Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum
Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum
Home | Profile | Register | Active Topics | Members | Search | FAQ
Username:
Password:
Save Password
Forgot your Password?

 All Forums
 Gizem ve Varoluş
 Kişisel Gelişim
 Ruhsal Gelişim, Toplumsal Gelişim
 New Topic  Reply to Topic
 Printer Friendly
Author Previous Topic Topic Next Topic  

oe_
Elmas

671 Posts

Posted - 09/04/2008 :  12:56:03  Show Profile  Visit oe_'s Homepage  Reply with Quote
"Hangi toplumsal yapılanmalar insanın bilinç gelişimini sağlar/onu erdemli kılar?" sorusu üzerine akla gelenler...

-----------------------------------------------------

Keşke toplumsal yapılanmaların rolü ikincil olmasa idi. O zaman gerçekten etkin olarak ne yapılabilir diye düşünürdük.

"Eylemek ve düşünmek arasındaki tercih" olayına bakış açımızın benzer olduğunu bir süredir biliyordum. Siz de sıklıkla görmüşsünüzdür

1. Fiziksel/eylemsel
2. Duygusal
3. Zihinsel
4. İnançsal/iradesel

gibi yazdıklarımı ve bunlarda hep yukarıdan aşağıya (soyuttan somuta, 4'ten 1'e) olan etkinin uzun vadede aşağıdan yukarıya (fizikselden yukarı doğru) olan etkiden çok daha güçlü olduğunu. Aşağıdan yukarı olan etki ani/çarpıcı/şok edici/zorlayıcı olabilir ama etkisi giderek azalır. Ama yukarıdan aşağı olan etki güçsüz bir durumdan başlasa bile giderek ivmelenir/yayılır/katlanır ve değiştirir/dönüştürür.

Yazık ki çoğu kimse eylemeyi aktif, düşünmeyi pasif bir tutum olarak görüyor ve düşünceyi aşan eylemin (zihinsel altyapıyla desteklenmeyen eylemin) bir hata ve ileri geri sallanan bir sarkaçtan fazlasını yapamadığını görmüyor. Aslında düşünce altyapısı kurulmadan yapılan bir eylem, düşünceden kat kat daha pasiftir, etken değildir. Bir varilin yuvarlanırken yaptığı da eylemdir ama tasarlanmış bir düzenek bunu kalıcı bir 'iş'e çevirmiyorsa boşadır.

---

"Hangi toplumsal yapılanmalar insanın bilinç gelişimini sağlar/onu erdemli kılar", sorusunun önüne aynı engel çıkıyor. Toplumsal yapılanmalardan bilinç gelişimine gitmek gene aşağıdan yukarı olan bir etki türüdür. Bu yüzden ikincil kalıyor. Yukarıdan aşağı olan etki türü ise ben'den/bireysellikten başlar ve toplumsal yapılanmaya doğru gider.

Yani bilinci geliştirmede birincil etkiler ancak kişinin kendisinden başlayabilir/kaynaklanabilir. İkincil etkiler ise ancak zemin hazırlar/destek olur.

Bu noktada öncelikle kişiden başlayan etkileri konuşmakta fayda var diye düşünüyorum. Bu da kişinin kendi bilinci üzerinde çalışmak istemesiyle mümkün. Ve sanırım aşamalar aşağı yukarı şöyle;

1. Öncelikle insan gerçekten bilincini geliştirebileceği düşüncesine açık olmalı. Bunu istemeli ve kendisine 'olabilirliğine dair' fırsat tanımalı. Kendisini sabit akla ve yeteneğe sahip, ne 'verilmişse' onunla kalan bir varlık olarak görmemeli. (4. inanç düzeyi)

2. Düşünce düzeyinde, kendisini kitlesel bilinçten ayırmalı. Kendini kitle bilincinden etkilenmez şekle getirmek için, kendisine sunulan her fikrin zıttını kendi içinde yaratmalı. Yani karşı çıkmalı, hiçbirşeyi olduğu gibi almamalı. Tabii bunu yaparken amacı, aslında karşıt fikirlerin orta noktasında, istediği yöne bakabileceği, özgür olduğu bir konumu korumak. (3. düşünce düzeyi)

