan vericidir, ama yine de erken kalkması gerekeir ve küçük bedeninin zayıflığına yenilerek, hayaller kurduğu yatağında uykuya dalar.

Küçük kız okuluna kısa zamanda alışır ve yeni arkadaşlar edinir, eve gelince derslerini yapar ve akşam geç saatlerinde babası ile kucaklaşarak güzel vakit geçirir.Çocuk okula giderken bir garip durum olduğunu sezinler, okula giden diğer kız çocuklarının hiç birisi simsiyah bir kumaştan olan başörtüsünü takmazlar, aslında kendi sınıfında bu durumda olan tek kız çocuğudur sadece okulda birkaç çocuk bu örtüyü takmaktadır.Bu durum çocuğun garibine gider, durumu babasına anlatır, bir akşam dizlerinin üzerinde durduğu babasına, baba, dinlerinin gereği olduğu gibi pek de çocuğun sorularına cevap verebilecek bir açıklama yapmaz, çocuk şunu düşünür, (peki diğer çocukların ailelerinin dinleri kendi dinlerinden değil midir?).

Aylar geçtikçe çocuk okuluna alışır, öğrenmek onun için zevkli bir uğraştır ve ayrıca sınıf öğretmeni de kendisine ayrı bir ilgi göstermektedir, ama çocuk bu durumu pek anlamaz, küçük kafası bunlar için pek gelişmemiştir henüz.Öğretmeni Mustafa Kemal’i anlatır, O’nun çocukluğunu ve yaptığı işleri ve çocuklara bir armağan olarak bıraktığı 23 Nisan’ı ve 23 Nisan yaklaşmıştır ve törenlerde şiir okuyacak sınıftan öğrenciler seçilecektir ve küçük kız küçük elini kaldırır ve gönüllü olur.Öğretmeni kızın okuyacağı şiiri çocuğa verir ve çocuk hemen bu şiiri ezberlemek istemektedir, bütün okulun önünde bir bunu çok güzel okumak istemektedir çünkü. Eve gidince henüz babası eve gelmemiştir, babasının dizine oturacak herzaman olduğu gibi ve ona bu müjdeyi verecektir.Baba eve gelir heyecanlı küçük kız doğtuca, biraz da hızlı hızlı konuşarak durumu babasına anlatır, bu sevincini onunla paylaşmak için ve küçük çocuğun hiç aklına gelmeyecek bir tepkide bulunur babası:Çocuğa bir tokat vurur, çocuk neye uğradığını şaşırır ve ağlamaya başlar, baba şöyle der:( O mavi gözlü deccalin adını bir daha bu evde anmayacaksın)…Çocuk, daha önce babsının çeşitli defalar ağzından çıkan (kötü) bir kişilik olarak anladığı, bir hikaye kahramanı olduğunu zannettiği kişi aslında Mustafa Kemal’miş ve okuyacağı şiir ise bir Mustafa Kemal şiiriydi…

Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 21/10/2008 :  17:20:36  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
İnsanın Geleceğini Kurtaran Sigortalar

Bilmiyorum, etrafınızda varmıdır, şu sigorta bu sigorta, bireysel emeklilik, toplu emeklilk ile ilgili ''güzel günler'2 satanlar, gerçi personellere bir şey diyemiyorum.Ama neyi satıyorsunuz, hangi hayalleri satıryorsunuz, mutlulukmu sattığınız, boş bunların hepsi boş, artık farkına varın bu sistemin hiç bir garantisi yok, kendilerinin garantisi yok, yaşayabilecekler mi?Yaşayabileceklerini umuyorlar mı? evet kurumlardan bahsediyorum hem devlet hem de özel olanlardan...İnsanları o kadar çok düşünüyorlar ki, başları kıçları sıkışsa ilk çıkaracakları, ilk dokunacakları, ilk kıyacakları o personelleri olacak, hani (insanı düşünüyordunuz?,,insanın mutluluğu için çalışıyordunuz?)) Yalan, sömürü üzerine bir sistem, ezmek ,tüketmek üzerine bir sistem ve o nun araçları, bırakın insanları kandırmayı, çekin üzerimizden ellerinizi, bırakın öleceksek bile rahatsız edilmeden ölelim, sizin sevgiyle hiç bir zaman işiniz olmadı, ne satıyorsunuz, insanlara mutlu günler mi?

Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 21/10/2008 :  19:15:03  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Egosuz İnsan

İnsanoğlu herşeye ustalıkla bir kılıf bulmakta özgürdür.Kendine bir elbise seçer gibi gerçekleri kendine uydurmaya çalışır.Elbise rahat olursa rahat olacaktır, rahat hareket edecektir.İnsanı gerçekler hiç ilgilendirmez, gerçek umurunda bile değildir.O bu dünyaya gelmişken burasının tadını çıkarmak ister.Gerçeklerde biraz tahribatla başlar işe, gerçekleri kendine uyduracaktır, o her şeye kılıf bulma becerisini bir daha gösterir.Amaç iyi vakit geçirmektir, amaç eylenmektir, amaç tüketmektir.Bir sevgili bulur kendine, onunla en güzel fantazilerini geçirmek ister, ama aynı zamanda spiritüel bir yolda olduğunu iddia eder.Kendince, bunun bir aşk olduğunu iddia eder, fiziksellikle bir ilişkisi yoktur, kendini gerçeklere uyduramadığı için gerçekleri kendine göre deforme eder.Leyla Mecnun'un hikayesini dillerndirir, çoğu yerde,ne Leyla'dan ne Mecnun'dan haberi yoktur oysa, bildikleri sadece sembollerdir.Sembollerin arkasındakinden haberi yoktur.Gerçeklerden haberi yoktur.Bir tanesi, sakatlığı deneyimler, o da spiritüel yola girmiştir.Karmaya inanmaz ama spiritüeldir.Kader mi irade mi diye düşünür, cevabı bulamaz, ama spiritüel olduğunu iddia eder.Evrensel yasaları inceler, evrensel yasalardan işine geleni alır, onunla şu sakatlığı yenmeyi düşünmektedir, ama evrensel yasalar bir tane değildir,bundan haberi yoktur, belki de duymuştur ama önce şu sakatlığı aşmak ister, herkes gibi olmalıdır.Her kes gibi beğenilmelidir,Önemli olanın ruh olduğuna inanmaz, o bir haksızlığa uğradığını düşünür, diğerleri neden benim gibi değil der veya ben neden diğerleri gibi değilim der.Önemli olan ruhdur diyeni azarlar, sen benim halimde ol da anlayayım der.Öyle ya onun yaşadıklarını diğerleri yaşamamıştır.Geçmiş yaşamlar yok muş gibi konuşur, aslında üzerinde fazla düşünmez, o şimdi buradadır ve sadece normal olmak istemektedir.Gerçekler evrensel gerçekler umurunda değildir.Daha fazla tüketmek, daha güzel görünmek, fiziki olarak beğenilmek, alkışlanmak.Yeni spiritüel yaklaşımdır bu, başına yenisini koyarsın eskisini kullanırsın...Esas spiritüellik bu fiziksel alemin, bu çarkıfeleğin, bu dönmenin büyüsünden kurtulabilmektir, erimektir, toz olmaktır, hiçbir şey olmamaktırktır.Hiçbirşey olduğun zaman herşey olabilirsin...

Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 22/10/2008 :  13:12:04  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Bu celselerin Tiversonus dışında hiçbir varlık grubu ile bağlantısı yoktur, Tiversonus da heniz KH saflarında olup, sadece BH adayıdır.

22 Ekim 2008 T____,T

S: Merhaba, bugün kiminle birlikteyiz ve nereden aktarım yapıyorsunuz?
C: Salak, biz seniz, sende ‘’akıllandığın’’ zamandaki biz!!!

S: Bugün birkaç sorum olacak, ama önce finansol sorunlar hakkında birkaç sorum olacak…
C: Kişisel sorularla başımızı ağrıtma, bekle ve gör.

S: Tamam, şu ‘’tuz’’ mevzusu ile sormak istiyorum, bu tuz o kadar önemli bir şeymi?Ayrıca tuza debelenerek zayıflayabilir miyim?
C: Önemsiz bir şey yoktur canım.Aman günde 5 tane Brokoli yersen ve havuzda 300 tur atarsan hedefine ulaşabilirsin.

S: Ama, daha kolay bir yolu olmalı..
C:’’Kestirme yollar işe yaramaz’’ canım ayrıca brokoliyi kızartma haşla!!??//?

S: Tamam daha evrensel bi şey soracaktım, geçen aylarda ‘’Taocu’’ larla ilgili bir metini inceliyordum ve orada bir ‘’yamaçtan düşmek’’ yerine ‘’bir ovada koşmak’’ kavramlarıyla karşılaştım ve önerilen uygulamalrı yaptım ve kabız oldum, doğru yolda mıyım?
C:Belirsiz soru.