3. Düşüncelerden özgür olurken, düşüncelerinin kendi istemleri tarafından da baskılanmadığından da emin olmalı. Bu noktada insan tarafsız olmayı öğrenmeli. Salt kendi çıkarını istemekten vazgeçmeli. Çıkarına uygun olduğu için birşeyleri desteklemekten vazgeçmeli (duygusal'ın zihinsel'i baskılaması). Bireyin zihinsel ve duygusal dünyası kendi çıkarlarıyla değil, gerçekle 'doyacak' şekilde eğitilmeli. Kendisini bu şekilde eğitmeli. (2. duygu düzeyi)

4. İnsan bu noktaya ulaşınca belli bir oranda tarafsızlığa ulaşmıştır. Artık kendi dışındaki kaynaklardan 'etkilenmeden' kendine gerekli olanı alabilir (yani 2. düzeyde karşıt fikir üretiyordu, bu düzeyde ise artık 'uyumlu' fikir de üretebilir ve senteze sokabilir). Bu tarafsızlık sayesinde 'dış'a açılabilir ve tüm diğer varlıkların düşünceleri ile de beslenebilir. Bir kişi, en katılmadığı yazıdaki katıldığı tarafları ve en katıldığı yazıdaki katılmadığı tarafları sezebildiği vakit, bu işte de yeterince ustalaşmış denebilir.

5. Bu noktada kendi zihinsel yapısını tekrar kendi başlangıçlarıyla yeniden düzenlemek gereğini hisseder. Bu, giderek artan birikimini içsel bir düzene kavuşturma gereksinimidir. Tutsağı olmadan bu yapıyı da oluşturabilirse kendi zihinsel evini (kendi düşüncesinin köklerini) de inşa etmiş olur.

---

İlk 3 aşama büyük oranda insanın kendi içinde gerçekleştirebileceği birşey olarak gözüküyor. Ve insanın konusu veya sırası ne olursa olsun bu gibi adımları atması için, yaşamda birçok şey deneyip, hiçbirinde kendisini kalıcı şekilde tatmin eden bir çözüm bulamaması 'genellikle' gerekiyor. Ancak o tatminsizliklerden sonradır ki, insan "gerçeği 'gerçekten' merak etmeye" başlıyor ve taraflı oluşu, çıkarları gibi bazı şeyleri fedaya yanaşabiliyor.

Sonraki 2 aşama (ve sonrası) için toplumsal yapılanmanın fayda sağlayacağı düzenlemeler sözkonusu olabilir. Öncelikle toplumda düşünce alışverişi yapılabilecek uygun gerçek/sanal ortamların azlığı sözkonusu. İnsanlar hangi şekillerde başkalarının düşünceleriyle karşılaşıyor;

1. Kitap/dergi vs. yoluyla. İnteraktif olmayan bir çözüm.
2. Mektup, e-mail, forum. Yarı interaktif bir çözüm.
3. İnsanların biraraya geldikleri durumlar (gezi, yemek, oyun salonu, kafe vs.) Bunların çoğunda amaç düşünce paylaşmak değildir. Düşünce paylaşımı ikincildir. Gariptir, insanlar fiziksel bir eylem için, onun etrafında biraraya gelmezlerse sanki gündem 'boş'muş gibi geliyor. Bir de belli bir amacı gerçeklemek için biraraya gelinen ‘yönlü’ durumlar var, orada da sadece amaca hizmet eden şeyler konuşulduğu için bilinç gelişimi için gerekli tarafsızlık oranı az.
4. Chat gibi aşırı interaktif bir durum.

Bu durumda şu anda amacımıza en çok katkı sağlayan alternatifler gene bu sırayla oluyor gibi. Yazılı olan, maliyetli olduğu için daha iyi seçiliyor ve 'yazanlar' giderek uzmanlaşıyorlar. Okumak interaktif olmasa bile oldukça geliştirici birşey.