S:İşte utanıyorum, ‘’Taocu sex’’ bilgileri hangi kaynaktan, BH mi yoksa KH mi?
C:Sence??

S: Bundan nefret ediyorum, bana yardımcı olmuyorsunuz..
C:Öğrenmek eğlencelidir hemde öğretmekten daha..

S: Tamam, bunu her iki kaynak olarak alıyorum, önemli olan ‘’süre’’ değil ama ‘’sevgi’’ olduğunu düşünüyorum, bu yaklaşımım doğru mu?
C: Yakın.

S: Off başım ağrıdı, biri bana saldırıyormu?
C: Tamam bugünlük bu kadar yeter, sen şimdi transkriptleri yeniden gözden geçir, iyi günler…



(Tiversonus'un notu, celse bittikten sonra aklıma takılan bazı evrensel nitelikteki sorular için yeniden celse yaptık)


S: Kiminle birlikteyiz?
C: Kiminle olduğunu sanıyorsun, senden hiç ayrılmıyoruz ki?

S: Geçenlerde bir arkadaşım Z__ belediye otobüsüne binmiş ve birisi gelerek ona cinsel taciz de bulunmuş, bize bunun hakkında ne söyleyebilirsiniz?
C: Ekonomik krizden sonrasını bekleyin, kriz sonrası dünya kadınları ''cinsel tacize'' uğramak zorunda kalmayacaklar:!!?^?)!!

S: Yani endişelenecek bir durum yok diyorsunuz, bir kerede benim başıma gelmişti çok ama çok güzel bir kadın bana yaklaşıp uygunsuz teklifte bulunmuş ve ''sarkıntılık'' yapmıştı ve ben ne yapacağımı şaşırmıştım...
C:O senin bir ''rüya'' ndı salak ve sen onu gerçek sandın ama unutma, paralel evrenlerin birinde bu durumu yaşayan çok erkek var.

S:Hmmm, anladım, bende sevinmiştim...
C:İyi günler demenin zamanı.

Edited by - Tiversonus on 22/10/2008 14:09:23
Go to Top of Page

bozadi
Elmas

307 Posts

Posted - 22/10/2008 :  16:29:33  Show Profile  Visit bozadi's Homepage  Reply with Quote
muahhahhah... :)


Edited by - on
Go to Top of Page

kurby
Elmas

Turkey
1049 Posts

Posted - 22/10/2008 :  21:06:25  Show Profile  Visit kurby's Homepage  Reply with Quote
hahahahahahahahahahahahahahahaha!

Edited by - on
Go to Top of Page

zer-zivi
Elmas

Turkey
953 Posts

Posted - 22/10/2008 :  21:38:45  Show Profile  Reply with Quote
Tversonus bacım :) bundan sonra kasyopya yerine senin celseleri dinleyelim en azından hepberaber güleriz.Bu günlerde aklımda hep komik bir sayfa açsakmı diyordum,isabet olmuş sevgilerle sevgili bacıııımmmm:).....

Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 22/10/2008 :  22:28:22  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Ya arkadaşlar, birini kırıyorsam, bilmeden özür dilerim, ama bu bölüm (konuşmalar) bölümü ve çok fazla dikkate almayın derim, ya şu aslında şu (Tuz) un reytingini kıskandım birazda...Ayrıca sevgili zer-zivi daha henüs Hünsa bile olamadık, ne demekse o, dördüncü yoğunluğa kadar sen beklesen bana (bacım) demek için, sen şimdilik bana (gaardaaş) demeye devam et sevgili dostum, hepinizi seviyorum.


Edited by - on
Go to Top of Page

zer-zivi
Elmas

Turkey
953 Posts

Posted - 22/10/2008 :  23:16:40  Show Profile  Reply with Quote
Sevgili, bıyıklı,keltoş güzel bacım Tversonus :),kırılan yok ki ,açıkçası üzerime bile alınmadım,bilakis güldürdün.Ama bacı olmanın nesi kötü ki dostum bence senden daha iyi bir bacı bulamayacağım kesin :).Hadi herkes rolleri değişsin ki birbirini anlayabilsin... Bende sesli sessiz bütün dostları yürekten seviyorum,sevgide boğulun lütfen :)....

Edited by - on
Go to Top of Page

kurby
Elmas

Turkey
1049 Posts

Posted - 23/10/2008 :  00:18:40  Show Profile  Visit kurby's Homepage  Reply with Quote
Sevgili, bıyıklı, keltoş, güzel bacım??????????Vallahi bravo!Arkadaşım, insan içindeki dişi ve eril enerjiyi bu kadar mı güzel dengeler.Yerde alkışlıyorum sizleri.Gülmekten kalkamıyorum kusuruma bakmayın.Son bir haftadır, ilk kez bu gün güldüm böylesine.Sizleri sevgiyle kucaklıyorum...