2. seçeneğin en geliştirici türlerinden biri forum. Tabii uygun ve dengeli bir ortam bulmak çok kolay değil. Forumlarda en çok yaşanan geriletici unsur ise düşüncelerden çok kişileri/olayları konuşmaya yönlenmek.

3. seçenek oldukça lokal durumda şu anda. Ben kalkıp bir yere gidip tanımadığım insanlarla bilardo oynayabilirim örneğin ama biryerlere gidip birileriyle düşünceleri tartışamıyorum. Çünkü ne öyle bir mekan var, ne de düşünceleri tartışırken kişiliğinizi çıkarsamaya/yorumlamaya çalışmaktan çok düşüncelerin kendisini önemseyebilecek insanlar. Yani bu yön oldukça eksik ve bu noktaya yatırım yapılabilir. Şöyle ki, kitap kafe tarzında geniş kütüphaneli kafeler olabilir ve siz gidip orada etrafa bakıp, birşeyler yiyip/içip, kitap okurken, sizin gibi oraya gelmiş diğer insanlarla tanışabilirsiniz. Sizinle daha iyi uyuşacak olanları belirlemek için de okuduklarına bakabilirsiniz vs. Böyle yerlerde konu belirlenip günün tartışması yapılabilir. Ama dediğim gibi, ilk 3 aşama da belli bir olgunluğa gelmemiş olan biriyle biraz zor.

4. Chat ortamı, bilinç gelişimine katkı açısından, çok gerekli gözükmüyor. Çünkü biz chat'in sağlayabileceği hızda düşünce üretmiyoruz genelde. Onun yerine foruma yazıp kalıcı olmasını sağlamak daha kolay/verimli. Ancak şunu da belirtmek lazım. Bu araç sayesinde insanlar daha özgür oldular (forumlar da bu özgürlüğe yakındır), yan etkileri olsa bile. Ve ender durumlarda da çok uzaktaki başka biriyle uyumlu lokalize bir zihinsel sürecin tadına vardılar.

Bir de şu var. Bahsettiğim aşamalar insanın bir kez geçip bitirdiği aşamalar değil gibi. Daha çok döngüsel bir şekilde tekrarladığı ve kişinin giderek kendisini daha rafine etmekte kullandığı aşamalar olarak görülebilir. Demek istediğim aşamaları 'bitirdikçe' döngüsel olarak helezonun bir üst katına gelmiş oluyorsunuz ve daha ince bir düzeyde (veya başka bir konuda) aynı aşamalarla karşılaşabiliyorsunuz.



Edited by - on

bulut
Elmas

565 Posts

Posted - 09/04/2008 :  17:10:43  Show Profile  Visit bulut's Homepage  Reply with Quote
Sevgili oe,

"Ve ender durumlarda da çok uzaktaki başka biriyle uyumlu lokalize bir zihinsel sürecin tadına vardılar."

H

Edited by - on
Go to Top of Page

bulut
Elmas

565 Posts

Posted - 09/04/2008 :  17:19:00  Show Profile  Visit bulut's Homepage  Reply with Quote
Hissettiğim tadın kaynağını belirttiğiniz için teşekkür ederim.Gerçekten sadece internet ortamında forumumuzdaki nick'lerden ibaret olan tanışıklığımız sürdürdüğümüz lokalize zihinsel sürecin uyumundan kaynaklanıyor.Bu uyum bana güven veriyor.Sevgilerimle.
(ilginç bir hata yaptım özür dilerim.)

Edited by - on
Go to Top of Page

oe_
Elmas

671 Posts

Posted - 10/04/2008 :  01:38:43  Show Profile  Visit oe_'s Homepage  Reply with Quote
Sevgili bulut,

Bu tadı, aynı yolun yolcusu olarak, fiziksel olarak uzak olmasına rağmen duygusal/zihinsel olarak rezonansa giren çoğu arkadaşımız çok zaman hissediyoruz, diye düşünüyorum. Belki budur(.com) yalnız olmadığımızı hissettiren :)

Sevgiler...