Edited by - on
Go to Top of Page

Tsunami
Elmas

318 Posts

Posted - 23/10/2008 :  11:41:41  Show Profile  Visit Tsunami's Homepage  Reply with Quote
S: Merhaba, kiminle birlikteyiz?
C: Valla sizi bilemem, biz bir avuc seyle birlikteyiz...
S: Neyle birliktesiniz? Bizi mi kasdettiniz.? Bir avuc aptal mi demek istediniz? Ayip oluyor ama, teessüf ederiz... sey, bu soru olmadi..yani teessüf edebilir miyiz?
C: Bir kerede cok fazla soru. Netlesin.
S: Pekala... tek tek soralim T___ böyle yanitlayamiyolar...Tamam K_____. Sey, biz bir avuc aptaliz mi dediniz?
C: Acik.. Düsünün..Bir önceki celsede bunu anlatmistik.
S: Neyi anlatmislardi? Neyden bahsediyorlar? L______ kayitlara bi baksana! Bence bu bir orion saldirisi..bunlar bizle kafa buluyor!
S: Hissst bi daha soruyorum, kimle birlikteyiz, hangi gezegenle yayina gecmis bulunuyoruz?
C: Belirsiz. Acik. Kendiniz bulun..
S: Ne diyo len bunlar?? K: Bizi düsünmeye sevketmek istiyolar sanirim.
T: baslicam len düsünmesine ...bi halt dedikleri yok ki bunlarin! Acik, kapali, coklu soru..düsün bul..kendi kendimize düsünmekten baska bi sey yaptigimiz yok zaten.Gidin len, adi orion kh kertisleri, kasi masi deyi kafa buluyo bizle bu kertenkele sülalesi!
C: Aaa ayip oluyor gecmis simdideki kardeslerimiz bak!
S: Hadiyin len, uzayin..yemezler bu önceki siz, sonraki biz masalini ..T_____ kes yayini kardesim, kesin! Reyting yaptirmayin bu kertis imansizlarina!!!

Valla gülmeye ihtiyacimiz varmis ne diyiiim


Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 23/10/2008 :  12:07:26  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Sevgili Tsunami, biz memlekette tırlatmak üzereyiz, bak söyleyeyim, ya hep kertişlere mi besin verelim birazda ışık ailesi bizden beslensin, neşemizle,sevincimizle dedim, demekki gurbet ellerde de işler aynı gidiyormuş, yoksa almanca mı veya fransısca mı yazsam acaba?? Neyse aramızda görmek seni güzeldi...

Edited by - on
Go to Top of Page

Tsunami
Elmas

318 Posts

Posted - 23/10/2008 :  12:32:36  Show Profile  Visit Tsunami's Homepage  Reply with Quote
Ben hep aranizdayim sevgili Tiversonus Ama hayati cok ciddiye aldigim ve agirligi altinda ezildigim zamanlarda "sessiz-okuma" modunda oluyorum.Yani her ne kadar her zaman ceee diyemesem de , buralardayim süphen olmasin

Hee valla, ben de biraz rölantiye alalim...rahat olalim..gülelim eglenelim, diyorum. Bunun icin Osho bana cok iyi geliyo. Ne zaman, bir sorunun altinda eziliyor olsam, osho bir yerlerden cikar ve bana "aslinda bir sorun yok ki , sorun , senin onu sorun olarak görmenden baska bir sey degildir, der ve ben "yaa hakketen adam hakli..öyle bakinca sorun filan da yok" derim. Yani böyle , bakma meselesi iste.. Bu ara, bakmak ve görmemek istiyorum...gülelim, güzelleseliiimmm

Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 23/10/2008 :  12:52:52  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
je suis d'accord.

Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 23/10/2008 :  12:54:21  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Ich stimme zu.

Edited by - on
Go to Top of Page

Tsunami
Elmas

318 Posts

Posted - 23/10/2008 :  16:34:25  Show Profile  Visit Tsunami's Homepage  Reply with Quote
Bravo 12'den

Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 23/10/2008 :  17:27:18  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Arkadaşlar youtube tiversonus01 kaydı ile (Tanbur'un Zikri) parçasını upload ettim, dinlemenizi tavsiye ederim.

Edited by - on
Go to Top of Page

Süvari
Elmas

Turkey
455 Posts

Posted - 23/10/2008 :  19:40:40  Show Profile  Visit Süvari's Homepage  Reply with Quote
"Youtube" erişilebiliniyormu..? :(

Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 23/10/2008 :  19:44:27  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
4. yoğunluktan erişebiliniyor :))

Edited by - on
Go to Top of Page

Süvari
Elmas

Turkey
455 Posts

Posted - 23/10/2008 :  20:11:11  Show Profile  Visit Süvari's Homepage  Reply with Quote
Hahhaa...!

Önce o yoğunluğa erişmek gerek yani..!

Neyse youtube erişemedim ama...! kertişler sağolsun ulaştırdılar..şimdi dinlemeye çalışıyorum kalbin ritm seslerini..! Çok hoş...!

Teşekkürler...! Sevgiler..! Saygılar..!

Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 24/10/2008 :  12:38:24  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
GÖKKÖZLÜ-2

Küçük kız simsiyah başörtüsü ve kızarmış yüzü ile öğretmenine gider ve 23 Nisan törenlerine katılamayacağını söyler.Öğretmen sanırım durumu anlamıştır ve çocuğu teselli eder (üzülme yavrucuğum, belki başka sefere) der.

Kız artık babasınından çekinmektedir,aslında hayatına giren şiddet, hayatının diğer yıllarında da yakasını bırakmayacaktır.Bu artık kendi kendisine ‘’konuşm’’ fırsatı da yaratmıştır, artık sanki içerisinde birisi varmış gibi sanki bir koruyucu melek gibi onunla konuşmaya başlamıştır, belkide koruyucu meleğidir konuştuğu.Kız sınıfta oturduğu sıradan, öğretmenin masasının üstündeki duvarda asılı olan büyükçe bir fotoğraf ı hergün incelemektedir.Siyah şapkaya benzer bir ilginç bir şakpa var adamın kafasında, şapkanın bittiği yerde mavi bir gözkyüzü içerisinde çakan şimşek ve şimşek resmi adamın soluna doğru düşümüş ve adamın gözü de şimşek gibi çakmakta, derin derin bakmaktadır, daha sonra şapkanın kalpak olduğunu sonralardan öğrenir.Şanslıdır, öğretmeni Gazi’yi anlatır, fırsatını buldukça ve küçük kızda pür dikkat dinler, öğretmeninin anlattıklarını kafasında canlandırır. Ancak bir sorun vardır, evde bu öğrendiklerini kimseyle paylaşmaması gerekmektedir, bunu içerisinde tutacaktır ve belki kendi kendine anlatacaktır, belkide koruyucu meleğine…

Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 24/10/2008 :  17:25:38  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Malum ekonomik kriz işleri düşürdü ve büroda otururken,çayımı yudumlarken esnemeye başladım, tam o sırada kardeşim elide takvim yaprağı (bak ne diyor), ben de (yine ne diyorlar) deyince takvimin yaprağını okumaya başladı: ((Esnemek şeytandandır.Biriniz esneyeceği zaman,gücü yettiğince geri çevirsin.Zira (esneyerek) ''ha...'' dediği zaman, bundan dolayı şeytan güler)) (Müttefekun aleyh).......Ya bırakın biraz esneyeyim o nu da elimizden almayın, acaba esnemem geldiğinde ne yapayım???

Edited by - on
Go to Top of Page

kurby
Elmas

Turkey
1049 Posts

Posted - 24/10/2008 :  18:35:38  Show Profile  Visit kurby's Homepage  Reply with Quote
Esnemek, bedenin hızla oksijen almasının bir yolu bildiğim kadarıyla, gerinmek için de buna benzer bir hurafe vardır, oysa gerinerek, bedendeki sıkışan enerjiyi hareket ettiririz.Birileri bizim kendimizi onarmamızı sabote ediyor, imdaaaat!:))))

Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 25/10/2008 :  14:39:02  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Spiritüellik Tehlikeli Bir Yoldur

Herşey ‘’fiziksel düşüşle’’ başlar: Ya canından çok sevdiğin birini kaybedersin, ya sağlığını kaybedersin, veya eşin terk eder veya birkaç günde yıllarca biriktirdiğin bütün servetini kaybedersin.Fiziksel olarak düşersin..Sosyal statünü kaybedersin.Her şey iyi giderken sorgulamadığın sorgulara girişirsin:( tanrının sevgili kulu olan bana neden bunlar oldu?).Öyle ya sen tanrının sebgili bir kuluydun, ne oldu da tanrı bunları elinden almaya başladı.Bunu öğrenmek gerekir değil mi?Fiziksel düşüşlerin ardından arayış başlamıştır, anacak şimdiye kadar bildiklerin sorularına cevap veremezler.Değişik alanları aramak gerekir, dışarıda değil içeride aramak gerekecektir.