Edited by - on
Go to Top of Page

safran
Elmas

612 Posts

Posted - 10/04/2008 :  01:51:23  Show Profile  Visit safran's Homepage  Reply with Quote
4. Chat ortamı, bilinç gelişimine katkı açısından, çok gerekli gözükmüyor. Çünkü biz chat'in sağlayabileceği hızda düşünce üretmiyoruz genelde. Onun yerine foruma yazıp kalıcı olmasını sağlamak daha kolay/verimli....

sevgili oe ,
içindekileri çok güzel aktarmışsın , paylaştığın için teşekkür ederim...

Edited by - safran on 10/04/2008 01:53:18
Go to Top of Page

enigma
Kehribar

Turkey
52 Posts

Posted - 11/04/2008 :  23:56:39  Show Profile  Visit enigma's Homepage  Reply with Quote
Yuvarlak masa toplantıları herkesin fikir ürettiği,kişisel gelişim amaçlı yapılan keyifli ve yararlı sohbetler...beyin frtınasının estiği bu masada farklı enerji seviyeleri oluşur,kıvılcımlar kopar,duygu selleri yaşanır...zaman,mekan herşey unutulur.

Edited by - on
Go to Top of Page

enigma
Kehribar

Turkey
52 Posts

Posted - 12/04/2008 :  00:14:59  Show Profile  Visit enigma's Homepage  Reply with Quote
Ruhsal gelişim...ahh ahh dünyamızdaki insanlarımızın en eksik olduğunu düşündüğüm konudur bu...maddeselleşme,sanki bir yarışmış gibi herkes biraz daha maddeselleşmek için koşuşturuyor sanki:\özbenliğimizden gittikçe kopmuşuz(hiç arkalarına dönüp bakıyorlar mı acaba)(neydik ne olduk hesabı..)Bir insan nasıl ruhsuzlaşabilir bunu aklım almıyor doğrusu...

Ruhsal bir ütopyamız olsuun...bir anlık da olsa bizi mutlu etmek için..sanki gerçekmişcesine o enerjiyi tatmak için..bi an düşünsenize...kendi dünyanız olsun ruhsal bir dünya para nedir bilinmeyen değeri olmayan,aynı zamanda toplumsal olsun herkesin bir bütün olduğu ve bunun kabul edildiği,soyut bi dünya düşünün bulutlardan salıncakların olduğu sizi gülümsetecek bir dünya...

Budur.com da bir yuvarlak masa toplantılarının yapıldığı bir yer değil midir sizcehadii herkes kendi ruhsall ve duygusal ütopyasını paylaşsınn ne dersiniz??ruhsal gelişime bir basamakcık atalım hepberaber ,atmaya çalışalım
beyin fırtınası yapalım beraberr...

Edited by - on
Go to Top of Page

Süvari
Elmas

Turkey
455 Posts

Posted - 12/04/2008 :  04:30:55  Show Profile  Visit Süvari's Homepage  Reply with Quote
Uzun zamandır beklenen bir esintiydi;

O Bizim "En çok Dalga dalga olan halimizi severmiş". Suya düşen damladan sonra halkaların geri dönüşü kaçınılmaz şüphesiz.

Lakin kutsal metinlerde şöyle mesajlar vardı;

Denizdeki köpük- Sıcak Demirdeki Curuf- Buğdaydaki Kabuk

Buğdayın yetişmesine önemli şeylerin gerekli olduğu kadar Kepeğini elemek için; Esintiye, Un yapmak için; sabıra, hamur yapmak için; emeğe,Pişirmek için; zaman ve ateşe ihtiyaç var..(Bazen har farklılaşıyor)

Hımmmm forumda Elek Nickli Dostu hatırladım...


Sevgiler saygılar

Edited by - Süvari on 12/04/2008 04:38:30
Go to Top of Page
  Previous Topic Topic Next Topic  
 New Topic  Reply to Topic
 Printer Friendly
Jump To:
Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum © 2004 Budur.com Go To Top Of Page
This page was generated in 0.11 seconds. Powered By: Snitz Forums 2000 Version 3.4.04
Google
 
Web www.budur.com
Detayonline Gizli
Gerçekler
oyun komedi sohbet
Visitor Counter by Digits