Anlamıyor musun, bütün bu olumsuzluklar senin başına gelmeden önce de yaşanıyordu.Sen yaşamıyordun ama başkaları yaşıyordu.Aslında gazete köşelerinde bu tür haberlere de rastlamıştın, ama sen bunları gözardı ettin, bunlarla ilgilenmöedim.Sen, sana sunulan ile tüketim budalalığ içerisinde tüketiyordun; sağlığını tüketiyordun, ilişkilerini tüketiğyordun.Sen aslında çok meşguldun, tüketmekle meşguldun.Başkalarının başına gelen seni neden ilgilendirsin ki, sen (tanrının sevgili kulu) ydun.

Fiziksel düşüş kapını çalınca, rüyadan uyanırsın, sorgulamaya başlarsın.(bunlar neden başıma geldi?), (bunları hak edecek neler yaptım?). Öyle ya eskinin derhal yerine konması gerek mektedir veya bir daha bunları yaşamak istemezsin.Sorguların, sana alışık olduğun alanlarda cevap veremezler, başka alanlara da bak malısın.Böylece spiritüellik le karşılaşırsın, belki aradığın cevaplar oradadır?Bulacağın cevaplarla sağlığını kazanabilmeyi umarsın, bulacağın cevapla öteki sevdiğin insanları yanında tutabilirsin, belki bütün kaybettiklerini geri verebilir, belki aynı ‘’kötü’’ durumları bir daha yaşamanı önleyebilir…Nerden çıktı şu fiziksel düşüş, ne güzel yaşıyorduk diyebilirsin.

Spiritüelliğe girersin, fizikselliğin arkasında bir ‘’düşünce’’ olduğunu görürsün.Fiziksel düşüşne neden olacak cevapları araştırırsın, gerçekler seni orada beklemektedir.Peki ‘’gerçeklere’’ hazır mısın, seni neyin beklediğini biliyor musun, sen ‘’gerçekleri’’ kaldırabilir misin?...Kaybettiklerin yüzünden buraya geldin, daha fazla kaybetmeye hazırmısın? Fiziksel olanla eğlenirken kaybettiklerin seni buraya sürükledi, sen (tanrının sevgili kuluydun) şimdi hazırmısın, sen(herşeyin Bir olduğuna) hazır mısın?Sen bir (Yaratan) olduğuna hazır mısın?Yaratan olmak sorumluluk gerektirir, Bir olmak sorumluluk gerektirir, sen şimdi eski kaybettiklerini yerine koymak veya etkisini hafifletmek için girdiğin bir yolculuk soonunda, diğer sahip olduğuklarını ‘’kaybetme’’ riski altındasın.Sen bir Yaratan olduğun fikrini, gerçeğini kaldırmaya, taşımaya hazır mısın?



Edited by - on
Go to Top of Page

zer-zivi
Elmas

Turkey
953 Posts

Posted - 25/10/2008 :  15:45:59  Show Profile  Reply with Quote
Bu dünyadaki yaşamım boyunca çok korkularım oldu :),ama ne zaman korktuysam hep korktuğum başıma gelmiştir.Korku işgenceden beter olmaya başladığı vakit korksamda korkularımın üstüne üstüne gittim.Öyle ya ne kadar kaçsamda bir yerde paçalarımdan yada yakalarımdan yakalardı beni korku:).Ve korkacak bir şey kalmayana kadar korku beni evirdi çevirdi ve yoğurdu.Ve korkulardan kurtulunca insan korkuların getireceği sonuçlardanda feragat ediyor, bu kendine korkusuz bir şekilde güvenmekle oluşuyor.Kendine özgüvende, iradenin özgürleşmesiyle gerçekleşiyor,özgür iradede kendini bilmekle, farkındalıkla gelişiyor.Eksik söylemiş olabilirim bu kocaman bir korku kitabının özeti.Bu arada spiritüel konularda araştırmaya başlayınca pek masum olmadığımıda anladım :) içimde bir melek birde şeytan vardı.Ama ikiside artık dengede galiba (akıl ve kalp)....

Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 25/10/2008 :  18:27:33  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Spiritüellik Tehlikeli Bir Yoldur-2

Spiritüellik size yaratımın arkasında bir ‘’düşünce’’ olduğunu söyler.Bu nedenle tehlikelidir.Yaşadığınız fizikselliğin bir ‘’ilüzyon’’ olduğunu söyler bu nedenle ‘’tehlikeli’ dir.İnsanın kazandığı tüm şeylerin bir ilüzyon olduğunu öğrenmesi, onu korkutacaktır.Daha önce bunu hiç düşünmemiştir insan.İnsan ikilemde kalır, herşeyin bir ilüzyon olduğunu bilir ama, işini kaybetmek istemez, hapse düşmek istemez, aç kalmak istemez kısaca eski sahip olduklarını kaybetmek istemez.Spiritüellk kırmızı bir ‘’tablet’’ uzatmıştır, (ama dikkat et sana sadece gerçekleri vaad ediyorum) demiştir ve dediği de çıkmıştır.Ancak insan işini,evini,arabasını ve hiçbir lüksünü kaybetmek istemez, bunlardan birkaç tanesi eksildiği zaman intiharı bile düşünür.Öyle ya sokakta yatmak onun daha önce deneyimlemediği bir şeydir, gerçi eskiden eve giderken bu tür insanları gözünün ucu ile görmüştü.İnsan aç kalmak istemez, açlık tehlikesi kapısını çalınca, kendini yok etmeyi düşünür, böylece hakkı olmadığını düşündüğü muameleden kurtulacaktır.Ancak daha önce dünyada milyonlarca kişi açlıktan ölmüştür, bunu bir yerlerde okumuştur, ama şimdi kapısını çalmıştır.Hani bunların hepsi birer ilüzyondu, peki neden bu ilüzyon seni korkutuyor, neden bunu deneyimlemekten korkuyorsun?Kaçış yolu hazırdır, fiziksel yokoluş, bunu kaçış görürü, hayır hiçbir yere kaçamazsın, tekrar deneyimlersin, tekrar bedenlenirsin ve tekrar deneyimlersin.Kestirme yol yok, kolayı yok, kapını çalmışsa bunu da deneyimleyeceksin, daha önce deneyimleyen milyonlarca insan gibi, korkma bütün bunlar ilüzyon zaten.Asıl olan ruh olduğunu hiçbir zaman unutma.Bir hikaye vardır, dipsiz bir kuyuya bakarsın çok ama çok karanlık ve derin gözükür, o kuyuya atlamak yokoluş gibi gözükür, ama evrene güvenerek, sana evrenin verdiğine güvenerek atlarsın, o da ne, korktuğun şey birkaç metrelik bir mesafeymiş.Senin canını yakmayan birkaç metre mesafe sadece, bel ki de sınavın buydu, kim bilir? Frekansını düşürmeden deneyimlemi insan, hani deniz kenarına gidilir ve bir çadır kurulu ve orada günlerce kalırsın ya, ne olur şimdi evsiz kalsan, işsiz kalsan, hani hepsi bir ilüzyondu ya..Aslında frekansını düşürmediğinde ,her şey yoluna daha rahat girecektir, kimbilir bel ki de insanın sınavı budur?Önemli olan bir çadır da da kalsan dostlarıla ,sevdiklerinle olmak değil midir, o zaman bir daha düşünmeli ve mücadele etmeye devam etmeli insan.''Gazp üzümleri'' ni hiç okumadın mı veya ''Fareler ve İnsanlar''ı veya hiç uzağa gitme ''Kurtuluş Savaşı Destanı''nı hatırla, bu ülkeyi kuranların ''kumanyaları''nı hatırlar, ilk meclisin nasıl çalıştığını hatırla, bu insanlar yaşamaktan vazgeçmediler, yeni bir gelecek için mücadele ettiler...Karamsarlığa düşmemeli, evrene güvenmeli ve evrenin ona verdiği ne şükretmeli.Daha güzel günlerin bel ki de kapısı böylece açılacaktır insanoğluna.Frekansını düşürmemeli insan…



Edited by - Tiversonus on 25/10/2008 18:42:34
Go to Top of Page

kurby
Elmas

Turkey
1049 Posts

Posted - 30/10/2008 :  16:50:45  Show Profile  Visit kurby's Homepage  Reply with Quote
S-(K)Merhaba
C-Merhaba
S-(K)Kiminle görüşüyoruz?
C-Tenya
S-(K)Nerden?
C-Sextans(Aslan takımyıldızından bir gezegen)
S-(K)Aklımı kurcalayan bir sorum var, onu ile başlayabilir miyiz?
C-Evet
S-(K)Asyada bir ülke olan Türkiyede, insanlar kırımkongo kanalı virüzü taşıyan keneler tarafından öldürülüyorlarmış, bunun sebebi nedir?
C-Tavuk
S-(K)Tavuk mu?Nasıl?Kene ile tavuğun ne ilgisi var?
C-Keşfet!

Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 30/10/2008 :  17:08:14  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Sevgili kurby, gerçekten bende bunu çok dillendiriyorum, acaba anayasal hakkımız olan ''bilgilendirme'' hakkımızı kullansak ve sağlık bakanlığına sorsak 2008 yılında kırım kanamalı kongo kenesi nden kaç kişi öldü desek, acaba ne cevap verirlerdi? Her ilde hıfız sıhha (bunu yanlış yazmış olabilirim) ve vilayetlere bağlı ''personel'' var, hepsi göstermelik işler, halkın sağlığı v.s önemli mi acaba, ....Basit bir soru işte ((kaç kişi öldü??) işte insana verilen değer ve manipilasyon, birilerinin cebine yol alsın diye paralar, insanların, fakir insanların ((protein)) kaynakları korku ile ellerinden alındı...Benim bugün celse yapacak frekansım yok, ama sen devam edebilirsin, sevgili kurby...

Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 30/10/2008 :  17:54:10  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
DÜNYA EKONOMİK KRİZİ

Dünya insanları ;yalanın doğru olarak sunulmasını sağlamak amacıyle iletişim araçlarının gölge hükümet tarafından el konulmasından bu yana; gerçeklerden uzak uyutulmaktadır.Tv yi açarsanız ne demek istediğimi anlarsınız, gece yarısı uykum kaçınca izlediğim ekonomi programında olduğu gibi.Profesörler ortaya çıkmışlar gazel okuyorlar, rakamlar veriyorlar, tesbitler yapıyorlar ama hiç bir şey söylemiyorlar. Kapitalist sistemin (nasıl kurturılacağını) bile söyleyemiyorlar, taptıklarını, nimetlerini yediklerini savunamıyorlar. Sosyalist veya herhangi bir bakış açısı da bu sistemi kurtaramaz, bu sistem zaten ((krizler)) üzerine kuruludur, dramlar üzerine kuruludur, savaşlar üzerine kuruludur, olanlar normal seyrinde olmaktadır zaten. Gölge hükümet için bu kriz ''büyük fırsatlar'' ortaya çıkarmaktdır, 9 liralık bir tesisi 1 liraya alma fırsatı gibi, ulus devletlerin dağıtılması için de büyük fırsatlar doğurmakradır, (bak kriz var ulus devleti sakın koruma) gibi, ama karanlık güçlerin köleleri olan gölge hükümet, dünyada kaos, savaş, dram için yeni bir ortam hazırlamaktadır, öyle ya karanlık efendileri ne hizmet onlar için asıl olandır. Dünyayı arka bahçeleri gibi kullanan karanlık güçler, bu çiftliği kaybetmek istemiyorlar ve ''yeni faşist sistemleri' için ince ayar yapmak istemektedirler..Af çıkarıp, halkın içerisine salarak halkın kendi ağzından (daha büyük cezalar, daha sıkı kanunlar istemesi) ni sağlamak gibi, halkın kendi ağzından bu önlemleri istemesini sağlamaya çalışıyorlar. Ama varoluştaki herşeyin dengesini bulması kaçınılmazdır, planları boşa çıkacaktır, ama faturası ne olur, bu insanların seçimlerine bağlı gibi...


Edited by - on
Go to Top of Page

oe_
Elmas

671 Posts

Posted - 30/10/2008 :  18:46:36  Show Profile  Visit oe_'s Homepage  Reply with Quote
Şu tavuk kene olayını eşim de düşünmüştü. Tavuklar zarar görmeden kene yiyebiliyorlarmış. O kadar çok sayıda tavuk telef edilince (ve dışarıda doğada gezinmesi sakıncalı bulununca) kuş gribi yüzünden bu sefer doğanın dengesinde keneler ağır bastı belki de.

Edited by - on
Go to Top of Page
Page: of 40 Previous Topic Topic Next Topic  
Previous Page | Next Page
 New Topic  Reply to Topic
 Printer Friendly
Jump To:
Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum © 2004 Budur.com Go To Top Of Page
This page was generated in 0.27 seconds. Powered By: Snitz Forums 2000 Version 3.4.04
Google
 
Web www.budur.com
Detayonline Gizli
Gerçekler
oyun komedi sohbet
Visitor Counter by Digits